Şehir hastanelerinde hasta garantisi verildi mi ?

Cumhuriyet’ten Emine Kaplan’ın haberine göre TBMM Sağlık Komisyonu’nda, AK Partili milletvekillerinin kamudan ihraç edilen doktorların çalışmasına sınırlama getiren ve sigara yasağını genişleten yasa önerisinin şehir hastaneleriyle ilgili maddeleri tartışma konusu oldu.

CHP’li Ali Fazıl Kasap, Kalkınma Bakanlığı’nın 9 milyar dolara mal olacak hastanelerin 25 yıl karşılığında devlete maliyetinin 28 milyar dolar olduğuna ilişkin yazısı olduğunu belirterek, “Yani yaklaşık 3 kat kazıklanıyoruz. Türkiye’de 13 tane çok ciddi şehir hastanesi yaptık, her birinde yüzde 300 kazıklandığımız garantilidir. Bu hastaneler için verilen diğer sterilizasyondur, yemekhanedir, temizliktir, güvenliktir vesaire onlardan Kamu İhale Kanunu’na tabi olmaksızın laboratuvarlar, görütüleme vesaire hepsi hasta garantili. Türkiye’de hiçbir hastanenin yüzde 70 doluluk oranı olmaz” dedi. 

Eski Sağlık Bakanı, AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, şehir hastanelerini bakanlığın işlettiğini, ‘yap-işlet-kirala öyle devret’ sistemi olduğunu, Sağlık Bakanlığı tarafından işletildiğini savunarak “Hasta garantisi diye bir şey yok” dedi.

Sağlık Bakan Yardımcısı Eldemir, şu anda işletme halinde olan 6 şehir hastanesinin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Hiçbirinde garanti miktarları —hasta garantisi değil- dolduramama diye bir sorun yok. Yani daha fazlasını ödüyoruz? Neden? Garanti miktarlarının üzerinden hizmet alıyoruz”

İYİ Partili Arslan Kabukcuoğlu, “Tabii diğer hastaneleri kapatırsak, tüm hastaları buraya yönlendirirsek bu hastanelerde hasta sıkıntı olmaz” diye laf attı. HDP’li Serpil Kemalbay Pekgözegü, şehir hastanesi yapan şirketlere yüzde 70 doluluk ve en az 25 yıl kira garantisi verildiğini, ücretsiz Hazine arazisi tahsis edildiğini söyledi.

Öneride, şehir hastanelerinde ‘ihtiyari hizmetlerde sözleşmede yer alan miktara bağlı tıbbi destek hizmetlerinde pazar testi süresi 5 yıldan 10 yıla’ çıkarılıyor. CHP’liler, bu düzenlemeyle şirketlere tıbbi hizmetlerde 10 yıllık süre garantisi verildiğini, Sağlık Bakanlığı’nın “5 yılda bir pazar testi yaparak günün koşullarına göre en uygun şirketlerle çalışacağız” iddasının gerçek olmadığının ortaya konulduğunu bildirdi. Önerideki, şehir hastanelerinin işletme döneminde yapılan iş ve işlemlerinden damga vergisi alınmamasına ilişkin hüküm ise metinden çıkarıldı.

 

‘Zavallı Uysal’ tutanaklardan çıkarılmadı

İBB Meclisi’nin 16 Kasım tarihli oturumunda İETT’nin dün yarım kalan bütçe görüşmesine kaldığı yerden devam edildi. İETT gündeminde önce meclis üyelerinin sözlü önergeleri alındı. CHP’li Meclis Üyesi Nadir Ataman, İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın Hürriyet gazetesine verdiği demeçte açıkladığı metroların yap-kirala-devret yöntemi ile yapılması ve tünellerin ücretli hale getirilmesine ilişkin önerge sundu. Ataman “Meclise bir bilgilendirme yapılmadı. Belli ki ayrıcalıklı ve imtiyazlı özel dostlara ve kendi partililerinize ihale vermekten dolayı İBB’nin bütçesi tam takır. Geldiğiniz durum nedir? Metro inşaatlarını yapamıyorsunuz bir çoğunu Ulaştırma Bakanlığı üstlendi. Metroların yapımı için seçilen yöntem yap – kirala – devret yani İBB özel sektörün yaptığı hatlara kiracı olacak. Artık tünellerden geçerken de para ödeyeceğiz. Tanrı İstanbul halkını sizin yeni fikirlerinizden korusun. Mevlüt beyin bu fikirlerle yeniden aday olma işi ve planları da suya düştü” dedi. Ataman önergesini sunarken AKP’li meclis üyeleri sık sık tepki gösterdi. Tartışma sürerken AKP grubu, yarım kalan İETT Genel Kurulu sırasında CHP adına yapılan konuşmada İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı için kullanılan  “Zavallı Uysal” ifadesinin çıkarılmasını talep etti. Meclis Başkanvekili Selamet de “Konuşma sırasında pişmanlık duyacağımız sözler söyleyebiliriz. Bu tartışmayı burada bırakalım. Hakkı bey konuşmasına kaldığı yerden devam ederken o ifade ile ilgili gereğini yapacaktır” dedi.

FOTO: SOZCÜ

FOTO: SOZCÜ

Söz alan CHP’li Meclis Üyesi Ataman da “Uysal’ı halk seçmedi, atandı. Halk Topbaş’ı seçti. Tutanaklardan ‘seçilmiş başkan’ ifadesi de çıkarılsın” önerisinde bulundu. Ahmet Selamet “Meclis üyelerini halk seçmedi mi? Sizin seçtiğinizi halk seçmiş sayılmaz mı?” karşılığını verdi. Tartışmalar arasında yarım kalan İETT Genel Kurulu’na geçildi.

