Çeyrek altın fiyatı 348 lira! Gram ve yarım altın fiyatları ne kadar? | 21 Aralık

Altın fiyatları son durumu haftaiçinin son günün vatandaşların ilgi gösteridiği konulardan biri oldu. Altının fiyatları ve Kapalıçarşı’daki altın fiyatları Aralık ayınının genelinde olduğu gibi durgun şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz haftadan bu yana altının gramında birkaç liralık bir değişim oldu. Peki altın piyasasının en çok ticareti olan iki ürünü; çeyrek altın ve gram altın fiyatlarında son durum ne? İşte, altın fiyatları…

ALTIN FİYATLARI 21 ARALIK

Çeyrek altın 21 Aralık tarihinde, 340,73 TL’den alınıp, 348,49 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 213,31 TL’den alınırken 213,36 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.409,00 TL’den alınırken, 1.431,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 679,33 TL’den alınıyor ve 696,97 TL’den satılıyor.

Altının gram fiyatı, güne yükselişle başlamasının ardından 213,4 lira seviyesinde dengelendi. Dün dolar kurundaki değer kayıplarına karşın altının ons fiyatından bulduğu destekle 214 lirayı test eden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,84 primle 213,1 liradan tamamladı. Bugüne de yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 09.45 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 0,14 değer kazancıyla 213,4 liradan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı’da çeyrek altın 349 lira, Cumhuriyet altını da 1.428 liradan satılıyor. Altının ons fiyatı dün, küresel piyasalarda değer kaybeden doların etkisiyle 26 Haziran’dan bu yana gördüğü en yüksek seviye olan 1.267,0 doları gördü. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında negatif bir seyir izleyen ons altın şu dakikalarda önceki kapanışa göre yüzde 0,16 azalışla 1.258,9 dolardan işlem görüyor.

altin-fiyatlari-2_16_9_1538567107_16_9_1539504411_16_9_1545253144

215 LİRA DİRENÇ KONUMUNDA

AA Finans Analisti İslam Memiş, ABD Merkez Bankası (Fed) kararları sonrasında gerileyen ABD borsaları ve dolar endeksinin altının ons fiyatını olumlu yönde desteklediğini belirterek, “Altının ons fiyatı, dün güçlü direnç seviyesi olan 1.257 dolar seviyesini yukarı yönlü kırdı. ABD’de resesyon beklentisinin artması, altının ons fiyatında yükselişleri destekliyor. Ons altın 1.257 doların üzerinde kalıcılık sağlayabilirse yükselişler 1.268 dolar seviyesine kadar sürebilir.” değerlendirmesinde bulundu. Yurt içinde, dolar kurundaki gerilemenin altının gram fiyatındaki yükselişi sınırladığını ifade eden Memiş, teknik açıdan gram altında 212 liranın destek, 215 liranın direnç konumunda olduğunu bildirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

İran petrole karşı mal alacak

İran Petrol Bakanlığı yetkililerinden Muayyid Hüseyni Sadr, ABD’nin İran petrolünü sıfırlama girişimlerinin uluslararası petrol piyasasındaki yüksek talep ve düşük arz nedeniyle mümkün olmayacağını ve yaptırımlar nedeniyle petrolün mal takasıyla satılacağını açıkladı.

İran devlet televizyonuna konuşan İran Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene’nin danışmanı Sadr, “Petrol pazarındaki yüksek talep ve düşük arz dengesi düşünüldüğünde ABD’nin yaptırımlarının İran petrol ihracatını kısa vadede sıfırlaması mümkün değil.” dedi.

ABD’nin tek taraflı yaptırımlarının BM Güvenlik Konseyi kararı olmadığını hatırlatan Sadr, birçok uluslararası şirketin yaptırımları tanımadığını ve uluslararası petrol ticaretini tek bir ülkenin engelleyemeyeceğini belirtti.

“YAPTIRIMLARIN NASIL AŞILACAĞI KONUSUNDA TECRÜBELİYİZ”

Petrol üreticisi ülkelerin üretimlerini artırması halinde dahi İran petrolünün pazardaki yerinin doldurulamayacağını savunan Sadr, şunları söyledi:

“Amerikalılar yaptırımlar konusunda nasıl tecrübe sahibiyse biz de yaptırımların nasıl aşılacağı konusunda tecrübeliyiz. Petrol yaptırımlarıyla başa çıkmanın yollarından biri, bu konuda iyi bir geçmişe sahip ülkelerle mal karşılığı ticaret yapmaktır.”

