Sessiz ve sinsi tehlike: Kalsiyum yüksekliği

HABER/ NAZAN DOĞANER HALICI

Paratiroid bezi; boynumuzda tiroidin hemen yanında, sağında ve solunda ikişer tane olmak üzere, 4 adet bulunan ve parathormon adı verilen hormonu salgılayan bir bezdir. Bu bezlerin büyüklüğü, mercimek veya portakal çekirdeği kadardır. Parathormon, kemik yoğunluğu üzerinde etkisi olup, vücutta kalsiyum dengesini düzenler. Aşırı salgılanması, hiperparatiroidizme yol açar. Yani kanda kalsiyum değeri yükselir, kemiklerde erime başlar.

ROMATİZMAYLA KARIŞTIRILIR!

Parathormon salgılamasıyla ilk etki, kemiklerde başladığından hasta yaygın kemik ve adale ağrılarından şikayet eder. Sürekli yorgunluk sık görülen sorundur. Ayrıca kabızlık, iştahsızlık, hafıza sorunları ve depresyon gibi sorunlara yol açar. Diğer önemli bir husus da bu halde yapılan kemik yoğunluğu ölçümlerinde kemik erimesi (osteoporoz) tespit edileceğinden hastaya bir de kalsiyum takviyesi yapılabilir, bu büyük bir hatadır.

YÜKSEK KALSİYUM KALBE ZARAR VERİR

Yüksek kalsiyumun kalp ve kalpte elektrik iletimi üzerine olumsuz etkisi vardır. Özellikle 12mg/ dl üzerindeki değerlerde hastalarda ritim bozukluğu, çarpıntı, hipertansiyon ve daha ileri hallerde ani kalp durması görülebilir. Bu hastaların acilen hastaneye yatırılmaları ve hızla kalsiyum değerlerinin düşürülmesi gerekir. Kanda kalsiyumun yükselmesi böbreklere de zarar verir.

Kadın hastalarda tekrarlayan böbrek taşı tespit edildiğinde, mutlaka kanda kalsiyum ve parathormon ölçülmelidir. Zira taş tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Yüksek kalsiyum değeri ayrıca depresyona da yol açar.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tanı koymak ve başka hastalıklardan ayırmak için 24 saatlik idrarda kalsiyum seviyesine bakılmalıdır. Paratiroid adenomun yerinin ultrasonografi ve sintigrafi ile ortaya konması ameliyat başarısını artırır. Bazı paratiroid adenomları çok güç ulaşılan yerlerdedir bu nedenle endokrin cerrahisi tecrübesi önemlidir. Cerrahi olarak çıkarılmasıyla hastanın şikayetleri birden düzelir, kemik ve kas ağrıları kaybolur, hazım sistemi ve psikolojik bozukluklar ortadan kalkar. Ameliyat, boynun yanında 2.5 cm’lik bir kesiden yapılır ve hasta aynı gün evine gidebilir.

Amerikalı turiste İstanbul’da kaldığı otelde gasp

Olay, geçtiğimiz Cumartesi günü saat 12.00 sıralarında Şişli Mecidiyeköy’deki bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı S.I., bir süre önce ameliyat olmak için İstanbul’a geldi. Buradan bir otele yerleşen turistin peşine 3 gaspçı takıldı. Turisti takip eden gaspçılar, kaldığı otele girerek başka bir odada kalmaya başladı. Gaspçılar turisti bir süre inceledikten sonra plan yaparak harekete geçti.

İHA

İHA

Turistin odasının kapısını tıklayan gaspçılar, kendilerini polis olarak tanıtarak içeriye girdi. Odada turisti etkisiz hale getiren gaspçılar, 500 dolar, 1 tablet ve 3 adet cep telefonu alarak kayıplara karıştı. Gaspçıların otele ve odaya girip çıktığı anlar ise güvenlik kameralarına yansıdı. Araştırma polisi kıskıvrak yakaladı.

