AK Parti 14 ilin belediye başkan adayını açıklayacak

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 14 il belediye başkan adayını yarın açıklayacak.

Edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katılacak.

Erdoğan, toplantıda Aksaray, Ağrı, Bilecik, Erzincan, Edirne, Iğdır, Isparta, Kars, Kırşehir, Kütahya, Siirt, Tunceli, Van, Zonguldak belediye başkan adaylarını açıklayacak.

AKM’nin ihalesi bile yapılmamış!

İstanbul, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından Mayıs 2008’de verilen konserden sonra restorasyon yapılacağı öne sürülerek kapatıldı. Restorasyona bakanlık 70 milyon lira Sabancı Holding de 30 milyon lira ayirdi.

FOTO:İHA- AKM artık yok…

Korunacak tarihi eserler arasında yer alan AKM için dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 29 Ekim 2013 tarihinde hizmete açılacağını söylemiş ancak yenileme çalışmaları 2013’te durdurulmustu. Günay’dan sonraki Bakan Ömer Çelik ise, AKM’nin 2014 yılında da hizmete açılmasınin planlandığını belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da AKM yıkılırken “Sözünü aldım, 2019’un ilk çeyreğinde bitecek. Türkiye 10 yıl önce yapması gereken bir işe ancak bugün başlayabiliyor. Bundan dolayı çok üzgünüm. Çünkü çoktan biz AKM’yi bitirmiş ve milletimizin hizmetine sunmuş olacaktır. Ülkemizin kaybettiği bu 10 yılın hesabını kim verecek?” ifadelerini kullanmıştı.

BAKANLIK YANITLADI: 2 YILA BİTER

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in sorusuna verdiği yanıtta, “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin en kısa sürede hizmete girmesini teminen 2018 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla ihale süreci başlatılacaktır. 2019 Şubat ayı içerisinde de Kültür Merkezi’nin inşaatına başlanılması ve 2 yıl içinde tamamlanması planlanmaktadır” dedi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen ise AKM kapatılalı tam 10 yıl oldu. 10 yıldır İstanbul halkı başta olmak üzere operadan, sanattan ve tiyatrodan mahrum bırakılıyor. Asıl bu 10 yılın hesabını kim verecek? ” diye konuştu.

Binlerce memurun özlük haklarında değişiklik

AK Parti milletvekillerinin yasa teklifine göre, diplomatik kariyer memuriyeti olan meslek memurluğu sınavına iktisat, işletme ve ekonomi mezunlarının yanı sıra çalışma ekonomisi bölümü mezunları da girebilecek.

Dışişleri meslek memurları için yüksek lisans mezunlarında 37 olan yaş sınırı, lisans mezunlarındaki gibi 35’e çekilecek. Konsolosluk ve ihtisas memurluğu için lisans mezunlarında 30, yüksek lisansta 32 olan yaş sınırı ise 35’te eşitlenecek.

KONSOLOSLUK VE İHTİSAS MEMURLARINA KIDEM VE DİL TAZMİNATI

Başkatiplik ve konsolosluk yeterlilik sınavını kazanan konsolosluk ve ihtisas memurlarının bu statülerde geçirdikleri sürenin yarısı meslek memurluğu statüsündeki dördüncü, üçüncü ve ikinci unvan gruplarında geçirilmiş sayılacak. Bu şekilde geçirilmiş sayılan süre dört yıldan fazla olamayacak. Halen başkatip unvanını kazanmış konsolosluk ve ihtisas memurları için ise bu süre 6 yıla kadar çıkabilecek.

Dışişleri Bakanlığı’nda halen meslek memurlarına dil tazminatı ödenebiliyor. Yapılacak değişiklik ile konsolosluk ve ihtisas memurlarına da Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nda (A) seviyesinde puan almaları durumunda dil tazminatı ödenecek.

DOKTOR RAPORU İSTENECEK

Meslek memurları ile konsolosluk ve ihtisas memurlarının bakanlığa alınabilmeleri için tam teşekküllü bir devlet hastanesinden “Her türlü iklim şartında görev yapabileceklerine” dair rapor getirmeleri istenecek. Bakanlık, hukuk müşavirleri ve danışmanların bakanlığa alınmasında ise gerek duyduğunda rapor isteyebilecek. Böylece Dışişleri personeli, atandıkları görevden sağlık gerekçesiyle kaçınamayacaklar. Dışişleri Bakanlığı mali hizmetler uzmanları ile merkez memurları yurt dışında sürekli görevlendirilebilecekler.