ABD’nin ikinci yaptırım paketinin devreye gireceği 5 Kasım’dan itibaren İran Ulusal Petrol Şirketi, İran Petrol Ticaret Şirketi ve Ulusal Tanker Şirketi’ne uluslararası kısıtlamalar getirilecek ve ekonomisi büyük ölçüde petrole dayalı İran’dan petrol ve ürünlerinin satışına yaptırımlar uygulanacak.

PETROL İHRACATI YÜZDE 28 AZALDI

ABD yönetiminin İran’ın petrol ticaretini hedef alan ikinci aşama yaptırımlarının devreye girmesine iki aydan az zaman kalırken Tahran’ın petrol ihracatı nisandan bu yana yüzde 28 azaldı.

Yaptırımlar nedeniyle İran’ın petrol ihracatında kaybedeceği payı Avrupa’da Rusya, Asya’da ise Suudi Arabistan’ın alacağı öngörülüyor.

İran’ın Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Temsilcisi Hüseyin Kazımpur Erdebili, cumartesi yaptığı açıklamada, Rusya ve Suudi Arabistan’ın petrol piyasasını dengeleme bahanesiyle İran’ın pazar payını almaya çalışmakla suçlamıştı.

AA

Milli otomobiller

Hazır böyle bir konuya değinmişken, “milli” kavramını da açıklamakta fayda var. Özellikle otomotiv endüstrisi üzerinden gitmem gerekirse, bir modelin ya da otomobilin milli olabilmesi için, son tanımlamalara göre onun tüm fikri ya da teknik haklarının tümüne sahip olunması gerekiyor. Dış tasarımından, iç tasarımına, motorundan şanzımanına, elektrik tesisatından kullanılan teknolojik donanımlara kadar her şeyi ile yerli olan, o ülkede tepeden tırnağa üretilen otomobil milli kavramını bizlere açıklıyor.

Son yıllarda Türkiye’de bu konu hakkında bir adım atmış olsa da henüz karşımıza çıkan somut bir örnek ne yazık ki yok ama merakla bekliyoruz. Peki başka ülkeler neler yaptı?

Almanya – Volkswagen 

1938 yılından 2003 yılına kadar üretilen otomobil, düşük maliyetli halk otomobili olarak o dönemin Almanya’sında Adolf Hitler’in öncülüğünde üretilmişti. Proje, düşük maliyetli, ucuz ve basit bir otomobil olması yönündeydi. Projenin başında günümüzün spor otomobil üreticisi Porsche’nin kurucusu Ferdinand Porsche vardı.

beetle-kopya

Arkaya konumlandırılmış olan hava soğutmalı motoru, yumuşak ve sempatik hatlara sahip olan tasarımı otomobilin şirin duruşunu destekledi. Toplamda 21 milyon 529 bin 464 adet üretilen bu otomobil Almanların milli otomobillerinden biri…

Avusturya – Steyr

Ülkede başka ülkelerin markalarının üretimi yapılıyor olsa da onların en yerel üretimi olan araçları askeri taşıt olarak nitendirilen kamyonları olan Steyr’ler. 1987-2001 yılları arasında üretilen bu taşıtların operasyonel olarak(yedek parça ve servis) işlemleri devam ediyor.

steyr-kopya

Bu askeri kamyonları üreten marka ilk olarak 1864 yılında tüfek üretimiyle hayatına başlıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru 14 bin çalışana ulaşan marka 1918 yılında otomotiv üretimine başlıyor.

