Karnından 2 kilogram plastik çıktı

Şanlıurfa’da ameliyat edilen otizmli çocuğun mide ve bağırsağından plastik çay kaşığı, eldiven, poşet, kablodan oluşan yaklaşık 2 kilogram kitle çıkarıldı.

Mardin’de yaşayan 14 yaşındaki otizmli Mehmet Ekinci, yakınları tarafından karın ağrısı şikayetiyle ailesi tarafından kentteki bir hastaneye götürüldü. Muayenenin ardından Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edilen Ekinci’nin burada yapılan kontrol ve tetkikleri sonucunda, karnında kitle tespit edildi.

Hemen ameliyata alınan çocuğun mide ve bağırsağında plastik çay kaşığı, eldiven, poşet, kablo gibi malzemelerden oluşan yaklaşık 2 kilogram kitle çıkarıldı. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Ekinci, tedavisinin ardından taburcu edilecek.

KABLO, ELDİVEN, POŞET…

Ameliyatı gerçekleştiren ekibin başında bulunan Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Erman Dörterler, gazetecilere yaptığı açıklamada, hastanın kendilerine tümör, kanser ve yabancı kitle şüphesi ile getirildiğini söyledi.

Tetkiklerde hastanın midesinde ve ince bağırsağında ne olduğu bilinmeyen çok sayıda parçadan oluşan bir kitle tespit ettiklerini belirten Dörterler, “Tetkiklerden sonra hastayı acil olarak ameliyata aldık. Ameliyatta midesini ve ince bağırsağını tümüyle dolduran kitle bulduk. Hastanın uzun süredir yediğini düşündüğümüz kablo, eldiven, çay kaşığı, poşet gibi plastik muhtevadan oluşan yaklaşık 2 kilogram kitleyi çıkardık.” dedi.

Dörterler, hastanın ameliyattan sonra sağlık durumunun iyiye gittiğini ve gelecek hafta kendisini taburcu edeceklerini ifade etti.

Böyle vakalarla sık sık karşılaşmadıklarını belirten Dörterler, şöyle devam etti:

“Böyle hastalıklara birkaç yılda bir rastlıyoruz. Genelde saç, taş ve plastik yiyen psikolojik hastalığı olan hastalar var. Daha çok kıl, saç yiyen hastalarla karşılaşıyoruz ancak midede ve bağırsakta plastik malzeme olması çok rastladığımız bir durum değil. Ben ilk defa böyle bir hasta ile karşılaşıyorum. Tabii bunları yıllarca uzun sürede yediği için midesini ve bağırsağını doldurmuş, en sonunda bu muhteva bağırsakta bir delik açmış ve kana karışmıştı. Bu nedenle acil ameliyat yapmak zorunda kaldık.”

Çocuğun babası Servet Ekinci de oğlunun otizmli olduğu için bakım evinde kaldığını, rahatsızlanması üzerine hastaneye götürdüklerini dile getirdi.

Oğlunun mide ve bağırsağından plastik malzemelerin çıkmasının kendilerini çok şaşırttığını aktaran Ekinci, çocuğunun sağlığına kavuşmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kalp sağlığınızı bitkilerle koruyun

Tüm dünyada ölümcül olan sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları küçük büyük herkesi tehdit ediyor. Dolayısıyla Kalp Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’e bu konuda da danışmayı unutmadım… İşte Öz’ün anlattıkları…

– 2019 yılında en çok konuşulan sağlık konusu sizce ne olacak?

İçimizde yaşayan mirobiyom adı verilen organizmalar. Bağırsaklarımızda yaşayan bu organizmaların sağlığımıza olan etkilerini günden güne daha fazla merak ediyoruz. Ancak ağzımızda, burnumuzda ve derimizde yaşayanları daha yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. Vücut saatinin gün geçtikçe daha önemli olduğunu görmeye başladık. İlaçlarınızı aldığınız, kemoterapi gördüğünüz veya yediğiniz saatlerin sağlığa çok büyük etkisi var. Biz bunları ancak yeni yeni anlamaya başladık. 2008’de bilim insanlarının hücrelerin taşıdığı toplam gen sekansını ortaya çıkarmasından bu yana kanser gibi ölümcül hastalıklarının etkilerini daha iyi anlıyoruz.

NOKTA ATIŞ TEDAVİSİ

Özellikle nokta atış tedavisi, yani vücuda göre ilaç verilmesi alanında çok büyük gelişmeler görebileceğimizi düşünüyorum. MitraKlip adlı bir yöntemin geliştirilmesi için yapılan bir projede yer aldım. Bu yöntem şu ana kadar tedavi edilmesi oldukça güç olan ağır kalp hastalıkları için çığır açacak. Ben tıp alanında daha çok yenilik olacağını düşünüyorum. Bu gibi araştırmalarda da yer alacağım.

ALKOLÜ KISITLAYIN

– Sağlıklı bir kalp için en iyi gıdalar hangileridir?

