Son dakika… İtalya’dan flaş Venezuela kararı

Reuters’in verdiği son dakika bilgisine göre İtalya, Avrupa Birliği’nin Guaido’yu Venezuela geçici lideri olarak tanımasını bloke ettiğini bildirdi.

Venezuela Ulusal Meclis Lideri Juan Guaido kendisini geçici devlet başkanı olarak ilan etmiş daha sonra başta ABD olmak üzere birçok batı ülkesi Maduro’ya karşı Guaido’yu devlet başkanı olarak tanımıştı.

Son olarak AB ülkeleri Maduro’ya seçim yapmaması durumunda Guaido’yu devlet başkanı olarak tanıyacakları uyarısında bulunmuştu. Maduro geçitğimiz hafta düzenlediği mitingde bu yıl içinde Ulusal Meclis seçimlerinin yeniden yapılacağı duyurusunu yapmıştı.

AYRINTILAR GELİYOR…

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Otomotivde en çok ihracat yapan firma Ford oldu!

Geçen yıl toplam 31.6 milyar dolar ihracat yapan Ford Otomotiv´i, Toyota Otomotiv ve Tofaş takip etti. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Türk otomotiv endüstrisinin ihracat başarısında emeği olan tüm şirketleri kutladı ve bu yıl da ihracatı kalıcı olarak artırma yolunda çalışmalarına hız kesmeden devam edeceklerini belirtti.

OİB verilerine göre otomotiv endüstrisinin ocak ayı ihracatı da yüzde 1.9 artışla 2 milyar 330 milyon dolar oldu. Endüstrinin Türkiye ihracatından aldığı pay yüzde 17.7 olarak gerçekleşti. Ürün grupları bazında bakıldığında, otomotiv yan sanayi ihracatı ocakta yüzde 3 azalarak 872 milyon dolar olurken, binek otomobil ihracatı yüzde 15 azalarak 813 milyon dolar, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ihracatı yüzde 43 artarak 381 milyon dolar ve otobüs-minibüs-midibüs ihracatı da yüzde 47 artışla 169 milyon dolar oldu.

Otomotiv yan sanayinde en büyük pazar olan Almanya´ya ihracat yüzde 5 azaldı. Önemli pazarlardan Birleşik Krallık´a yüzde 24, Birleşik Devletler´e yüzde 28 ihracat artışı oldu. Binek otomobillerde en önemli pazarlar olan Fransa´ya yüzde 26, İtalya´ya yüzde 16, Polonya´ya yüzde 5 ihracat düşüşü görülürken, yine önemli pazarlarımızdan Birleşik Krallık´a yüzde 45, Almanya´ya yüzde 4, İspanya´ya yüzde 9, Slovenya´ya yüzde 116 artış yaşandı. Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda en fazla ihracat yapılan ülke olan Birleşik Krallık´a yüzde 44, Slovenya´ya yüzde 110, Hollanda´ya yüzde 163, Fransa´ya yüzde 72, Belçika´ya yüzde 81 ihracat artışı yaşanırken, İtalya´ya yüzde 13, İspanya´ya yüzde 14, Birleşik Devletler´e yüzde 46 düşüş görüldü.

Otobüs-minibüs-midibüs ürün grubunda en fazla ihracat yapılan ülke olan Romanya´ya yüzde 3372, İtalya´ya yüzde 7, Fransa´ya yüzde 317 artış görülürken, önemli pazarlardan
Almanya´ya yüzde 16, Birleşik Krallık´a yüzde 39 düşüş gerçekleşti. Ülke bazında bakıldığında, ocakta Almanya´ya ihracat yüzde 1 artışla 348 milyon dolar olurken, Birleşik Krallık´a yüzde 34 artışla 258 milyon dolar, Fransa´ya ise yüzde 5 azalarak 225 milyon dolar oldu. Ocakta yine önemli pazarlardan İspanya´ya yüzde 7, Polonya´ya yüzde 21, Slovenya´ya yüzde 78, Romanya´ya yüzde 17, Hollanda´ya yüzde 49 ihracat artışı görülürken, Fransa´ya yüzde 5, İtalya´ya yüzde 10 düşüş yaşandı.

