Unkapanı köprüsü bakım nedeniyle kapandı

Atatürk Köprüsü gece saatlerinde yapılan bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle araç ve yaya trafiğine kapandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Alt Yapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, tarafından bakım ve onarım çalışmaları yapılacak olan Unkapanı köprüsü 00.30 itibariyle trafiğe kapatıldı. Atatürk Köprüsü’nü kullanacak araç ve yayaların, 00.30-02.30 ve 03.30-04.30 saatleri arasında Galata Köprüsü ile Haliç Köprüsü’nü kullanmaları gerekiyor.

Öte yandan Atatürk, Galata ve Haliç Metro köprüleri; 02.30-03-30 saatleri arasında deniz trafiğine açık olacağından, araç ve yayaların bu saatler arasında Haliç Köprüsü’nü kullanmaları gerekiyor. İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

İlker Başbuğ: Çok partili sistem Atatürk’ün hayaliydi

Marmara Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu tarafından Şehit Ömer Halisdemir Spor Salonu’nda Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından “Üç Lider İnönü, Bayar ve Menderes. Çok Partili Hayata Geçiş” konulu söyleşi düzenlendi. Konferansta Başbuğ, çok partili siyasal döneme geçiş yıllarını anlattı.

İLGİLİ HABERBaşbuğ: 'Asıl siz FETÖ'ye yardım ediyorsunuz'Başbuğ: 'Asıl siz FETÖ'ye yardım ediyorsunuz'

ÇOK PARTİLİ SİSTEM ATATÜRK’ÜN HAYALİYDİ

Öğrencilerin ilgi gösterdiği söyleşide Başbuğ, Türkiye’de 1923 ile 1938 yılları arasında iki defa çok partili sisteme geçişin denendiğini ancak bunların başarısız olduğunu söyledi. Başbuğ Atatürk’ün hayallerinden birisinin çok partili siyasal sisteme geçmek olduğunu ancak bunu başaramadığını söyledi. Başbuğ, 1923 ile 1938 yılları arasında iki defa çok partili siyasal geçilmeye çalışıldığını söyleyerek, Atatürk’ün anılarında bundan bahsettiğini belirtti. Başbuğ, “Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı boyunca hedefleri gerçekleştirmediği kendi sözleriyle karşımıza çıkıyor. Mustafa Kemal’in hayal edip gerçekleştiremediği tek partili sisteme 1946’da geçeceğiz. Özellikle 1946’da olmasının arkasındaki temel neden İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği şartlardır” dedi.

ŞARTLAR ÇOK PARTİLİ SİSTEMİ ZORUNLU KILDI

İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Birleşmiş Milletlerin kurulma sürecinin olduğunu söyleyen Başbuğ, “BM’ye üye olmak için istenen temel niteliklerden bir tanesi güçlü, kabul edilebilir demokratik sistemin ülkenizde olmasıdır” dedi. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldığı için batılı ülkelerin Türkiye’ye uzak durduğunu, diğer yandan da Sovyet Rusya’nın boğazlar ile Kars ve Ardahan üzerinde hak iddia ettiğini söyleyerek, “Dolayısıyla hem içerideki şartlar hem de uluslararası şartlar tek partili sistemden çok partili sisteme geçişi zorunlu kılacak” diye konuştu.

İLGİLİ HABERKılıçdaroğlu'nun avukatı 'Başbuğ ve Koşaner dinlensin' dedi, mahkeme reddettiKılıçdaroğlu'nun avukatı 'Başbuğ ve Koşaner dinlensin' dedi, mahkeme reddetti

MENDERES CHP İÇİNDE ÖZGÜR DÜŞÜNCE İSTİYORDU

Adnan Menderes ve ekibinin CHP içinde daha özgür bir düşünce ortamı istediğini bu doğrultuda 4 kişi olarak, 4’lü önerge verdiklerini kaydeden Başbuğ, “İlk başta parti kurmayı düşünmüyorlar. Düşündükleri, istedikleri CHP içinde özgürleşme, daha rahat tartışma ortamının olmasıdır esasen. Bu önerge İsmet Paşa’nın talimatıyla reddedildi. Aslında reddedilmesinin arkasında yatan neden şu: Bir noktada reddederek onları, parti kurmaya itiyor. Bu 4 kişi de, 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kuracaktır” dedi.