İLGİLİ HABERSahte polisler gasp yaparken yakalandıSahte polisler gasp yaparken yakalandı

TUTUKLANDILAR

Olayın ardından turistin şikayeti üzerine konuyla ilgili çalışma başlatılan Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, otelin güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemelerde şahısların eşkalini belirleyerek kimliklerini tespit eden polis, K.A.(32) ve E.K.’yı (33) Şişli’de, D.P.’i (58) ise Maltepe’de kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Büroya götürülen gaspçılar, işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adliyede çıkartıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Her 5 nakilden sadece 1’i kadavradan’

Yaşamın kıyısında, soluk bir gaz lambası ışığı misali… Kendilerini yeniden hayata döndürecek telefonu bekliyorlar çaresizce… Kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi kardeş, kimi çocuk… Organ nakli listesinde 25 bini aşkın kayıtlı hasta var. Tek umutları organ bağışı! Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, canlı vericiden nakilde dünya şampiyonu olan Türkiye’nin kadavradan organ naklinde ise son sıralarda yer aldığını belirtirken, buna karşın son yıllarda olumlu düzenlemeler yapılmasının umut verdiğini söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile yapılan toplam organ nakil sayılarında hızlı bir artış görülüyor. Yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 4 bin 900’e ulaştı. Ancak bu nakillerin yaklaşık yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, yapılan her 5 nakilden sadece 1’inin kadavradan, 4’ünün canlı vericiden olduğunu belirterek “Türkiye dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer nakil oranları açısından birinci sırada bulunmaktadır. Fakat kadavradan yapılan nakil oranlarında maalesef son sıralarda yer almaktadır. Organ bağışının bu kadar düşük olmasının tek bir nedeni olabilir, o da bu konunun halkımıza tam olarak anlatılamamasıdır. 2017 yılında toplam yapılan 4 bin 908 naklin ancak bin 172’si kadavradan yapılabilmiştir. Kadavradan organ bağışında yıllık ihtiyacın çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.” diyor.

organ-nakli

DEVLET DESTEK VERİYOR

Organ bağışının önemini anlatarak, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Organ nakline devletin çok ciddi destek verdiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde son yıllarda bu konuda olumlu yasal ve organizasyonel düzenlemeler yapıldığını söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber şöyle diyor: “Organ nakline devlet çok ciddi destek vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması sayesinde isteyen herkes istediği devlet hastanesi ya da özel hastaneye giderek hiçbir ek ücret ödemeden organ nakli yaptırabilmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile böbrek nakli olan insanların malulen emeklilik haklarını korumaları diğer önemli bir gelişmedir. Ulusal bekleme listesinin oluşturulması ve koordinatörlük sisteminin etkinleştirilmesi diğer önemli gelişmelerdir.”

ORGAN NAKLİNDE TIP ÇOK İLERLEDİ

Organ naklinde tıbbi yönden de son yıllarda bir takım önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Berber “İmmunsüpresif ilaçlardaki gelişmeler sayesinde nakil yapılan organlar artık daha uzun süre sorunsuz çalışmaktadır. Diğer bir gelişme ise cerrahi tekniklerdeki gelişmelerdir. Artık ameliyatlarımızın birçoğunu kapalı (laparoskopik) yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapabiliyoruz. Bu sayede böbrek vericileri eskiye oranla çok daha az travmatik ameliyatlarla böbrek verebilmektedir. Hatta uygun kadın vericilerde böbrek doğum yolundan çıkartılarak vericilerin ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmesi sağlanmaktadır. Böbrek doğum yolundan çıkarıldığında vericinin vücudunda böbreği çıkartmak için kesi yapılmasına gerek kalmamaktadır. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, kesi yeri problemleri (enfeksiyon, fıtık) ortadan kalkmakta ve vücudunda kesi izi olmadığı için kozmetik yönden de daha iyi sonuçlar elde edilmektedir” diyor.