En iyisi bitki ağırlıklı beslenmektir. Meyveler, özellikle yeşil yapraklılar olmak üzere sebzeler ve baklagiller. Sağlıklı bitkisel yağlar, sert kabuklu yemişler ve balıklar da seçenekler arasında… Kalp krizi geçirmişseniz, yağ tüketimini azaltmanın faydalı olduğuna dair çok sayıda veri mevcut. Ayrıca sodyumu, doymuş ve trans yağları, şeker ilaveleriyle alkolü kısıtlayın.

ELİNİZİ SIK SIK TEMİZLEYİN

– Gripten korunmak için multivitamin takviyesi almanın herhangi bir zararı var mı?

Bazı araştırmalar takviye almanın faydalı olduğunu ancak grip aşısı olmanın daha etkili bir yol olduğunu belirtiyor. Hızlı ve kolay bir yöntem. O kadar kolay ki televizyon programım sırasında bile yaptırdım. Uzmanlar bu aşıyı 6 aylık ve üzeri herkese öneriyor. Ellerinizi sık sık sabunlu su ve alkollü dezenfektanlarla temizleyin. Ayrıca lütfen öksürürken ya da hapşırırken ağzınızı dirseğiniz iç kısmı ile kapatın.

02aburcuburAbur cuburdan uzak duruyorum

– Sağlıksız olduğu için tüketmediğiniz herhangi bir gıda var mı?

– Türk fındığı ile hazırlanan ve yüzde 70’ten az kakao içeren çikolata.

– Kaymak ve kırmızı meyve karışımı. Özellikle içerisine şeker koyduğunuzda yiyebileceğiniz en kötü gıdalardan biri olabilir. Bunu olabildiğince az tüketmeye çalışıyorum.

– İşlenmiş gıdalar ve abur cuburdan kendimi uzak tutuyorum.

– Doymuş yağ içeren ve kurutulmuş gıdaları az tüketiyorum.

Prof. Dr. Mehmet Öz

Prof. Dr. Mehmet Öz

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek

– Bir röportajınızda Türk olmasaydınız ABD’de bu kadar başarılı olamayacağınızı ancak Türkiye’de kalsaydınız da Mehmet Öz olamayacağınızı söylemiştiniz. 20 yıl önceki Türkiye bir sağlık devrimi için hazır değil miydi?

İstanbul, güneşin farklı iki kıta üzerinden battığı dünyadaki tek şehir. Bundan dolayı Türkiye benim dünyayı iki farklı bakış açısından görmemi sağladı. İnsan uygarlığı, Urfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’de başladı ve o günden bu yana gelişti. Bu ülke, farklı kişilere birbirlerinin insanlıklarını görme imkanı sağlayıp kültürel uçurumlar arasında köprü oluşturuyor. Tüm bu kültürel etkenler benim kişiliğimi etkiledi ve ABD gibi yenilikleri ve alışılmadık fikirleri ödüllendiren bir ortamda başarılı olmamı sağladı. Türkiye de geçmiş yıllarda aradaki farkı hızlı bir şekilde kapattı ama ben üniversiteden mezun olduğumda bu avantajları ABD’de yakalamak daha kolaydı.

– Mehmet Öz hayallerini gerçekleştirdi mi?

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek ve bu hayalimin peşinde koştuğum sürece yaşamım mutlulukla doldu. Doktorluk bunu gerçekleştirme imkanı sağlıyor ancak aynı anda sadece bir kişiyle ilgilenebildiğiniz için yapabileceklerimi kısıtladığını hissettim. Medya yoluyla her hafta dünyanın farklı yerlerindeki 35 milyon insana sesleniyorum. Columbia Üniversitesi ya da New York Presbyterian Hastanesi’ndeki ofisimde hazırladığım mesajlarım, insanların akşam yemeği sofralarında ya da işyerlerinde birbirleri ile paylaşması yoluyla pek çok kişiye yayılabiliyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Korkutan Türkiye araştırması: Birinci olduk !

Rusya’nın başkenti Moskova’daki Ulusal Araştırma Üniversitesi Ekonomi Yüksekokulu tarafından yapılan bir araştırma, Türkiye’nin “bunama” vakalarında başı çektiğini ortaya koydu.

Moskova’daki Ulusal Araştırma Üniversitesi Ekonomi Yüksekokulu tarafından yapılan araştırmada dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerden 1990-2016 yıllarına dair elde edilen veriler değerlendirildi.

Araştırmaya göre Türkiye’de 100 bin kişiden 1192’si bunama hastalığından muzdarip. Türkiye’yi 1037 vaka ile Brezilya takip ediyor.

Sputnik’in haberine göre; listenin sonunda ise 397 vaka ile Nijerya var. Bu vakaların ortalama yüzde 70’ini ise Alzheimer hastaları oluşturuyor. Hesaplamalara göre bunama vakaları dünya genelinde söz konusu 26 yıllık süreçte yüzde 117 artış gösterdi.