SÖZLEŞMELİ PERSONELE AİLE YARDIMI

Dışişleri Bakanlığı’nın yurt dışı teşkilatında görev yapan meslek memurlarına yapılan aile yardımının kapsamı genişletiliyor. Yurt dışı teşkilatı ile ihtisas birimlerinde istihdam edilen Türk uyruklu sözleşmeli personel de aile yardımı hakkından yararlanabilecek. Aile yardımı ödeneğinin hesaplanmasında, görev yapılan ülke için belirlenen yurt dışı sözleşmeli sekreter pozisyonu tavan ücreti esas alınacak. Aile yardımı ödeneği, görev yapılan ülke için birinci derecenin dördüncü kademesindeki meslek memurunun yurt dışı aylığı üzerinden eş için yüzde 5, her bir çocuk için yüzde 2.5 olarak uygulanıyor.

ÇOCUKLARI İÇİN EĞİTİM YARDIMI ARTIRILIYOR

Yurt dışında görev yapan Dışişleri personelinin çocuklarına yapılan eğitim yardımları da yeniden düzenleniyor. Eğitim yardımı, lisans öğrenimi gören çocuklar için yıllık masrafın yüzde 25’inden 30’una çıkartılacak. İlk, orta ve lise öğrenimine devam eden her bir çocuk için yapılan eğitim yardımı ise yıllık masrafın yüzde 50’si olarak uygulanmaya devam edecek.

Aylık bazda ödenecek eğitim yardımı, çocuğun öğrenim gördüğü ülke için birinci derecenin dördüncü kademesindeki meslek memurunun yurt dışı aylığının ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimi görenler için yüzde 10’unu, üniversite öğrenimi görenler için yüzde 5’ini aşamıyor. Teklif ile söz konusu oranlar ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimi görenlerde yüzde 15, üniversite öğrenimi görenlerde yüzde 10’a çıkartılacak.

MAHRUMİYET TEŞVİKİ ARTIRILIYOR

Dışişleri Bakanlığı’nın savaş ve iş çatışma olan birçok ülkede görev yapan personeline yönelik teşvik ödenekleri de artırılıyor. Ülkeler altı kategoriye ayrılmış bulunuyor. Son üç kategorideki ülkelerde görev yapanlara, yurt dışı aylığının yüzde 15’i oranında yapılmakta olan teşvik ödeneği, yüzde 19’a çıkartılacak.

Savaş, iç karışıklık, doğal afet, salgın hastalık ve can güvenliğini tehdit eden olağanüstü durumlarda memurlara sağlanan tazminat hakkı, yerel sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler ve tıbbi komplikasyonlar için de tanınacak. Memurlara sağlanan bu haktan Türk uyruklu sözleşmeli personel de yararlanacak. Olağanüstü durumlar nedeniyle Türkiye’ye dönmesi veya başka bir ülkeye geçmesi gereken memurlara tanınan 3 aya kadar yurt dışı maaşı ödenmesi hakkı, yurt dışında görev yapan tüm personele tanınacak.

Gişelerde yine aynı manzara

Haramidere Bağlantı Yolu Avcılar Gişeleri’nde yaşanan kazada gişelerden aynı anda geçmeye çalışan iki ticari araç gişelerde sıkıştı.

basliksiz-1

Araçları kurtarma çalışmaları devam ederken olayı yerinde geçici olarak trafik yoğunluğu yaşandı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Konya’da çiftçiler sokağa çıktı!..

İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, çiftçilerin talebi doğrultusunda Konya Valiliği’ne başvurarak, tarımdaki sorunları dile getirmek için Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde “Büyük Çiftçi Buluşması” gerçekleştirdi.

“VEKALET VERİN HAKKINIZI ARAYAYIM”

SÖZCÜ

SÖZCÜ

Konya Ticaret Borsası’nda, mısır alımlarındaki nem oranı değişkenliklerinden dolayı şikayetlerini dile getiren çiftçilere seslenen Yokuş, “Vekaletinizi verin bana dava edeyim, hakkınızı ben arayayım” dedi.

