Sessiz ve sinsi tehlike: Kalsiyum yüksekliği

HABER/ NAZAN DOĞANER HALICI

Paratiroid bezi; boynumuzda tiroidin hemen yanında, sağında ve solunda ikişer tane olmak üzere, 4 adet bulunan ve parathormon adı verilen hormonu salgılayan bir bezdir. Bu bezlerin büyüklüğü, mercimek veya portakal çekirdeği kadardır. Parathormon, kemik yoğunluğu üzerinde etkisi olup, vücutta kalsiyum dengesini düzenler. Aşırı salgılanması, hiperparatiroidizme yol açar. Yani kanda kalsiyum değeri yükselir, kemiklerde erime başlar.

ROMATİZMAYLA KARIŞTIRILIR!

Parathormon salgılamasıyla ilk etki, kemiklerde başladığından hasta yaygın kemik ve adale ağrılarından şikayet eder. Sürekli yorgunluk sık görülen sorundur. Ayrıca kabızlık, iştahsızlık, hafıza sorunları ve depresyon gibi sorunlara yol açar. Diğer önemli bir husus da bu halde yapılan kemik yoğunluğu ölçümlerinde kemik erimesi (osteoporoz) tespit edileceğinden hastaya bir de kalsiyum takviyesi yapılabilir, bu büyük bir hatadır.

YÜKSEK KALSİYUM KALBE ZARAR VERİR

Yüksek kalsiyumun kalp ve kalpte elektrik iletimi üzerine olumsuz etkisi vardır. Özellikle 12mg/ dl üzerindeki değerlerde hastalarda ritim bozukluğu, çarpıntı, hipertansiyon ve daha ileri hallerde ani kalp durması görülebilir. Bu hastaların acilen hastaneye yatırılmaları ve hızla kalsiyum değerlerinin düşürülmesi gerekir. Kanda kalsiyumun yükselmesi böbreklere de zarar verir.

Kadın hastalarda tekrarlayan böbrek taşı tespit edildiğinde, mutlaka kanda kalsiyum ve parathormon ölçülmelidir. Zira taş tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Yüksek kalsiyum değeri ayrıca depresyona da yol açar.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tanı koymak ve başka hastalıklardan ayırmak için 24 saatlik idrarda kalsiyum seviyesine bakılmalıdır. Paratiroid adenomun yerinin ultrasonografi ve sintigrafi ile ortaya konması ameliyat başarısını artırır. Bazı paratiroid adenomları çok güç ulaşılan yerlerdedir bu nedenle endokrin cerrahisi tecrübesi önemlidir. Cerrahi olarak çıkarılmasıyla hastanın şikayetleri birden düzelir, kemik ve kas ağrıları kaybolur, hazım sistemi ve psikolojik bozukluklar ortadan kalkar. Ameliyat, boynun yanında 2.5 cm’lik bir kesiden yapılır ve hasta aynı gün evine gidebilir.

Kalp Çarpıntısı Nedenleri

Kalp çarpıntısı neden olur? Kalp çarpıntısı genellikle kişinin çok fazla stres yaşaması sonucu oluşmaktadır ve geçici olduğu için tehlikeli değildir. Diğer yandan, kafein, nikotin ve hormonlar kalbin normalden daha hızlı atmasına yol açabilmektedir. Tiroidin daha aktif çalışmasına neden olan bu koşullar altında kalp çarpıntısının devam etmesi, tıbbi bir yardım alınmasını gerektirmektedir.

Kalp çarpıntısının bazı nedenlerini şöyle açıklamak mümkündür:

·         Yaşam tarzı tetikleyicileri

·         Duygu durumlar ve psikolojik tetikleyiciler

·         Bazı ilaçlar

·         Hormonal değişiklikler

·         Kalp ritim sorunları

·         Kalp rahatsızlıkları

·         Diğer tıbbi durumlar

Yaşam Tarzı Tetikleyicileri

Kalp çarpıntılarına yol açan bazı yaşam tarzı tetikleyicileri arasında şunlar bulunmaktadır:

·         Yorucu egzersiz

·         Yeterince uyku uyumama

·         Kahve, çay ve enerji içecekleri gibi kafein içeren içecekleri tüketme

·         Alkol

·         Sigara içme

·         Kokain, eroin, amfetaminler, Ecstasy ve esrar gibi yasa dışı uyuşturucular

·         Yoğun veya baharatlı yiyecekler

Sıralanmış olan bu yaşam tarzı tetikleyicilerinde çarpıntı genellikle tetikleyiciye devam edilmesi durumunda devam etmektedir. Yaşam tarzında yapılan değişikliklerle kalp çarpıntısının yaşanmasını engellemek mümkün olabilmektedir.

Psikolojik Tetikleyiciler

Kalp çarpıntıları genellikle duygu durum değişikliklerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kişinin yaşadığı psikolojik sorunlar vücut üzerinde bir stres yaratarak kalbin normalden daha hızlı çarpmasına neden olabilmektedir.

·         Heyecan ya da sinirlilik

·         Stres veya anksiyete

·         Panik ataklar (panik duygusu, terleme, titreme ve çarpıntının eşlik ettiği korku ya da korku duygusu)

Bu tarz psikolojik durumlarda kalp çarpıntısını normal seviyelere getirmek için uygulanan nefes egzersizleri durumu kontrol altına almaya yardımcı olabilmektedir.

Bazı İlaçlar

Bazı ilaç türleri bir yan etki olarak kalp çarpıntısına yol açabilmektedir. Çarpıntıyı tetikleyebilen bazı ilaç türleri ise şunlardır:

·         Salbutamol ve ipratropyum bromür gibi astım inhalerleri

·         Hidralazin ve minoksidil gibi yüksek tansiyon (hipertansiyon) ilaçları

·         Terfenadin gibi antihistaminikler

·         Klaritromisin ve eritromisin gibi antibiyotikler

·         Sitalopram ve esitalopram gibi antidepresanlar

·         İtrakonazol gibi antifungal ilaçlar

Hormonal Değişiklikler

Özellikle kadınlarda daha sık yaşanan hormonal değişiklikler kalp çarpıntısına neden olabilmektedir. Kalp çarpıntısının daha fazla yaşandığın dönemler şunlardır:

·         Regl

·         Hamilelik

·         Menopoz

Bu vakalarda çarpıntılar genellikle geçicidir ve endişe kaynağı olarak görülmemektedir.