CHP’NİN EN ÖNEMLİ HATASI

Demokrat Parti’nin kurulduktan sonra nispi seçim sistemi, hakim denetmeni, gizli oy açık sayım istediğini ancak CHP’nin yapılan muhalefetler sonucunda nispi seçim sistemi dışındakileri kabul ettiğini söyleyen Başbuğ, “En önemli konu çoğunluk sistemi var. Bir parti bir bölgede bir oy alsa bütün milletvekillerini seçiyor. DP nispi seçim sistemi istiyor. CHP bunu kabul etmeyerek en önemli hatasını yapıyor. 1950 seçimlerinde bunu yaşayacaktır” dedi.  DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kılıçdaroğlu’ndan Sözcü’ye ziyaret

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü Gazetesinin Ankara bürosunu ziyaret ederek, hakkında dava açılan Emin Çölaşan ve Sözcü Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz’la görüştü.
Ziyaret sonrası konuşan CHP lideri “Sözcü Gazetesi cumhuriyete bağlı, Atatürk devrimlerine bağlı, demokratik, laik sosyal hukuk devletine bağlı, kadın-erkek eşitliğine inanan, insan haklarına inanan, bütün haksızlıklara karşı çıkan ve bu amaçla her gün onları satın alınan milyonların sözcüsüdür. Genç olmasına karşın bütün haksızlıklara karşı direnç gösteren ve geniş kitlelerin sözcüsü olan Sözcü’ye karşı bir kumpasın kurulduğunu biliyoruz. Haksız suçlamaların yapıldığını biliyoruz. Beni derinden üzen yargının içinde bulunduğu durum. Adalet dağıtması gereken bir kurum eğer adaletsizlik dağıtıyorsa, adalete olan güveni temelden sarsıyorsa hepimizin oturup düşünmesi lazım. Sözcü ne yaptı? Darbeye karşı çıktı. Sözcü ne yaptı? Cumhuriyeti savundu. Sözcü ne yaptı? Kadın erkek eşitliğini savundu. Sözcü ne yaptı? Herhangi bir vatandaş mağdur olduğu zaman onun sesi oldu. Sözcü ne yaptı? Çalışanların sözcüsü oldu. Dolayısıyla bir gazeteyi akılalmaz iddialarla suçlamak  gerçekten de Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun ne kadar vahim olduğunu bize gösteriyor.” dedi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

AKM’nin ihalesi bile yapılmamış!

İstanbul, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından Mayıs 2008’de verilen konserden sonra restorasyon yapılacağı öne sürülerek kapatıldı. Restorasyona bakanlık 70 milyon lira Sabancı Holding de 30 milyon lira ayirdi.

FOTO:İHA- AKM artık yok…

Korunacak tarihi eserler arasında yer alan AKM için dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 29 Ekim 2013 tarihinde hizmete açılacağını söylemiş ancak yenileme çalışmaları 2013’te durdurulmustu. Günay’dan sonraki Bakan Ömer Çelik ise, AKM’nin 2014 yılında da hizmete açılmasınin planlandığını belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da AKM yıkılırken “Sözünü aldım, 2019’un ilk çeyreğinde bitecek. Türkiye 10 yıl önce yapması gereken bir işe ancak bugün başlayabiliyor. Bundan dolayı çok üzgünüm. Çünkü çoktan biz AKM’yi bitirmiş ve milletimizin hizmetine sunmuş olacaktır. Ülkemizin kaybettiği bu 10 yılın hesabını kim verecek?” ifadelerini kullanmıştı.

BAKANLIK YANITLADI: 2 YILA BİTER

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in sorusuna verdiği yanıtta, “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin en kısa sürede hizmete girmesini teminen 2018 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla ihale süreci başlatılacaktır. 2019 Şubat ayı içerisinde de Kültür Merkezi’nin inşaatına başlanılması ve 2 yıl içinde tamamlanması planlanmaktadır” dedi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen ise AKM kapatılalı tam 10 yıl oldu. 10 yıldır İstanbul halkı başta olmak üzere operadan, sanattan ve tiyatrodan mahrum bırakılıyor. Asıl bu 10 yılın hesabını kim verecek? ” diye konuştu.

Ders kitaplarında Atatürk ayıbı

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlatılan ve Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağı (EBA)’nın resmi internet sitesinde yer alan bazı kitapların içeriklerinde yerel alan skandal ifadeler görenleri şoke etti.

OdaTV.com’da Mahiye Morgül imzasıyla yayınlanan haberde bu kitaplardaki skandal ifadeler şu şekilde aktasrıldı:

Değişik yazarlardan Hayat Bilgisi 3.Sınıf kitapları basıldı bu sene. MEB’nın resmi sitesi eba.gov.tr / ekitap adresinden girip içeriklerine lütfen bakın..