Markanın tüfek üretiminde kullandığı ismi Steyr-Werke AG olarak 1926 yılında değiştiriliyor. 1934 yılında ise Austro-Daimler-Puch ismine geçiş yapıyorlar. Markanın ürün gamında o yıllarda Steyr 50 yer alıyordu sonrasında bu model 2.3 litrelik motorlar Steyr 220 oldu. Modern zamanda da bu marka efsane askeri kamyonlarını üretmeye başladı…

Bulgaristan – SIN Cars

2012 yılında üretilen otomobil Bulgaristan’ın ilk yerli spor otomobili olma özelliği taşıyor. Bulgar yarışçı ve mühendis olan Rosen Daskalov tarafından geliştirilen otomobil 6.2 litre V8 ve 7 litre V8 olmak üzere iki farklı motor seçeneğine sahip.

sincars-kopya

Hırvatistan – Rimac Automobili

2009 yılında kurulan marka Hırvatların otomotiv endüstrisinin değişimini yakalayacağı nitelikte. Tamamıyla elektrikle çalışan bu ootmobil “electric hypercar” olarak tanımlanıyor. Rimac’ın Concept One olan ilk modeli 2011 yılında Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Marka C_Two adında bir yeni model daha geliştirdi. Bu yeni model ise 2018 yılındaki Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Son olarak Rimac’taki gelişimi ve geleceği gören Porsche markanın yüzde 10’luk hissesini satın aldı.

rimac-c2-kopya

Marka’nın tedarikçiliğiyle de dikkat çeken bir konumda. Örneğin Rimac ürettiği KERS hibrit sistemlerini Aston Martin’e satıyor ayrıca kendi üretimi olan batarya sistemlerini de Koenigsegg markasına satıyor. Jaguar, Seat ve Renault için ise multimedya sistemleri üretiyorlar. Rimac aslında bir teknoloji markası ama otomotiv endüstrisinden de pay almak istiyor.

Çek Cumhuriyeti – Skoda

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce kendi otomobilini üretebilen ülkelerden biri olan Çekoslovakya(Çek Cumhuriyeti), Skoda markasını yarattı. Yıllık 250 bin araç üretimi kapasitesi olan marka 1989 yılında Volkswagen tarafından satın alındı.

skoda_105_bj_1978_foto_hilarmont_1-kopya

Markanın en efsane modeli ise Skoda Estelle/105/120 olabilir. Bu otomobilin en güncel versiyonunu ülkemizde de görmeniz mümkün. Otomobil 1976’dan 1990 yılına kadar üretildi.

Fransa – Citroen

Başlığı okuduktan sonra Renault, Peugeot gibi markalara neden yer vermedin diye sorabilirsiniz ama burada Fransız halkı için en önemli olan model Citroen 2CV idi. 1948-1990 yılları arasında üretilen otomobil 1948 Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılmıştı. Otomobilin en önemli özelliği ise düşük maliyetli, bakımı kolay yapılabilir, sorunsuz olmasıydı. Otombil toplamda 7 milyon adet üretilmiştir.

2cv-kopya

Macaristan – Ikarus

Hangimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gürültülü ve çığlık atar gibi ses çıkaran kırmızı beyaz ya da mavi kırmızı renkli otobüsüne binmedi? Bu marka Macaristan’ın milli markası olarak geçiyor. Sadece otobüs değil, kamyon, çekici ve minibüs gibi araçlarda ürettiler. Marka 1895 yılında kuruldu ve 2003 yılına kadar hayatına devam etti.

ikarus-kopya

Bizim İstanbul’da şahit olduğumuz gürültülü otobüs modelleri ise 200 serisi diye geçiyor. Bu model ise 1967-1996 yılları arasında üretildi.

İngiltere – MINI

İngilizlerin aslına bakarsanız her markası İngiltere’Nin milli otomobili olmuş durumda. İngilizler Aston Martin, Bentley, Jaguar, Land Rover, Lotus, McLaren, MINI, Morgan ve Rolls-Royce markalarıyla sektörde oldukça ünlüler. Biz ise bunların arasından MINI’yi seçtik.

old-mini-cooper-kopya

MINI, ilk olarak 1959-1968 yılları arasında üretildi. Küçük, dört koltuklu, şık ve hızlı olan otomobil 20. yüzyılın en etkili otomobil modeli olarak seçildi. MINI’den toplamda 5,387,862 adet otomobil satıldı bunu 1.6 milyonu İngiltere’de satılmıştı.

Günümüzde ise MINI markası BMW çatısı altında faaliyet gösteriyor ve üretilmeye devam ediyor. Otomobilin iki kapılı modellerinin haricinde bir adet SUV modeli de bulunuyor.