İLGİLİ HABERKülünk'ün kaçak tüneli İBB'ye takıldıKülünk'ün kaçak tüneli İBB'ye takıldı

HAKARET DEĞİL SİYASİ ELEŞTİRİ

İDO’nun özelleştirilmesine yönelik eleştirileri ve “14 yıllık Kadir Topbaş’ın İstanbul’da yarattığı ciddi erozyon sorunu sonrası bunu toparlamaya çalışan zavallı Uysal, bu işin içinden çıkamaz”  ifadesiyle tartışma yaratan CHP’li Meclis Üyesi Hakkı Sağlam  yarım kalan konuşmasını tamamlamak üzere kürsüye çıktı. Sağlam, “zavallı” ifadesini hakaret olarak değil siyasi eleştiri olarak kullandığını “Zavallı annem, zavallı babam” gibi geleneksel olarak kullanılan bir ifade olduğunu söyledi. Sağlam’ın konuşmasını bitirmesinin ardından Meclis Başkanvekili Selamet, tekrar “zavallı Uysal” ifadesi ile ilgili düzeltme yapıp yapmayacağını sordu. Sağlam konuyla açıklamasını aynen tekrarladı. AKP’li meclis üyeleri açıklamayı yeterli bulmadıklarını söyleyerek ifadenin tutanaktan çıkarılması konusunda ısrarcı oldu. Bu tartışma uzun süre devam etti. Sağlam tekrar söz alarak “Bu sözü hakaret olarak görüyorsanız geri alıyorum, ama hakaret etmedim” dedi.

İLGİLİ HABERMeclis Sağlık Komisyonu'nda tartışma çıktıMeclis Sağlık Komisyonu'nda tartışma çıktı

İÇTÜZÜK KONTROL EDİLDİ

CHP’li Meclis Üyesi Ercan Erdem  bu sırada söz alarak tartışmaya nokta koyacak bir hatırlatma yaptı. İçtüzüğe göre bir ifadenin tutanaktan oy çokluğu ile çıkarılamayacağını, hakaret söz konusu ise bunun tespitinin gerektiğini belirterek “Bu tespiti yapacak yer mahkemedir. Bu ifadeyi tutanaktan çıkarmak delili ortadan kaldırmaktır” dedi. Bunun üzerine meclis  içtüzüğe bakıldı. Ve İBB Meclisi Başkanvekili Selamet, içtüzüğe göre konuşmacının beyanında düzeltme yapmak istemesi durumunda dilekçe vermesi gerektiğini ifade ederek “Dilekçe verirse tutanağa eklenir. Tutanaktan beyan çıkarılamaz” dedi.

AKP Grup Başkanvekili Ömer Lütfi Arı da “Hakkı bey şartlı olarak ifadesini geri çekti. Mesele bizim için kapanmıştır” dedi ve tartışma sona erdi. Tartışma yaratan “Zavallı Uysal” ifadesi tutanaklardan içtüzük nedeniyle çıkarılamamış oldu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Çobanın kabus günü ! Çadırda bulundu

Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Yukarı Sallıpınar Köyü’nde, sabah saatlerinde 300 koyunla birlikte kar ve tipi nedeniyle kaybolan çoban Cemal Reçber (65), AFAD ve jandarma ekipleri tarafından çadırda bulundu. Reçber, hastaneye kaldırıldı.

Evli ve 6 çocuk babası Cemal Reçber, sabah saatlerinde köyün koyunlarını otlatmak için 3.5 kilometre mesafedeki Boyalı Ormanları Civelek mevkiine gitti. Reçber, saat 15.00 sıralarında cep telefonu ile yakınlarını arayıp kar ve tipi nedeniyle yolunu kaybettiğini söylemesi üzerine Muhtar Murat Türkan, jandarmaya haber verdi. Jandarma köye gelerek çobanın gittiği yerde arama çalışması başlattı. Jandarmanın, AFAD ekiplerine de haber vermesi üzerine arama çalışmaları genişletildi. Olumsuz hava şartlarına rağmen aramayı sürdüren ekipler, Cemal Reçber’i saat 23.00 sıralarında bir çadıra sığınmış halde buldu. 

Reçber, AFAD ekiplerince sağlık kontrolü için Sarıkamış Devlet Hastanesi’ne götürüldü.
Jandarma ekipleri ise 300 koyunun başında bekleyerek, köylülerin kamyonlarla gelip hayvanlarını  götürmelerini bekledi.

Patates ve soğana zam gelecek

Geçen yıl yaşanan fiyat düşüşleri patates ve soğan ekimini oılumsuz etkiledi. ekim alanlarının daralması rekolte düşüşlerine neden olurken fiyatları da arttırdı. 

Dünya gazetesinden Beyza Coşkuntürk’ün haberine göre, Soğanın kilosu pazarda 5 liraya kadar çıkarken patates fiyatı ise üreticide 1.70-1.90 TL arasında, pazarda ise kilosu 4 lirayı buluyor. Soğanda fiyat artışının diğer bir nedeninin ise küf hastalığı olduğunu kaydeden yetkililer, patates ve soğanda fiyat artışının süreceği görüşünü dile getirdiler.

“İHRACATTA ARTIŞ YAŞANIRSA PATATES FİYATI YÜKSELEBİLİR”

Haberde görüşlerine yer verilen Ödemiş Ticaret Borsası Başkanı A. Latif Aka, üreticinin geçen yıl düşük oluşan fiyatların  etkisinden kurtulamadığını ve ekim alanlarında azalma meydana geldiğini vurguladı. Aka, “Bu yıl rekolte ve verimin düşük olduğunu gözlemliyoruz. Bunun sebebi de geçen yıla göre biraz daha az patates ekimi yapılması. Mazot, gübre ve tohum başta olmak üzere girdi maliyet lerinin yüksek olması üreticinin belini büküyor” diye konuştu. 

Döviz kurlarından dolayı yükselen fiyatların son dönemde bir miktar indiğini ifade eden Aka, “Şu anki fiyatlar 1.70-1.90 TL arasında. Ancak asıl sökümler 10 gün sonra başlayacak. Üretici ihracatında başlamasıyla fiyatların 1.90’ın üzerine çıkacağını düşünüyor. Bu anlamda fiyatlarda ve piyasada olumlu bir beklenti var. İhracatta artış yaşanırsa patates fiyatlarında olağanüstü yükseliş olabilir” dedi. 