Uzmanlar gidişat böyle devam ederse 2016’da dünya genelinde 43.8 milyon kişi olan bunama hastalarının sayısının 2050 yılında iki kattan fazla artarak 100 milyona çıkabileceği uyarısında bulundu. Artan bunama vakalarının nedeni olarak ise gelişen tıbbi imkanlarla birlikte yaşam süresinin uzaması, obezite oranı ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları gösterildi.

CA 19-9 nedir? CA 19-9 yüksekliği ne anlama gelir? oub2

Öncelikle pankreas kanseri tedavisine yanıtı ve nüksü izlemek için, bazen pankreas kanseri tanısına yardımcı olmak için kullanılan CA 19-9 nedir? CA 19-9 yüksekliği ne anlama gelir? Bilinmesi gerekenlerle ilgili tüm datayları sizler için derledik…

CA 19-9 NEDİR?

Kanser antijeni 19-9 (CA 19-9) pankreas kanseri ile diğer durumları ayırt etmenin yanı sıra tedaviye yanıtı ve nüksü izlemek için kullanılır. Biyokimya laboratuvarlarında yapılan bir kan tahlilidir. Tümör belirteci olarak da bilinir. Özellikle pankreas kanserlerinde duyarlılığı yüksektir. Duyarlılığı % 70-80 arasındadır.

Serum CA 19-9’un referans aralığı 37 U / mL’den azdır.

shutterstock_1184124832

CA 19-9 YÜKSEKLİĞİ NE ANLAMA GELİR?

19-9 normal değeri 37 U / Ml’den düşük olması gerekmektedir. Bu değerden yüksek çıkan sonuçlar, kişinin vücudunda bazı hastalıkların ya da kanser hücrelerinin barındığını göstermektedir. Kanser ile ilgili ipuçları veren bu test, tek başına kanser teşhisi için kullanılmamaktadır.

Değiştirilmiş bir kan grubu antijeni olan Ca 19-9 normal değeri olan 37 U/ Ml’den yüksek çıktığı zaman, o kişide kesin kanser hücrelerinin olduğu anlamına gelmemektedir. Başka testler yapılarak sonuç netleştirilmelidir. CA 19 -9 değeri başka sebeplerle de yüksek çıkabilmektedir.

CA 19-9 YÜKSEKLİĞİNİN NEDENLERİ

CA 19-9’un yükseldiği kötü huylu hastalıklar;

– Pankreas kanserleri: Pankreas karsinomlarının yaklaşık %80’inde yükselir.
– Kolanjiokarsinom; safra yollarından gelişen bir kanser türü
– Bazı karaciğer kanserleri (hepatoselüler karsinom)
– Mide kanserlerinin yaklaşık %42’sinde
– Kolon kanserlerinin %24’ünde
– Akciğer kanserleri
– Adenokarsinomlarda
– Yumurtalık (over) kanserlerinde
– Yemek borusu kanserlerinde
– Meme ve rahim kanserlerinde

CA 19-9’un yükseldiği iyi huylu hastalıklar;

– Pankreas iltihabında(pankreatit) artış görülse de bu artış pankreas kanserindeki kadar değildir.
– Ana safra kanalı iltihabı (kolanjit)
– Siroz
– Hapatit
– Safra kesesi iltihabı (kolesistit)
– Safra taşları
– Tiroid hastalıkları
– İnflamatuvar barsak hastalıkları: Ülseratif Kolit ve Crohn
– Kistik fibrozis; dış salgı bezlerini tutan genetik geçişli bir hastalık.

İLGİLİ HABERCA 15-3 nedir? CA 15-3 yüksekliği ne anlama gelir?CA 15-3 nedir? CA 15-3 yüksekliği ne anlama gelir?

 

İLGİLİ HABERAFP: Alfa Fetoprotein nedir?AFP: Alfa Fetoprotein nedir?

Sessiz ve sinsi tehlike: Kalsiyum yüksekliği

HABER/ NAZAN DOĞANER HALICI

Paratiroid bezi; boynumuzda tiroidin hemen yanında, sağında ve solunda ikişer tane olmak üzere, 4 adet bulunan ve parathormon adı verilen hormonu salgılayan bir bezdir. Bu bezlerin büyüklüğü, mercimek veya portakal çekirdeği kadardır. Parathormon, kemik yoğunluğu üzerinde etkisi olup, vücutta kalsiyum dengesini düzenler. Aşırı salgılanması, hiperparatiroidizme yol açar. Yani kanda kalsiyum değeri yükselir, kemiklerde erime başlar.

ROMATİZMAYLA KARIŞTIRILIR!

Parathormon salgılamasıyla ilk etki, kemiklerde başladığından hasta yaygın kemik ve adale ağrılarından şikayet eder. Sürekli yorgunluk sık görülen sorundur. Ayrıca kabızlık, iştahsızlık, hafıza sorunları ve depresyon gibi sorunlara yol açar. Diğer önemli bir husus da bu halde yapılan kemik yoğunluğu ölçümlerinde kemik erimesi (osteoporoz) tespit edileceğinden hastaya bir de kalsiyum takviyesi yapılabilir, bu büyük bir hatadır.

