Vahim araştırmanın sonuçlarını açıklamıştı… Bülent Şık hakim karşısına çıktı

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen araştırmanın sonucunu Cumhuriyet Gazetesi’nde yazı dizisi şeklinde kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan akademisyen Bülent Şık’ın yargılanmasına başlandı.

AHMET ŞIK DA DESTEĞE GELDİ

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Bülent Şık’ı, yirmiye yakın avukat temsil etti. Şık’ın kardeşi HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyen de destek vermek için duruşmayı izledi. KHK ile görev yaptığı üniversiteden ihraç edildiğini belirten Bülent Şık, suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

“TEMİN ETMEDİM, PROJEDE YER ALDIM”

Bülent Şık, “Göreve ilişkin sırın açıklanması”, “Yasaklanan bilgileri temin etme” ve “Yasaklanan bilgileri açıklamak” suçlaması yöneltildiğini hatırlatarak, “Projede yer alan bir araştırmacı olduğum için söz konusu raporlar bende mevcuttu. Bu nedenle ‘temin ettiğim’ yönündeki suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

BAKANLIK ARAŞTIRMA SONUÇLARINI AÇIKLAMADI

Şık daha sonra, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ve suça konu araştırma sonuçlarını anlatarak savunmasına başladı. 2011 ve 2016 yılları arasında yapılan araştırmanın amacının halk sağlığını etkileyen faktörlerin tespitine yönelik olduğunu belirten Bülent Şık, “Sağlık Bakanlığı, 3 sene boyunca bu olumsuz durumlarla ilgili bir rapor hazırlamadı. Halka da bu konuda herhangi bir ara rapor sunulmadı” diye konuştu.

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE 52 İLDE…

Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar da bir açıklama yapmadığını hatırlatan Şık, halk sağlığı ya da çevre sağlığı konularında bir akademisyenin ortaya çıkan ara raporu açıklamasının olağandışı bir durum olmadığını ifade etti. Şık, “Tv’lerde her gün çocuklara balık yedirilmesi haber oluyordu. Ancak bu balıklarda kurşun, arsenik, cıva gibi kanserojen maddelerin ne kadar bulunduğunu bilmiyoruz. Araştırma verilerine göre içinde söz konusu maddelere rastlanan 52 ildeki suların içilemez durumda olduğu ortaya çıktı” ifadesini kullandı.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI AÇIKLANMAYARAK İNSAN HAYATINI TEHLİKEYE ATILDI

Bu anlamda araştırmanın vahim sonuçlar içerdiğini, aynı zamanda da çok kıymetli olduğunu belirten Bülent Şık, “Araştırmada elde edilen bulguların gizlenmesi yerine kamuoyunda tartışılması sağlanmalıydı. Sağlık Bakanlığı, araştırma doğrultusunda gereken önlemleri almayarak ve ilgili kurumları bilgilendirmeyerek insan hayatını ve ve doğadaki canlıları tehlikeye atmıştır. Ben de bir bilim adamı olarak ve projede yer alan biri olarak halka sorumluluğum gereği araştırmanın sonuçlarını açıkladım.” diye konuştu.

MAHKEME, SAĞLIK BAKANLIĞINA SORDU: AÇIKLANMASI YASAK MIYDI?

Ara kararını veren mahkeme, Sağlık Bakanlığı’na müzakere yazılarak suça konu haberde yer alan araştırmaya ilişkin, açıklanmasının yasaklanmasına dair bir kararın olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Sanık avukatlarının, ‘derhal beraat talebi’ ve ‘kovuşturmanın genişletilmesi talebini’ reddetti. Ayrıca dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesine karar veren mahkeme, suça konu haberin başka bir kişi tarafından sitelerde ya da gazetelerde yayınlanıp yayınlanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşma Mayıs’a ertelendi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Antalya’nın ‘Çılgın Projesine’ STKlardan tepki