SOĞANDA NİSANA KADAR FİYATLAR YÜKSELECEK

Soğan fiyatının küf hastalığı nedeniyle bir anda artış gösterdiğini dile getiren Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, “Ancak fiyatlar şimdi durağan seyrediyor. Şunu ayırt etmek lazım; Soğandaki fiyat artışının nedeni stokçuluk değil, piyasaya arz etmek üzere depolarda bekleyen soğanın küf hastalığı nedeniyle zarar görmesi, çürüğe ayrılması. Bugün halden 3.5 liraya çıkan soğan, üzerine masraflar eklendikten sonra tüketiciye 4-5 liraya ulaşıyor. Ocak-şubat aylarında fiyatın biraz daha yükseleceği tahmin ediliyor. Nisan ayında ise Adana’da sökümün yapılmasıyla, yani yeni hasatla birlikte soğanın ateşinin söneceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Hikmet Karaman: Yurt dışında bir takımla görüşüyorum

Türk futbolunun tecrübeli teknik adamlarından Hikmet Karaman, kendisiyle ilgili ve Süper Lig’le ilgili bir çok önemli açıklamalara imza attı. Karaman, “Bu sene Başakşehir’in şampiyon olması lazım. Abdullah hocanın, başkanın ve yönetimin eline böyle bir fırsat daha geçmez. Bir tarih yazmak istiyorlarsa, müzelerine çok önemli bir kupa koymak istiyorlarsa, bu sene büyük bir fırsat” dedi.

“BİRÇOK LİGİ TAKİP EDEREK ANALİZLER YAPIYORUM”

Farklı ülkede birçok maçı canlı olarak takip ettiğini ifade eder Hikmet Karaman, teknik adamlarla değerlendirmeler yaptığını söylerken, “Geçen sene Alanya’dan ayrıldıktan sonra orada bir hastalık geçirdim. Ayrılmak zorunda kaldım. 3-4 ay sonra düzeldim. Kendime bir plan ve proje yaptım. Bunlar içerisinde futbolun önde gelen ülkeleri, idare teknik adamların düşüncelerini takip etme projesi üzerinden yola koyuldum. İngiltere’ye giderek çeşitli aralıklarla orada kalarak takımları, antrenmanları, teknik adamları, maçları izliyorum. Hem lig, hem şampiyonlar ligleri hem de teknik adamlarla ilgili söyleşiler yapıp aradaki farkı gözlemliyorum. Almanya’yı da takip ediyorum, İspanya’yı da takip ediyorum. Hem teknik adamların takıma olan katkıları, hem de ülkenin futbolu üzerine hocaların neler düşündüğü ile ilgili kendimi geliştirme amacıyla bilgiler topladım. Tabii bu devam ediyor. Bu arada da Türkiye’de de ara ara takımlarda ayrılıklar oluyor. Zaman zaman istişare, görüş birliği yaptığımız yöneticiler oluyor. Son sıradaki takımları alıp 3-4 sıra yukarıya çıkarabiliyorsunuz. Ama orta sırada veya üst düzey şampiyonluğa oynayan takımları aldığınız zaman işte hedefiniz direk şampiyonluk oluyor. Bu sene ligde teknik adamların takıma olan katkısı çok yüksek. Özellikle bunu Anadolu takımları açısından söylüyorum. İlk dörde girme şansınız çok yüksek. Hatta şampiyon olma şansınız da çok yüksek. İşte Beşiktaş-Sivasspor maçını gördük. Sivasspor’un hocasının ayrılmasına rağmen yardımcı hoca Hakan Keleş’i tebrik ederim. Mükemmel bir performans ortaya koydular. Bu demek oluyor ki kadrosu biraz iyi olan, biraz antrenör eli değdiği zaman artık 3 büyüklerin aralarındaki farkın kapanmış olduğunu, hatta büyük takımların gerilemiş olduğunu, Anadolu takımlarının yabancı transferlerindeki nokta atışlarını yaptıklarında ligde söz sahibi olacaklarını gösterdi. Takım seçimi konusunda şimdilik hedef, devre arasına bekleyip durumu görmek” ifadeleri kullandı.

“YURT DIŞINDAN BİR TAKIMLA GÖRÜŞÜYORUM”

Yurt dışından da teklifler aldığına vurgu yapan Karaman, “Yurt dışından iletişimde olduğum bir takım var. Ama 2’nci lig olduğu için şu anda o takımı dışarıdan da yönetiyorum. 2’nci ligde olduğu için çok düşük, ligin kalitesi düşük, 1’inci lige çıkarsa orada hemen başlayabilirim. Ama öncelikle 1’inci lige çıkması şart. Onun için de başkan ve oradaki insanlarla bir çalışma programı uyguluyoruz. Seviye, kalite düşük olduğu için biraz zor ama bakacağız” dedi.

“TAKIMLAR ARASINDAKİ FARK KAPANDI”