Kalp Ritmi Sorunları

Kalp çarpıntılarının nedeni bazen kalple ilgili bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Kalp ritmi ile ilgili olan bazı sağlık koşulları şunlardır:

Atriyal fibrilasyon: Hızlı ya da düzensiz kalp atışlarına neden olan bir kalp ritmi problemidir.

Atriyal çarpıntı: Hızlı, düzenli ya da düzensiz olabilen bir kalp ritmi bozukluğudur.

Supraventriküler taşikardi: Kalp atışlarının anormal derecede hızlı olması durumudur. Bu kalp ritmi problemi özellikle genç ve sağlıklı olmayan insanlarda daha yaygın olarak yaşanmaktadır.

Ventriküler taşikardi: Düzenli olarak kalbin hızlı attığı bir kalp ritmi bozukluğudur. Baş dönmesi ya da kendinden geçme gibi daha ciddi sonuçlara yol açabilmektedir.

Kalp Rahatsızlıkları

Bazı durumlarda kalp çarpıntısı diğer kalp rahatsızlıkları nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Kalp çarpıntısına neden olan bazı kalp rahatsızlıkları şunlardır:

·         Mitral kapak prolapsusu gibi kalp kapakçıkları ile ilgili bir sorun

·         Kalp kası büyümesi ve kalınlaşması olan hipertrofik kardiyomiyopati

·         Kalp yetmezliği

·         Kalbin normal işleyişini etkileyen doğum kusurlarından biri olan konjenital kalp hastalığı

Sıralanan bu ve diğer kalp sorunları tıbbi açıdan ciddidir ve tedavi edilmesi gerekmektedir.

Diğer Tıbbi Durumlar

Bazı sağlık koşulları kalp çarpıntısına yol açabilmektedir. Kalp çarpıntısına neden olan sağlık koşullarına şu örnekler verilebilmektedir:

·         Tiroid bezinin aşırı tiroid hormonu ürettiği hipertiroidi

·         Diyabetle ilişkili olan düşük kan şekeri (hipoglisemi)

·         Az sayıda kan hücresine yol açan anemi (kansızlık)

·         Baş dönmesi ve düşük tansiyona yol açan postural veya ortostatik hipotansiyon

·         38 C ya da daha yüksek bir ateş

·         Vücutta sıvı kaybı

Kalp Çarpıntısı Nedir?

Kalp çarpıntısı, kalbin normalden daha hızlı atması ya da vurması hissidir. Çoğu zamanda, endişe verici olsa da, kalbin bu durumu nedene bağlı olarak normal karşılanabilmektedir ve genellikle de zararsızdır. Diğer durumlarda ise, aritmi yani kalbin düzensiz atışı, daha ciddi kalp hastalıklarının bir belirtisi olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kalp Çarpıntısı Tedavisi

Kalp çarpıntısı nasıl geçer? Kafein, alkolden kaçınmak ve sigarayı bırakmak gibi yaşam tarzı değişikleri kalp çarpıntısını normale döndürmeye yardımcı olabilmektedir. Diğer tedavi yöntemleri arasında ise ilaç tedavisi, radyofrekans enerjisi ve cerrahi yöntemler bulunmaktadır.

Kalp Çarpıntısı İçin Hangi Doktora Gidilir?

Kalp çarpıntısı tanısı ve tedavisi için kardiyoloji (kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarını inceleyen bölüm) bölümüne başvurabilirsiniz.

Menisküs nedir, neden olur? Menisküs belirtileri ve tedavisi…

Menisküs şiddetli diz ağrılarından yürüme de güçlüğe kadar ileri gidebilir. Erken teşhis dokudaki zedelenmeler ilerlemeden müdaheleyi kolaylaştırır. İşte menisküs ile ilgili merak edilenler: Menisküs belirtileri, teşhisi ve tedavisi…

MENİSKÜS NEDİR?

Dizdeki oluşan hilal ayı biçimindeki kıkırdan dokuya menisküs nedir. Yani hastalığın adı menisküs değil menisküs yırtığıdır. Menisküs ani ve ters hareketlerde yırtılabilir. Ayrıca sporcularda da sıkça görülmektedir.

shutterstock_566486665

MENİSKÜS BELİRTİLERİ

Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme,hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur. Menisküs’ün başlıca nedenlerini sıralarsak;

– Dizde boşalma hissi

– Dizde kilitlenme ve takılmalar (Bükülü kalması)

– Merdiven ve yokuş çıkarken hafiften şiddetliye kadar değişen diz ağrıları

MENİSKÜS NEDEN OLUR?

Dizdeki kıkırdak yapının yırtılması çeşitli sebeplere dayanabilir. Bu sebepler;

– Dizden alacağınız direkt bir darbe,
– Diz dönmesi gibi spor yaparken başınıza gelebilecek sakatlanmalar,
– Yaş nedeniyle menisküs’ün yıpranması olabilir.

MENİSKÜS TEDAVİSİ

Menisküs tedavisi ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi ile başlar ileri safhalarda ameliyatla onarım sağlanır. Tipik bir cerrahi müdahele sonrası, hastalar koltuk değnekleriyle 1-2 gün içinde yürüyebilmektedir. Ayrıca Menisküsün 1/3’lük bir bölümünden kan dolaşımı geçmektedir. Bu bölge iyi bir dinlenmeyle düzelmektedir. Ancak kendinizce alabileceğiniz önlemler de vardır. Menisküs tedavisinde oldukça önemli 4 uygulama mevcuttur. Bunlar:

– Dinlenme
– Buz uygulama
– Bandaj
– Dizin vücuttan yukarıda tutulması

İLGİLİ HABERAyak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi...Ayak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi…

Masaj koltuğunda felç kalabilirsiniz

Kısa sürede rahatlama hissi veren koltukların ucuz oldukları için tercih edildiğini belirten uzmanlar, anlık rahatlamanın ileride büyük sıkıntılara sebep olabileceğini söyledi.