YÜKSEK KALSİYUM KALBE ZARAR VERİR

Yüksek kalsiyumun kalp ve kalpte elektrik iletimi üzerine olumsuz etkisi vardır. Özellikle 12mg/ dl üzerindeki değerlerde hastalarda ritim bozukluğu, çarpıntı, hipertansiyon ve daha ileri hallerde ani kalp durması görülebilir. Bu hastaların acilen hastaneye yatırılmaları ve hızla kalsiyum değerlerinin düşürülmesi gerekir. Kanda kalsiyumun yükselmesi böbreklere de zarar verir.

Kadın hastalarda tekrarlayan böbrek taşı tespit edildiğinde, mutlaka kanda kalsiyum ve parathormon ölçülmelidir. Zira taş tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Yüksek kalsiyum değeri ayrıca depresyona da yol açar.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tanı koymak ve başka hastalıklardan ayırmak için 24 saatlik idrarda kalsiyum seviyesine bakılmalıdır. Paratiroid adenomun yerinin ultrasonografi ve sintigrafi ile ortaya konması ameliyat başarısını artırır. Bazı paratiroid adenomları çok güç ulaşılan yerlerdedir bu nedenle endokrin cerrahisi tecrübesi önemlidir. Cerrahi olarak çıkarılmasıyla hastanın şikayetleri birden düzelir, kemik ve kas ağrıları kaybolur, hazım sistemi ve psikolojik bozukluklar ortadan kalkar. Ameliyat, boynun yanında 2.5 cm’lik bir kesiden yapılır ve hasta aynı gün evine gidebilir.

Kalp Çarpıntısı Nedenleri

Kalp çarpıntısı neden olur? Kalp çarpıntısı genellikle kişinin çok fazla stres yaşaması sonucu oluşmaktadır ve geçici olduğu için tehlikeli değildir. Diğer yandan, kafein, nikotin ve hormonlar kalbin normalden daha hızlı atmasına yol açabilmektedir. Tiroidin daha aktif çalışmasına neden olan bu koşullar altında kalp çarpıntısının devam etmesi, tıbbi bir yardım alınmasını gerektirmektedir.

Kalp çarpıntısının bazı nedenlerini şöyle açıklamak mümkündür:

·         Yaşam tarzı tetikleyicileri

·         Duygu durumlar ve psikolojik tetikleyiciler

·         Bazı ilaçlar

·         Hormonal değişiklikler

·         Kalp ritim sorunları

·         Kalp rahatsızlıkları

·         Diğer tıbbi durumlar

Yaşam Tarzı Tetikleyicileri

Kalp çarpıntılarına yol açan bazı yaşam tarzı tetikleyicileri arasında şunlar bulunmaktadır:

·         Yorucu egzersiz

·         Yeterince uyku uyumama

·         Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafein içeren içecekleri tüketme

·         Alkol

·         Sigara içme

·         Kokain, eroin, amfetaminler, Ecstasy ve esrar gibi yasa dışı uyuşturucular

·         Yoğun veya baharatlı yiyecekler

Sıralanmış olan bu yaşam tarzı tetikleyicilerinde çarpıntı genellikle tetikleyiciye devam edilmesi durumunda devam etmektedir. Yaşam tarzında yapılan değişikliklerle kalp çarpıntısının yaşanmasını engellemek mümkün olabilmektedir.

Psikolojik Tetikleyiciler

Kalp çarpıntıları genellikle duygu durum değişikliklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kişinin yaşadığı psikolojik sorunlar vücut üzerinde bir stres yaratarak kalbin normalden daha hızlı çarpmasına neden olabilmektedir.

·         Heyecan ya da sinirlilik

·         Stres veya anksiyete

·         Panik ataklar (panik duygusu, terleme, titreme ve çarpıntının eşlik ettiği korku ya da korku duygusu)

Bu tarz psikolojik durumlarda kalp çarpıntısını normal seviyelere getirmek için uygulanan nefes egzersizleri durumu kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir.

Bazı İlaçlar

Bazı ilaç türleri bir yan etki olarak kalp çarpıntısına yol açabilmektedir. Çarpıntıyı tetikleyebilen bazı ilaç türleri ise şunlardır:

·         Salbutamol ve ipratropyum bromür gibi astım inhalerleri

·         Hidralazin ve minoksidil gibi yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilaçları

·         Terfenadin gibi antihistaminikler

·         Klaritromisin ve eritromisin gibi antibiyotikler

·         Sitalopram ve esitalopram gibi antidepresanlar

·         İtrakonazol gibi antifungal ilaçlar

Hormonal Değişiklikler

Özellikle kadınlarda daha sık yaşanan hormonal değişiklikler kalp çarpıntısına neden olabilmektedir. Kalp çarpıntısının daha fazla yaşandığın dönemler şunlardır:

·         Regl

·         Hamilelik

·         Menopoz

Bu vakalarda çarpıntılar genellikle geçicidir ve endişe kaynağı olarak görülmemektedir.