Takımlar arasındaki farkın kapandığına ve birbirlerini iç sahada ya da deplasmanda yenebildiğine değinen Karaman, “Süper Lig’de artık biraz da seçici olmam gerektiğine inanıyorum. Çünkü bugüne kadar gelen bütün tekliflere gittik, bütün gelen teklifleri hemen değerlendirip başladık. Ne oluyor? Kurtarıcı oluyorsun ama bir Bursaspor’a gittiğin zaman lig 4’üncüsü oldun. Biraz düzgün takıma gittiğinde zaman farklı oluyor. Gaziantepspor küme düşme potasındaydı mesela, o sene Play-Off mücadelesi vardı, ilk resmi kupasını 12 takım arasından kazandı. Orduspor ile final maçını oynayıp burada resmi kupasını alan, 12 takım arasından 1’inci olan o takımda kadrosu çok iyiydi. Yani iyi kadrolarda çalışmak önemli. Ne kadar iyi teknik adam olursanız olun iyi oyuncu kadrosunda çalışmak çok önemli. Galatasaray’da eksikler olduğunda, Beşiktaş aynı şeyi yaşadığında Anadolu takımları geliyor burada da yeniyor, kendi sahasında da yeniyor. Örneğin Malatyaspor. Erol hocayı tebrik etmek lazım. Çok güzel bir çalışma yapıyor. Herkesin küme düşer dediği takımı aldı, bir sistem oturturdu. Daha sonra yabancı transferlerindeki doğru atışlar takımı doğru bir yere getiriyor. Çünkü Türkiye’de Anadolu takımlarının en büyük sorunu büyüklerden sonra en büyük sorunu yabancı transfer konusunda zayıf kalmalarıydı. İyi transfer yapamıyorlardı. Şimdi aynı şey büyük kulüplerde olduğunda bakın büyük kulüpler nerede oluyor. Yani geçmişte büyük kulüpler için içeride dışarıda hiç fark etmiyordu, hepsini yenebiliyorlardı. Ama şimdi aradaki fark kapandı. Önümüzdeki sezonlarda UEFA ile olan ekonomik sorunlarını kulüplerimiz hallettiğinde onlar da transferler yapabilir. Öte yandan gözlemlerimde şöyle bir şey var. Şimdi Almanya’ya bakıyorsun Bayern Münih’te tekliyor. Oranın en büyük kulübü. Şimdi bu Borussia Dortmund mağlubiyeti değil. Bundan önce de 2 maç üst üste mağlup oldu. Orada da bir sorun var. Veya İngiltere’de Manchester City’de başlangıçta iyi değildi. Liverpool’un bir çıkışı söz konusuydu. Sonradan düzeldi. Manchester United’da da bakıyorsun aynı problemleri yaşıyor. Avrupa’da da sanki büyük takımlarda bir tek Paris Saint-Germain 13’de 13 yaptı galiba, 13’de 13 ve hiç mağlubiyeti yok, beraberliği yok. Fransa’da da 5-6 takım haricinde diğerleri biraz zayıf takım görüntüsünde” şeklinde konuştu.

“BU SENE BAŞAKŞEHİR’İN ŞAMPİYON OLMASI LAZIM”

Süper Lig’in lideri olan Medipol Başakşehir’in bu sezon şampiyon olması gerektiğini belirten Karaman, “Bu sene Başakşehir’in şampiyon olması lazım. Abdullah hocanın, başkanın ve yönetimin eline böyle bir fırsat daha geçmez. Bir tarih yazmak istiyorlarsa, müzelerine çok önemli bir kupa koymak istiyorlarsa, bu sene büyük bir fırsat. Geçen sene de aslında olayın içindeydiler ama Fatih hoca orada teknik adamlığını konuşturarak Galatasaray’ın kadrosunun yeterli olmamasına rağmen şampiyon oldular. Arda ile Emre, Çaykur Rizespor maçında takıma katkı sağladılar. Onların da bir performansının iyi olup da takıma girdiklerini düşündüğünde belki de Başakşehir açık ara demeyelim de 7-8 puan farklarla ligde lider konumunda bulunabilir. Ama Başakşehir’de dikkat edilmesi gereken konu Anadolu takımları da artık maç vermiyor. Yani Başakşehir’in burada da taraftar gücü yani 12’nci adam gücü olmadığı için deplasmanda oynadıkları maçlarda bu sorunu yaşayabilirler, puan kaybedebilirler. Arda’nın ve Emre’nin Rize maçında takıma katkısını gördük. Özellikle Arda’nın kısa zaman da olsa oyun içerisindeki topla alışverişi, skor 2-1’den sonra topla alışverişi çok iyiydi. Arda ve Emre oyuna girdikten sonra top Başakşehir’de daha çok kalmaya başlayıp ve oyunu dengeleyerek üstünlüğü ele geçirdiler. Bu da oyuncu kapasitesi kadrosunun Başakşehir’in geniş olduğu, hamle gücünün de yüksek olduğu bu oyuncularının performansının ve randımanının artmasıyla diğer takımlar arasındaki farkı da açacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“KOEMAN BAŞARILI”

Fenerbahçe’de Phillip Cocu’nun ayrılışından sonra takımın başına geçen Erwin Koeman’ın başarılı olduğunu söyleyen Karaman, “10 haftadan sonra teknik direktörün Cocu’nun gitmesi doğal. Belki kendisi de bırakacaktı. Belki de kendisi de olmuyor demiştir. Koeman bence başarılı. Yani aynı yardımcı ekip, Cocu’nun yardımcıları göreve devam ediyor. Takım kurgusunda değişiklikler var. Oyuncu değişmelerinde değişiklikler var. Çünkü teknik direktörleriyle beraber çalışırken sanırım belki onlar görüş belirtiyorlardı ama Cocu inisiyatif kullanıyordu. Koeman daha farklı işler yapıyor. Oyuncularla iletişimi daha farklı. Özellikle Valbuena’nın forma girmesi ve takım oyunu oynaması, bu çok önemli hücumda basit top kaybetmeyerek hemen boşa çıkan adama pası atması, sağ sola deplase olması, ölü topları iyi kullanması, hep oyunun içinde olması, fiziksel, motivasyon ve ruhsal olarak istemesi takıma olan katkısını da geliştirdi. Ama esas Koeman’ın saha içerisindeki kafası Ayew. Bir dönem Alex Fenerbahçe’de, Hagi Galatasaray’da veya Chelsea’de Mourinho’da Drogba gibi bazı oyuncular saha içerisinde teknik direktör gibi, yani takım kaptanı teknik direktörün uzantısı. Dolayısıyla saha içerisinde bu tip oyuncular birçok şeyi değiştirebiliyor. Gözlemlerimde Fenerbahçe’de de Ayew’in bunu saha içerisinde hem organizasyonda, hem de kulübü ile iletişiminin son derece pozitif olduğunu görüyorum. Bu da oynanan oyuna ve alınan sonuçlara da yansıyor” diye konuştu.