“ÇİFTÇİMİZ ÜRETMEZSE, NE OLUR BU ÜLKENİN HALİ”

“Çok sayıda çiftçinin bu doğrultuda kendilerine başvurduğunu” söyleyen Milletvekili Yokuş, “Böyle devam ederse çiftçimiz ekim yapamayacak, çiftçimiz tarlaya verdiğini geri alamıyor. Uzun zamandır çiftçimiz, maliyetine ürün kaldırıyor. Bu nedenle benim çiftçi kardeşim ekim yapamıyor. Çiftçimiz üretmezse, üretime destek verilmezse ne olur bu ülkenin hali” diye konuştu.

SÖZCÜ

SÖZCÜ

Ders kitaplarında Atatürk ayıbı

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlatılan ve Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağı (EBA)’nın resmi internet sitesinde yer alan bazı kitapların içeriklerinde yerel alan skandal ifadeler görenleri şoke etti.

OdaTV.com’da Mahiye Morgül imzasıyla yayınlanan haberde bu kitaplardaki skandal ifadeler şu şekilde aktasrıldı:

Değişik yazarlardan Hayat Bilgisi 3.Sınıf kitapları basıldı bu sene. MEB’nın resmi sitesi eba.gov.tr / ekitap adresinden girip içeriklerine lütfen bakın..

Birinde Atatürk’e yapılan değersizleştirme operasyonlarını, diğerinde ise 4.sınıfta başlatılacak olan Toplum Hizmeti (ders dışı) seçmeli derslerin tanıtımları var.

Önce Atatürk’e yapılan değersizleştirmelerin yeni karşılaştığım türlerini göstereyim.

Kitabın adı: Hayat Bilgisi-3, MEB Yay. (2018-2019)

Yazarı: Elif Çelikbaş, Fatma Gürel, Nazile Özcan

http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6480

ATATÜRK’E AİT OLMAYAN SÖZ…

Sh.75: “ İnsan haklarına saygı göstermeyen kişi ve milletler asla barışı sağlayamazlar.”

Metnin en altına getirilen bu söz Atatürk’e ait değildir.

Atatürk’ün adı sayfanın en aşağısında olamaz, olmamalıdır, olursa değersizleştirmeye uğratılmış demektir.

Ders kitabı yazılırken sayfa dipleri çocuklara üniteyle ilgili verilecek araştırma ödevlerine ayrılır. Bu bir tür kuraldır. Bu kitapta ise kural bozulmuş, Atatürk’le ilgili ünitelerde Atatürk’e ait bazı sözler sayfanın dibine yazılmıştır.

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ SAYFA DİBİNE KONURSA…

Kitap boyunca beş kere Atatürk adı sayfa dibine yazılmış, bu suretle değeri aşağı çekilmek istenmiştir.

Ders kitabı yazılırken sayfa dipleri çocuklara üniteyle ilgili verilecek ev ödevleri için ayrılır. Bu kitapta ise, Atatürk’le ilgili ünitelerde bu kurala uyulmamış, Atatürk’e ait sözler sayfanın dibine yazılmış, dolayısıyla ATATÜRK adı en alta getirilmiştir. 

s.41: “İlköğretim davası, insan olma, ulus olma davasıdır.”

s.73: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir: benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

s.74: “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”

s.75:“İnsan haklarına saygı göstermeyen kişi ve milletler asla barışı sağlayamazlar.”  Atatürk’e ait olmayan bu söz sayfa dibinde olmakla bir kere daha yanlıştır.

s.180: “Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek sizsiniz.”

KAFA KARIŞTIRICI CÜMLELER…

Sh.122:

Soru: Cumhuriyetin getirdiği hak ve özgürlükler nelerdir?

Cevap: “Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yerleşme ve seyahat özgürlüğü devlet tarafından güvence altına alındı.”

Düşünme sorusu: Yönetim şekli olan cumhuriyet ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

a-Böyle bir düşünme sorusu henüz temel bilgileri alma yaşında olan bir çocuğa cumhuriyeti tartışılır hale getirir. Yanıltıcı ögedir, Cumhuriyetin değerini hafifletir.

b- Yerleşme ve seyahat özgürlüğü konusu 1982 anayasasında güvenceye alınmıştır.

Cumhuriyetin kuruluşunda böyle bir konu gündeme gelmemiştir. Cumhuriyet ilanının gerekçesi bu kadar sıradan nedenlere indirilemez!

ATATÜRK’Ü BALIK KILÇIĞI İLE YAN YANA GETİRMEK… 

Sh.123: Soru; Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kazanılan seyahat etme özgürlüğünün olmaması durumunda ne gibi zorluklar yaşardınız?