İspanya – Seat

Akdeniz ülkesi olan İspanya’da ise günümüzde Volkswagen çatısı altında bulunan Seat markası yer alıyor. Seat, 1950 yılında İspanya ulusal endüstrisi tarafından kurulan bir marka(Sociedad Española de Automóviles de Turismo S.E.A.T.). Markanın ilk modeli ise Seat 600. 1965 yılında üretilen otomobil markanın ilk ihraç edilen modeli olarak da hatırlanıyor. 1970 ile 1973 yılları arasında da Finlandiya’da en çok satılan otomobil modeli olmuş.

seat600-kopya

İtalya – Fiat

İtalyanlar da Almanlar gibi birden fazla otomotiv markası yaratmış ve bu markalarla Dünya’ya damgalarını vurmuşlardır. Ancak spor otomobil üreticilerinin haricinde halk içinde otomobil yapan markaları var. Lancia, Alfa Romeo, Fiat bunların en önemlileri. Bizi ilgilendiren ise tabi ki Fiat.

500-kopya

Fiat’ın üretime başlama tarihi 1899 yılına dayanıyor. O dönemde 4 HP gücünde motoru olan bir otomobil üretmiş olsa da günümüzde de üretimine devam edilen 500 modeli İtalyanların en milli otomobili pozisyonunda. İlk olarak 1957 ile 1975 yıllarında üretilen otomobil şirin ve sevimli bir tasarıma sahipti. Aracın tarihi ise 1975 yılından sonra 2007 yılında tekrar üretime başlandı.1990 yılında da marka Volkswagen tarafından satın alındı.

İsveç – Volvo

İsveç’te üretilen SAAB markası da var ama durumdan en iyi biçimde faydalanan marka kesinlikle Volvo. İlk defa 1927 yılında kurulan marka, kamyon, otobüs ve inşaat ekipmanları üretip satıyordu. O günden bu yana 2016 yılında Dünya’nın en büyük kamyon üreticisi oldu. Marka otomobil üretimine 1927 yılında başladı.

volvo200-kopya

Markanın insan güvenliği hakkında sektöre getirdiği yenilikler o dönemde beridir vardı. 1944 yılında patlamayan araç camları, 1950’li yıllarda üç noktalı emniyet kemeri bunlardan bazıları.

1974 yılında üretimine başlanan 200 Serisi modelleri ise markanın efsanesi ve ülkenin de milli otomobili olmuş durumda. 200 Serisi’ni Volvo, Avrupa’da 1993 yılına kadar üretti. Markayı 1999 yılında Ford satın aldı, sonrasında 2010 yılında da Çinli dev Geely markası satın aldı. O günden bu yana Volvo’daki gelişim inanılmaz…

Romanya – Dacia

Ülkemizde de şuan satılan ve hatta Renault tarafından satın alınan marka ilk olarak üretimine 1968 yılında başladı. Renault tarafından ise marka 1999 yılında satın alındı. Markanın 1100 modeli üretilen ilk modeli olarak tanımlanıyor. Renault 8 ve 10 modellerini andırıyordu. Her ne kadar Renault’u andırsa da Romanya’nın milli aracı olarak geçiyor.

dacia-1100-kopya

Rusya – Lada/AvtoVAZ

Sovyet Ruysa zamanında ülkenin otomotiv üretiminde toplam 600 bin kişi çalışıyordu. 1966 yılında kurulan marka VAZ2101 ile ülkemizde satılan Serçe, Avrupa’daki Fiat 124 ile döneme damgasını vurmuştu. Sonrasında ortaya çıkan zamanına göre daha modern modeller sayesinde(Niva) marka Rusya’nın milli otomobil markası olarak geçiyor.

lada-kopya

Yugoslavya – Yugo

Yugoslav milli otomobili Yugo’ya merhaba deyin. B segmenti şeklinde olan otomobil Fiat markası lisansı altında üretiliyordu. 1977 – 2008 yılları arasında üretilen Yugo, Fiat 127-128’in temelleri üzerine inşa edilmiş. Yugo’dan toplamda 794 bin 428 adet üretilmiş.