“FATİH TERİM TECRÜBESİNİ GÖSTEREREK ŞAMPİYON OLDU”

Hikmet Karaman, sporun içindeki ekonomik yapı nedeniyle takımların farklı çözümler aradığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de açık net ve gerçek olaylar var. Maalesef bu konularda şeffaf olamıyoruz. Niçin olamıyoruz, çünkü taraftarın baskı gücü var. Taraftarın ekonomiye bakmayarak, takımların UEFA ile kendi iç bünyesinde yaşamış olduğu sorunlara bakmayıp, mutlak surette iyi futbolcular transfer edin, borçlanın, şampiyon olun dediğini görüyoruz. Türkiye’deki taraftar ruhunda böyle bir bakış açısı var. Hal böyle olunca, büyük kulüpler de birbirleriyle yarışıyor. Böyle olunca ne oluyor, kulüpler ekonomik borç batağına giriyor. Galatasaray takımı aynı şekilde o da UEFA’nın kontrolünde. Durum böyle olunca da giden oyuncular, satmak zorunda olduğun oyuncular, bunların yerine istediğin kalite de veya takımın gücünü yukarı çekecek oyuncuları transfer edemiyor. Geçen sene Fatih hoca geldi ve antrenörlük, teknik adamlık tecrübesini göstererek, takım şampiyon oldu. Orada antrenör teknik adamlık katkısı çok yüksek. Bu sene oyuncuların gitmesi, bazı pozisyonlarda eksik oyuncu olması onu yeni oyuncu arayışına itti. Örneğin bir Ozan’ı çıkarıp kaybetse dahi çünkü yeni oyuncular genç oyuncular, deneyimsiz, tecrübesiz. Oynarken size maç kaybettirebilir. Bütün bunları göze alıp bazı oyuncuları farklı pozisyonlarda oynatarak takımı yukarıda tutmasını bildi. Şimdi Fenerbahçe aynı şeyi yapamadı. Fenerbahçe Cocu tanımıyor, etmiyor tutamadı takımı yukarıda. Ama Fatih hoca, Şenol hoca için de aynı şey geçerli. Fatih hoca Galatasaray’ı konuştuğumuza göre takımı yukarıda tutup şampiyonluk potasında götürebilmeyi başarıyor. Tabii bu nereye kadar gidebilir. Çünkü bu yaşanan cezalar, son yaşanan olaylardan sonra teknik adamın ve takımın baya bir gücünü sarstı. Ama buna rağmen Kayseri gibi çok önemli bir deplasmanda iyi bir takıma karşı gerçi Kayserispor’un da çok eksikleri vardı. Olmadığı zaman teknik adamlar bir şeyler bulmalı. Veya Koeman’da orta saha kimi koydu, Isla’yı koydu değil mi? Orada bir yenilik yapmak zorunda. Mevcut kadroda eksikleriniz varsa, bazı farklı mevkilerde oynatarak teknik adamlığınızın ufkunu da ortaya koyabiliyorsunuz.”

“FATİH TERİM LİGE AĞIRLIĞINI KOYAR”

Ligde yer alan teknik direktörlerin çok büyük tecrübelere sahip olduğunu dile getiren Karaman, “Fatih, Abdullah ve Şenol hocanın şampiyonluğa oynama deneyimleri çok yüksek. Başta Fatih hoca ve Şenol Güneş’in. Enternasyonal deneyim ve lig şampiyonlukları ve krizi yönetmek başka. Fatih Terim hocanın lige ağırlığını koyacağını düşünüyorum. Belki birkaç yeni futbolcu da çıkarabilir. Devre arası hazırlık kampından sonra bir iki yeni futbolcu veya bir transfer yapabilirler. Çünkü bir güce ihtiyaçları var. Teknik adam katkısıyla bu kadar olur. Bunun üstüne bir tık iki tık üstüne çıkmak için oyuncuya ihtiyacınız var. Durum böyle” dedi.

“BEŞİKTAŞ YENİLİK GEÇİRMEK ZORUNDA”

Hikmet Karaman, şampiyonluğun iddialı takımlarından birisi olmasına rağmen istenilen performansını gösterememesiyle ilgili olarak, “Beşiktaş, kadro olarak baktığında yaş olarak çok deneyimli oyunculardan kurulu. Yani Borussia Dortmound-Bayern Münih maçını izledik. Orada da spiker Bayern 1-0 öndeyken deneyimin hakim olduğundan bahsetti ama tam tersi oldu. Maçın son yarım saatinde dinamik, koşan, tempolu takım oyunu bırakmayan 90 dakika süresi içerisinde, üst düzey tempo ile oynayan takım işi bitirdi. Dolayısıyla Beşiktaş giden oyunculardan sonra bir yenilik geçirmek zorunda. Bunun için de zaman ihtiyaç var. İşte santrforda hoca arayışlara girdi. Pepe ve Vida gelmesine rağmen, iki tane dünyaca ünlü oyuncu gelmesine rağmen 2 sezon şampiyonluk yok. 2’si yokken takım üst üste şampiyon oldu. Aslında çok enteresan bir durum. Dünya kupasında herkes Pepe ve Vida’yı istiyordu. Pepe çok önemli bir isim çok önemli bir tecrübe, şimdi ikisi yan yana oynuyor. Beşiktaş daha çok gol yemeğe başladı. Veya 2 senede giden şampiyonluk, bugünkü duruma da baktığında takım defansı ve defansta da bir sorun olduğu gözüküyor. Yani Sivasspor maçı 2-1 bittiyse Allah’a şükür demek lazım. 4-5 olabilirdi o maç. Yani City, United maçı da 2-0’dan 2-1’e geldi, Mourinho oyuncu değişiklikleri yaptı. Ama Guardiola, Aguero’yu çıkartıp bizim İlkay’ı oyuna soktu. Bir anda top City’de tekrar kalmaya başladı. Yani o ara City gol yiyebilirdi ve İlkay golü attı. Şimdi bunlar çok önemli şeyler. Sivas maçında Hakan hoca öyle bir hamle yapsaydı, top Sivas’da daha çok kalsaydı belki 3’ü, 4’ü bulabilirlerdi. Mesela Beşiktaş 2-1 mağlup durumdayken maçın bitmesine en az 30 dakika vardı. Artık oyun formatından paslaşmadan geriden ve orta sahadan oyun kurma düzeninden Beşiktaş, uzun toplar ile şişirme toplarla acaba golü nasıl atarıma geçmeye başladı. Şampiyon olmuş, bu kadar deneyimli bir gruba yakışmayan bir oyun anlayışı. Bir de bunun üzerine 12’nci adamı Beşiktaş taraftarının gücünü de koy. Böyl0e bir güç ile oynuyorsun. Şimdi taraftar da orada 2-1’den sonra takımı müthiş bir şekilde desteklemeye çalıştı. Ama oyuncular o geri dönüşü o oyun planlaması içerisinde gerçekleştiremediler. Bazen teknik direktörün de oyuna dahil olmadığı durumlarda oyuncular içeride bir şeyler yapmalı. İşte Quaresma gibi bir oyuncu orada Pepe gibi bir oyuncu orada, Vida gibi bir oyuncu orada. Bunların oyun içerisinde oyuna ağırlık koyup daha uzun bir zaman var biz oynayıp golü atabiliriz demeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