Kalp Ritmi Sorunları

Kalp çarpıntılarının nedeni bazen kalple ilgili bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Kalp ritmi ile ilgili olan bazı sağlık koşulları şunlardır:

Atriyal fibrilasyon: Hızlı ya da düzensiz kalp atışlarına neden olan bir kalp ritmi problemidir.

Atriyal çarpıntı: Hızlı, düzenli ya da düzensiz olabilen bir kalp ritmi bozukluğudur.

Supraventriküler taşikardi: Kalp atışlarının anormal derecede hızlı olması durumudur. Bu kalp ritmi problemi özellikle genç ve sağlıklı olmayan insanlarda daha yaygın olarak yaşanmaktadır.

Ventriküler taşikardi: Düzenli olarak kalbin hızlı attığı bir kalp ritmi bozukluğudur. Baş dönmesi ya da kendinden geçme gibi daha ciddi sonuçlara yol açabilmektedir.

Kalp Rahatsızlıkları

Bazı durumlarda kalp çarpıntısı diğer kalp rahatsızlıkları nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Kalp çarpıntısına neden olan bazı kalp rahatsızlıkları şunlardır:

·         Mitral kapak prolapsusu gibi kalp kapakçıkları ile ilgili bir sorun

·         Kalp kası büyümesi ve kalınlaşması olan hipertrofik kardiyomiyopati

·         Kalp yetmezliği

·         Kalbin normal işleyişini etkileyen doğum kusurlarından biri olan konjenital kalp hastalığı

Sıralanan bu ve diğer kalp sorunları tıbbi açıdan ciddidir ve tedavi edilmesi gerekmektedir.

Diğer Tıbbi Durumlar

Bazı sağlık koşulları kalp çarpıntısına yol açabilmektedir. Kalp çarpıntısına neden olan sağlık koşullarına şu örnekler verilebilmektedir:

·         Tiroid bezinin aşırı tiroid hormonu ürettiği hipertiroidi

·         Diyabetle ilişkili olan düşük kan şekeri (hipoglisemi)

·         Az sayıda kan hücresine yol açan anemi (kansızlık)

·         Baş dönmesi ve düşük tansiyona yol açan postural veya ortostatik hipotansiyon

·         38 C ya da daha yüksek bir ateş

·         Vücutta sıvı kaybı

Kalp Çarpıntısı Nedir?

Kalp çarpıntısı, kalbin normalden daha hızlı atması ya da vurması hissidir. Çoğu zamanda, endişe verici olsa da, kalbin bu durumu nedene bağlı olarak normal karşılanabilmektedir ve genellikle de zararsızdır. Diğer durumlarda ise, aritmi yani kalbin düzensiz atışı, daha ciddi kalp hastalıklarının bir belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kalp Çarpıntısı Tedavisi

Kalp çarpıntısı nasıl geçer? Kafein, alkolden kaçınmak ve sigarayı bırakmak gibi yaşam tarzı değişikleri kalp çarpıntısını normale döndürmeye yardımcı olabilmektedir. Diğer tedavi yöntemleri arasında ise ilaç tedavisi, radyofrekans enerjisi ve cerrahi yöntemler bulunmaktadır.

Kalp Çarpıntısı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Kalp çarpıntısı tanısı ve tedavisi için kardiyoloji (kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bölüm) bölümüne başvurabilirsiniz.

Menisküs nedir, neden olur? Menisküs belirtileri ve tedavisi…

Menisküs şiddetli diz ağrılarından yürüme de güçlüğe kadar ileri gidebilir. Erken teşhis dokudaki zedelenmeler ilerlemeden müdaheleyi kolaylaştırır. İşte menisküs ile ilgili merak edilenler: Menisküs belirtileri, teşhisi ve tedavisi…

MENİSKÜS NEDİR?

Dizdeki oluşan hilal ayı biçimindeki kıkırdan dokuya menisküs nedir. Yani hastalığın adı menisküs değil menisküs yırtığıdır. Menisküs ani ve ters hareketlerde yırtılabilir. Ayrıca sporcularda da sıkça görülmektedir.

shutterstock_566486665

MENİSKÜS BELİRTİLERİ

Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme,hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur. Menisküs’ün başlıca nedenlerini sıralarsak;

– Dizde boşalma hissi

– Dizde kilitlenme ve takılmalar (Bükülü kalması)

– Merdiven ve yokuş çıkarken hafiften şiddetliye kadar değişen diz ağrıları

MENİSKÜS NEDEN OLUR?

Dizdeki kıkırdak yapının yırtılması çeşitli sebeplere dayanabilir. Bu sebepler;

– Dizden alacağınız direkt bir darbe,
– Diz dönmesi gibi spor yaparken başınıza gelebilecek sakatlanmalar,
– Yaş nedeniyle menisküs’ün yıpranması olabilir.