yugo-kopya

Amerika – Ford

Amerika’da birden fazla efsane ve otomotiv sektörüne yön vermiş markaya sahip. Bunun da en önemlisi sizin de tahmin ettiğiniz gibi Ford. Ford, Henry Ford tarafından kurulduğunda Model T modeliyle ünlendi. İlk üretim bandı sistemini geliştiren Henry Ford, otomotiv sektörüne o yıllarda yön veren kişi oldu.

model-t1-kopya

1896 yılında otomobil üretimine başlayan Henry Ford, Model T’yi 1908-1927 yıllar arasında üretti. Hala Dünya’nın En Çok Satan otomobilleri listesinde 3 sırada bulunan otomobilin o yıllardaki tercih edilme miktarı ortada…

modelt2-kopya

Avusturalya – Holden

Aslına bakarsanı Holden, General Motors grubunun bir parçası. Ülkedeki ilk üretim 1897 yılında başladı, Holden ise 1948 yılında Avusturalyalılar tarafından tasarlandı ve üretildi bu modelin adı ise 48-215 idi.

holden-kopya

Kenya – Nyayo Car

Orta Afirka ülkesi Kenya’nın ilk ve tek milli otomobili Nyayo’a merhaba deyin. 1986 yılında tasarlanan ve 1990 yılında üretilen otomobil 120 km/s hıza ulaşabiliyordu. Ancak ülkenin yetersiz kapitali otomobilin üretiminde sıkıntı doğurdu.

nyayo-kopya

Çin – Geely

Son yıllardaki üretim atağıyla birlikte Çin, birden fazla milli otomobile sahip. Özellikle 1950’li yıllardan sonra atağa kalkan ülke sanayileşme ve artan nüfusuyla dünyanın en büyük ekonomisi olmaya doğru emin adımlarla ilerliyor.

emgrand-kopya

Geely aslında şirketin adı ve bünyesinde Volvo, Polestar, Lotus, London Taxi co, Lykn & Co, Geely gibi markaları bulunduruyor. Geely Emgrand ise ülkemize bile gelmiş olan modellerden biri.

Emgrand Çinlilerin milli otomobillerinden biri olmakla beraber 2009-2014 yılları arasında üretildi. Kompakt sınıf otomobil olan Emgrand düşük bütçeli ve kullanışlı bir otomobil olarak dikkat çekiyor.

Hindistan – TATA

Son yılların en önemli markalarından biri olan TATA, Hindistan’ın milli otomobil markası. 1868 yılında kurulan marka Tata Steel, Tata Motors, Jaguar Land Rover, Tata Consultancy Services, Tata Power, Tata Chemicals, Tata Global Beverages, Tata Coffee, Tata Teleservices, Titan, Tata Communications ve Taj Hotels gibi birden fazla şirketi bünyesinde bulunduran bir yapı!

tat-kopya

Burada Tata Motors bizi ilgilendiren en önemli başlık. 1945 yılında kurulan Tata Motors, herkesin satın alabileceği bütçede olan ve 2008 yılında tanıtılan Nano ile dikkatleri üzerine topladı. Nano’nun fiyatı 3 bin dolar ve dört kapılı bir modeldi.

İran – IKCO

İran’ın milli otomobil markası IKCO, Samand modeliye karşınızda. İranlı mühendisler tarafından tasarlanan otomobil Peugeot 405 altyapısı üzerine inşa edilmiş. IKCO imzalı EF7 motora sahip olan otomobilin üretiminin yüzde 80’i İran’a ait.

samand-kopya

2003 yılından beridir üretilen otomobil halen satın alınabiliyor. Ayrıca yeni modellerin motorlarına fabrikasyon LPG’de takılabiliyor.

Japonya – Toyota

Evet Japonların Toyota’nın haricinde de büyük markaları var ama en çok satılan otomobil modelleri arasında Toyota Corolla yer alıyor ayrıca dünyanın en çok bilinen markaları arasında ilk 5 içerisinde Toyota’nın olması yetmez mi?

corolla-kopya

Corolla Türkiye’de dahil 15 farklı lokasyonda üretiliyor. İlk defa 1966 yılında üretilmeye başlanan Corolla günümüze kadar 40 milyon adetin üzerinde satış rakamına ulaşmış. Japonlara sağladığı prestij bakımınan ülkenin milli otomobil markalarından biri de Toyota.