“KOEMAN DEVRE ARASINI GÖRMELİ”

Erwin Koeman’ın Fenerbahçe ile devre arasına kadar devam etmesi gerektiğini dile getiren Karaman, “Burada tabii mutlaka Başkan Ali Bey, yönetim kurulu ve sportif direktörleri bu konu ile ilgili istişareyi kendi aralarında yapıyorlardır. Teknik ekibin Galatasaray, Avrupa kupası maçı ve ligde Alanya maçı bir başarı ve pozitif değişimin olduğu ortada. Bence devre arasına kadar beklenmeli. Futbol takımları sadece teknik direktörden ibaret değil. Maalesef biz de başkan ve yönetim şekilleri var, bunlar belirleyici oluyor. Avrupa’da, futbolda belirleyici olan profesyonellerdir. Yönetenler profesyonellerden doğru bilgileri alır, bunlar ışığında da karar verir. Bunu Fenerbahçe, sportif direktör getirterek uygulayan tek takım Türkiye’de. Daha önce Aykut hoca ile de Daum döneminde de yapmışlardı. Şu anda bunu uygulayan tek takım. Yönetim Comolli’nin düşüncelerini dinleyip ona göre karar veriyor. Dolayısıyla bazen iyi giderken bile teknik ekip getirmek zorundasınız. Çünkü oradaki işleyişin nasıl gittiğini en iyi siz görüyorsunuz. Parantez açarak çok farklı bir konuya değiniyorum. Yani skor alıyoruz devam edelim. Hayır. Sizin eğer sportif direktörünüz var antrenmanı, oyuncu ilişkilerini, toplantıları, maç önü konuşmaları, devre arası, maç sonrası bütün bunları bir bütün olarak sizin profesyoneliniz iyi izleyip bilgi aktarımını yapıp bu böyle skorları alıyoruz ama bu sunidir. Biz buraya mutlak suretle bir general bir teknik direktör takıma hükmeden lige hükmeden bir teknik direktörü getirmemiz gerekir de diyebilir. Veya tam tersi evet bunlar iyi çalışıyor. Bunlar bu işi götürebilir. Biz devre arasına kadar bekleyelim devre arasından sonra karar verelim. Bunu mutlaka Fenerbahçe yönetimi ve sportif direktörü kendileri konuşuyorlardır. Ama bizim dışarıdan baktığımızda Koeman en azından devre arasına kadar devam etmeyi hak etti. Aynı şey Sivas’ta Hakan Keleş için de geçerli, son derece başarılı. 2’si de zaten takımın bünyesindeki teknik adamlar. Bir şans verilebilir, çıksın devam etsin. Türkiye’de başkan ve yönetim modelleri var. Hal böyle olduğu zaman, yanlış kararlarda olabiliyor. Yanlış kararlar aldığın zaman ne oluyor, iş değişiyor” şeklinde konuştu.

“YETERLİ OYUNCU ÇIKARAMIYORUZ”