Masaj asırlardır insanlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Hastalıklardan korunmak, tedavi etmek işlevleriyle tıbbi tedavinin yanında tedaviyi tamamlayıcı bir rolü de bulunuyor. Ancak uzman kişiler tarafından kişiye özel uygulanması gerekiyor.

“Geçici rahatlık için sağlığınızı tehlikeye atmayın”

Masaj koltuklarının kolay ve pratik olduğunu ancak sağlıklı olmadığını belirten Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bursa Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Masaj, doğru uygulandığı zaman tedavi edici yöntemler arasında yer alıyor. Masaj eğitimini almış bir kişi tarafından uygulandığında birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Yanlış yapılırsa faydadan çok zarar sağlıyor. Bunlardan bir tanesi de masaj koltukları. Kişilere ucuz olarak kısa sürede rahatlama hissi veren bu koltuklara, pek çok insan karşı koyamıyor. Oysa insanlar geçici bir rahatlık için sağlığını ciddi tehlikelere attığının farkında değil. Çünkü üretilen ürünün kimin kilosuna, boyuna ve vücudundaki sıkıntılara göre ayarlı olduğu dahi bilinmiyor” dedi.

“Rahatlayayım derken felç kalabilirsiniz”

Alışveriş merkezlerinde bulunan koltukların standart boyutlarda üretildiğine dikkat çeken Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Boy ayarı olmadığı için uzun boylu birinin sırtına gelen yer, daha kısa boylu kişinin boynuna baskı uygulayabilir. Bu durum ağrıyı azaltmak ve rahatlamaktan çok felce kadar giden sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınmasına sebep olabilir. Sağlık açısından çorabımızdan ayakkabımıza, oturduğumuz koltuktan yattığımız yatağa, giydiğimiz kıyafetten kullandığımız yastığa kadar dikkat edilirken, bu koltukların zararlı olabileceğine dikkat edilmemektedir. Sağlıklı bir masaj için öncelikle kişinin kendi metabolizmasına özel masaj yöntemlerine ihtiyaç var. Bu sebeple herkes kendi ihtiyacına yönelik ve kendisine özel masaj yaptırmalıdır” diye konuştu.

Özellikle çocukların ve 65 yaş üstü kişilerin kesinlikle masaj koltuklarını kullanmaması gerektiğini ifade eden Küçükçakır, “Çocukların gelişmekte olan kemikleri bulunmaktadır. Uygulanmaması gereken bölgeye basınç uygulandığı zaman, gelişimi ile ilgili sorunlar oluşturabilir. Yaşlılarda ise kemik erimesi olabileceğinden omurlar arasında kayma veya kırıklara sebep olabilir. Masaj koltuklarının bazıları ise elektromanyetik alan olması kaçınılmaz olduğunu için bu koltukların kalp hastalıkları olan kişiler için daha tehlikeli olabilir” şeklinde konuştu.

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Her 5 nakilden sadece 1’i kadavradan’

Yaşamın kıyısında, soluk bir gaz lambası ışığı misali… Kendilerini yeniden hayata döndürecek telefonu bekliyorlar çaresizce… Kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi kardeş, kimi çocuk… Organ nakli listesinde 25 bini aşkın kayıtlı hasta var. Tek umutları organ bağışı! Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, canlı vericiden nakilde dünya şampiyonu olan Türkiye’nin kadavradan organ naklinde ise son sıralarda yer aldığını belirtirken, buna karşın son yıllarda olumlu düzenlemeler yapılmasının umut verdiğini söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile yapılan toplam organ nakil sayılarında hızlı bir artış görülüyor. Yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 4 bin 900’e ulaştı. Ancak bu nakillerin yaklaşık yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, yapılan her 5 nakilden sadece 1’inin kadavradan, 4’ünün canlı vericiden olduğunu belirterek “Türkiye dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer nakil oranları açısından birinci sırada bulunmaktadır. Fakat kadavradan yapılan nakil oranlarında maalesef son sıralarda yer almaktadır. Organ bağışının bu kadar düşük olmasının tek bir nedeni olabilir, o da bu konunun halkımıza tam olarak anlatılamamasıdır. 2017 yılında toplam yapılan 4 bin 908 naklin ancak bin 172’si kadavradan yapılabilmiştir. Kadavradan organ bağışında yıllık ihtiyacın çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.” diyor.

organ-nakli

DEVLET DESTEK VERİYOR

Organ bağışının önemini anlatarak, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Organ nakline devletin çok ciddi destek verdiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde son yıllarda bu konuda olumlu yasal ve organizasyonel düzenlemeler yapıldığını söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber şöyle diyor: “Organ nakline devlet çok ciddi destek vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması sayesinde isteyen herkes istediği devlet hastanesi ya da özel hastaneye giderek hiçbir ek ücret ödemeden organ nakli yaptırabilmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile böbrek nakli olan insanların malulen emeklilik haklarını korumaları diğer önemli bir gelişmedir. Ulusal bekleme listesinin oluşturulması ve koordinatörlük sisteminin etkinleştirilmesi diğer önemli gelişmelerdir.”

ORGAN NAKLİNDE TIP ÇOK İLERLEDİ

Organ naklinde tıbbi yönden de son yıllarda bir takım önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Berber “İmmunsüpresif ilaçlardaki gelişmeler sayesinde nakil yapılan organlar artık daha uzun süre sorunsuz çalışmaktadır. Diğer bir gelişme ise cerrahi tekniklerdeki gelişmelerdir. Artık ameliyatlarımızın birçoğunu kapalı (laparoskopik) yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapabiliyoruz. Bu sayede böbrek vericileri eskiye oranla çok daha az travmatik ameliyatlarla böbrek verebilmektedir. Hatta uygun kadın vericilerde böbrek doğum yolundan çıkartılarak vericilerin ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmesi sağlanmaktadır. Böbrek doğum yolundan çıkarıldığında vericinin vücudunda böbreği çıkartmak için kesi yapılmasına gerek kalmamaktadır. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, kesi yeri problemleri (enfeksiyon, fıtık) ortadan kalkmakta ve vücudunda kesi izi olmadığı için kozmetik yönden de daha iyi sonuçlar elde edilmektedir” diyor.