Türel’in 3 kez ihaleye çıkmasına rağmen yüklenici bulamadığı için DSİ tarafından yapımı devam eden “Boğaçay projesine” Antalya’daki STK’lar düzenledikleri toplantı ile bir kez daha karşı çıktı. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya şubesi Antalya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ASMO) Konferans Salonu’nda “Antalya Boğaçay Projesi Değerlendirme Paneli” düzenledi. Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Genel Başkanı Hüseyin Alan’ın yönetiminde yapılan panele, Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nihat Dipova, JMO Bilimsel Teknik Kurul Hidrojeoloji ve Su Yönetimi üyesi Doç. Dr. Ahmet Apaydın, avukat Tuncay Koç ve Antalya Mimarlar Odası’nı adına mimar Müzeyyen Gülşen Can konuşmacı olarak katıldı. CHP Antalya milletvekili Cavit Arı, Aydın Özer ve İYİ Parti milletvekili Hasan Subaşı’da panele katılanlar arasındaydı.

antalyanin-cilgin-projesine-stklardan-tepki-2KONYAALTI SAHİLİ RİSK ALTINDA

JMO Bilimsel Teknik Kurul Hidrojeoloji ve Su Yönetimi üyesi Doç. Dr. Ahmet Apaydın, Boğaçay projesine karşı çıkmalarını şu sözlerle anlattı: “Projenin uygulanmasıyla tuzlu su girişimi nedeniyle Boğaçay akiferi ve kuyular tuzlanacak, kazılarla yeraltı suyu açığa çıkarılarak kirlenmeye açık hale gelecektir. Taşkınlarla getirdiği malzemeyi Akdeniz’e boşaltarak denizin plaj kumlarını aşındırmasını önleyen Boğaçayı’nın sahil ile buluşması engellenerek sahilin hızla aşınmasının yolu açılmış olacak”

KAYNAKLARI OLUMSUZ ETKİLENECEK

Bölgede genel anlamda bir yeraltı suyu seviyesinde düşme olacağına dikkat çeken Apaydın, “Bu durum sondajlardaki su seviyesine de etki ederek halkın fazla enerji kullanmasına, dolayısıyla maliyetlerinin yükselmesine neden olacaktır. Ayrıca yapılan kazılarla ovada yeraltı su seviyesi düşeceğinden, kireç taşları ile alüvyonun sınırından boşalan Hurma kaynakları olumsuz etkilenecektir” diye konuştu.

ÇED YÖNETMELİĞİNE AYKIRI

Avukat Tuncay Koç da, “Mevzuatın hiçbir yerinde denizin içeri alınması diye bir olay yok. Dolayısıyla bu proje Devlet Su İşleri Kanununa aykırıdır. ASAT’ın bağlı olduğu İSKİ kanununa aykırıdır. ÇED Yönetmeliğine aykırıdır. ASAT Havza koruma yönetmeliğine aykırıdır. Çevre ve ekolojiye aykırıdır” şeklinde konuştu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Mahkemeden park ihlali için emsallik karar: Maaşı esas alındı

Denizli Barosu’na kayıtlı avukat Kemal Yazır, işlerini halletmek üzere aracını kurallara uygun park ederek ayrıldı. İşlerini bitirdikten sonra aracının yanına dönen Yazır, başka bir aracın kendi aracının çıkışını engelleyecek şekilde park ettiğini gördü.

ARACININ YANINA PARK ETTİ… ÇIKIŞINI ENGELLEDİ

Yaklaşık 15 dakika hatalı park yapan sürücüyü bekleyen Yazır, 155’i arayarak yardım istedi. Bu sırada hatalı park yapan sürücü olay yerine geldi. Hiçbir şey olmamış gibi aracını binip uzaklaştı.
Çıkışını tamamen engelleyen ve hatalı park yapan aracın fotoğraflarını çeken Yazır, yarım saatlik iş ve güç kaybına neden olan sürücüsü M.Y., hakkında 1 lira maddi tazminat davası açtı.

ZAMAN VE EMEK KAYBINA NEDEN OLDU

Denizli Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucu davayı kabul eden mahkeme, M.Y.’in aracını hatalı ve kusurlu olarak park etmesi sonucu davacının çıkışını engellemek suretiyle zaman ve emek kaybına neden olduğuna karar verdi.

BEKLEDİĞİ SÜRENİN HESAPLAMASI YAPILDI

Mahkeme dosyasına ulaşan acil çağrı merkezi kayıtlarına göre, davacının olay günü 20 dakika 26 saniye haksız bekletildiğinin, aylık geliri 5 bin TL olan davacının, yapılan hesaplama sonucu 7 TL 9 Kuruş iş ve güç kaybına uğradığının belirlendiği kaydedildi.