Malezya – Proton

Malezya’nın da en önemli ve milli otomobil markası Proton. Ülkemizde de satın alınabilen proton ilk defa 1983 yılında kuruldu. Ancak marka Malezya’da yıllık 100 bin ile 170 arası üretim yapıyor.

waja-kopya

Markanın kompakt sedan modeli olan Waja, ülkemizde de satın alınabiliyor. 1.6 litrelik benzinli motora sahip olan Waja hem düz hem de otomatik şanzımanla satın alınabiliyor. Aracın üretim aralığı ise 2000 ile 2011 yılları arasında olmuş.

Güney Kore – Hyundai

Ülkemizde de üretimi olan Hyundai markası Güney Kore’nin iki milli otomobil markasından biri, diğeri de KIA ki iki marka çoğu durumda birlikte hareket ediyorlar.

accent-kopya

Hyundai, 1947 yılında kuruldu, 1967 yılında ise Hyundai Motor Company devreye girdi. Bu zamandan sonra otomobil modeli üretmeye başlayan marka ülkemizde de üretim yapıyor.

Markanın en efsane modeli diye düşünecek olursak da sizlere Accent diyebiliriz. 1994 yılından bu güne kadar yenilenerek üretilen otomobil toplamda 7.5 milyona yakın satış gerçekleştirdi.

Tayvan – Luxgen

Tayvan’ın milli otomobili olan Luxgen, M7 modeliyle MPV segmentinde yer alıyor. 2009 yılında kurulan marka sizinde tahmin ettiğiniz gibi pek eski değil.

luxgen_s3_sedan-kopya

Luxgen Orta Batı, Orta Amerika, Rusya, Çin ve Güney Batı Asya otomotiv pazarlarında satın alınabiliyor. M7 ve U7(SUV) modelleri olan marka, S3, S5, U6, U5 modellerine sahip.

Türkiye – Devrim

Ülkemizde üretilen birden fazla marka olsa da Devrim gibi tamamen yerli bir otomobilimiz hala yok. Devrim 1961 yılında, Eskişehir Demir Yolu fabrikasında 129 günde üretildi.

devrim-kopya

Bangladeş’te Arakanlı Müslümanın hastanede organları çalındı

Memleketleri Myanmar’da soykırıma uğrayan Arakanlı Müslümanlar, sığındıkları Bangladeş’te de zulme uğramaya devam ediyor. Karın ağrısı şikayetiyle akrabalarının çalıştığı UNICEF kliniğinde tedavi altına alınan Müslüman genç doktorlar tarafından devlet hastanesine kaldırıldı.

İLGİLİ HABERReuters: Muhabirlerimiz Arakan'daki katliamı ortaya çıkardıReuters: Muhabirlerimiz Arakan'daki katliamı ortaya çıkardı

ŞOKA UĞRADILAR

Hasta olarak gittiği devlet hastanesinden cenazesi çıkan gencin ailesi tabutu açınca büyük şok yaşadılar. Hastanın üreme organı dahil tüm iç organlarının söküldüğünü gören aile, hastane ve doktordan şikayetçi oldu. Bölgedeki zulmün bitmesi için Birleşmiş Milletlere çağrıda bulunuldu. İHA

İspanya’da yolsuzluk başbakanın ipini çekti

Türkiye saati ile 12’de başlayan güven oyu yoklamasında parlamentodaki vekillere tek tek soruldu. 350 vekilin olduğu parlamentoda karar alınabilmesi için gerekli olan 176 oy çoğunluğuna ulaşıldı ve resmen İspanya’da başbakan Mariano Rajoy’un hükümeti düştü.

180 vekil hükümetin düşmesini isterken 1 çekimser oy ve 169 vekil de hükümetin düşmesine karşı çıktı.