TÜRKİYE CANLI BÖBREK NAKLİNDE BİR NUMARA

Ülkemizde böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak nakil yapılan organlar. Nakil yapılan dokular ise; kemik, kemik iliği, deri, kornea ve kalp kapağı. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, nakledilecek organın canlıdan veya hastanede yoğun bakım ortamında tıbben yaşamı sona ermiş (beyin ölümü gerçekleşmiş) kişilerden alındığını belirterek “Canlıdan alınabilecek organlar iki böbrekten bir tanesi ve karaciğerin yarısıdır. Kadavradan ise nakil yapılabilen tüm organ ve dokular alınabilir” diyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok nakli yapılan organların başında böbrek ve karaciğer geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ülkem Çakır Türkiye’de 2017 yılında gerçekleştirilen 4 bin 908 organ naklinin 3 bin 342’sinin böbrek, bin 446’sının karaciğer nakli olduğunu, 120’sinin de diğer organ nakillerinden (kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak) oluştuğunu belirtti.

İLGİLİ HABERHasta çok, bağış az... Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisiHasta çok, bağış az… Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘İlaç tedariki sorununun nedeni, avro kurunun güncellenmemesi’

Tüm Eczacı İşveren Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, TEİS Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuştu. Saydan, Türkiye’de ilaç tedarikinde yaşanan sorunların maalesef hızla ve artarak devam ettiğini belirterek, eczane eczacılarının, büyük bir sabırla firmaların depo kanalı ile eczanelerine gönderdiği sınırlı sayıdaki tevzi ilaçları vatandaşlara vererek, ilaç hizmetini sürdürmeye çalıştıklarını belirtti.

Saydan, “Sağlık Bakanının tasarruf gerekçesiyle sağlık hizmetinde aksamaya müsamaha göstermeyecekleri şeklindeki açıklamasında da belirttiği üzere, Sendika olarak biz de sağlık ve tedavide tasarruf olamayacağını ve bu uygulamanın devletimize daha maliyetli olacağı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

tum-eczaci-isveren-sendikasi-teis-genel-baskani-nurten-saydan-aa

İlacın, tedavinin olmazsa olmazı olduğunu belirten Saydan, “İlaç tedarikinde yaşanan sorunların temel nedeni, ilaç fiyatı hesaplamasında kullanılan avro kurunun yeni yıla kadar güncellenmeyecek olmasıdır.” dedi.

Saydan, İlaç Fiyat Kararnamesi’ne göre, ilaç fiyatlandırmasında avro kuru belirlenirken, bir önceki yılın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının günlük avro satış kuru gerçekleşmesinin esas alındığını, yıllık ortalama avro değerinin yüzde 70 uyarlama katsayısı ile çarpılarak belirlendiğini aktardı.

Saydan, bulunan rakamın, ilacın fiyatının belirlenmesinde kullanıldığını dile getirerek, şunları söyledi:

“Ülkemizdeki güncel avro kurunun 6,5 lira civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, özellikle ithal ilaçların ülkemize girişinde firmaların neden isteksiz davrandığı ve zorlandığı çok net şekilde anlaşılacaktır. Yerli ilaç sanayimizde ilaç etken maddeleri yurt dışı kaynaklı tedarik edilmekte ve avrodan etkilenmektedir. Tedarik sorununa rağmen eczacılarımız, ürünü temin etmeye çalışmaktadır. Bugün eczanelerimiz, enjektörleri, şeker ölçüm striplerini, insülin enjektör uçlarını zararına da olsa vatandaşına vermektedir. Bu yüzden yeni yıl beklenilmeden avro kurundaki gerekli güncelleme bir an önce yapılmalı ve yürürlüğe konulmalıdır. Tüm bu gelişmeler sonucu bazı ilaçların tedarikinde sorunlar ortaya çıkmış durumdadır.”

“AŞI TEDARİKİNDE ZORLANIYORUZ”

En çok bilinen ve kolay ulaşılabilen ağrı kesicilerin temininde bile sıkıntı yaşadıklarını belirten Saydan, ilaçları eczanelerde bulamayan vatandaşların bakkallarda, benzinliklerde güvenilir olmayan sahte ürünleri alarak sağlıklarını bozmalarından endişe ettiklerini dile getirdi.

Grip salgınlarını önlemek için sonbahar aylarında kullanılan grip aşılarının da depolardan eczanelere az sayıda gönderildiğini, hatta depolarda da yeterli sayıda bulunmadığına işaret eden Saydan, “Türkiye’de olası bir salgın vakasına karşı talebi karşılayacak yeterli miktarda aşı bulunmasında güçlük çekiliyor. Ayrıca risk grubundaki kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız için de tehlikeli bir süreç bizi bekliyor. Bu durum, biz eczacılardan kaynaklanmıyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm getirmeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“İLAÇ DEPOLARI VADELERİNİ GERİ ÇEKİYOR”

Saydan, depoların ekonomik sorunları neden göstererek, eczanelere verilen ödeme vadelerini geri çektiklerini de dile getirerek, şöyle devam etti:

“Ecza depolarının, ilaç firmalarından aldıkları vadeleri yıllardır eczanelerimize aynı şekilde yansıttığı gerçeği biliniyorken, depoların vadeleri geri çekme kararlarını algılamakta zorlanıyoruz. Zaten kendi sermayeleri ile hizmet vermeye çalışan, devamlı işletme giderleri yükselen eczanelerimiz, oldukça müşkül durumdadır. Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığının devreye girmesini ve meslektaşlarımızı iflasa kadar sürükleyecek olan bu yanlış uygulamadan ecza depolarını vazgeçirmesini talep ediyoruz.”