      Bu soruyla 122.sayfadaki yanıltıcı ögeyi pekiştiriyor. Çocuğu henüz tam olarak bilmediği bir konuda yaşayacağı zorlukları hayal etmeye zorlamak, ona olumsuz şeyler hayal ettirmektir. 

Bu olumsuz çağrışımların arasında çocuk ruhsal daralmaya girmiş haldeyken ona ciddi bir sorumluluk yükleyen değerli bir sözü önüne koymak o çok önemli sözü algılamayı engeller. Ki o söz Atatürk’ün vasiyeti sayılacak değerde “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve koruyacak olan sizlersiniz” diyen sözüdür.

Sayfayı bir bütün olarak düşündüğümüzde bu sözün yeri asla bu sayfa değildir.

Sayfada görülen balık kılçığı ile Atatürk’ü ve Cumhuriyeti bir arada resmetmek başlı başına Atatürk’e ve Cumhuriyete saygısızlık örneğidir. 

ATATÜRK RESMİNİ SAYFA DİBİNE KOYMAK…

Sh.41: Çocuktan sayfanın alt kısmındaki daracık alana Atatürk’ün bir özelliğini anlatan fotoğraf bulup yapıştırması isteniyor.

Çocuğun getireceği fotoğraf muhtemeldir burada verilen sınırlı alana sığmayacak ve çocuk onu kesmek zorunda kalacaktır. Eğer tam sayfa büyüklüğünde Atatürk köşesine yerleştirilmeyecekse çocuğa Atatürk resimlerini getirme ödevi verilmez. Hele keserek kitabın arasında bir yere yapıştıracaksa böyle bir ödev olamaz; kitap sayfaları aynı zamanda yazı amaçlı kullandırıldığından yapıştırılan fotoğraflar kitabı deforme etmekte kullanılamaz hale getirmektedir. 

ATATÜRK’Ü DAR ALANA YAZDIRMAK…

Sh.41’de aynı zamanda yazı ödevi verilmektedir. Çocuktan küçücük kare alanlara Atatürk’ün kişisel özelliklerini yazması isteniyor. Verilen 4cm’lik yazı satırları ise çok daha vahim hatadır; yazı satırları sayfa genişliği kadar olmadıkça çocuk oraya yazamaz.

Çocuk burada gördüğü dar alanla sınırlı cümle kurmak zorunda kalacağını hayal ederken bile çocuğun ruhu daralır. O kısacık satırlara sığmayan kelimeler dışarı taşacak sayfayı kirletecektir. 

Atatürk’ü yazdırırken çocuğa sıkıntı verecek şekilde çocuğu dar alana zorlamak, Atatürk’ü dar alana sokmaktır ve çocuğu da ruhsal olarak daraltır.

ATATÜRK’ÜN BOYDAN FOTOĞRAFINI KÜÇÜLTEREK DİBE KOYMAK…

Sh. 147:Atatürk’ün boydan fotoğrafı oldukça küçültülerek sayfa dibine konulmakla değersizleştirmeye uğratılmıştır. Aynı şekilde çocuklar için eğitsel değeri çok yüksek olan “Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!”sözünü aşağıya getirmek onu önemsizleştirmiştir.

Keza, değerlendirme sorusu olarak bunun en sonda sorulması 4.soruda verilen cümlenin değerini azaltmak için en sona bırakılmıştır.

 

Fotoğrafın zeminsiz ve çerçevesiz halde oluşu resim olarak da değerini düşürmüştür; bu haliyle Atatürk boşlukta kalmış gibi imaj verilmiştir.

      …………

Kitabın adı: Hayat Bilgisi 3, Evrensel İletişim Yay.

Yazarı: Esra Özcan

http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6296

(Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 28.05.2018 tarih ve 78 sayılı kararıyla 2018-2019 öğretim yılından itibaren 5 (beş) yıl süre ile Ders Kitabı olarak kabul edilmiştir.)

Yeni ders dışı seçmeli ders kavramına halkımızı alıştırmak kolay olmayacak. Sanırım buna hazırlık olsun diye yazılmış bu Hayat Bilgisi kitabı.