MENİSKÜS TEDAVİSİ

Menisküs tedavisi ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi ile başlar ileri safhalarda ameliyatla onarım sağlanır. Tipik bir cerrahi müdahele sonrası, hastalar koltuk değnekleriyle 1-2 gün içinde yürüyebilmektedir. Ayrıca Menisküsün 1/3’lük bir bölümünden kan dolaşımı geçmektedir. Bu bölge iyi bir dinlenmeyle düzelmektedir. Ancak kendinizce alabileceğiniz önlemler de vardır. Menisküs tedavisinde oldukça önemli 4 uygulama mevcuttur. Bunlar:

– Dinlenme
– Buz uygulama
– Bandaj
– Dizin vücuttan yukarıda tutulması

İLGİLİ HABERAyak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi...Ayak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi…

Masaj koltuğunda felç kalabilirsiniz

Kısa sürede rahatlama hissi veren koltukların ucuz oldukları için tercih edildiğini belirten uzmanlar, anlık rahatlamanın ileride büyük sıkıntılara sebep olabileceğini söyledi.

Masaj asırlardır insanlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Hastalıklardan korunmak, tedavi etmek işlevleriyle tıbbi tedavinin yanında tedaviyi tamamlayıcı bir rolü de bulunuyor. Ancak uzman kişiler tarafından kişiye özel uygulanması gerekiyor.

“Geçici rahatlık için sağlığınızı tehlikeye atmayın”

Masaj koltuklarının kolay ve pratik olduğunu ancak sağlıklı olmadığını belirten Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bursa Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Masaj, doğru uygulandığı zaman tedavi edici yöntemler arasında yer alıyor. Masaj eğitimini almış bir kişi tarafından uygulandığında birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Yanlış yapılırsa faydadan çok zarar sağlıyor. Bunlardan bir tanesi de masaj koltukları. Kişilere ucuz olarak kısa sürede rahatlama hissi veren bu koltuklara, pek çok insan karşı koyamıyor. Oysa insanlar geçici bir rahatlık için sağlığını ciddi tehlikelere attığının farkında değil. Çünkü üretilen ürünün kimin kilosuna, boyuna ve vücudundaki sıkıntılara göre ayarlı olduğu dahi bilinmiyor” dedi.

“Rahatlayayım derken felç kalabilirsiniz”

Alışveriş merkezlerinde bulunan koltukların standart boyutlarda üretildiğine dikkat çeken Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Boy ayarı olmadığı için uzun boylu birinin sırtına gelen yer, daha kısa boylu kişinin boynuna baskı uygulayabilir. Bu durum ağrıyı azaltmak ve rahatlamaktan çok felce kadar giden sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınmasına sebep olabilir. Sağlık açısından çorabımızdan ayakkabımıza, oturduğumuz koltuktan yattığımız yatağa, giydiğimiz kıyafetten kullandığımız yastığa kadar dikkat edilirken, bu koltukların zararlı olabileceğine dikkat edilmemektedir. Sağlıklı bir masaj için öncelikle kişinin kendi metabolizmasına özel masaj yöntemlerine ihtiyaç var. Bu sebeple herkes kendi ihtiyacına yönelik ve kendisine özel masaj yaptırmalıdır” diye konuştu.

Özellikle çocukların ve 65 yaş üstü kişilerin kesinlikle masaj koltuklarını kullanmaması gerektiğini ifade eden Küçükçakır, “Çocukların gelişmekte olan kemikleri bulunmaktadır. Uygulanmaması gereken bölgeye basınç uygulandığı zaman, gelişimi ile ilgili sorunlar oluşturabilir. Yaşlılarda ise kemik erimesi olabileceğinden omurlar arasında kayma veya kırıklara sebep olabilir. Masaj koltuklarının bazıları ise elektromanyetik alan olması kaçınılmaz olduğunu için bu koltukların kalp hastalıkları olan kişiler için daha tehlikeli olabilir” şeklinde konuştu.

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Her 5 nakilden sadece 1’i kadavradan’

Yaşamın kıyısında, soluk bir gaz lambası ışığı misali… Kendilerini yeniden hayata döndürecek telefonu bekliyorlar çaresizce… Kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi kardeş, kimi çocuk… Organ nakli listesinde 25 bini aşkın kayıtlı hasta var. Tek umutları organ bağışı! Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, canlı vericiden nakilde dünya şampiyonu olan Türkiye’nin kadavradan organ naklinde ise son sıralarda yer aldığını belirtirken, buna karşın son yıllarda olumlu düzenlemeler yapılmasının umut verdiğini söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile yapılan toplam organ nakil sayılarında hızlı bir artış görülüyor. Yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 4 bin 900’e ulaştı. Ancak bu nakillerin yaklaşık yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, yapılan her 5 nakilden sadece 1’inin kadavradan, 4’ünün canlı vericiden olduğunu belirterek “Türkiye dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer nakil oranları açısından birinci sırada bulunmaktadır. Fakat kadavradan yapılan nakil oranlarında maalesef son sıralarda yer almaktadır. Organ bağışının bu kadar düşük olmasının tek bir nedeni olabilir, o da bu konunun halkımıza tam olarak anlatılamamasıdır. 2017 yılında toplam yapılan 4 bin 908 naklin ancak bin 172’si kadavradan yapılabilmiştir. Kadavradan organ bağışında yıllık ihtiyacın çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.” diyor.

