Amsterdam-İstanbul uçağında sürpriz pilot

Hollanda Kraliyet Hava Yolları’nda (KLM), hobi olarak pilotluk yapan ve zaman zaman tarifeli seferlerde görev alan Hollanda Kralı Willem-Alexander, bu özel uçuşlarından birini Amsterdam-İstanbul seferinde gerçekleştirdi.

Kokpitte ikinci pilot olarak bulunan Kral Alexander’in idaresinde uçtuklarını öğrenen yolcular ise karşılaştıkları sürprizle büyük heyecan yaşadı. Uçağın yolcularından iş insanı Can Ünsalan, “Her zaman bir kral, bir yolcu uçağını uçurmuyor. Benim için unutulmayacak bir anı” derken, Alman asıllı ünlü oyuncu Wilma Elles ise memnuniyetini “Beni İstanbul’a bir ‘Kral’ getirdi” sözleriyle dile getirdi. 

Hollanda Kralı Willem-Alexander, 22 yıldır Hollandalı havayolu şirketi KLM’nin bazı tarifeli uçuşlarında ikinci pilot olarak kokpitte yer alarak en büyük hobisini gerçekleştiriyor. Başta yolcular olmak üzere kamuoyundan gizlediği bu sırrını geçen sene açıklayan Kral Alexander’in bu gizemli uçuşlarından biri, dün Amsterdam-İstanbul seferini yapan KL1613 sefer sayılı uçuşunda yaşandı. 

KOKPİTTE BİR ‘KRAL’… KABİNDE 131 YOLCU…

131 yolcusuyla Schiphol Havalimanı’ndan havalanan Boeing 737-700 tipi uçağın ikinci pilotu 51 yaşındaki Hollanda Kralı’ydı. Kral’ın uçuşu her zaman olduğu gibi büyük gizlilik içindeydi ve uçaktaki görevli ekip dışında kimseye duyurulmamıştı. Ancak uçağın ön bölümünde bulunan bazı yolcular, dikkatleri sayesinde kabin ekibiyle selamlaşan Willem-Alexander’i hemen tanıdı. Birçok yolcu ise bundan habersiz uçarken, kokpitteki sürprizi ancak indiklerinde öğrenebildi. Uçağın birinci sırasındaki koridor koltuğu güvenlik nedeniyle Kral’ın korumasına ayrıldı.

2 SAAT 50 DAKİKA SÜREN ‘KRAL’ YOLCULUK

Kral Alexander’in idaresinde uçak, 2 saat 50 dakikalık uçuşun ardından 16.45’de Atatürk Havalimanı’na teker koydu. Yolcular, sıra dışı bu uçuşun ardından terminale geçti. Kral dahil olmak üzere kabin ve kokpit ekibi ise aynı uçakla bu kez İstanbul-Amsterdam seferi için yolcu alımı nedeniyle uçaktan ayrılmadı.

YOLCULAR İÇİN UNUTAMAYACAKLARI BİR UÇUŞ

Kral Alexander’in idaresindeki uçuş, yolcular için büyük sürpriz oldu. Yolcular, uçuş boyunca yaşadıkları anları DHA’ya anlattılar. ABD’de yaşayan Türk iş insanı Can Ünsalan, unutamayacağı bir uçuş heyecanı yaşadığını söyledi. Ünsalan, “KLM Havayolları’na ait uçağımızı Kral Willem-Alexander’in uçurduğunu öğrendik. Uçakta kendisini afişe etmedi. Fakat medyadan takip ettiğimiz kadarıyla kendisinin havacılığa meraklı olduğunu, zaman zaman KLM uçaklarını kimliğini gizleyerek uçurduğunu biliyorduk. Bugün de bize denk geldi ve gayet güzel bir uçuş oldu” dedi. 

KRAL’DAN TÜRK YOLCUYA: BİR KRAL OLARAK DEĞİL BİR PİLOT OLARAK TANIYIN

İlk başta endişelendiğini belirten Can Ünsalan, “Açıkçası biraz tereddüt ettim, ‘sık sık uçmayan bir pilot uçağı doğru uçurabilecek mi?’ diye. Ancak gerek kalkışta gerek uçuş boyunca gayet emniyetli bir şekilde bizi İstanbul’a getirdi” diye konuştu. Ünsalan, şunları söyledi: 