Birinde Atatürk’e yapılan değersizleştirme operasyonlarını, diğerinde ise 4.sınıfta başlatılacak olan Toplum Hizmeti (ders dışı) seçmeli derslerin tanıtımları var.

Önce Atatürk’e yapılan değersizleştirmelerin yeni karşılaştığım türlerini göstereyim.

Kitabın adı: Hayat Bilgisi-3, MEB Yay. (2018-2019)

Yazarı: Elif Çelikbaş, Fatma Gürel, Nazile Özcan

http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6480

ATATÜRK’E AİT OLMAYAN SÖZ…

Sh.75: “ İnsan haklarına saygı göstermeyen kişi ve milletler asla barışı sağlayamazlar.”

Metnin en altına getirilen bu söz Atatürk’e ait değildir.

Atatürk’ün adı sayfanın en aşağısında olamaz, olmamalıdır, olursa değersizleştirmeye uğratılmış demektir.

Ders kitabı yazılırken sayfa dipleri çocuklara üniteyle ilgili verilecek araştırma ödevlerine ayrılır. Bu bir tür kuraldır. Bu kitapta ise kural bozulmuş, Atatürk’le ilgili ünitelerde Atatürk’e ait bazı sözler sayfanın dibine yazılmıştır.

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ SAYFA DİBİNE KONURSA…

Kitap boyunca beş kere Atatürk adı sayfa dibine yazılmış, bu suretle değeri aşağı çekilmek istenmiştir.

Ders kitabı yazılırken sayfa dipleri çocuklara üniteyle ilgili verilecek ev ödevleri için ayrılır. Bu kitapta ise, Atatürk’le ilgili ünitelerde bu kurala uyulmamış, Atatürk’e ait sözler sayfanın dibine yazılmış, dolayısıyla ATATÜRK adı en alta getirilmiştir. 

s.41: “İlköğretim davası, insan olma, ulus olma davasıdır.”

s.73: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir: benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”

s.74: “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”

s.75:“İnsan haklarına saygı göstermeyen kişi ve milletler asla barışı sağlayamazlar.”  Atatürk’e ait olmayan bu söz sayfa dibinde olmakla bir kere daha yanlıştır.

s.180: “Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek sizsiniz.”

KAFA KARIŞTIRICI CÜMLELER…

Sh.122:

Soru: Cumhuriyetin getirdiği hak ve özgürlükler nelerdir?

Cevap: “Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yerleşme ve seyahat özgürlüğü devlet tarafından güvence altına alındı.”

Düşünme sorusu: Yönetim şekli olan cumhuriyet ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

a-Böyle bir düşünme sorusu henüz temel bilgileri alma yaşında olan bir çocuğa cumhuriyeti tartışılır hale getirir. Yanıltıcı ögedir, Cumhuriyetin değerini hafifletir.

b- Yerleşme ve seyahat özgürlüğü konusu 1982 anayasasında güvenceye alınmıştır.

Cumhuriyetin kuruluşunda böyle bir konu gündeme gelmemiştir. Cumhuriyet ilanının gerekçesi bu kadar sıradan nedenlere indirilemez!

ATATÜRK’Ü BALIK KILÇIĞI İLE YAN YANA GETİRMEK… 

Sh.123: Soru; Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kazanılan seyahat etme özgürlüğünün olmaması durumunda ne gibi zorluklar yaşardınız?

      Bu soruyla 122.sayfadaki yanıltıcı ögeyi pekiştiriyor. Çocuğu henüz tam olarak bilmediği bir konuda yaşayacağı zorlukları hayal etmeye zorlamak, ona olumsuz şeyler hayal ettirmektir. 

Bu olumsuz çağrışımların arasında çocuk ruhsal daralmaya girmiş haldeyken ona ciddi bir sorumluluk yükleyen değerli bir sözü önüne koymak o çok önemli sözü algılamayı engeller. Ki o söz Atatürk’ün vasiyeti sayılacak değerde “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve koruyacak olan sizlersiniz” diyen sözüdür.

Sayfayı bir bütün olarak düşündüğümüzde bu sözün yeri asla bu sayfa değildir.

Sayfada görülen balık kılçığı ile Atatürk’ü ve Cumhuriyeti bir arada resmetmek başlı başına Atatürk’e ve Cumhuriyete saygısızlık örneğidir. 