Birleşik Krallık´a yönelik yüksek oranlı ihracat artışında, bu ülkeye yönelik binek otomobilleri ve eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar gruplarındaki ihracatta yüzde 45 ve yüzde 44 artış, yan sanayi ihracatının da yüzde 31 artış etkili oldu.

Ülke grubu bazında ocak ayında Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 80 pay ve 1 milyar 865 milyon dolar ihracat ile ilk sırada yer aldı. AB ülkelerine ihracat yüzde 9 arttı. Bu yılın ilk ayında Diğer Avrupa ülke grubuna ihracat yüzde 17 artış gösterirken, Afrika ülkelerine yüzde 6 ve Bağımsız Devletler Topluluğu´na yüzde 8 artış yaşandı.

(DHA)

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Denizli emniyetini yasa boğan ölüm!

İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde görevli olan polis memuru, Erkan Altıntaş, gece nöbetinden çıktıktan sonra bu sabah Merkezefendi İlçesi Karahasanlı Mahallesi’ndeki evine gitti. Evli ve 2 çocuk babası Altıntaş’tan haber alamayan yakınları, eve gittiklerinde polis memurunu yerde baygın halde buldu.

İLGİLİ HABERYavuz Sultan Selim Köprüsü'nde kaza: bir ölü iki yaralıYavuz Sultan Selim Köprüsü'nde kaza: bir ölü iki yaralı

Yakınlarının ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Altıntaş’ı Servergazi Devlet Hastanesi’ne kaldırdı. Erkan Altıntaş, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Kalp krizinden yaşamını yitirdiği belirlenen polis memuru Altıntaş’ın ani ölümü yakınlarını ve meslektaşlarını yasa boğdu. DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Hakan Ateş: Turizm Türkiye’nin petrolü gibidir

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) tarafından Kundu Oteller Bölgesi’nde düzenlenen, 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği sohbet toplantısında, ekonomi gündemi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DenizBank’ın özellikli ve öncelikli sektörleri arasında gemicilik, tarım, eğitim, sağlık, altyapı ve enerji ile birlikte turizmin de bulunduğunu belirten Ateş, “Türkiye’mizin bankacılık sektörünün toplam 17,5 milyar dolar civarındaki turizm kredisinden 3 milyar doların üzerinde bir pazar payı elde etmiş durumdayız ki bu da açık ara Türkiye’de turizmi en fazla finanse eden banka konumuna sokuyor bizi.” diye konuştu.

Ateş, 5 yıldızlı oteller ve birinci sınıf tatil köylerinin yanında pansiyondan hava yolu şirketlerine, tur operatörlerinden işletmecilere ve yatırımcılara kadar, yenileme, yeniden yapma işlemlerine uzanan bir zinciri finanse etmek istediklerini bildirdi. Turizmin bir ekosistem olduğunu ve sistemin, en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu ifade eden Ateş, her halkanın güçlü olması için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

2015 ve 2016 yıllarındaki sıkıntılı dönemin ardından 2017 yılından itibaren toparlanmaya başlayan turizm sektörünün bu yıl daha da yükseldiğini dile getiren Ateş, “Görünen o ki 2019, 2020 ve 2021’de de bu süreç hızlanarak devam edecek. Turist sayısı 40 milyona yaklaştı, muhtemelen sene sonunda bulur veya biraz geçebilir. Turizm geliri 30 milyar doları aştı. Bu noktada biraz düşündürücü olan konu turist başına gelirlerin 850 dolardan 100-150 dolar daha altına düşmüş olması. Maalesef dünyanın belki de en güzel noktalarını, en iyi servis kalitesini ve de sadece doğa değil, tarihi güzellikler de dahil biraz ucuza satıyor konumundayız. Bu, birçok jeopolitik nedenden veya sektördeki bu işin belki de yeterince şu ana kadar organize edilemeyişinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

DenizBank’ın KKTC turizmini de finanse eden bir banka olduğunu anlatan Ateş, Ercan Havaalanı’nın tek finansörü olan bankanın, Kıbrıs Barış Suyu projesinin de finansörü olduğuna dikkati çekti.