“Kendisine bir ‘teşekkür mektubu’ yazdım ve fotoğraf çektirmek için de kraldan bir talepte bulundum. Mektubu korumasına verdim. Hem koruması hem de kabin amiri aracılığıyla geri dönüş yaptı. Mektup için bana ‘teşekkür eden’ Kral cevaben, ‘fotoğraf çektirmek istemediğini; ‘kendisinin uçakta bir kral olarak değil bir pilot olarak tanınması gerektiği’ vurgusu yapmış. Neticede böyle bir uçuşumuz oldu. Her zaman bir ‘Kral’, bir yolcu uçağını uçurmuyor. Dolayısıyla bu uçuş benim için hep aklımda kalacak bir anı olacak. Açıkçası çok enteresandı. Bence çok iyi bir örnek aynı zamanda. Çünkü insanlar hangi makam ve mevkide olursa olsunlar, sıradan bir insan olduklarını hatırlamaları açısından önemli bir nokta.” 

ÜNLÜ OYUNCUNUN TEPKİSİ: BENİ İSTANBUL’A BİR ‘KRAL’ GETİRDİ

Alman asıllı ünlü dizi ve sinema oyuncusu Wilma Elles de uçağın yolcuları arasındaydı. ABD’deki Los Angeles Film Festivali’nden Amsterdam aktarmalı İstanbul’a gelen Elles, uçuştan duyduğu memnuniyeti “Beni İstanbul’a bir Kral getirdi” sözleriyle ifade etti. Elles, “Uçağa son binenlerden biriydim. Kralın uçakta olduğunu bilmiyordum. Benim için çok hoş bir tesadüf ve deneyim oldu” şeklinde konuştu. 

1614 SEFER SAYILI UÇUŞ İLE AMSTERDAM’A HAREKET

Öte yandan Hollanda Kralı Willem Alexander’, 124 yolcusuyla KL1614 sefer sayılı İstanbul-Amsterdam seferini yaptı. Körükten ayrılan uçağın geri ittirildiği push-back işlemi sırasında Kral’ın kokpitten yerde görevli personel ile kurduğu iletişim de kameraya yansıdı. 

İLK UÇUŞ HEYECANI KENYA’DA

Havacılığa karşı son derece ilgili olan Kral Willem Alexander, ilk olarak 1985’te özel pilot lisansını, 1987’de ise ticari pilot lisansını aldı. Bu sayede Kral Willem ilk uçuşunu öğrencilik yıllarında Kenya’da bir gönüllü olarak, tıbbi yardım kuruluşu olan Afrika Tıbbi Araştırma ve Eğitim Vakfı(AMREF) için gerçekleştirdi. Kral, ardından sırasıyla jet uçağı lisansı ve Havayolu Taşımacılığı Pilotu lisansını da aldı. 

KRALIN HOBİSİ

22 yıldır KLM’nin tarifeli seferlerinde uçan Hollanda Kralı, bir dönem Hollanda’da geliştirilmiş Fokker serisi yolcu uçaklarında görev yapıyordu. Ancak Fokker yolcu uçaklarının KLM’den emekli olmasının ardından Boeing 737 tip eğitimi alan Kral, 2017’den beri bu tip yolcu uçaklarını uçuruyor. Kral için çok özel olan bu uçuşlar, yolculardan gizlenerek yapılıyor. Kral, gizli tuttuğu bu sırrını geçen yıl kamuoyuna açıklamış ve uluslararası medyada geniş yankı bulmuştu.

Veliaht Prens ile başyardımcısının telefon trafiği ortaya çıktı

Wall Street Journal gazetesinde yer alan haberde, CIA’in Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğunda öldürülerek parçalara ayrılması sırasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın cinayetten haberdar olan başyardımcısı ile 11 kere mesajlaştığının tespit edildiği belirtildi.

Cemal Kaşıkçı cinayetini gerçekleştiren 15 kişilik ekibin başında Muhammed bin Selman’ın yakın danışmanı Mahir Mutreb’in olduğu biliniyordu. CIA, Kaşıkçı cinayetinin hemen ardından Mahir Mutreb’in telefon ederek “Patronuna Kaşıkçı’nın öldüğünü söyle” dediği, Saud el Kahtani ile Veliaht Prens Muhammed’in 11 kere mesajlaştığı iddiasında bulundu.

Wall Street Journal gazetesinde yer alan haberde CIA’in, “Operasyon timinin operasyonu Muhammed bin Selman’ın yetki vermesi dışında yürütmesi ihtimal dışıdır” değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.