TÜRKİYE CANLI BÖBREK NAKLİNDE BİR NUMARA

Ülkemizde böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak nakil yapılan organlar. Nakil yapılan dokular ise; kemik, kemik iliği, deri, kornea ve kalp kapağı. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, nakledilecek organın canlıdan veya hastanede yoğun bakım ortamında tıbben yaşamı sona ermiş (beyin ölümü gerçekleşmiş) kişilerden alındığını belirterek “Canlıdan alınabilecek organlar iki böbrekten bir tanesi ve karaciğerin yarısıdır. Kadavradan ise nakil yapılabilen tüm organ ve dokular alınabilir” diyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok nakli yapılan organların başında böbrek ve karaciğer geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ülkem Çakır Türkiye’de 2017 yılında gerçekleştirilen 4 bin 908 organ naklinin 3 bin 342’sinin böbrek, bin 446’sının karaciğer nakli olduğunu, 120’sinin de diğer organ nakillerinden (kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak) oluştuğunu belirtti.

İLGİLİ HABERHasta çok, bağış az... Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisiHasta çok, bağış az… Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Ege Üniversitesi’nden tıp tarihine geçecek robotik izsiz tiroid ameliyatı

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Özer Makay ve ekibi, bir ilke imza atarak Türkiye’de ilk, Avrupa’da ise ikinci olarak robot yardımıyla izsiz tiroid ameliyatını gerçekleştirdi.

Ege Üniversitesi’nde (EÜ) bir hayal daha gerçek oldu. Dünyada ve Türkiye birçok başarıya imza atan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, bir ilke daha adını yazdırdı. Prof. Dr. Özer Makay ve ekibi, Türkiye’de ilk, Avrupa’da ise ikinci olarak robot yardımıyla izsiz tiroid ameliyatı yaptı.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak da, Türkiye’nin ilk robotik izsiz tiroid ameliyatını gerçekleştiren EÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Makay ve ekibini ziyaret etti. Ameliyatın ardından kısa sürede sağlığına kavuşan hasta 29 yaşındaki Pınar Derici ile ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Rektör Budak, ameliyatı yapan ekibi tebrik etti.

“GURUR DUYUYORUM”

ege-universitesi-robotik-ameliyat-iha

EÜ’nün pek çok ilki başardığını ifade eden Rektör Budak, “Tıp fakültemizdeki hocalarımız özel bir ameliyata daha imza attı. Daha önce tiroid ameliyatı olan hastalarda iz kalıyordu. Hocalarımız, Avrupa’da ikinci, Türkiye’de ise ilk kez robotik cerrahi ile izsiz tiroid ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi. Hastamızı ziyaret ettik ve durumu gayet iyi. Hocalarımızı ve tüm ekibimizi, bu başarılı ameliyattan dolayı tebrik ediyorum. Rektörlük olarak gurur duyduğumuz bu çalışmaları, eğitim, araştırma ve uygulama anlamında her zaman destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“TARİHİ AMELİYAT”

ege-universitesi-robotik-ameliyat-iha-1

Genç hastanın halsizlik, bitkinlik ve kilo kaybı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ilk etapta ilaç tedavisinin uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Makay, ardından da ameliyata karar verildiğini söyledi. Ameliyatla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Makay, “Ülkemiz için tarihi bir ameliyat yaptık. Gelecek nesillere ışık tutması açısından da güzel bir adım attığımızı düşünüyorum. İnovasyon ve ileri teknoloji dediğimizde aklımıza robotlar geliyor, biz de bu ameliyatı robot kullanarak gerçekleştirdik. Burada robot elbette ameliyatı yapmıyor, hastalarımızın aklında yanlış bir algı oluşmasını istemem. Ameliyatı yine bizler, robotu kullanarak yapıyoruz. Başarımızın perde arkasında 15- 20 kişilik bir ekip var. Hem ekip arkadaşlarıma hem de bizlere bu imkanı sağlayanlara teşekkür ediyorum” dedi.

AMELİYATTAN 1 GÜN SONRA TABURCU OLDU

Söz konusu ameliyatın yeni teknik ve detaylar nedeniyle çok az merkezde yapılabildiğini dile getiren Prof. Dr. Makay, “Hasta, boyunda iz olmaksızın gerçekleştirilen ameliyatının ertesi günü taburcu olup, normal hayatına geri dönüyor. Robotik cerrahi sistemi, üç boyutlu görüntü altında, dar alanda kıvrak manevralarla ameliyat yapma avantajı sunuyor. Bu ameliyat dünyada çok az merkezde gerçekleştirilebiliyor” diye konuştu.