ATATÜRK RESMİNİ SAYFA DİBİNE KOYMAK…

Sh.41: Çocuktan sayfanın alt kısmındaki daracık alana Atatürk’ün bir özelliğini anlatan fotoğraf bulup yapıştırması isteniyor.

Çocuğun getireceği fotoğraf muhtemeldir burada verilen sınırlı alana sığmayacak ve çocuk onu kesmek zorunda kalacaktır. Eğer tam sayfa büyüklüğünde Atatürk köşesine yerleştirilmeyecekse çocuğa Atatürk resimlerini getirme ödevi verilmez. Hele keserek kitabın arasında bir yere yapıştıracaksa böyle bir ödev olamaz; kitap sayfaları aynı zamanda yazı amaçlı kullandırıldığından yapıştırılan fotoğraflar kitabı deforme etmekte kullanılamaz hale getirmektedir. 

ATATÜRK’Ü DAR ALANA YAZDIRMAK…

Sh.41’de aynı zamanda yazı ödevi verilmektedir. Çocuktan küçücük kare alanlara Atatürk’ün kişisel özelliklerini yazması isteniyor. Verilen 4cm’lik yazı satırları ise çok daha vahim hatadır; yazı satırları sayfa genişliği kadar olmadıkça çocuk oraya yazamaz.

Çocuk burada gördüğü dar alanla sınırlı cümle kurmak zorunda kalacağını hayal ederken bile çocuğun ruhu daralır. O kısacık satırlara sığmayan kelimeler dışarı taşacak sayfayı kirletecektir. 

Atatürk’ü yazdırırken çocuğa sıkıntı verecek şekilde çocuğu dar alana zorlamak, Atatürk’ü dar alana sokmaktır ve çocuğu da ruhsal olarak daraltır.

ATATÜRK’ÜN BOYDAN FOTOĞRAFINI KÜÇÜLTEREK DİBE KOYMAK…

Sh. 147:Atatürk’ün boydan fotoğrafı oldukça küçültülerek sayfa dibine konulmakla değersizleştirmeye uğratılmıştır. Aynı şekilde çocuklar için eğitsel değeri çok yüksek olan “Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!”sözünü aşağıya getirmek onu önemsizleştirmiştir.

Keza, değerlendirme sorusu olarak bunun en sonda sorulması 4.soruda verilen cümlenin değerini azaltmak için en sona bırakılmıştır.

 

Fotoğrafın zeminsiz ve çerçevesiz halde oluşu resim olarak da değerini düşürmüştür; bu haliyle Atatürk boşlukta kalmış gibi imaj verilmiştir.

      …………

Kitabın adı: Hayat Bilgisi 3, Evrensel İletişim Yay.

Yazarı: Esra Özcan

http://www.eba.gov.tr/ekitap?icerik-id=6296

(Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 28.05.2018 tarih ve 78 sayılı kararıyla 2018-2019 öğretim yılından itibaren 5 (beş) yıl süre ile Ders Kitabı olarak kabul edilmiştir.)

Yeni ders dışı seçmeli ders kavramına halkımızı alıştırmak kolay olmayacak. Sanırım buna hazırlık olsun diye yazılmış bu Hayat Bilgisi kitabı.

Gelecek yıl yeni bir ilkokul kavramıyla tanışacağımız, yeni bir müfredatla karşılaşacağımızın da belirtisi bu kitaptır. Diğer hayat bilgisi kitapları MEB’in daha önce ilan ettiği Hayat Bilgisi müfredatıyla örtüştüğü halde bu kitapta müfredat tamamen başkadır. Örneğin toplum yararına kurulmuş bütün vakıf ve derneklerin faaliyetlerine çocuklar katılacak ve bundan da ders notu alacaklar.

Tüm sınıf topluca bir yere gitmeyecek, bunu bilmiyor halkımız. Her çocuk kendi ilgisine göre, sosyal seviyesine göre, becerisine göre, onay vermesine göre, hatta kesesine göre seçmeli ders kavramı değişecek.

Ders çeşidi sınırsız sayıda değişebilecek, böylece aynı dersleri gören çocuk neredeyse kalmayacak, milli birlik dediğimiz kavram darmadağın hale gelecek.

Hayat Bilgisi kitabında biraz da alıştırma olsun diye, gönüllü Toplum Hizmeti faaliyetlerine katılmayı özendirsin diye seçilmiş TEMA gibi, DOÇEV gibi, ÇEKÜL gibi örnek vakıflar ve dernekler var. Buralarda çalışan çocuk, 4.sınıfta başlıyor bu seçmeli ders, karnesine not olarak girecek.