“İLLER ARASI TAKAS YASAĞININ KALDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ”

Türkiye’deki ilaç tüketiminin bölgelere hatta şehirlere göre değişiklik gösterdiğini belirten Saydan, bazı illerde bulunmayan ilaçların, başka illerde hala bulunabildiğini ama eczanelerin bu durumdan yararlanmadığını söyledi.

Kanuna aykırı olmadığı halde yönetmelik ile iller arası takas uygulamasının kaldırıldığını, bunun da vatandaşı zora soktuğunu savunan Saydan, “Bu engelin kaldırılması, özellikle sıkıntı yaşadığımız bu süreçte ilaç ve eczacılık hizmetimize kolaylık sağlayacaktır. Yıl sonunda ilaç sıkıntısı yaşanmaması, piyasada bulunan ilaçların efektif kullanımının sağlanması için iller arası takas yasağının kaldırılması gerekmektedir.” dedi.

404 İLAÇ TÜRÜNDE İNDİRİM

İlacın, sağlıklı bir yaşamın şartı olduğunu ancak döviz kurunun yükselmesinden en çok etkilenen meslek grupları arasında yer aldıklarını, ayrıca enflasyonla da mücadele ettiklerini belirten Saydan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Reel değerlerle uyuşmayan avro kuru nedeniyle karlılığın düşürüldüğü son nokta eczanelerdir. Artan faizler nedeniyle vadeleri kısıtlananlar eczacılardır. Kamu kurum iskontosunu uygulamayan firmalara yaptırım uygulanmadığı için onlarca kalem ürünü zarar ederek satan eczacılardır. İlaç dışı ürünler ve mamalar döviz kuru değişiminden çok daha fazla oranda zam alırken stoklarındaki ürünleri aralık ayındaki fiyat düşüşleri ile zarar ederek, satmak zorunda olan yine eczacılardır. Aralık ayında 404 kalemde yüzde 76’ya varan oranlarda indirim yapılacak. Bu durum zaten bulunamayan ilaçların tedarikini daha da zorlaştıracaktır.”

Saydan, eczane eczacılarının sendikası TEİS olarak, meslektaşların vatandaşlara 7 gün 24 saat, tüm olumsuz koşula rağmen ilaç hizmeti verebilmek için çalıştığını, bu konuda yaptıkları fedakarlıkları bilmelerini arzu ettiklerini söyledi.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Baş ağrısı neden olur? Baş ağrısının çeşitleri ve tedavisi…

Bir baş ağrısı stres veya duygusal sıkıntı belirtisi olabilir veya migren veya yüksek tansiyon, anksiyete veya depresyon gibi tıbbi bir bozukluktan kaynaklanabilir. Baş ağrısı diğer başka problemlere de yol açabilir. Şimdi baş ağrısı ile ilgili bilinmesi gerekenlere göz atacağız… Baş ağrısı neden olur? Baş ağrısının çeşitleri ve tedavisi…

BAŞ AĞRISI NEDEN OLUR?

Baş ağrısı, başın herhangi bir bölgesindeki ağrıdır. Başın herhangi bir yerinde, başın her iki tarafında ya da sadece bir yerde baş ağrısı oluşabilir. Baş ağrısı, keskin bir acı, zonklama hissi veya sıkıcı bir ağrı olarak görünebilir. Baş ağrısı yavaş yavaş veya aniden gelişebilir ve bir saatten birkaç güne kadar sürebilir.

Bir baş ağrısı stres veya duygusal sıkıntı belirtisi olabilir veya migren veya yüksek tansiyon, anksiyete veya depresyon gibi tıbbi bir bozukluktan kaynaklanabilir. Baş ağrısı diğer başka problemlere de yol açabilir. Kronik migren baş ağrıları olan kişilerin, düzenli olarak işe veya okula gitmesi çok zor olabilir.

Baş ağrılarını tanımlamanın farklı yolları vardır.

Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS) baş ağrılarını, başka bir durumdan kaynaklanmadıklarında birincil olarak, ya da başka bir nedenin söz konusu olduğu durumlarda ikincil olarak sınıflandırır.

İLGİLİ HABERAyak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi...Ayak ağrısı neden olur? Ayak ağrısı nasıl geçer? İşte tedavisi…

BAŞ AĞRISI ÇEŞİTLERİ

Birincil baş ağrısı

Birincil baş ağrısı, başınızdaki aşırı duyarlılık veya ağrıya duyarlı yapılardaki sorunlardan kaynaklanır. Birincil baş ağrısı, altta yatan bir hastalığın belirtisi değildir. Beyninizdeki kimyasal aktivite, kafatasınızı çevreleyen sinirler veya kan damarları veya başınızın ve boynunuzun kasları (veya bu faktörlerin bazı bileşimleri) birincil baş ağrılarında rol oynayabilir. Bazı insanlar ayrıca, bu tür baş ağrıları geliştirme olasılığını artıran genleri de taşıyabilir.

En yaygın birincil baş ağrıları şunlardır:

– Baş zonklaması
– Migren
– Auralı migren
– Gerilim baş ağrısı
– Küme baş ağrısı (genellikle erkeklerde görülen, çok şiddetli, tek taraflı göz ve şakak ağrılarıdır. Migrenle çok karıştırılır) ve paroksismal hemikranya gibi Trigeminal otonomik sefaleralgi (TAC)

Birkaç baş ağrısı çeşidi de genellikle birincil baş ağrısının tipleri olarak kabul edilir, ancak daha az yaygındır. Bu baş ağrıları, belirli bir aktivite ile ilişkili olağandışı bir süre veya ağrı gibi farklı özelliklere sahiptir.