SANCHEZ BAŞBAKAN OLDU
Partilerin desteğini almasına kesin gözüyle bakılan muhalefet Sosyalistler’in lideri Pedro Sanchez, bu ayın başında Başbakan Rajoy’un oluşturduğu ve Bask Milliyetçi Partisi’nin destek verdiği bütçeye sadık kalmaya söz vermişti. Yeni bütçe kapsamında Bask bölgesine ayrılan bütçe miktarı yükseliyor ve Bask Milliyetçi Partisi’nin talebi doğrultusunda emekli ikramiyelerinde artış öngörülüyordu. Sanchez, aynı zamanda Katalonya ile bağımsızlık talepleri doğrultusunda yeniden görüşmelere başlamayı vaat etti.

Sosyalistler'in lideri Pedro Sanchez.

Sosyalistler’in lideri Pedro Sanchez.

AB ENDİŞELİ
Cuma günü Rajoy’un görevden alınması takdirinde para birimi euronun ve piyasaların nasıl tepki vereceği merakla bekleniyor. İtalya’da ortaya çıkan siyasi kriz ve İspanya’da yaşanan belirsizliklere euro hafta içinde sert yanıt vermiş ve dolara karşı değer kaybetmişti. Avrupa borsaları başta olmak üzere ABD ve Asya piyasalarında düşüşler yaşanmıştı.

Detaylar geliyor…

Dünya Bankası’ndan ‘Tuz Gölü’ finansmanı

Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulunca, Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi’nin genişletme çalışmaları için ilk yedi yılı geri ödemesiz olmak üzere 22,5 yıl vadeli 600 milyon dolarlık kredi onaylandı.

Dünya Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Doğalgaz Depolama Genişletme Projesi” olarak bir finansman paketinin onaylandığı bildirildi.

Açıklamada, söz konusu proje kapsamında yer alan ve Türkiye’nin doğalgaz arz güvenliğini artıracak Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi için Kasım 2005’te 325 milyon dolar, Temmuz 2014’te de 400 milyon dolar tutarında iki kredinin onaylandığı hatırlatıldı.

Tesisin başlangıç kapasitesinin bir milyar metreküp olduğu kaydedilen açıklamada, ” (Tuz Gölü) Doğalgaz Depolama Genişletme Projesi, hükümetin depolama tesisisin büyüklüğünü yine aynı yerde yapılacak yatırım ile 5 katına çıkartmaya yönelik çabalarını destekleyecektir.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından uygulanacak olan Doğalgaz Depolama Genişletme Projesi’nin üç bileşenden oluşacağı da vurgulandı.

Bileşenlerden ilkinin Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi’nin kapasitesinin yaklaşık 4 milyar metreküp daha artırılması olduğu belirtilen açıklamada, ikinci bileşenin “İnşaat Kontrolörlüğü İzleme” ve üçüncü bileşenin de “Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme (ÇSED) ve Yeniden Yerleşim Eylem Planlarının (YYEP) İzlenmesi” olduğu aktarıldı.

İLK 7 YILI GERİ ÖDEMESİZ 22.5 YIL VADELİ

Toplamda 600 milyon dolarlık yeni kredi sağlanan projenin Türkiye’de özellikle kış aylarındaki kömüre bağımlılığı azaltmak suretiyle ülkenin sera gazı emisyonlarını düşürmesine yardımcı olacağı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Önerilen Doğalgaz Depolama Genişletme Projesine sağlanan finansman, Dünya Bankası’nın genel anlamda enerji reformunu ve spesifik olarak da doğalgaz sektörü reformunu desteklemeye yönelik politika, teknik ve finansal yardım programının bütüncül bir parçasını oluşturmaktadır. Bu projeyle Dünya Bankası aynı zamanda BOTAŞ’ın projeye yönelik teknik, satın alma, çevresel ve sosyal koruma önlemleri ile ilgili çalışmaları üzerinde yaptığı ayrıntılı incelemeler yoluyla Türkiye’nin ticari finansman dahil olmak üzere, başka kaynaklardan da finansman temin etmesine yardımcı olmaktadır. Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) da projeye eş finansman sağlamaktadır. Doğalgaz Depolama Genişletme Projesine yönelik sağlanan finansman aracı, ilk 7 yılı geri ödemesiz olmak üzere 22,5 yıl vadeli bir Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) esnek kredisidir.”

Tuz Gölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi’nde ilk yastık gazı 10 Şubat 2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın katıldığı bir törenle basılmaya başlamıştı.

AA