organ-nakli

DEVLET DESTEK VERİYOR

Organ bağışının önemini anlatarak, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Organ nakline devletin çok ciddi destek verdiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde son yıllarda bu konuda olumlu yasal ve organizasyonel düzenlemeler yapıldığını söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber şöyle diyor: “Organ nakline devlet çok ciddi destek vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması sayesinde isteyen herkes istediği devlet hastanesi ya da özel hastaneye giderek hiçbir ek ücret ödemeden organ nakli yaptırabilmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile böbrek nakli olan insanların malulen emeklilik haklarını korumaları diğer önemli bir gelişmedir. Ulusal bekleme listesinin oluşturulması ve koordinatörlük sisteminin etkinleştirilmesi diğer önemli gelişmelerdir.”

ORGAN NAKLİNDE TIP ÇOK İLERLEDİ

Organ naklinde tıbbi yönden de son yıllarda bir takım önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Berber “İmmunsüpresif ilaçlardaki gelişmeler sayesinde nakil yapılan organlar artık daha uzun süre sorunsuz çalışmaktadır. Diğer bir gelişme ise cerrahi tekniklerdeki gelişmelerdir. Artık ameliyatlarımızın birçoğunu kapalı (laparoskopik) yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapabiliyoruz. Bu sayede böbrek vericileri eskiye oranla çok daha az travmatik ameliyatlarla böbrek verebilmektedir. Hatta uygun kadın vericilerde böbrek doğum yolundan çıkartılarak vericilerin ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmesi sağlanmaktadır. Böbrek doğum yolundan çıkarıldığında vericinin vücudunda böbreği çıkartmak için kesi yapılmasına gerek kalmamaktadır. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, kesi yeri problemleri (enfeksiyon, fıtık) ortadan kalkmakta ve vücudunda kesi izi olmadığı için kozmetik yönden de daha iyi sonuçlar elde edilmektedir” diyor.

TÜRKİYE CANLI BÖBREK NAKLİNDE BİR NUMARA

Ülkemizde böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak nakil yapılan organlar. Nakil yapılan dokular ise; kemik, kemik iliği, deri, kornea ve kalp kapağı. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, nakledilecek organın canlıdan veya hastanede yoğun bakım ortamında tıbben yaşamı sona ermiş (beyin ölümü gerçekleşmiş) kişilerden alındığını belirterek “Canlıdan alınabilecek organlar iki böbrekten bir tanesi ve karaciğerin yarısıdır. Kadavradan ise nakil yapılabilen tüm organ ve dokular alınabilir” diyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok nakli yapılan organların başında böbrek ve karaciğer geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ülkem Çakır Türkiye’de 2017 yılında gerçekleştirilen 4 bin 908 organ naklinin 3 bin 342’sinin böbrek, bin 446’sının karaciğer nakli olduğunu, 120’sinin de diğer organ nakillerinden (kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak) oluştuğunu belirtti.

İLGİLİ HABERHasta çok, bağış az... Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisiHasta çok, bağış az… Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘İlaç tedariki sorununun nedeni, avro kurunun güncellenmemesi’

Tüm Eczacı İşveren Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, TEİS Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuştu. Saydan, Türkiye’de ilaç tedarikinde yaşanan sorunların maalesef hızla ve artarak devam ettiğini belirterek, eczane eczacılarının, büyük bir sabırla firmaların depo kanalı ile eczanelerine gönderdiği sınırlı sayıdaki tevzi ilaçları vatandaşlara vererek, ilaç hizmetini sürdürmeye çalıştıklarını belirtti.

Saydan, “Sağlık Bakanının tasarruf gerekçesiyle sağlık hizmetinde aksamaya müsamaha göstermeyecekleri şeklindeki açıklamasında da belirttiği üzere, Sendika olarak biz de sağlık ve tedavide tasarruf olamayacağını ve bu uygulamanın devletimize daha maliyetli olacağı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

tum-eczaci-isveren-sendikasi-teis-genel-baskani-nurten-saydan-aa

İlacın, tedavinin olmazsa olmazı olduğunu belirten Saydan, “İlaç tedarikinde yaşanan sorunların temel nedeni, ilaç fiyatı hesaplamasında kullanılan avro kurunun yeni yıla kadar güncellenmeyecek olmasıdır.” dedi.

Saydan, İlaç Fiyat Kararnamesi’ne göre, ilaç fiyatlandırmasında avro kuru belirlenirken, bir önceki yılın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının günlük avro satış kuru gerçekleşmesinin esas alındığını, yıllık ortalama avro değerinin yüzde 70 uyarlama katsayısı ile çarpılarak belirlendiğini aktardı.