Gazetede, Veliaht Prens’in ölüm emrini verdiği konusunda doğrudan bir delil olmamasıyla birlikte makul bir değerlendirmenin Veliaht Prens’in bundan sorumlu olduğunu ortaya koyacağı değerlendirilmesi yapıldı. Gazete ayrıca, ABD Kongresi liderlerinin Kaşıkçı cinayeti davasının bağımsız bir uluslararası soruşturma ekibi tarafından yürütülmesi konusunda ısrarcı olması gerektiğini vurguladı.

Çıplak görüntülerini eşine ve akrabalarına gönderdi

Kıbrıs’ta turist olarak bulunan Salih S., Whatsapp üzerinden görüntülü olarak konuştuğu kadının müstehcen görüntülerini keydederek kadının eşi, akrabaları ve arkadaşlarına yolladı. Şikayet üzerine polis tarafından yakalanan ve Salih S. çıkarıldığı mahkeme tarafından, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçundan tutuklandı.

KKTC’de turist statüsünde bulunan evli ve bir çocuk babası Salih S., bir süre önce Facebook üzerinden Almanya’da yaşayan evli bir kadınla arkadaşlık kurdu. İkilinin görüşmeleri bir süre sonra Whatsapp üzerinden devam ederken, zanlı Salih S. kadının müstehcen görüntülerini kaydetti.

KKTC basınında yer alan Gamze Pir Baykur imzalı habere göre, Salih S. bir süre sonra aralarının bozulması üzerine kaydettiği görüntüleri kadının Almanya’da bulunan eşi, yakın akrabaları ve arkadaşlarına gönderdi. Kadının şikayetçi olması üzerine harekete geçen polis, Salih S.’yi 28 Kasım günü gözaltına aldı.

TUTUKLANDI

Mağusa Kaza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan zanlı, soruşturma tamamlanana kadar 2 ayı geçmemek şartı ile tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

CHP, ‘89 ruhu’nu yakalamak istiyor

 24 Haziran seçimleri ve sonrasındaki parti içi tartışmaların ardından toparlanarak, yerel seçimlerde başarıya kilitlenen CHP, SHP’nin 1989’daki tarihi seçim zaferinin benzerini yaşamak istiyor. CHP içinde, yerel seçimler için “olumlu” değerlendirmeler yapılan hemen her kuliste, “1989 ruhu” kavramı öne çıkarılırken, aynı başarının tekrarlanmasının mümkün olduğuna vurgu yapılıyor.

Milliyet gazetesinden Şevket Yaman’ın haberine göre 24 Haziran seçimlerinden beklediğini bulamayan, hemen ardından olağanüstü kurultay talebiyle başlayan parti içi çekişmelerle tartışmalı bir döneme sürüklenen CHP, son MYK değişimi ve parti örgütüne yönelik bölge toplantılarıyla başlattığı “toparlanma” sürecinden istediği sonucu aldı. Tartışmaların eylül başından itibaren dindiği gözlenirken, hem mevcut yönetim hem de “parti içi muhalefet” olarak tanımlanan gruplar yerel seçimlerde başarıya kilitlendi. Kritik il ve ilçelerdeki belediye başkan adaylarının açıklanmasıyla birlikte, parti içindeki bazı çevrelerde “küskünlük” olabileceği yorumları yapılsa da yönetimden isimler, partide yeni bir tartışmanın oluşmayacağı görüşünde.

Parti içinde, yerel seçimlerle ilgili “olumlu” değerlendirmelerin yapıldığı hemen her kuliste, 12 Eylül’ün ardından 1985’te kurulan Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin (SHP) 1989’daki yerel seçim başarısına işaret ediliyor. Erdal İnönü liderliğindeki SHP girdiği ilk yerel seçimlerde, sol-sosyal demokrat partilerin daha öncesinde ya da daha sonrasında yaşayamadığı nitelikte bir seçim başarısı elde etmişti.

ANAP’ın iktidar olduğu siyasi tabloda yerel seçimlere giren SHP, yüzde 28’lik oy oranıyla seçimleri ilk sırada bitirmiş ve İstanbul, Ankara ve İzmir’in de aralarında olduğu 39 ilin belediye başkanlıklarını kazanmıştı.

Limonlu söylem

SHP, yerel seçimlere giderken, şu an CHP’nin bulunduğu gibi TBMM’de çoğunluğu bulunan ikinci parti konumundaydı. Seçim kampanyasında ANAP lideri Turgut Özal’ın kullandığı, “eli kolu bağlı bir belediye başkanı ister misiniz?” sloganı ters tepmiş, SHP lideri Erdal İnönü’nün, “limon gibi sıkılmaya hayır” söylemi kazanmıştı. SHP’nin başarısında, milletvekili listelerinde olduğu gibi belediye başkan adaylarını da “ön seçim” yöntemi ile belirlemesinin etkili olduğu vurgulanmıştı.