Gelecek yıl yeni bir ilkokul kavramıyla tanışacağımız, yeni bir müfredatla karşılaşacağımızın da belirtisi bu kitaptır. Diğer hayat bilgisi kitapları MEB’in daha önce ilan ettiği Hayat Bilgisi müfredatıyla örtüştüğü halde bu kitapta müfredat tamamen başkadır. Örneğin toplum yararına kurulmuş bütün vakıf ve derneklerin faaliyetlerine çocuklar katılacak ve bundan da ders notu alacaklar.

Tüm sınıf topluca bir yere gitmeyecek, bunu bilmiyor halkımız. Her çocuk kendi ilgisine göre, sosyal seviyesine göre, becerisine göre, onay vermesine göre, hatta kesesine göre seçmeli ders kavramı değişecek.

Ders çeşidi sınırsız sayıda değişebilecek, böylece aynı dersleri gören çocuk neredeyse kalmayacak, milli birlik dediğimiz kavram darmadağın hale gelecek.

Hayat Bilgisi kitabında biraz da alıştırma olsun diye, gönüllü Toplum Hizmeti faaliyetlerine katılmayı özendirsin diye seçilmiş TEMA gibi, DOÇEV gibi, ÇEKÜL gibi örnek vakıflar ve dernekler var. Buralarda çalışan çocuk, 4.sınıfta başlıyor bu seçmeli ders, karnesine not olarak girecek.

Toplumsal faydası bilinen örgütler bunlar. Ancak kazın ayağı öyle değil, ülkemizde çok itibarlı görünen sözde uluslar arası yardım kuruluşlarını da biliyoruz. Gönüllü yardım derneği adı altında bağış toplamalardan kan bağışlarına kadar. Her türlü istismara açık yerlere de toplumsal hizmet belgesi verilebilmektedir.

Kitabın 33.sayfasında resim olarak Amerika’dan bir Toplumsal Hizmet örneği var, kız çocukları yaşlı hasta kadına çiçek götürmüşler, buna onlar toplumsal hizmet diyor. Bir kere, bu kitabı yazanlar, ya da Ziya Selçuk, bilmiyor ki bizde çocuklar hasta ziyaretine götürülmez. Soruya bakın; bir de neler hissedersiniz diye soruyor.

Bizde hastaneye canlı çiçek dahi kabul edilmez. Bu resim hastaneden değil kimsesiz bir yaşlıya ev ziyareti olabilir. Ama soru öyle demiyor.

Bu hizmet Amerika ve İngiltere’de “Kilise Hizmetleri” içerisindedir. Oralarda sahipsiz yaşlı kimse çoktur, onları ziyaret ederler. Görseldeki öğretmen de tipik din hizmeti yapan birisidir. 

Bizde de yakında kilise gibi camiler de devletten bağımsız özerk işletmeler haline gelince bunları yaşatma dernekleri devreye girecek ve o dernekler böyle hayır işleri yapmaya başlayacaklar ve o zaman İHL mezunu sertifikalı kızlar bu tür işlerde görevlendirilecekler, hatta sosyal danışmanlık hizmetleri tıpkı Alman kiliseleri gibi camilerde yapılabilecektir. Kişi din vergisini hangi kiliseye veriyorsa oradan din hizmeti alabiliyor.

Hayat Bilgisi 3 kitabındaki seçmeli ders tanıtımı okulun yeni işlevini ve çocuğun okul dışından alacağı dersleri bize ipucu veriyor. Daha fazlası için Ziya Selçuk’un basın açıklamalarını izlemek ve dilinin altındakileri iyi okumak lazım.

Yalnız Ziya Selçuk Toplumsal Hizmet ve Kültürel Değerler seçmeli derslerinin başlama düdüğünü çaldı, bunu bilelim. Bu Hayat Bilgisi kitabı hangi okullara hangi şehirlere dağıtıldıysa oralarda bu tohumlar ekiliyor demektir, ilk hasat oralardan alınacaktır.

Ziya Selçuk’un söylediği okul kavramını da gördük bu kitapta.  

Sayfa 29’da, okulda yapılan yeni faaliyetlerden söz ediliyor. Okul gelir amaçlı işler yapacak, eğitim yıl boyu sürecek. Bina olarak yıl boyu kullanılacak ve gelirini kendisi karşılayacak. Okul müdürleri işletme müdürü olacak. Okul müdürlerine Okul Yönetimi sertifikaları bunun için verilecek.

Bu sayfadan anlıyoruz ki devlet okullar dışarıya paralı kurslar açabilecek, paralı geziler yapabilecek, spor ve sanat etkinlikleri yapabilecekler.