İHA

İLGİLİ HABEREge Üniversitesi Hastanesi, tüm branşlarda organ nakli yapabilen tek merkezEge Üniversitesi Hastanesi, tüm branşlarda organ nakli yapabilen tek merkezİLGİLİ HABEREge Üniversitesi'nde literatüre giren çalışma: Yeni bir bakteri türü keşfettilerEge Üniversitesi'nde literatüre giren çalışma: Yeni bir bakteri türü keşfettiler

Cinsel organı olmadan doğdu, 44 yaşında ilk kez ilişkiye girecek

İngiltere’nin Manchester şehrinde yaşayan 44 yaşındaki Andrew Wardle, cinsel organı olmadan dünyaya geldi. 20 milyonda bir görülen bir rahatsızlık nedeniyle yıllarını bu hastalığın pençesinde geçiren Wardle, 4 yıl süren bir ameliyat sürecine başladı.

Biyonik penis takılması için tedavilere başlayan Wardle, ameliyatlara 50 bin pound (310 bin TL) harcadı. Kolunun dirsekle bilek arasındaki kısmından alınan bir parça, penis şekline getirilerek Wardle’ın vücuduna yerleştirildi. Wardle, içindeki havanın tahliye edilmesi için operasyonların sonunda 10 gün erekte kaldı.

Uzun süreli kız arkadaşı Fedra Fabian ile birlikte olacağını belirten Wardle, hayatına normal bir şekilde devam edebileceği için heyecanlı olduğunu söyledi. Wardle şöyle konuştu: “44 yılımı penisim olmadan ve seks yapmadan geçirdim ve bu süreçte seks yapmamanın üstesinden geldim. Tüm bunlara alışmam zaman alacak.”

Aydın Doğan’dan ‘yakalama kararı’ iddiasıyla ilgili açıklama

Sermaye Piyasası Kanunu’na (SPK) muhalefet iddiasıyla Yargıtay’ın bozma ilamının ardından yeniden yargılandığı davayla ilgili Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın avukatları basın açıklaması yaptı. Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın avukatları Köksal Bayraktar ve Şehnaz Yüzer tarafından yapılan açıklamada, “10 yıla yakın süredir devam eden SPK’ya aykırılık iddiası ile açılan davada iki kez beraat, bir kez de beraatte direnme kararı verilmiştir. İlk beraat kararı 6 Temmuz 2011 tarihinde verilmiş bu kararı bozan Yargıtay Ceza  Dairesi’nin iki hakimi FETÖ terör örgütü üyeliğinden halen tutukludur. Bu dava 5 yıl boyunca sürekli Yargıtay’a gidip gelmiş, davanın esası ile ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamış, hatta Yargıtay Ceza Genel Kurulu da dava şartı olmadan dava açıldığı, usuli eksiklik olduğu gerekçesi ile bozma kararı vermiştir. Ancak  en son olarak da yine aynı bozma kararı verildiğinden dosya 28 Nisan’da  İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gelmiştir. Bu mahkeme hakimi de ilk kez bu dosya ile karşılaşmıştır” denildi.

“HALEN YOĞUN TEDAVİ GÖRMEKTEDİR”

Aydın Doğan’ın 2015 yılından bu yana omurilik rahatsızlığı olduğu, sürekli ertelediği ameliyatı için Doğan Medya Grubu’nun satışından sonra karar aldığı ve 12 Nisan 2018 tarihinde de tedavi için Münih’e gittiği ve 18 Nisan’da operasyonun yapıldığı belirtilerek, “Bu operasyondan sonra 7 Mayıs 2018 tarhinde İstanbul’a gelmiş ancak  nekahat döneminin iyi gitmemesi nedeniyle  doktorunun çağrısı üzerine  9 gün sonra Münih’e geri dönmüştür. Halen de orada yoğun bir tedavi görmektedir. Bu tedavi 31 Temmuz’a kadar devam edecek bilahare doktorları tarafından değerlendirilecektir” denildi.