Toplumsal faydası bilinen örgütler bunlar. Ancak kazın ayağı öyle değil, ülkemizde çok itibarlı görünen sözde uluslar arası yardım kuruluşlarını da biliyoruz. Gönüllü yardım derneği adı altında bağış toplamalardan kan bağışlarına kadar. Her türlü istismara açık yerlere de toplumsal hizmet belgesi verilebilmektedir.

Kitabın 33.sayfasında resim olarak Amerika’dan bir Toplumsal Hizmet örneği var, kız çocukları yaşlı hasta kadına çiçek götürmüşler, buna onlar toplumsal hizmet diyor. Bir kere, bu kitabı yazanlar, ya da Ziya Selçuk, bilmiyor ki bizde çocuklar hasta ziyaretine götürülmez. Soruya bakın; bir de neler hissedersiniz diye soruyor.

Bizde hastaneye canlı çiçek dahi kabul edilmez. Bu resim hastaneden değil kimsesiz bir yaşlıya ev ziyareti olabilir. Ama soru öyle demiyor.

Bu hizmet Amerika ve İngiltere’de “Kilise Hizmetleri” içerisindedir. Oralarda sahipsiz yaşlı kimse çoktur, onları ziyaret ederler. Görseldeki öğretmen de tipik din hizmeti yapan birisidir. 

Bizde de yakında kilise gibi camiler de devletten bağımsız özerk işletmeler haline gelince bunları yaşatma dernekleri devreye girecek ve o dernekler böyle hayır işleri yapmaya başlayacaklar ve o zaman İHL mezunu sertifikalı kızlar bu tür işlerde görevlendirilecekler, hatta sosyal danışmanlık hizmetleri tıpkı Alman kiliseleri gibi camilerde yapılabilecektir. Kişi din vergisini hangi kiliseye veriyorsa oradan din hizmeti alabiliyor.

Hayat Bilgisi 3 kitabındaki seçmeli ders tanıtımı okulun yeni işlevini ve çocuğun okul dışından alacağı dersleri bize ipucu veriyor. Daha fazlası için Ziya Selçuk’un basın açıklamalarını izlemek ve dilinin altındakileri iyi okumak lazım.

Yalnız Ziya Selçuk Toplumsal Hizmet ve Kültürel Değerler seçmeli derslerinin başlama düdüğünü çaldı, bunu bilelim. Bu Hayat Bilgisi kitabı hangi okullara hangi şehirlere dağıtıldıysa oralarda bu tohumlar ekiliyor demektir, ilk hasat oralardan alınacaktır.

Ziya Selçuk’un söylediği okul kavramını da gördük bu kitapta.  

Sayfa 29’da, okulda yapılan yeni faaliyetlerden söz ediliyor. Okul gelir amaçlı işler yapacak, eğitim yıl boyu sürecek. Bina olarak yıl boyu kullanılacak ve gelirini kendisi karşılayacak. Okul müdürleri işletme müdürü olacak. Okul müdürlerine Okul Yönetimi sertifikaları bunun için verilecek.

Bu sayfadan anlıyoruz ki devlet okullar dışarıya paralı kurslar açabilecek, paralı geziler yapabilecek, spor ve sanat etkinlikleri yapabilecekler.

Şimdi spor ve sanat etkinlikleri deyince duralım. Belli merkezlerde toplanan resim, müzik ve spor öğrencileri seçtikleri derse göre orda öğrenim görecekler, kendi okullarında değil temel dersleri birlikte okudukları sınıf arkadaşlarıyla değil. Bakanlığın yeni aracı şirketlerle temin etti çalgılar bir okulun değil, bir semtin tüm okullarından gelen onu seçmiş öğrenci içindir ve bunlar okul saatinde olan derslerdir ve kendi okulunun dışında olacaktır.

Dikkat edin, devlet okulundaki çocuğun onu fakülteye taşıyacak olan bilgi birikimine erişmesi için gereken derslerin saatleri iyice azalacak, çocuk okuldan çok aklı dışarıda bir hale gelecek, okulda olacağı saat iyice azalacak. Seçmeli derslere gücü yetmeyen aileler ne yapacak, siz asıl onu düşünün?