Şimdi spor ve sanat etkinlikleri deyince duralım. Belli merkezlerde toplanan resim, müzik ve spor öğrencileri seçtikleri derse göre orda öğrenim görecekler, kendi okullarında değil temel dersleri birlikte okudukları sınıf arkadaşlarıyla değil. Bakanlığın yeni aracı şirketlerle temin etti çalgılar bir okulun değil, bir semtin tüm okullarından gelen onu seçmiş öğrenci içindir ve bunlar okul saatinde olan derslerdir ve kendi okulunun dışında olacaktır.

Dikkat edin, devlet okulundaki çocuğun onu fakülteye taşıyacak olan bilgi birikimine erişmesi için gereken derslerin saatleri iyice azalacak, çocuk okuldan çok aklı dışarıda bir hale gelecek, okulda olacağı saat iyice azalacak. Seçmeli derslere gücü yetmeyen aileler ne yapacak, siz asıl onu düşünün?

Bu kadar seçmeli dersin bir tek maksadı olur; hiçbir çocuğu kendi sınıf arkadaşıyla birbiriyle aynı dersleri görmemiş hale getirmek, yani eğitimde birliği bitirmek. Eğitimde birlik bittikten sonra geriye dinde birliğin bitirilmesi gelir, bu kadar seçmeli ders içinde Kültürel Değerler dersinin anlamı da odur, daha sonra onları konuşacağız.

Bakın, “Diyanet artık kaldırılsın ne gereği var” dedirtmek için bu kadar kör gözüm parmağına halka ters düşen işler yapıyor o kurumun başındakiler. DİB yayını kitapların halini bilenler bu dediğimi çok iyi anlıyor. Din eğitimi bu hale geldikten sonra işine saygısı kalmayan imamlarla nereye kadar birlik korunabilir?

Çocuklarımız Toplum Hizmeti öğrenecek zannederken toplumsal değerlere iyice saygısı azalmış olarak suça eğimli hale gelecekler. Ondan da sonuç bekleyen küresel şirketler kendi ihtiyacı olan insan kaynaklarını yaratacaklar.

Bu çöküşü fark etmekle başlar bu gidişi durdurmak. Ders kitaplarına lütfen dikkatle bakın, orda hepsi çok açık, yaratmak istedikleri nesiller bu kitaplardan çıkacak. Hepsi bizim yavrularımızı, yedirtmeyelim kurtlara kuşlara!

Murat Özdemir canlı yayında bileğini ve parmaklarını kesti

TV8’de ekranlara gelen MasterChef isimli yarışmasından diskalifiye edilen Murat Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında bileğini ve parmaklarını kesti. Özdemir’in yayını izleyen hayranları ise fevri davranışından vazgeçirmek için çaba sarf etti.

Her yaptığı gündem olan MasterChef’in eski yarışmacısı Murat Özdemir, önceki gün sosyal medya hesabından canlı yayın yaptı. Hayranlarıyla sohbet eden Özdemir, bir anda yanında olan meyve bıçağıyla bileğini ve parmaklarını kesti.

HAYRANLARI VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTI

Özdemir’in canlı yayınını izleyen hayranları vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamadı. Murat Özdemir daha öncede uygunsuz davranışlarından dolayı 2 kez gözaltına alınmıştı.

Altın fiyatlarında düşüş sürüyor! Düşen gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları yatırımcılar tarafından ve altın hediye etmeyi planlayan vatandaşlar tarafından merakla araştırılıyor. Altın fiyatlarının hızlı hareketi son haftalarda duruldu ve altın fiyatları düşüş yönnünde bir seyir izlemeye başladı. İşte çeyrek ve gram altında günün fiyatları…

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM – 28 KASIM

Çeyrek altın 28 Kasım tarihinde, 328,96 TL’den alınıp, 336,46 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 205,57 TL’den alınırken 205,61 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.363,00 TL’den alınırken, 1.384,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 655,86 TL’den alınıyor ve 672,91 TL’den satılıyor.

altın fiyatları sözcü ile ilgili görsel sonucu

ALTIN NASIL DEĞERLENİR?