Karaman, yurt dışında forma giyen yerli oyucu sayısının çok yetersiz olduğunu dile getirerek, “Kesinlikle yeterli değil. Mesela Enes’i UEFA’da ilk oynatan benim. Enes’i A takıma alan da benim. Bursaspor’a gittiğimde dediler ki; hocam Arsenal, Manchester bizden bir çocuğu istiyor. Kim bu dedim? Alt yapıda. Kaç yaşında? 16 yaşında. Neden A takımla idmana çıkmıyor? Bu kulüpler bunu istiyor. Ben hemen onu A takıma aldım. A takımla idmanlara çıkarmaya başladım. Sonra UEFA kupasında onu oynattım. Kaybettik ama oyuna soktum. İlk oynatanlardan biriyim. Gelişimini biraz daha hızlandırması lazım Enes’in. Çok büyük deneyim ve tecrübe kazanıyor. Zaten çok okuyan kendisine kültürel anlamda katkı yapan bir arkadaşımız. Cengiz’e gelince Roma’daki futbolcumuza mesela birkaç haftadır yedek bekliyor. Milli takımdaki oyunuyla Roma’daki oyunu çok farklıydı ki Lucescu da son bölümlerde oyundan almıştı. Yani onunda belki iyi bir mentöre ihtiyacı var veya Roma kulübü bunu yapıyordur. Şimdi o aralıktaki oyuncuların durumu çok önemli. Arsenal, Everton maçına gittim. Maçtan sonra Cenk ile beraberdim. Ben onun eski hocasıyım. Gaziantep’te sağda solda ilk oynatan benim. Burada da 2’inci bir pozisyonda oynamayı öğreneceksin. Çünkü futbol gelişti artık sadece merkezde oynayan santrfor tipi kalktı. Solda, forvet arkasında oynamak zorundasın dediğimde çok zor gelmişti ona. Bugün söylediklerimle karşı karşıya kalabiliyor. Onun yerine oynayan oyuncu da müthiş oynadı gol attı. Demek ki daha çok çalışacak daha çok mücadele edecek. Şansını bekleyecek ve aldığında da değerlendirecek. Çünkü Cenk’in o yapısı o karakteri var. Yeterli oyuncu çıkaramıyoruz ki. Şimdi bakıyorsun ufak bir Slovakya’dan Çekoslovakya’dan veya Portekiz’den binlerce oyuncu çıkıyor. Tamam Portekiz, Brezilya’dan besleniyor. İşte birbirine yakın ülkeler. Bütün bunlara rağmen oyuncu çıkıyor. Yani biz niçin oyuncu çıkaramıyoruz tartışmamız gerekiyor . Hepimizin tartışması gerekiyor. Biz hepimiz nasıl oyuncu çıkarabiliriz? Çıkmıyorsa sebepleri nelerdir? Neler ortaya koymalıyız? Yani orada 10 kişinin 15 kişinin aklından gelecek fikirleri alıp çünkü o kadar çöp kutusuna atılmış kararlarımız var ki. Hepsi çöp tenekesinde. Şöyle geriye doğru yabancıdan sordun bana 5+3, 6+2 hep çöpe attık, attık, attık. Şimdi bunu da çöpe atacağız bir yenisini getireceğiz. Hep şundan örnek veriyorum Milli Eğitim Bakanımızı çok takdir ediyorum. Müthiş bir bakanımız var. Zevkle dinliyorum. Onu dinlerken birçok şeyi de öğrendiğimi hissediyorum. Futbolla birbirine benzeyen birçok örnekler var. Yani onlar bile bin kişinin üstünde kişileri davet edip 10’ar kişilik gruplar yaparak eğitim düzenimizle ile ilgili ne gibi fikirler olabilir diye bir sürü kişinin görüşlerini aldılar. Yani bu bize bir örnek. Eğitim bakanının başlatmış olduğu eğitimle ilgili çalışma futbol federasyonumuz için bir örnek. Aslında baktığında Milli Eğitim Bakanı, Spor Bakanı, Türkiye Futbol Federasyonu 3’ünün ortak çalışması yüzde 100 ortak çalışması gerekiyor. Bunun için yöneticiler bu işi yapamaz. Bugün Yıldırım Bey bu işi tek başına yapamaz ki. Yanındakiler de yapamaz. Yanındakiler yönetim kurulundan, iş adamlarından kurulu. Neyi yapacaklar? Bu işi profesyonel insanların yapması gerekiyor. Para lense kulübüne gittiğimde kulübün tanıtımında bir beyefendiyi getirdiler. Bu 300 tane okuldan sorumlu. Brezilya’daki 300 okulu denetleyip, tabii her şehirde her bölgede de onun adamı var. Oradaki iyi oyuncularla ilgili bilgi verip o gidiyor seyrediyor sonra sonra o oyuncuları alıyor. Orta okul ve lise için tesisler de okulda yapmışlar. Hem okuyorlar, hem tesiste kalıyorlar, hem de antrenmanlarını yapıyorlar. Şimdi bu da başka bir çalışma. Örnek veriyorum. Dolayısıyla bizim planlamaya, projeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

“VAR’I NE BAŞ TACI YAPALIM, NE DE YERDEN YERE VURALIM”

Karaman, Video Yardımcı Hakem (VAR) Uygulaması için ise şunları söyledi:

“Son hafta ki VAR sisteminde şu dikkatimi çekti; hakemler artık VAR’a gitmiyor. Yani orada bir konuşmadan sonra kendi inisiyatiflerini kullanmaya başladılar. Çünkü VAR’a gidip karar değiştiriyorlar birçok kritik almaya başladılar. Çünkü ülkemizde kendimize güvenmiyoruz. Güvenmediğimiz için de o kararları verenlere de güvenmiyoruz. Son hafta için diyorum. Kayseri, Galatasaray maçında Sinan’ın pozisyonuyla ilgili bir pozisyon oldu. Hakem ‘ben gördüm’ dedi herhalde. Çünkü hemen yakınında oluyor. VAR’a gidip seyretmedi. Şimdi bunun olumlu tarafları da var. Kendinden son derece emin olması veya her hatada hakemi VAR’a göndermek de hakemi tedirgin eder. Hakeme kendine olan güveni de sarsar. Allah, Allah nasıl görmedim? Gidiyor oraya gerçekten de böyleymiş. 2 kere gitti mi zaten 90 dakika içinde o hakem abandone olur. Bu sefer vereceği kararlarda nasıl olsa VAR bana söylüyor diyebilir. Dolayısıyla orada da taktikler var. Bunu görmek gerekiyor. Mesela VAR’ı biz şimdiden alıp ne böyle baş tacı yapalım ne de yerden yere vuralım. Bu bir deneme safhası. Brezilya sadece kupada deniyor, ligde deneyemediler. İngiltere denemiyor. Önce kupada bakıyor. Şampiyonlar ligi bakıyor, bekliyor. Türkiye hemen giriş yaptı. Büyük bir cesaret örneği. Dünya kupasında ben VAR’ı destekledim. Dünya kupasında sistem de iyi işledi ve güvenilir işledi. Sezon sonunu bekleyip sezon içerisindeki yaşadıklarımızı hepimizin dile getirip ortak bir akıl kullanıp bu sonuçlara göre hareket etmemiz gerek. Yani bugünden VAR şöyle VAR böyle demek bence yanlış olur.”

‘Benimleyken başka biri daha varmış…’

Bircan Bali ile öpüşme fotoğrafları ortaya çıkan Özkan Şen, çarpıcı bir iddiada bulundu. Şen, Bircan Bali’nin kendisini aldattığını iddia etti. Aynı zamanda İsmail YK’nın kuzeni olan Özkan Şen, basına sızan görüntülerden dolayı da hayallerinin suya düştüğünü söyledi.