Bu kadar seçmeli dersin bir tek maksadı olur; hiçbir çocuğu kendi sınıf arkadaşıyla birbiriyle aynı dersleri görmemiş hale getirmek, yani eğitimde birliği bitirmek. Eğitimde birlik bittikten sonra geriye dinde birliğin bitirilmesi gelir, bu kadar seçmeli ders içinde Kültürel Değerler dersinin anlamı da odur, daha sonra onları konuşacağız.

Bakın, “Diyanet artık kaldırılsın ne gereği var” dedirtmek için bu kadar kör gözüm parmağına halka ters düşen işler yapıyor o kurumun başındakiler. DİB yayını kitapların halini bilenler bu dediğimi çok iyi anlıyor. Din eğitimi bu hale geldikten sonra işine saygısı kalmayan imamlarla nereye kadar birlik korunabilir?

Çocuklarımız Toplum Hizmeti öğrenecek zannederken toplumsal değerlere iyice saygısı azalmış olarak suça eğimli hale gelecekler. Ondan da sonuç bekleyen küresel şirketler kendi ihtiyacı olan insan kaynaklarını yaratacaklar.

Bu çöküşü fark etmekle başlar bu gidişi durdurmak. Ders kitaplarına lütfen dikkatle bakın, orda hepsi çok açık, yaratmak istedikleri nesiller bu kitaplardan çıkacak. Hepsi bizim yavrularımızı, yedirtmeyelim kurtlara kuşlara!

Ankara’da feci kaza: Vatandaşlar seferber oldu…

Çankaya ilçesinde Sıhhiye Meydanı’nda sabaha karşı meydana gelen kazada, Atatürk Bulvarı üzerinden Kızılay istikametinde seyreden 06 T 4255 plakalı ticari otomobil, Ankara Büyükşehir Belediyesi 153 Mavi Masa Bürosu’nun önünde sürücüsü Ömer T.’nin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kayarak, refüjdeki cam bariyerlere ve aydınlatma direğine çarptı. Kaza nedeniyle hurda yığınına dönen otomobilin sürücüsü ile birlikte yolcular Safiye Nur D. ve Arife Ege Y. yaralandı. Yaralılardan 2’si kabin içinde sıkıştı.

İHA

İHA

Kazayı gören vatandaşlar, aracın yanına koşarak şahısların kurtarılması için seferber oldu. İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda itfaiye ve 112 Acil Servis ekibi sevk edildi. Ekipler, sıkışan kazazedelerin kurtarılması için zamana karşı yarış verdi. İtfaiye ve sağlık ekiplerinin meşakkatli çalışması sonrası yaralı halde kurtarılan sürücü ve yolcu, kaza yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çevre hastanelere sevk edildi.

İHA

İHA

Ön kısmı hurdaya dönen otomobildeki yakıt sızıntısının farkedilmesinin ardından itfaiye ekiplerince araca müdahalede bulunuldu. Aracın çevresini şeritle kapatan polis ekipleri, vatandaşları kaza yerinden uzak tutmak için önlem aldı. Bir kısmı trafiğe kapanan yolda, araç geçişi tek şeritten kontrollü olarak sağlandı. Hurda yığınına dönen otomobil, daha sonra çekiciye yüklenip kaza yerinden kaldırıldı.

İHA

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nden korkutan tablo

Resmi istatistiklere göre; Türkiye’de her 4 kız çocuğundan biri, her 6 erkek çocuğundan biri cinsel istismara uğramaktadır. Dünya genelinde ise; her 5 çocuktan biri cinsel istismara uğramaktadır. Ne yazık ki, vakaların %85’i gizli kalmaktadır.

MAĞDUR ÇOCUKLARIN % 60’I KIZ

Prof. Dr. Oğuz Polat tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Çocuk İstismarı Raporu-2”  başlıklı araştırmaya göre cinsel suç mağduru olan çocukların oranı son dört yıllık dönemde en az yüzde 33 artış göstermiştir.
Bunların da %70 ‘i 11 yaşından küçük çocuklardır. Mağdur çocukların %60 ‘ı kız, %40’ı erkek çocuklardır. İstismarcıların % 96’sı ise erkek. İstismara uğrayan çocuğun %85’i tanıdığı birisi tarafından istismara uğruyor.