Saydan, bulunan rakamın, ilacın fiyatının belirlenmesinde kullanıldığını dile getirerek, şunları söyledi:

“Ülkemizdeki güncel avro kurunun 6,5 lira civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, özellikle ithal ilaçların ülkemize girişinde firmaların neden isteksiz davrandığı ve zorlandığı çok net şekilde anlaşılacaktır. Yerli ilaç sanayimizde ilaç etken maddeleri yurt dışı kaynaklı tedarik edilmekte ve avrodan etkilenmektedir. Tedarik sorununa rağmen eczacılarımız, ürünü temin etmeye çalışmaktadır. Bugün eczanelerimiz, enjektörleri, şeker ölçüm striplerini, insülin enjektör uçlarını zararına da olsa vatandaşına vermektedir. Bu yüzden yeni yıl beklenilmeden avro kurundaki gerekli güncelleme bir an önce yapılmalı ve yürürlüğe konulmalıdır. Tüm bu gelişmeler sonucu bazı ilaçların tedarikinde sorunlar ortaya çıkmış durumdadır.”

“AŞI TEDARİKİNDE ZORLANIYORUZ”

En çok bilinen ve kolay ulaşılabilen ağrı kesicilerin temininde bile sıkıntı yaşadıklarını belirten Saydan, ilaçları eczanelerde bulamayan vatandaşların bakkallarda, benzinliklerde güvenilir olmayan sahte ürünleri alarak sağlıklarını bozmalarından endişe ettiklerini dile getirdi.

Grip salgınlarını önlemek için sonbahar aylarında kullanılan grip aşılarının da depolardan eczanelere az sayıda gönderildiğini, hatta depolarda da yeterli sayıda bulunmadığına işaret eden Saydan, “Türkiye’de olası bir salgın vakasına karşı talebi karşılayacak yeterli miktarda aşı bulunmasında güçlük çekiliyor. Ayrıca risk grubundaki kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız için de tehlikeli bir süreç bizi bekliyor. Bu durum, biz eczacılardan kaynaklanmıyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm getirmeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“İLAÇ DEPOLARI VADELERİNİ GERİ ÇEKİYOR”

Saydan, depoların ekonomik sorunları neden göstererek, eczanelere verilen ödeme vadelerini geri çektiklerini de dile getirerek, şöyle devam etti:

“Ecza depolarının, ilaç firmalarından aldıkları vadeleri yıllardır eczanelerimize aynı şekilde yansıttığı gerçeği biliniyorken, depoların vadeleri geri çekme kararlarını algılamakta zorlanıyoruz. Zaten kendi sermayeleri ile hizmet vermeye çalışan, devamlı işletme giderleri yükselen eczanelerimiz, oldukça müşkül durumdadır. Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığının devreye girmesini ve meslektaşlarımızı iflasa kadar sürükleyecek olan bu yanlış uygulamadan ecza depolarını vazgeçirmesini talep ediyoruz.”

“İLLER ARASI TAKAS YASAĞININ KALDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ”

Türkiye’deki ilaç tüketiminin bölgelere hatta şehirlere göre değişiklik gösterdiğini belirten Saydan, bazı illerde bulunmayan ilaçların, başka illerde hala bulunabildiğini ama eczanelerin bu durumdan yararlanmadığını söyledi.

Kanuna aykırı olmadığı halde yönetmelik ile iller arası takas uygulamasının kaldırıldığını, bunun da vatandaşı zora soktuğunu savunan Saydan, “Bu engelin kaldırılması, özellikle sıkıntı yaşadığımız bu süreçte ilaç ve eczacılık hizmetimize kolaylık sağlayacaktır. Yıl sonunda ilaç sıkıntısı yaşanmaması, piyasada bulunan ilaçların efektif kullanımının sağlanması için iller arası takas yasağının kaldırılması gerekmektedir.” dedi.

404 İLAÇ TÜRÜNDE İNDİRİM

İlacın, sağlıklı bir yaşamın şartı olduğunu ancak döviz kurunun yükselmesinden en çok etkilenen meslek grupları arasında yer aldıklarını, ayrıca enflasyonla da mücadele ettiklerini belirten Saydan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Reel değerlerle uyuşmayan avro kuru nedeniyle karlılığın düşürüldüğü son nokta eczanelerdir. Artan faizler nedeniyle vadeleri kısıtlananlar eczacılardır. Kamu kurum iskontosunu uygulamayan firmalara yaptırım uygulanmadığı için onlarca kalem ürünü zarar ederek satan eczacılardır. İlaç dışı ürünler ve mamalar döviz kuru değişiminden çok daha fazla oranda zam alırken stoklarındaki ürünleri aralık ayındaki fiyat düşüşleri ile zarar ederek, satmak zorunda olan yine eczacılardır. Aralık ayında 404 kalemde yüzde 76’ya varan oranlarda indirim yapılacak. Bu durum zaten bulunamayan ilaçların tedarikini daha da zorlaştıracaktır.”

Saydan, eczane eczacılarının sendikası TEİS olarak, meslektaşların vatandaşlara 7 gün 24 saat, tüm olumsuz koşula rağmen ilaç hizmeti verebilmek için çalıştığını, bu konuda yaptıkları fedakarlıkları bilmelerini arzu ettiklerini söyledi.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.