“EKONOMİNİN GENELİNDE GİDEREK BİR İSTİKRARA KAVUŞMA VAR”

Türkiye’nin oldukça hareketli bir yaz geçirdiğini, özellikle ağustos ayı ortasında finansal boyutu çok inişli çıkışlı bir dönemin yaşandığını, şimdi bunun dengelenme sürecinde bulunulduğunu belirten Ateş, şöyle devam etti:

“Ve tabii bunun bazı maliyetleri oluyor ama görünen o ki şu an itibarıyla daha istikrarlı bir döneme doğru gidiliyor. Gerek faizler gerek kur nispeten daha istikrar kazandı. Önümüzdeki dönemde daha da iyileşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii bu durum, büyümeden önümüzdeki 1-2 sene içerisinde fedakarlık etmemizi gerektirebilir. Fakat sonrasındaki gelişmeler düşünülürse, eğer buradan doğru bir girişle ve altyapıyla iş kotarılabilirse ondan sonra daha iyi bir büyüme, daha sağlıklı bir büyüme olacağını hepimiz öngörebiliriz. Bu dönemin aşılması kanaatimce biraz da özel sektördeki yapılanma ve onun ne şekilde seyir izleyeceği ve düzenleyicilerin, otoritelerin bu konuda nasıl bir pozisyon alacağına bağlı olacaktır. Sonuçta baktığımızda ekonominin genelinde giderek bir istikrara kavuşma var, belki çok fazla büyümenin olmadığı önümüzdeki birkaç yılın arkasından, doğru adımlarla ve reformlarla, daha sonrasında çok daha sağlıklı bir büyümeye gidiş olacağını öngörüyorum.”

Ateş, kamu, bankacılık ve hane halkı dışında özel sektörün net açık pozisyonu 210 milyar doların üzerinde olması nedeniyle kurdaki dalgalanmadan kısmen etkilendiğini belirterek, bunun giderilmesi için, iç ve dış talebin dengeleneceği bir ekonomik modele gidilmesinin doğru olacağını söyledi.

İç talebin dış taleple dengeli hale gelmesi durumunda Türkiye’nin önünün son derece açık ve parlak olduğunu ifade eden Ateş, “Turizm de Türkiye’nin petrolü gibidir. Her sene 30 milyar dolar ama potansiyel olarak 60-70 milyar dolar gelir getirebilir. 50’den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektörden bahsediyoruz.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMCI İLGİSİ

Turizm sektöründe kriz yıllarının ardından sektörün kullandığı kredilerde bir yapılandırma yapılıp yapılmadığına yönelik soru üzerine DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, turizmde yaşanan sıkıntılı yıllarda borç servisinde bazı sıkıntılar, gecikmeler olduğunu fakat bunu proaktif bir yaklaşımla öngörerek yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ateş, “Tam rakam söylemeyim ama 1,5 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yaptık DenizBank olarak.” açıklamasında bulundu.

Turizmin yukarıya gittiğini ve sektörün dinamik yapısını koruduğunu kaydeden Ateş, sektöre geçen yıl ve bu yıl çok fazla sayıda yatırım da gelmeye başladığını dile getirdi.

Ateş, “Yani sadece bizimle konuşan yatırımcıları biliyorum ama eminim ki bizim bilmediğim de çok sayıda ilgili gruplar var. Kıta Avrupa’sından Uzak Doğu’suna, Amerika’ sına kadar belli yatırımcı grupları. Bu aslında sektörün de orada yaratılan varlığın da değerli olduğunu gösterir. İyi ki sektöre kol kanat germişiz, elimizden gelen desteği vermişiz.” diye konuştu.

BANKALARA STRES TESTİ

Bir gazetecinin, “Dalgalı geçen dönem sonrası bankalara stres testi yapılacağı gündeme geldi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Ateş, finans, yatırım dünyasında, yani paranın konu edildiği her yerde güven unsurunun çok önemli olduğunu, yatırımın, şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumluluk alan bir kurumsal yönetimin hakim olduğu yerlere gittiğini dile getirdi.