22 BİNE YAKIN ‘ÇOCUK’ GEBE

Araştırmaya göre; 2016-2017 yıllarında Türkiye’de 0-11 yaş arası 2.487 kız çocuğu ile aynı yaş grubundaki  1.124 erkek çocuğu cinsel istismar veya benzer mağduriyeti yaşamıştır. 14 yaş dilimindeki 3 bin 688 kız çocuğu ile aynı yaştaki 563 erkek çocuk cinsel istismar mağduru olmuştur. 15-17 yaş dilimindeki 8 bin 460 kız çocuk ile 518 erkek çocuk da cinsel istismara uğramıştır.
2017 yılı geneli ve 2018 yılının ilk yarısını kapsayacak şekilde, CİMER üzerinden verilen bir yanıta göre ise; 21.957 çocuk hastane kayıtlarına gebe olarak geçmiştir.

KORKUNÇ RAKAMLAR

Adalet Bakanlığı verilerine göre; 2017 yılında işlenen cinsel şiddet suçu 80 binin üzerindedir. Bu suçların 33.341’i çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır. 2017 yılında incelenen cinsel şiddet suçu dosya sayısı ise 89.725’tir. Çocuk istismarı dosyalarının 9.478’inde ”Kovuşturmaya yer yoktur” kararı verilmiştir.

CEZA KANUNDA ÇOCUK İSTİSMARI

Çocuk Hakları ve Cinsel Şiddet konularında çalışan Avukat Kardelen Yarli,  Cinsel İstismarı ve hukuki yaptırımlarını şöyle anlattı: “Cinsel İstismar suçu, Türk Ceza Kanunu Madde 103’te tanımlanmış olup; çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mağdur on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış anlaşılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında yer alan Cinsel Saldırı ve Cinsel İstismar suçlarının ayrımı da mağdurun çocuk olup olmamasına göre belirlenmiştir.”

İSTİSMARA KARŞI NE YAPMALI?

İşlenen suçlarla ilgili uygulanan cezai yaptırımlarda çocuk hakları ve cinsel şiddet suçları alanında yetersiz kalındığını ve bunun çok fazla vaka irdelememiş olmaktan kaynaklandığını söyleyen Yarli; “Bu noktada öncelikli olarak yapılması gereken; Çocuk Hakları alanında çalışan hâkim ve savcıların sadece bu alanda çalışmasını sağlamaktadır. Daha sonrasında ise bilhassa tarafı çocukların olduğu veya cinsel şiddet suçu içeren bu vakalarda çalışan her uzman kişinin (hakim, savcı, avukat, polis, psikolog, çocuk hekimi, adli görüşmeci vb) düzenli olarak alana yönelik uzman kişilerden süpervizör desteği alması sağlanmalıdır. Sonrasında bu alanda çocuklarla çalışan her meslekten uzmanın, gerek uluslararası gerekse ulusal düzenlemelerdeki gelişmelerden haberdar olması için sistemsel eğitimler verilmelidir”  diyerek yapılması gerekenleri söyledi.

“DEVLET, STK VE AKADEMİLER ORTAK MERKEZLER OLUŞTURMALI”

Avukat Yarli sözlerini şöyle sürdürdü: “Her ne kadar kanunlarımız gereği bilhassa mağdur çocukların ya da cinsel şiddet mağdurlarının birden fazla ifade vermesinin lüzumu bulunmasa da hala bu uygulamayı devam ettiren, mağdurdan ifade alırken 49 ilde var olmasına rağmen Adli Görüşme Odası’nı kullanmayan, mağduru ya da çocuğu suçlayıcı bir tarzda sorgulama yapan, tutuklamanın esas olduğu suçlardan biri olan bu suçlarda inandırıcı ve tutarlı beyan ile yan delillere rağmen mağdurların ikincil travma ve can güvenliklerini hiçe sayarak tutuksuz yargılama yapan hakim ve savcı gibi kanun uygulayıcılarından Çocuk Hakları alanında çalışmak için yeterli olmayanlarının tespit edilerek bu anlamda eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. İngiltere gibi ülkelerde var olan Tecavüz Kriz Merkezi benzerinde hem devletle hem de STK ve Akademi’lerle ortak bağ kuran merkezler oluşturulmalı, bu merkezlerde sadece bu suçlar ve bu suçların mağdurları alanında uzmanlaşmış saha çalışanları bulundurulmalıdır. Bu merkezler tüm mağdurlar tarafından 7/24 ulaşılabilir şekilde dizayn edilmelidir. Ülke geneline yayılacak olan bu merkezler sayesinde çoğu zaman şikayet etmekten korkan veyahut da nereye nasıl başvuracağını bilmeyen mağdurlar için ilk destek yine merkezler aracılığı ile verilmelidir”