Baş dönmesi neden olur? Baş dönmesi nedenleri ve tedavisi…

Genel olarak primer kabul edilmesine rağmen, her biri altta yatan bir hastalığın belirtisi olabilir. Bunlar:

– Kronik günlük baş ağrıları (örneğin, kronik migren, kronik gerilim tipi baş ağrısı veya hemicranias continua)
– Öksürük baş ağrıları
– Egzersiz baş ağrısı
– Cinsel ilişki baş ağrıları

Bazı birincil baş ağrıları da dahil olmak üzere yaşam tarzı faktörleri tarafından tetiklenebilir:

– Alkol, özellikle kırmızı şarap
– Nitratlar içeren işlenmiş etler gibi belirli gıdalar
– Uykudaki değişiklikler veya uyku eksikliği
– Kötü duruş
– Yemeklerde öğün atlama
– Stres

İkincil baş ağrıları

İkincil bir baş ağrısı, başın ağrıya duyarlı sinirlerini aktive edebilen bir hastalığın belirtisidir. Şiddetli bir şekilde değişen birçok durum ikincil baş ağrılarına neden olabilir.

Sekonder baş ağrılarının olası nedenleri arasında şunlar bulunur:

– Akut sinüzit (sinüs enfeksiyonu)
– Arteryel gözyaşları (karotis veya vertebra diseksiyonu)
– Beyindeki kan pıhtılaşması (venöz tromboz) – felçten ayrı
– Beyin anevrizması (beyninizde bir arterde bir şişlik)
– Beyin AVM (arteriyovenöz malformasyon) – beyin kan damarlarının anormal oluşumu
– Beyin tümörü
– Karbonmonoksit zehirlenmesi
– Chiari malformasyonu (kafatasının tabanındaki yapısal problem)
– Sarsıntı
– Susuzluk
– Diş sorunları
– Kulak enfeksiyonu (orta kulak)
– Ensefalit (beyin iltihabı)
– Dev hücreli arterit (arterlerin kaplamasının iltihabı)
– Glokom (akut açı kapanması glokomu)
– Alkol kullanımı
– Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
– Grip ve diğer ateşli hastalıklar
– İntrakraniyal hematom
– Diğer hastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar
– Menenjit
– Monosodyum glutamat (MSG)
– Ağrı kesici ilaçların aşırı kullanımı
– Panik atak ve panik bozukluğu
– Post-concussion sendromu
– Kask veya gözlük gibi sıkı başlıklardan gelen basınç
– Pseudotumor serebri
– İnme
– Toksoplazmozis
– Trigeminal nevralji (tüm diğer sinirlerin yanı sıra, yüz ve beyni bağlayan bazı sinirlerin tahrişini de içerir)

İLGİLİ HABERBahar yorgunluğu nedir? Nasıl geçer? İşte tavsiyeler...Bahar yorgunluğu nedir? Nasıl geçer? İşte tavsiyeler…

NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİSİNİZ?

Baş ağrısı bazı durumlarda menenjit, felç, ensefalit gibi hayati tehlikeye sebep olabilen durumların belirtisi olabilir. Hayatınızda ilk defa aniden gelişen ya da şiddeti gittikçe artan bir baş ağrısı yaşıyorsanız, en kısa zamanda bir hastanenin acil servisine gitmeli veya 112’yi aramalısınız.

– Kafa karışıklığı veya konuşmaları anlamakta zorluk
– Bayılma
– Yüksek ateş, 39-40 °C den daha fazla olması
– Vücudunuzun bir tarafında uyuşma, güçsüzlük
– Görme bozukluğu
– Konuşma bozukluğu
– Yürümede dengesizlik
– Mide bulantısı veya kusma (Grip veya bir başka nedene bağlı değilse)

BAŞ AĞRISI TEDAVİSİ

Baş ağrılarını tedavi etmenin en yaygın yolları, dinlenme ve ağrı kesici ilaçlardır. Genel ağrı kesici ilaçları reçetesiz olarak kullanılabilir (OTC) veya doktorlar trisiklik antidepresanlar, serotonin reseptör agonistleri, anti-epileptik ilaçlar ve beta blokerleri gibi önleyici ilaçları reçete edebilirler. Doktorun tavsiyesine uymak önemlidir, çünkü ağrı kesici ilaçların aşırı kullanımı baş ağrılarına yol açabilir. Geri tepme baş ağrılarının tedavisi, ağrı kesici ilaçların azaltılmasını veya durdurulmasını içerir. Aşırı durumlarda, kısa bir süre hastanede kalmaya ihtiyaç olabilir.

Gerilim tipi baş ağrısı tedavisi

Gerilim tipi baş ağrısının genellikle stresten dolayı oluştuğu düşünülür, fakat stres sadece ağrıyı tetikleyen faktörlerdendir. Gerilim tipi baş ağrısında, başın etrafında bir bant varmışçasına basınç hissine sebep olur.

Gerilim tipi baş ağrılarında tedavi yöntemleri şunladır:

– Doktorunuz tarafından verilen reçeteli ilaçlar ve reçetesiz ilaçlar
– Yaşam tarzı değişiklikleri (Dinlenmek, başa buz paketleri ile soğuk uygulama, uzun ve sıcak bir duş gibi)
– Meditasyon gibi rahatlama teknikleri
– Stresi yönetimi tekniklerini öğrenmek ve uygulamaktır.

Küme tipi baş ağrısı tedavisi

Küme tipi baş ağrısı birkaç haftalık kümeler şeklinde gelir ve oldukça şiddetli tiplerinden biridir. Küme tipi baş ağrısı hastayı gece uykusundan uyandıracak kadar şiddetlidir. Genellikle tek yanlı, göz çevresinde ve oyucu bir ağrı olur.

Küme tipi baş ağrılarında tedavi yöntemleri şunlardır:

Küme tipi baş ağrısını tamamen geçirebilecek bir tedavi yoktur. Tedavinin amacı, ağrının şiddetini azaltmak, baş ağrısı süresini kısaltmak ve atakları önlemektir. Bir küme baş ağrısında ağrı aniden şiddetli gelir ve kısa bir süre içinde azalır. Bu nedenle hızlı etki eden ilaçlar gereklidir. Hızla etki eden bazı ilaçlar ağrıda rahatlama sağlayabilir. Ağrıyla baş etmek, ağrıyı yönetmek ve doktorunuzla iletişim halinde olmak küme tip baş ağrısını kontrol etmenizde büyük yarar sağlayacaktır.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Bazı hastalar ağrı olmadan kalp krizi geçirebilirler’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Koşuyolu Yüksek İhtisas SUAM Kalp Damar Cerrahisi Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, yaptığı açıklamada, kalp damarlarının tıkanması sonucunda kişilerin kalp krizi geçirebileceğini, bu nedenle de yetmezlik gelişebileceğini, hatta bazı durumlarda hastanın kaybedildiğini belirtti.