“SAĞLIK RAPORLARINA  RAĞMEN…”

İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1 Haziran 2018 tarihine duruşma günü verdiği belirtilen açıklamada, “Duruşma tarihinde  hazır edilemeyen müvekkilimiz için son derece haklı, yasal ve belgeli mazeret beyanını kuşkuyla karşılamış,  Münih’den alınan sağlık raporunun tek imzalı olduğu heyet raporu olmadığı gerekçesi ile kabul etmemiş  yine de sağlık sorunu olduğundan duruşmayı 11 Haziran 2018 tarihine ertelemiştir. Ancak duruşmadan sonra 7 Haziran tarihinde İl Sağlık Müdürlüğüne raporları göndererek uygun olup olmadıklarını sormuştur. 11 Haziran 2018 günlü duruşmada bu kez tarafımızdan üç doktor imzalı ve konsolosluk onaylı rapor sunulmuş ve operasyona katılan Türk doktor da tanık olarak dinlenmiştir. Buna rağmen duruşmayı yine de 18 Haziran 2018 tarihine bırakmış ve yine yokluğumuzda, kararda belirtmediği halde hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak yurt dışında olup olmadığını sormuş, hem de adreslerine zorla getirme kararı çıkarmıştır” denildi.

“HAKİMİN AMACINI ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ”

Açıklamada, “Müdafii olarak biz bu karara itiraz ettiğimiz gibi sayın hakimi de HSK’ya şikayet ettik. Çünkü T.C. devleti, laik demokratik sosyal bir hukuk devletidir, Anayasa’ya göre de yasalar herkese eşit ve objektif bir biçimde uygulanmak zorundadır. Biz yerel mahkeme hakiminin amacını anlamakta güçlük çekiyoruz. Bugüne kadar yargıya güvendik ve ilk duruşmaya katıldığımız gibi çağrılan her duruşmada da hazır olduk, yargılama sürecinin uzamasının müsebbibi biz olmadığımız gibi yerel mahkeme de değil. Dolayısı ile, yasal ve haklı mazeretimize karşın  böyle zorlayıcı ve onur kırıcı davranış biçimini ne müvekkillerimiz ne de savunma  makamı olarak bizler haketmiyoruz” ifadelerine yer verildi.  DHA

Bacakları kesilen yavru köpek kurtarılamadı

Yavru köpek, İstanbul Ataşehir’de bulunan havyan hastanesine getirilmişti. Hastane yetkilileri sosyal medyada yaptıkları paylaşımda, “Gerçekten çok üzgünüz. Elimizden gelen her şeyi yaptığımız belirtmek isteriz. Maalesef talihsiz yavrumuzun o minik vücudu operasyonu kaldıramadı. Kendisini kaybettik” dedi.

Veteriner doktor Berktuğ Çiftçi, ameliyat öncesinde şunları söylemişti:

“Hayvanın muayenelerini yaptıktan sonra ayaklarının bandajları alındı ve ağrı kesici antibiyotiklerle, serumlarla desteklendi. Daha sonra hayvan yemek yemeye başladı. Bu iyi bir gelişmedir hayvan için. Bugün için de açıkta kalan yaraların tekrar revize edilerek ameliyata alarak onu ilerde rahat yaşayabileceği protez takıp, gezebileceği şekilde ayarlamaya çalışacağız. 15 günlük kritik bir sürecimiz var. Hayvanın durumu şu an kritik. İlk önce bizim için önemli olan hayvanın hayatta kalabilmesi. Daha sonra uzuvlarıyla alakalı düşüncelerimizi hayvana uygulayacağız daha rahat bir hayat yaşayabilmesi için çabalayacağız. Hastanemize her gün insanlar tarafından darba uğrayan travmaya uğrayan hayvanlar gelmekte. Rutinde yaşadığımız bir olay maalesef ülkemizde şiddet hat safhada. Ama bu gördüklerimiz arasında en kötüsüydü. Biz de şok olduk ilk anda ama daha sonra elimizden geleni yaptık .Ameliyat için hayvanın röntgenleri çekildi. Hayvanın tam olarak probleminin ne olduğu tespit edildi. Nerelerde nasıl kesiklerin oluştuğu, kemiklerin ne kadar zarar gördüğü tespit edildi. Bizim yapacağımız ameliyat hayvanın ileride protez olabilecek şekilde uzuvlarını koruyacak şekilde bir operasyon gerçekleştirmek amacımız.”