Bu yıl gelişmekte olan ülkelere 1,1 trilyon dolar civarında yatırım olduğunu, Türkiye’nin yabancı yatırımdan aldığı payın nispi olarak biraz azaldığını ifade eden Ateş, güven ortamını tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Ateş, “Çünkü nereden bakarsanız bakın finans yani para en akışkan şeydir. Risk gördüğü yerde kalmak istemez ama görünen o ki bu güven ortamının giderek tesis edilebileceği, getirilerin de iyi olabileceği şeyler oluyor. Yani bir ortam, bir iklim oluşmaya başladı. Turizm sektörü için bunu özellikle söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki bütün bankaların son derece şeffaf ve hesap verebilir durumda bulunduğunu, Uluslararası Muhasebe Sistemine göre 3 aylık bilançolarda da bunun açıklandığına işaret eden Ateş, problemli kredi oranın yüzde 3,4 olduğunu, varlık yönetim şirketlerinin rakamları konulduğunda bu rakamın yüzde 4,9’a çıktığını, ikinci grup denilen dikkatli izlenmesi gereken kredi grubunda da rakamların yüzde 13-14’e çıktığını ama bunun çok korkutmaması gerektiğini söyledi.

Ateş, “Türkiye bankacılık sistemi son derece sağlam, iyi sermayelendirilmiş, sermaye yeterliği olan ve likiditesini çok iyi korumuş bir sektör. Gerçekten o kadar iyi çerçeve altına alınmış ve düzenlenmiş yani regüle etmiş bir sektör ki bankacılık, her kımıldayışınızda, milim hareketinizde bile dikkatli olmanız ve kurala uygun davranmanız lazım.” dedi.

AA

Yunanistan’da işsiz kalan medya çalışanlarına AB yardımı

İşini kaybeden 550 medya çalışanına 2,3 milyon avro mali destek verilmesi, Avrupa Parlamentosu Bütçe Komitesi’nde onaylandı.  Brüksel’de gerçekleştirilen AP Bütçe Komitesi toplantısında, ülkede çeşitli medya kuruluşlarında görev yaptıktan sonra işsiz kalanlara yardım sağlanması önerisi oylandı.

28 OYLA ONAYLANDI

Bütçe Komitesi, 550 medya çalışanının iş aramalarına yardım etmek amacıyla 2,6 milyon avro kaynak sağlanması yönündeki öneriyi 3’e karşı 28 oyla onayladı.  AB tarafından verilecek iş bulma yardımıyla, medya çalışanlarının bireysel kariyer hizmeti alması, mesleki eğitim programlarına katılması ve ücretli eğitim imkanlarından yararlanması sağlanacak.  Söz konusu iş bulma yardımının sağlanması için önerinin, AP Genel Kurulu ve AB Konseyi tarafından da onaylanması gerekiyor.  Yunanistan’da ekonomik kriz ve dijital dönüşüm nedeniyle 2011-2017 yılları arasında günlük gazete ve dergi satışlarında önemli bir oranda düşüş yaşandı.  Ülkede 2011 yılında 144 milyon gazete ve 60 milyon dergi satılırken, 2017 yılında gazete satışları 57 milyona, dergi satışları ise 23 milyona geriledi. Bu nedenle sektördeki çok sayıda çalışan işini kaybetti.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Son dakika… İngiltere’de Brexit bakanı istifa etti

İngiltere’nin Brexit bakanı Dominic Raab, Başbakan Theresa May’ın Avrupa Birliği’nden ayrılma anlaşmasını protesto için istifa etti.

Raab, Twitter’da yaptığı açıklamada, “Brexit anlaşmasına ilişkin dün yapılan Kabine toplantısının ardından istifa etmek zorundayım” dedi.

Raab, May’ın planının İngiltere’nin bütünlüğünü tehdit ettiğini söyledi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

UEFA Avrupa Ligi: Fenerbahçe-Anderlecht: 2-0

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi D Grubu dördüncü maçında Belçika temsilcisi Anderlecht’i 2-0 mağlup etti. Bu skorla puanını 7’ye yükselten Sarı Lacivertliler, gruptan çıkmak için önemli bir avantaj elde etti.

İstanbul’daki maçın ilk yarısı golsüz geçti.

İkinci yarıda ise Fenerbahçe’nin ilk golü 71’inci dakikada Fransız kanat oyuncusu Mathieu Valbuena’dan geldi.

Bu golden 3 dakika sonra Valbuena’nın bu kez asistinde İsviçreli golcü Michael Frey, farkı ikiye çıkardı.

Anderlecht, Belçikalı oyuncu Zakaria Bakkali’nin 79’uncu dakikada yaptığı faul sonucunda ikinci sarıdan kırmızı kart görmesiyle maçı 10 kişi tamamladı.