“BENİMLE BİRLİKTEYKEN BAŞKA BİRİSİ DAHA VARMIŞ”

Geçen günlerde sunucu Bircan Bali ile öpüşme fotoğraflarının gündeme gelmesi ile alakalı soruları yanıtlayan Şen şunları söyledi:

“Bircan’la tanıştığımızda evliydi kendisi boşandıktan 1 ay sonra sevgili olduk. 2. ayında benim Etiler’deki evime taşındık. Benimle birlikteyken başka birisi daha varmış! Çok iyi bir oyuncuymuş kendisi.”

“HESABIM ÇALINDIĞINDA BİZ SEVGİLİ DEĞİLDİK”

O görüntüler benim telefon hesabımın çalınması ile ortaya çıktı. Hesabımı çalan kişi de belli. Çalındığında biz Bircan ile sevgili değildik ayrılmıştık. Böyle bir konuyla gündeme hiç gelmek istemezdim çünkü benim geleceğe dair hayallerim vardı.”

“SİYASETE GİRME PLANLARIM VARDI”

Siyasete girme planlarım vardı, fakat görüntüler çıktıktan sonra aday olmak istediğim partiden yetkililer aradı ve böyle bir konu ile ilgili gündeme geldiğim için adaylığımın doğru olamayacağını söylediler. Tabii ki haklılar da ama bunun faturası hem manevi hem de maddi olarak bana ağır oldu.

“HESABIMLA BERABER HAYALLERİM ÇALINDI”

Hesabımla beraber hayallerim de çalındı diyebiliriz. İsmini vermek istemiyorum ama dediğim gibi yapan kişinin kim olduğu belli.”

Trabzon’da otomobil kanala devrildi: 1 ölü, 6 yaralı

Adem Aydoğdu yönetimindeki 53 DE 493 plakalı otomobil, Soğukpınar Mahallesi Çamburnu Tüneli çıkışında, havanın da yağışlı olması nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki kanala devrildi.

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

Kayaya çarparak duran otomobildeki 7 kişi yaralandı. Yaralılar 112 Acil Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 3 yaşındaki Selman Aydoğdu kaldırıldığı Of Devlet Hastanesinde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

AA

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Amerikalı turiste İstanbul’da kaldığı otelde gasp

Olay, geçtiğimiz Cumartesi günü saat 12.00 sıralarında Şişli Mecidiyeköy’deki bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı S.I., bir süre önce ameliyat olmak için İstanbul’a geldi. Buradan bir otele yerleşen turistin peşine 3 gaspçı takıldı. Turisti takip eden gaspçılar, kaldığı otele girerek başka bir odada kalmaya başladı. Gaspçılar turisti bir süre inceledikten sonra plan yaparak harekete geçti.

İHA

İHA

Turistin odasının kapısını tıklayan gaspçılar, kendilerini polis olarak tanıtarak içeriye girdi. Odada turisti etkisiz hale getiren gaspçılar, 500 dolar, 1 tablet ve 3 adet cep telefonu alarak kayıplara karıştı. Gaspçıların otele ve odaya girip çıktığı anlar ise güvenlik kameralarına yansıdı. Araştırma polisi kıskıvrak yakaladı.

İLGİLİ HABERSahte polisler gasp yaparken yakalandıSahte polisler gasp yaparken yakalandı

TUTUKLANDILAR

Olayın ardından turistin şikayeti üzerine konuyla ilgili çalışma başlatılan Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, otelin güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemelerde şahısların eşkalini belirleyerek kimliklerini tespit eden polis, K.A.(32) ve E.K.’yı (33) Şişli’de, D.P.’i (58) ise Maltepe’de kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Büroya götürülen gaspçılar, işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adliyede çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Lisede cinsel ilişki skandalı ! Öğretmen 2 öğrencisiyle…

İngiltere’de 37 yaşındaki müzik öğretmeni, 17 yaşındaki iki erkek öğrencisiyle ile ilişkiye girdiği gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldı.
 
 İngiltere’de bir müzik öğretmeninin 2 öğrencisiyle yaşadığı cinsel ilişki, kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Öğrencilerine alkollü içecek içirip cinsel ilişkiye giren öğretmen çalıştığı okuldan kovuldu.

ÖNCE KAFEYE DAVET ETTİ

34 yaşındaki müzik öğretmeni Laurie Softley, 17 yaşındaki öğrencisini bir şeyler içmek için kafeye davet etti. Burada biraz vakit geçirdikten sonra öğretmen, öğrencisini kendi evine götürdü. Daha sonra öğrencisine alkollü içecek veren öğretmen, öğrencisini yatak odasına götürüp ilişkiye girdi.

DAHA ÖNCE DE BENZER OLAYLAR YAŞANMIŞ

Olay ile ilgili yapılan soruşturmada, öğretmenin daha önce de başka bir öğrencisiyle ilişki yaşadığı ortaya çıktı.Soruşturmada ifade veren öğrenci, öğretmenin kendisini evine götürüp alkollü içecek verdiğini, biraz yakınlaştıktan sonra yatak odasına gidip ilişkiye girdiklerini itiraf etti.

Skandalın duyulmasının ardından Softley, çalıştığı okuldan atıldı. Okul yönetimi öğrenci velilerine olaydan duydukları rahatsızlığı dile getiren bir mektup yolladı.

Önce yangın çıkardı sonra polislere balta ile saldırdı

Nazilli ilçesi kırsalında yer alan Arslanlı Mahallesi Beydağ Ödemiş yolu üzerinde tarlasındaki otları yakmak isteyen Ali Y., ateşi kontrol edemedi. Alevler kısa sürede çevreye yayıldı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve AYDEM ekipleri sevk edildi. Ekipler, yangını kontrole alıp soğutma çalışması yaptı. Olay yerine gelen polis ekipleri Ali Y.´yi ifadesini almak üzere polis merkezine götürmek istedi. Bu sırada Ali Y. polise zorluk çıkardı. Karakola gitmemekte ısrarcı olan Ali Y. bahçesindeki baltayı alarak polislere saldırmaya başladı. Polise mukavemet eden Ali Y., uzun uğraşlar sonucu gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. Soruşturma sürüyor.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.