FAİLLERİN %99’U PEDOFİLİ DEĞİL

Pedofili konusuna da değinen Yarli, gerçek manada ”PEDOFİLİ” teşhisi almış insanların %60’ı hayatları boyunca aktifsel olarak eyleme geçmemekte ve bu cinsel arzuyu sadece beyinlerinde yaşadıklarını ve bu durumda faillerin %99’unun aslında sanıldığı gibi hasta, sapık, manyak veya pedofili olmadığını söylüyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Milli Eğitim Bakanlığı 10 Kasım anmasına noktayı koydu

Milli Eğitim Bakanlığı, 10 Kasım’da yapılması gereken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anma programının bazı illerde 12 Kasım’a alınması üzerine, tüm illere bir yazı göndererek, anmanın 10 Kasım’da yapılması gerektiğini kaydetti.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından valiliklere gönderilen yazı şöyle:

“Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 80’inci vefat yıldönümü olan 10 Kasım 2018 Atatürk’ü anma gününün cumartesi gününe gelmesi nedeniyle anma programının başka bir tarihte düzenleneceğine ilişkin duyumlar Bakanlığımıza ulaşmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 80’inci vefat yıldönümünün 10 Kasım Cumartesi günü Bakanlığımıza bağlı tüm resmi özel kurumlarda anılmasını, ayrıca ilgi yönetmelikte belirtilen 10-16 Kasım Atatürk Haftası kapsamında tüm hafta boyunca çeşitli etkinliklere yer verilmesi hususunda bilgilerinizi ve gereğini önemli rica ederim.”

Diğer yandan Eğitim-İş, Konya’da Atatürk’ü anma programının 12 Kasım’a alınması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’na bir yazı göndererek, anmanın gününde yapılmasını istemişti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

İstanbul yeni havalimanına gidecek iett hatları belli oldu

Türkiye’nin dev projesi İstanbul Yeni Havalimanı’nın açılmasına günler kaldı. 29 Ekim’de resmi açılışı yapılacak İstanbul’un yeni havalimanına ulaşım detayları belli olmaya başladı. Buna göre İETT’nin havalimanına gidecek otobüslerinin hatları ve durakları belli oldu.

resimid_64955821_6495582

Yeni Havalimanı-Mecidiyeköy arasında gerçekleştirilecek H2 hattı sırasıyla Mecidiyeköy Metrobüs, Çağlayan, Nurtepe, Hasdal, Kemer Yolu, Orman Yolu, Kıyı Emniyeti ve İhsaniye Kavşağı’ndan geçerek, Yeni Havalimanına ulaşacak. H3 Yeni Havalimanı-Halkalı hattı ise Gümrük, 4.Cadde, Rumeliler, Atatürk Mahallesi, Demirciler Sitesi’nden geçerek Yeni Havalimanı’na ulaşırken en az durağa sahip hat olan  H4 Yeni Havalimanı-Atatürk Havalimanı hattı Atatürk Havalimanı, Bahçeşehir Metrokent’ten geçerek İstanbul Yeni Havalimanı’na ulaşacak.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Hadi’den 29 Ekim sorusu: Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli nedir? | Hadi ipucu sorusu 29 Ekim

Hadi bu akşam 20.30’da yarışseverlerle buluşacak. 29 Ekim vesilesiyle ödül tam 70 bin lira olacak. Peki Hadi ipucu “Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli nedir?” sorusunun cevabı nedir? Atatürk’ün de belirttiği gibi Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli CUMHURİYET’tir.

CUMHURİYET İLE YÖNETİM ŞEKLİ NASILDIR?

Cumhuriyet, hükûmet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır.

Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü “bir araya toplanma, topluluk oluşturma”, bu kökten türeyen cumhūr ise “cemiyet, toplum, kamu” anlamına gelir. 18. yüzyıl Avrupa’sında monarşi ile yönetilmeyen Hollanda, İsviçre (ve 1789 Devrimi sonrasında Fransa) gibi ülkeleri tanımlayan Latince respublica ile Fransızca république sözcüğünün Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir.

Latince res publica klasik kullanımda “kamusal olan” anlamındadır. Bir topluluğa onların birleştirmek suretiyle halk olma özelliğini kazandıran, kamusal nesne anlamına gelir. Bu hal monarşiye karşı, devlet başkanının halk tarafından seçildiği ve halk iradesince meşrulaştırıldığı devlet şekli anlamında kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde cumhuriyet fikri ilk kez 1870’li yıllarda Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa tarafından (açıkça savunulmaksızın) tartışılmıştır.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.