Altın fiyatları talebin fazla olması ya da satın alma durumunda yükselirken tam tersi durumda da altın fiyatları düşer. Bu durum altın fiyatlarını etkileyen en basit durumken altın fiyatlarının yükselmesinin ana nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz :

Küresel ve yerel enflasyon

Enflasyon; fiyat genel seviyesinde oluşan artışı gösteren ölçüt olarak tanımlanır. Eğer enflasyon yüksek ise paranızın alım gücü düşer. Küresel enflasyonda da para biriminin alım gücü düşüş gösterir. Bu durumda altın fiyatları her zaman yükseliş trendi içinde olmuştur. Para biriminin alım değeri düştüğü için altın fiyatları artar ve siz paranızla aynı miktarda altın alamazsınız. Bu nedenle küresel ve yerel enflasyon altın fiyatlarının en büyük düşmanıdır.

Küresel likitide

Likitide borsa programlarında sürekli duyduğumuz bir terimdir. Likitide; nakit akışı anlamına gelen bir borsa terimidir. Likitidenin artış göstermesi altın fiyatlarını doğrudan etkiler ve altın fiyatları yukarı doğur bir trend içine girer. Altın miktarı sabit iken altın maliyetinin artmış olması ve piyasa da paranın daha fazla olması altın fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu nedenle küresel likitide altın fiyatlarını doğrudan etkileyen bir etkendir.

Altın stok durumu

Dünya üzerinde belirli miktarlarda altın stoğu mevcuttur. Yeni altın kaynakları bulunmadığı dönemlerde mevcut stok azalma gösterir ve altın fiyatları bu dönemde olağanüstü artış gösterir. Bu durum genelde düğün mevsimi olarak bilinen yaz aylarına girmeden ortaya çıkar. Bu dönemde altın alımları dünya genelinde en yüksek derece de gerçekleştiği için altın fiyatları muazzam derece de artış gösterir.

Küresel Riskler

Altın bir yatırım aracı olarak her devirde değerini koruyan ve zarar ettirmeyen bir meta olduğu için tercih edilir. Ancak altın fiyatlarını etkileyen ve altın fiyatlarının yükselmesine neden olan küresel risklerdir. Altın en kolay nakite çevrilebilen ve dünyanın her yanında işlem gören bir cevher olduğu için her insan yatırım amacı olarak altın satın alır. Özellikle küresel risklerin, savaşların olasılığının artması ile insanlar döviz fiyatlarına güvenmeyip nakitlerini altına çevirerek altın satın alırlar. Altın satın alımları piyasa da altın daralmasına neden olur ve altın fiyatlarının aşırı derece de artmasına neden olur.

Reel faiz oranları

Reel faiz ; elde tutulan para nın elde tutulmasının maliyeti olarak bilinir. Bu nedenle elinizde tuttuğunuz altının da elde tutulma maliyeti mevcuttur.Özellikle küresel reel faizler arttığında yerel reel faizler de artış gösterir. Bu durumda insanlar ve yatırımcılar nakitlerini altına çevirerek nakit tutma maliyetini ortadan kaldırmak ister. Nakitlerin altına çevrilmesi işlemleri piyasa da altının azalmasına ve doğrudan fiyatlarının artmasına neden olur.

Bu etkenler altın piyasasını olumsuz olarak etkileyerek altın fiyatlarının yükselmesine neden olurken altın fiyatlarının düşmesini sağlayan ve altın fiyatlarına doğrudan etkisi olan durumları da şöyle sıralayabiliriz;

ALTIN FİYATINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Altın üretim ve yatırım amaçlı kullanılan aynı zamanda da uluslararası piyasalarda işlem gören bir yatırım aracıdır. Altının fiyatını etkileyen faktörler, altının arz ve talebini etkileyen faktörlerdir. Bunlar ise;

1- Mücevher talebi başta olmak üzere altına olan endüstriyel talep,

2- Madencilik şirketlerinin altın çıkarma maliyetleri,

3- Altın arz ve talebinde ağırlıkları yüksek olan ülkelerin jeopolitik durumları,

4- Petrol ve diğer emtiaların fiyatları,

5- Merkez bankalarının altın alış ve satış işlemleri,

6- Merkez bankalarının para politikaları,

7- Reel faiz hadleri,

8- Enflasyon oranları,

9- Dünya ekonomilerinin büyüme hızları,

10- Altın üreticilerinin hedging işlemleri,

11- Altının işlem gördüğü vadeli piyasalardaki kısa ve uzun pozisyon miktarı,

12- Spekülatif amaçlı işlemler,

13- ABD Doları’nın diğer para birimleri karşısındaki değeridir.