İLGİLİ HABER4 ayağı kesilen köpeği vatandaşlar kurtardı4 ayağı kesilen köpeği vatandaşlar kurtardı

“İNSAN TARAFINDAN YAPILDIĞINI GÖSTERİYOR”

“Tabii ki de hayvanın bu operasyonu kaldırabilmesi de önemli” diyen Bertuğ Çiftçi, “Şu an ameliyata girebilecek durumda. Hayvandaki yaralara bakıldığında kesici bir aletle düz kesiklerin oluştuğu belli. Burada bizim düşüncemiz kemikleri kırabilecek tarza balta gibi aletler olabileceği. Düzensiz kesikler yok. Bu da bize insan tarafından yapıldığını gösteriyor” dedi.

İLGİLİ HABERHayvanseverleri ayağa kaldıran görüntü... Üzerine asfalt döktülerHayvanseverleri ayağa kaldıran görüntü… Üzerine asfalt döktüler

Sokak Hayvanlarını Koruma Derneği (SOHAYKO) Başkanı Yasin Yılmaz, vahşeti yapanların bir an önce yakalanmasını istedi. SOHAYKO’nun twitter hesabından yapılan açıklamada “Hiç olmadığımız kadar üzgün, hiç olmadığımız kadar şoktayız. Dostumuz ameliyata gireli 1 saat olmuştu ve maalesef ki minik vücudu ameliyatı kaldıramadı. Yaşama gözlerini yumdu gibi bir cümle kurmayacağız. Bu miniğin ölümünden suçlu olan, ona bunu yaşatan insandan başka biri değil. Sapanca’da bu işkenceyi yapanı bulmak için de elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” denildi.

Doktorlar şaşırdı… Mesanesinden çakıl taşı büyüklüğünde 35 taş çıktı

Koceli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ameliyat olan Vahap Doğru’nun (90) mesanesinden, çakıl taşı büyüklüğünde 35 taş çıktı.

Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne ağrıları nedeniyle başvuran Vahap Doğru’nun yapılan tetkiklerinde mesanesinde taş olduğu belirlendi. Prof. Dr. Cüneyt Özkürkçügil tarafından ameliyata alınan Doğru’nun mesanesinden çakıl taşı büyüklüğünde 35 taş çıktı.

kocaeli-dha
BU KADARI DOKTORLARI DA ŞAŞIRTTI

Meslek hayatında ilk kez böyle bir olaya şahit olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cüneyt Özkürkçügil, “Cerrahi olarak çok özellikli bir ameliyat değildi. Ama hastamızın 90 yaşında olması ve idrar kesesinde 35 tane elmas büyüklüğünde, 4 sıra kolye olacak kadar taşın olması bizi de şaşırttı. Beklediğimiz bir şeydi, ama bu kadarını görünce biz de şaşırdık. Bu kadar taşla nasıl bu kadar süre yaşayabildi, nasıl bu kadar rahat idrarını yapabildi, şaşırtıcıydı. En enteresan tarafı da hastamızın idrar şikayetlerinin çok az olması. Böyle bir durumda, böyle bir hastanın idrar yapmasının çok kolay olmaması gerekir, ama tıp böyle bir şey. Biz hep söyleriz, hastalık yoktur, hasta vardır, her kişide, her hastalık farklı seyredebiliyor. Böyle bir şey benim meslek hayatımda hiç olmadı” dedi.

“ŞİKAYETİNİZ OLMASA DA KONTROL ETTİRİN”

kocaeli-dha-1

Prof. Dr. Özkürkçügil, hastaların kontrollerini aksatmamaları gerektiğini ifade ederek, “Hiçbir şikayetiniz olmasa bile, yılda bir kere mutlaka ultrasonografiyle kendinizi kontrol ettirin” diye konuştu.

Vahap Doğru’nun torunu Özden Er ise, “Dedem uzun yıllardır bunları çekiyor. Ağrısı vardı, en son 2 sene kadar önce mesanesinde taş olduğunu öğrendik. Ancak ameliyat olmak istememişti. Hocamızla konuştuk ameliyatını yaptırdık, şu anda sağlık durumu gayet iyi” diye konuştu.