RİSK, ERKEKLERDE DAHA FAZLA

Kalbi besleyen damarların tıkanmasına neden olan faktörler arasında sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı, yağlı diyetle beslenmek, şişmanlık ve obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı, stresli bir kişiliğe sahip olmak, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik ve genetiğin sayılabileceğini ifade eden Rabuş, şu bilgileri verdi:

kalp-krizi-shutter

“Özellikle erkekler daha fazla risk altında olmakla beraber, kadınlarda adet kesilmesi ile risk eşitlenir. Kalp damar hastalığı riski kadınlarda 45, erkeklerde 40 yaşından sonra artar. Bu nedenle bu yaşlardan sonra risk belirlenmesine yönelik düzenli kontroller oldukça önemlidir. Özellikle fiziksel güç ve çaba harcanmasıyla gelen göğüs ağrıları dikkate alınmalıdır. Bunlar kalp damarlarının tıkanmış olduğunun habercisi olabilir. Başta şeker hastalığı bulunan kişiler olmak üzere bazı hastalar ağrı olmadan da kalp krizi geçirebilirler. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kalp ve damar hastalıkları bakımından daha sık kontrole gitmeleri önemlidir. Kalp krizi sırasında ağrı sıklıkla göğüsten başlar, sırt veya kola yayılabilir, hatta bazen çeneye ve dişlere bile yayılabilir. Risk altındaki hastalara gerektiğinde uygulanan efor testi, kan tetkikleri, talyum sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi anjiyografisi veya konvansiyonel anjiyografi yöntemleriyle tanı konulabilir.”

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde, uygun olan hastalara stent takılabildiğini ya da koroner baypas ameliyatı uygulanabileceğini ifade eden Rabuş, yapılan müdahale sonrası sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması yönündeki kurullara uyulması gerektiğini anlattı.

Rabuş, bu kurallara uyulmazsa tekrar aynı şikayetlerle karşılaşılmasının ve başa dönülmesinin kaçınılmaz olacağını belirtti.

“ÇOCUKLUKTA GEÇİRİLEN BADEMCİK ENFEKSİYONLARI İYİ TEDAVİ EDİLMELİ”

Kalp kapak hastalıklarına ilişkin bilgi veren Rabuş, şunları kaydetti:

“Çocukluk çağında, özellikle 5-15 yaşlar arasında geçirilebilen bademcik enfeksiyonları uzun yıllar sonrasında romatizmal kalp kapak hastalığına yol açabilir. Ülkemizde en sık gözlenen kalp kapak hastalığı nedeni budur. Bunun yanı sıra kalp kapak hastalıkları doğuştan olabileceği gibi, yaşlanma ile beraber kireçlenme, kalp kapak iltihabı, bazı bağ doku hastalıkları, künt göğüs travması sonrası veya yüksek tansiyon nedeniyle de olabilir. Kalp kapak hastaları çoğu kez iki kat merdiven çıkmakla nefes darlığı yaşarlar, iki yastıkla yatarlar. Ayak ve karında şişlik, kilo kaybı, halsizlik ve yaşam kalitesinin bozulmasından şikayet ederler.”

Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, kalp kapak hastalıklarının tedavisinin, uygun vakalarda kasıktan girilerek darlığın giderilmesi, ameliyatla kalp kapağının onarımı veya değiştirilmesi gibi yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini belirterek, kalp kapağı değiştirilirken mekanik veya biyolojik kapakların kullanılabildiğini söyledi.

TÜRKİYE’DE 800 BİNDEN FAZLA KALP YETMEZLİĞİ HASTASI VAR

Önemli kalp hastalıkları arasında yerini alan kalp yetmezliğine ilişkin de bilgi veren Rabuş, şöyle devam etti:

“Kalbin dokulara ihtiyacı olan gerekli miktardaki kanı yollayamaması sonucu gelişen duruma kalp yetmezliği denir. En sık nedeni geçirilmiş kalp krizi sonrası kalbin fonksiyonlarının bozulması veya kalp kapak hastalığına bağlı olarak kalbin büyümesi ve genişlemesidir. Bunların dışında daha az sıklıkla başka sebepler de mevcuttur. Kalbin kasılma gücünün yüzde 20-25’in altında olması ve tıbbi veya cerrahi başka bir seçeneğin bulunmaması halinde kalp nakli veya yapay kalp uygulaması yapılabilir. Ülkemizde 800 binden fazla kalp yetmezliği hastası bulunduğu tahmin edilmekte ve kalp nakli bekleme listesinde 600’ün üstünde hasta bulunduğu bilinmektedir. Ancak yıllık ortalama 60-90 arası kalp nakli yapılabilmektedir. Canlıdan canlıya organ bağışlama sıklığı olarak Avrupa’da ilk sırada gelmemize rağmen, kadavradan organ bağış sıklığı halen oldukça yetersiz kalmaktadır.”

Prof. Dr. Rabuş, teknolojinin ilerlemesiyle yapay kalp olarak da bilinen cihazların geliştirildiğini ifade etti.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rabuş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Genetik gibi değiştirilemez durumların haricinde birçok kalp ve damar hastalığı risk faktörünü azaltmak mümkündür. Bunun için önerilen girişimler arasında özellikle çocukluk yaşta oluşan bademcik enfeksiyonlarını iyi tedavi etmek, yaşam ortamlarının düzgün olması, sigara ve tütün ürünlerinin bırakılması, alkol kullanılmaması, kilo verilmesi, katı yağdan zengin beslenmeden kaçınılması, sağlıklı beslenme, hareket ve egzersizin yaşantıya katılması, strese neden olan psikososyal yapının iyileştirilmesi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması ve düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi sayılabilir.”