Tesadüfen hayatının sürprizini yaşadı

Fındıklı İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi öğrencileri Öğretmenler Günü münasebeti ile hazırladıkları sürpriz ile duygu dolu anların yaşanmasına sebep oldu. Fındıklı ilçe meydanına sınıf sıralarını ve tahtasını getiren öğrenciler meydanda açık havada bir sınıf kurduktan sonra adeta derse girmiş gibi defter ve kitaplarını çıkarttılar.

Emekli öğretmenlerinin gelmesini bekleyen öğrenciler onları görür görmez öğretmen sınıfa girmiş gibi ayağa kalktılar. Bu hareketleri karşısında duygulanan öğretmenler öğrencilerin bu jesti ile çok mutlu olduklarını dile getirdiler.

Oradan geçerken öğrencilerin ayağa kalktığını fark eden emekli öğretmen Nevcihan Kadıoğlu”Bugün buradan tesadüfen geçiyordum. Öğrencileri gördüğümde yıllar öncesini hatırladım. Onlarla biraz sohbet etmek istedim. Onların da bana gösterdiği saygıdan dolayı gerçekten çok duygulandım. Gerçekten öğretmenliğin ne kadar saygın, sevilecek bir meslek olduğunu anladım. Hepsine saygılarımı sevgilerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu lisesi Okul Müdürü Mehmet Terzi ise “Öğretmenlerimize en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde emekli öğretmenlerimizi de unutmadığımızı göstermek istedik, iyi bir öğrenci olmak ya bunu gerektirir” dedi.

THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı evlendi

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı M. İlker Aycı ile avukat ve spor spikeri Tuğçe Saatman dün Esma Sultan Yalısı’nda düzenlenen törenle evlendi.

Nikah törenine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın kıydığı nikahta şahitlikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, eski bakanlardan Mehmet Müezzinoğlu, iş insanları Hasan Ulusoy, Atalay Tarakçıoğlu, Murat Tarakçıoğlu yaptı.

Erdoğan evlilik cüzdanını geline verirken, en az 3 çocuk tavsiyesini yineledi ve “Geçmişte doğum kontrolü ile neslimizi kurutmaya kalktılar. Güçlü aileler ile güçleneceğiz” dedi.

KİMLER KATILDI

Nikaha Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati, Ankara Valisi Vasip Şahin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Fahrettin Altun, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören ve eşi Revna Demirören katıldı.

İş dünyasından Erdal Bahçıvan, Şekib Avdagiç, Yılmaz Ulusoy, Mehmet Cengiz, Mehmet Nazif Günal, Nihat Özdemir, Cemal Kalyoncu, Haluk Kalyoncu, Vedat Aşçı, Ali Kibar, Fikret Öztürk, Onur Soysal, Vahap Küçük, Muzaffer Akpınar, Mehmet Büyükekşi, Sani Şener, Atilla Doğudan, Cengiz Aktürk, Gülsüm Azeri, Adnan Çebi ve İsmet Yıldırım da nikaha katılanlar arasında yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün ayrıca Fatih Belediye Başkanı Hasan Suver’in kızı Bilge Betül Suver ile Emirhan Enes Temizel’in düğününe de katılarak nikah şahidi oldu.

Soğan depolarına art arda baskın

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara İl Müdürü Bülent Korkmaz, “Soğanı depoda stok yapan 45 depoya denetim yapıldı. İzinsiz ve stok yapan üreticilere gerekli cezai işlem uygulanacak” dedi.

Soğan fiyatlarına ilişkin spekülatif hareketlerin oluşması üzerine Çorum’un Alaca ilçesindeki soğan depolarına yönelik de denetimler yapıldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın talimatı üzerine, Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğü ekipleri, soğan üretiminin yapıldığı Alaca ilçesindeki depolara yönelik denetim çalışması başlattı.

İlçenin büyük soğan üreticisi konumundaki kişilere ait depolarda denetimde bulunan ekipler tarafından stoklardaki ürün miktarları belirlendi. Depo denetimlerinde, hasat döneminden itibaren soğanın alış ve satış fiyatları ile spekülatif fiyat gelişmelerinin yaşandığı son dönemdeki alış ve satış fiyatları incelendi. Evrak denetimleri de yapılarak, tutanak tutuldu.