Fenerbahçe ikinci sırada

Bu maçın ardından Fenerbahçe puanını 7’ye yükselterek, 9 puanlı Dinamo Zagreb’in ardından ikinci sıradaki yerini korudu. Spartak Trnava 3 puanla üçüncü; Anderlecht ise 1 puanla dördüncü sırada bulunuyor.

Grubun diğer maçında ise Dinamo Zagreb ile Spartak Trnava, Zagreb’de karşı karşıya gelecek.

D Grubu beşinci maçında, Fenerbahçe 29 Kasım Perşembe günü Dinamo Zagreb’i İstanbul’da konuk edecek. Anderlecht ile Spartak Trnava ise Brüksel’de karşı karşıya gelecek.

Grup maçları, 13 Aralık’ta tamamlanacak. Fenerbahçe, son maçta Spartak Trnava’ya konuk olacak.

Fenerbahçe galip, Beşiktaş ve Akhisar mağlup Fenerbahçe UEFA maçında Dinamo Zagreb’e 4-1 yenildi

Marmaris’te Kasım’da deniz keyfi

Caddelere konumlandırılmış elektronik termometrelerin açık alanda 27 dereceyi gösterdiği ilçede, deniz suyu sıcaklığı ise 19 derece olarak ölçüldü. Sonbaharın son ayı Kasım’da güzel havayı fırsat bilen Marmarisliler ve turistler, soluğu plajlarda, deniz manzaralı yürüyüş yollarında aldı.

turizm-son1

Turistlerin bir kısmı çocuklarıyla gün boyu denizde yüzerek eğlendi. Kimileri ise uzandıkları şezlonglarında kitap okuyarak dinlendi. İngiliz ve Kuzey Avrupa ülkelerinden gelen turistler, şezlonglarında bronzlaşmaya çalıştı.

marmarizHER ŞEYİYLE GÜZEL

Kente tatil yapan İngiliz uyruklu elektronik mühendisi 41 yaşındaki Hanry Globestain, “Marmaris, her şeyiyle güzel bir şehir. Ailemle birlikte bir haftalık tatile geldik. Planladığımız kültür turlarından kalan zamanımızı denizde ve havuzda yüzerek geçiriyoruz” dedi.

resimid_6549916

Tıbbi mümessil 28 yaşındaki Rus Elena Kurukovinikan ise, “Şu an ülkemiz buz kesiyor ama ben cennette yaşıyorum. Güneş ve denizin keyfini doyasıya çıkartıyorum. Marmaris her şeyiyle güzel bir kent” dedi. Meteoroloji yetkilileri sıcak havanın hafta sonuna kadar süreceği bilgisini verdi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Hadi’den 29 Ekim sorusu: Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli nedir? | Hadi ipucu sorusu 29 Ekim

Hadi bu akşam 20.30’da yarışseverlerle buluşacak. 29 Ekim vesilesiyle ödül tam 70 bin lira olacak. Peki Hadi ipucu “Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli nedir?” sorusunun cevabı nedir? Atatürk’ün de belirttiği gibi Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun yönetim şekli CUMHURİYET’tir.

CUMHURİYET İLE YÖNETİM ŞEKLİ NASILDIR?

Cumhuriyet, hükûmet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır.

Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü “bir araya toplanma, topluluk oluşturma”, bu kökten türeyen cumhūr ise “cemiyet, toplum, kamu” anlamına gelir. 18. yüzyıl Avrupa’sında monarşi ile yönetilmeyen Hollanda, İsviçre (ve 1789 Devrimi sonrasında Fransa) gibi ülkeleri tanımlayan Latince respublica ile Fransızca république sözcüğünün Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir.

Latince res publica klasik kullanımda “kamusal olan” anlamındadır. Bir topluluğa onların birleştirmek suretiyle halk olma özelliğini kazandıran, kamusal nesne anlamına gelir. Bu hal monarşiye karşı, devlet başkanının halk tarafından seçildiği ve halk iradesince meşrulaştırıldığı devlet şekli anlamında kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde cumhuriyet fikri ilk kez 1870’li yıllarda Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa tarafından (açıkça savunulmaksızın) tartışılmıştır.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.