AA

İLGİLİ HABERKanser, kalp krizi, diyabet... Risk ne zaman artıyor?Kanser, kalp krizi, diyabet… Risk ne zaman artıyor? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

SGK, kanser dahil 26 hastalık için hastalara aylık bağlıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu ( SGK) tedavisi zor hastalıklara maruz kalan sigortalılara malül aylığı bağlıyor.

Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göne Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nde maluliyet süresi ayrıca belirtilmeyen tüm kanser hastalıklarında, tanı konulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde başvurmak koşuluyla 18 ay süreyle malüliyet aylığı bağlanıyor. Bazı hastalıklarla ilgili tanı konulduğunda ise 12 ya da 24 ay aylık bağlanabiliyor. Kemik iliği nakli yapılanlar 12 ay, kan kanseri tedavisi görenler ve verem hastaları 24 ay malül aylığı alabiliyor.

Kemik iliği dışındaki diğer tüm organ nakli olanlar ile diyalize girmeyen kronik böbrek yetmezliği olanlar da malül aylığı bağlatabiliyor. 12 ay ile 24 ayın sonunda, sağlık kurulu raporu alarak çalışma gücünde yüzde 60 ve üzeri oranda kayıp olduğunu belgeleyenlerin malûliyet aylığı devam ediyor.

 SÜREYE DİKKAT

Malül aylığı bağlanabilmesi için talep tarihinden önceki bir yıl içinde tanı almak gerekiyor. 18 aylık malül aylığı ödeme süresi, talebe istinaden düzenlenmiş sağlık kurulu raporu tarihinden itibaren başlıyor. Raporu aldıktan hemen sonra başvuru yapılmadığı takdirde, geç kalınan süre kadar aylık eksik ödenir.

10 YIL SİGORTA, 1800 GÜN PRİM

Kanser veya diğer ağır hastalık teşhisi konulanlara geçici malül aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve 1800 gün prim ödeme koşulu aranıyor.

Geçici malûl aylığının kalıcı hale getirilebilmesi için hastalık dolayısıyla çalışma gücünde en az yüzde 60 oranında kayıp olduğuna dair sağlık kurulu raporu gerekiyor.

BAKIMA MUHTAÇSA ON YIL ŞARTI YOK

Başkasının bakımına muhtaç derecede durumu ağır olan hastalarda on yıllık sigortalılık süresine bakılmıyor. Ancak, en az 1800 gün prim ödemeleri isteniyor.

Kanser ve organ naklinin yanı sıra çalışmaya olanak vermeyen genetik hastalıklar, MS, parkinson, alzheimer, demans, sara ve bazı psikiyatrik hastalıklar, kalp yetmezliği, sindirim sistemi kanamaları, astım, KOAH, uyku bozuklukları için de malûl aylığı bağlanabiliyor.

PRİM BORCU OLAN AYLIK ALAMAZ

Bağ-Kur’luların malül aylığı bağlatabilmesi için SGK’ya prim borcu bulunmaması gerekiyor.

HANGİ HASTALIKLAR İÇİN MALÜL AYLIĞI BAĞLANIYOR ?

Malûliyet aylığı bağlanmasını gerektiren hastalıklar şöyle:**

Kanser (Baş ve boyunun yumuşak dokusu, cilt, lenfoma, lösemi, multipl myelom, tükrük bezleri, tiroid bezi, meme, sinir sistemi, akciğer, mide, ince ve kalın barsak, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, pankreas, böbrek, mesane, genital yollar, prostat, testis, penis kanserleri)
Epilepsi
Demans
Beyin tümörleri
Parkinson sendromu
Serebral palsi
Multiple Skleroz
Zeka gerilikleri (IQ 50 ve altı)
Şizofreni
Bipolar bozukluk
Görme azlığı
Retina kanamaları
Yardımsız ayakta durmayı engelleyen denge bozuklukları ile birlikte işitme kaybı
Anemi
Kol, bacak gibi organ kaybı
Behçet hastalığı
Gastrointestinal kanamalar
Karaciğer sirozu
Karaciğer nakli
Kalp yetmezliği
Kalp kapak hastalıkları
Kalp nakli
Böbrek nakli
Akciğer nakli
Tüberküloz
AIDS

Bir dargın bir barışık ilişkiler depresyona sokuyor

WebMD’nin haberine göre, araştırmacılar, “ilişki döngüsü” olarak bilinen durumun, kişilerde depresyon ve kaygı riskini artırabileceğine işaret etti. Çiftlerin ilişkilerinde bir dargın bir barışık olmasının duygusal karmaşaya yol açabildiği belirlendi.

Çalışmayı yürüten, ABD’de bulunan Missouri Üniversitesinden Kale Monk ve ekibi, ilişki döngüsü ile duygusal sıkıntı arasındaki bağlantıyı araştırmak için 545 yetişkinden alınan verileri analiz etti.

Katılımcılardan üçte biri, birliktelik yaşadıkları kişilerle 8 kereye dek ayrılıp yeniden bir araya geldiklerini belirtti.

Araştırmacılar, katılımcılara ayrılık ve tekrar bir araya gelme süreçlerinde ne sıklıkta kaygı, kontrolsüz endişe, umutsuzluk ve/veya hayattan daha az zevk alma gibi duygular yaşadıklarını sordu.

Çalışma, bir dargın bir barışık ilişki yaşayanların daha fazla duygusal karmaşa yaşadığını gözler önüne serdi. Yaş, ilişkinin türü ve uzunluğu, çocuk sahibi olup olmama gibi faktörlerin, sonucu etkilemediği belirlendi.

Monk, “Ayrılmak ve tekrar bir araya gelmek, her zaman kötü bir şey değil ancak bunun döngü şeklinde tekrarlanması, kişilerin duygusal durumunu olumsuz etkiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

AA