Vergi Dairesi Müdürü İsrafil Sezgin’in de katıldığı denetim sonuçları, vergi incelemeleri için veri teşkil edecek, gerekli bilgiler Ticaret Bakanlığı ile de paylaşılacak.

Sezgin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çorum’un tüm ilçelerinde denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini belirterek, soğan fiyatlarına ilişkin spekülatif hareketlerin önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanacağını söyledi.

“BUNDAN SONRA STOKLARIN YAPILDIĞI DEPOLARI BASACAĞIZ”

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bugünki ‘Muhtarlar Buluşması’nda stokçulara yönelik şu açıklamayı yapmıştı:

Kara kuvvetlerimizde, donanmamızla, özel kuvvetlerimizle, jandarmamızla, istihbaratımızla, ilaç ve tıbbi cihaz sanayimizle, otomotiv, bilişim, gıda, tüm sektörlerimizde ülkemizi tasarımcı ve üretici konumuna taşımak zorundayız.

Bu bir mecburiyettir. İşte dün söyledim, bakın dedim stok yapıyorsunuz, sebze, meyve stokluyorsunuz. Bundan sonra aldığımız ihbarlar sebebiyle stokların yapıldığı depoları basacağız. Kimse benim vatandaşıma halkıma, pahalı ürün yedirme hakkına sahip değildir. Ondan sonra da ne diyorlar? Hastalıklı, çürüktü. Sen çürüttün be…

Çökme riski nedeniyle 2 bina boşaltıldı

Fatih’te çökme tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle 2 bina tahliye edildi.

Samatya Sahili Sokağı’nda bitişik halde bulunan 3 katlı 2 binadan birinin yan duvarında çökmemeydana geldi.

Bunun üzerine, bölgeye itfaiye, belediye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yapılan kontrolün ardından, çökme riski bulunduğu gerekçesiyle 2 bina boşaltıldı.

Ekiplerin olay yerindeki tedbiri sürüyor.

Yargıtay: ‘Hukuk okymayanlarda avukatlık yapsın’

“Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi”nde hukuk fakültelerinde okumayanların da mahkemelerde “savunma” yapmasına yönelik tavsiye kararı yer aldı.

Adaletin tesisi ve yargıda şeffaflığın güvence altına alınması iddiasıyla Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Saldırım, Yargıtay Yargı Reformu Birimi Temsilcisi Gözde Hülagü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Sektör Yöneticisi Gözde Ata ve UNDP Proje Asistanı Nazlı Ersoy tarafından hazırlanan bildirgede yargıya erişim ve yargıçlara ilişkin 15 tavsiye kararı yer aldı.

“Avukat olmayan kişiler”

Birgün’de yer alan haber şöyle: Yargıtay’ın internet sitesinden de yayımlanan UNDP ile Yargıtay’ın ortak çalışması olan bildirgede yer alan, “Yargı, yargı sistemine erişimi kolaylaştırmalıdır” başlıklı ilkede, avukat olmayan kişilerin de mahkemelerde “savunma” yapabilmesine olanak sağlanması önerildi. Bildirgenin tepki çeken ilkesinde, “Mahkemeler avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir” ifadelerine yer verildi.

“Yargıtay mesleğe saldırıya son vermeli” 

Yargıtay’ın skandal ilke kararına hukukçulardan tepki gecikmedi. Adalet İçin Hukukçular Platformu’ndan yapılan açıklamada, “ Yargıtay Başkanlığı, savunma mesleğine yönelik saldırısına derhal son vermelidir” denildi.

Avukat olmayan kişilerin mahkemede savunma yapmasının, “Yurttaşların hak arama özgürlüklerini sabote etmek” olduğu belirtilen açıklamada, “Avukatlık mesleğini ortadan kaldırmak için bu ülkenin Yargıtay Başkanlığı tarafından belirlenen bu ilke kabul edilemez. Bu ifade aynı zamanda yargılama faaliyetinin sulandırılmasına, niteliksizleştirilmesine, içinin boşaltılmasına yönelik çok boyutlu bir adım olarak değerlendirilmektedir” ifadelerine yer verildi.

“Mesleğimize sahip çıkacağız”

Avukatların tarih boyunca devletlere karşı vatandaşların yanında yer aldığı belirtilen açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Tarih boyunca her dönem avukatlık mesleğine yapılan saldırıların esas sebebi, yurttaşların elindeki tek güvence olan savunmayı silikleştirme, ortadan kaldırma çabasıdır. Bu çaba karşısında sessiz kalmayacağımızı, mesleğimize sahip çıkarak yurttaşların hak arama mücadelesini büyütüp sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.