DHA

17 yıldır tuvalete gitmiyor!

32 yaşındaki Krystal Miller sosyal medya hesabından hastalığının 15 yaşında tespit edildiğini ve 17 yıldır hiç tuvalete gitmediğini söyledi. Miller’ın söylediklerine göre acıyı hissetmemek için günde tam 15 saat uyumaya çalışmıştı. Günlük hayatı da bu durumdan oldukça kötü etkilendi. Kusmamak için dişlerini dahi fırçalamıyordu.

22 yaşında ise hayat onun için dayanılmaz bir hâle geldi. Sonunda Crohn hastalığı ameliyatı için ameliyat masasına yattı ve bağırsaklarının büyük bir kısmı alınmak zorunda kalındı. Bu hastalığın kesin bir tedavisi yok. Doktorlar bu yüzden bağırsaklarına vücuttaki atıkların dışarı çıkmasını sağlayacak tüpler yan ostomi torbası sağladılar.

Crohn hastalığı, kronik (süreğen) ve gastrointestinal kanalın herhangi bir yerinde oluşabilen iltihabi bir hastalıktır. Genellikle rektumu, kolonu ve ince barsağın alt kısımlarını (ileumun son bölümü) etkiler. Çok ender olarak mide, yemek borusu veya ağız da etkilenebilir.

Crohn hastalığı olan kişilerin yaklaşık üçte birinde sadece kalın barsak (bağırsak), diğer üçte birinde sadece ince barsak (bağırsak) etkilenir. Kalan üçte birinde ise hem kalın hem de ince barsak (bağırsak) etkilenmektedir. Inflamasyon (iltihap), bağırsağın tüm katmanlarına kadar yayılabilir. Bunun yanında, bazı bölümleri ‘atlayabilir’, böylece hastalıklı bölümler arasında barsağın (bağırsağın) normal bölümleri yer alabilir.

Crohn hastalığına, 1932 yılında hastalığı yazan ve onu bölgesel ileum iltihabı (Latince adı ileum olan ince barsakta (bağırsakta) bölgesel inflamasyon) olarak adlandıran Amerikalı doktor Burrill Bernard Crohn’un adı verilmiştir. Daha sonra hastalığın adı, doktorun hastalığı anlamadaki çalışmalarına atfen Crohn hastalığı olarak değiştirilmiştir.

Tıp literatüründe bir ilk… Üç suratlı adam!

Jérôme Hamon, ilk kez 2010 yılında yüz nakli operasyonu geçirdi. Hamon’un yüzü, bir tür tümör nedeniyle deformasyona uğramış ve ameliyat sonucunda da tanınmaz hale gelmişti.

8 yıl önce başarılı bir operasyon sonucunda yeni yüzüne kavuşan Hamon’un şanssızlığı bununla da bitmedi. 2015 yılında bir rahatsızlık geçiren Hamon’a antibiyotik tedavisi uygulandı. Yüz nakli sonrasında kullanılan ilaçlar antibiyotik tedavisine reaksiyon gösterince, Hamon’un vücudu yeni yüzünü kabul etmemeye başladı.

Bir kez daha zorlu bir sürece giren adamın yüzü cerrahi müdahaleyle alındı. Aylarca Paris’te bir hastanede yatmak zorunda kalan Hamon’a ikinci kez uygun bir donör bulundu. Bu yıl Ocak ayında ikinci kez nakil olan Hamon, yeni hayatına üçüncü yüzüyle başladı.

Fransız basınında ‘üç yüzlü adam’ olarak yer alan Hamon, başından geçenleri anlattı. Henüz iyileşme döneminde olduğunu ve yüz kaslarını tam olarak kullanamadığını belirten Hamon, “Donör 22, ben ise 43 yaşındayım. Artık kendimi 22 yaşında olarak göreceğim” dedi.

Nakili gerçekleştiren Prof Laurent Lantieri, bu operasyon sayesinde ikinci kez yüz naklinin mümkün olduğunu gösterdiklerini söyledi.