YARGILAMA GİDERİYLE BİRLİKTE 468 TL TAZMİNAT ÖDEYECEK

Mahkeme, davacının maddi zarar karşılığı olarak açtığı 1 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verdi. Ayrıca 468 TL 10 Kuruş olan yargılama giderinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nden korkutan tablo

Resmi istatistiklere göre; Türkiye’de her 4 kız çocuğundan biri, her 6 erkek çocuğundan biri cinsel istismara uğramaktadır. Dünya genelinde ise; her 5 çocuktan biri cinsel istismara uğramaktadır. Ne yazık ki, vakaların %85’i gizli kalmaktadır.

MAĞDUR ÇOCUKLARIN % 60’I KIZ

Prof. Dr. Oğuz Polat tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Çocuk İstismarı Raporu-2”  başlıklı araştırmaya göre cinsel suç mağduru olan çocukların oranı son dört yıllık dönemde en az yüzde 33 artış göstermiştir.
Bunların da %70 ‘i 11 yaşından küçük çocuklardır. Mağdur çocukların %60 ‘ı kız, %40’ı erkek çocuklardır. İstismarcıların % 96’sı ise erkek. İstismara uğrayan çocuğun %85’i tanıdığı birisi tarafından istismara uğruyor.

22 BİNE YAKIN ‘ÇOCUK’ GEBE

Araştırmaya göre; 2016-2017 yıllarında Türkiye’de 0-11 yaş arası 2.487 kız çocuğu ile aynı yaş grubundaki  1.124 erkek çocuğu cinsel istismar veya benzer mağduriyeti yaşamıştır. 14 yaş dilimindeki 3 bin 688 kız çocuğu ile aynı yaştaki 563 erkek çocuk cinsel istismar mağduru olmuştur. 15-17 yaş dilimindeki 8 bin 460 kız çocuk ile 518 erkek çocuk da cinsel istismara uğramıştır.
2017 yılı geneli ve 2018 yılının ilk yarısını kapsayacak şekilde, CİMER üzerinden verilen bir yanıta göre ise; 21.957 çocuk hastane kayıtlarına gebe olarak geçmiştir.

KORKUNÇ RAKAMLAR

Adalet Bakanlığı verilerine göre; 2017 yılında işlenen cinsel şiddet suçu 80 binin üzerindedir. Bu suçların 33.341’i çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır. 2017 yılında incelenen cinsel şiddet suçu dosya sayısı ise 89.725’tir. Çocuk istismarı dosyalarının 9.478’inde ”Kovuşturmaya yer yoktur” kararı verilmiştir.

CEZA KANUNDA ÇOCUK İSTİSMARI

Çocuk Hakları ve Cinsel Şiddet konularında çalışan Avukat Kardelen Yarli,  Cinsel İstismarı ve hukuki yaptırımlarını şöyle anlattı: “Cinsel İstismar suçu, Türk Ceza Kanunu Madde 103’te tanımlanmış olup; çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mağdur on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış anlaşılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında yer alan Cinsel Saldırı ve Cinsel İstismar suçlarının ayrımı da mağdurun çocuk olup olmamasına göre belirlenmiştir.”

İSTİSMARA KARŞI NE YAPMALI?

İşlenen suçlarla ilgili uygulanan cezai yaptırımlarda çocuk hakları ve cinsel şiddet suçları alanında yetersiz kalındığını ve bunun çok fazla vaka irdelememiş olmaktan kaynaklandığını söyleyen Yarli; “Bu noktada öncelikli olarak yapılması gereken; Çocuk Hakları alanında çalışan hâkim ve savcıların sadece bu alanda çalışmasını sağlamaktadır. Daha sonrasında ise bilhassa tarafı çocukların olduğu veya cinsel şiddet suçu içeren bu vakalarda çalışan her uzman kişinin (hakim, savcı, avukat, polis, psikolog, çocuk hekimi, adli görüşmeci vb) düzenli olarak alana yönelik uzman kişilerden süpervizör desteği alması sağlanmalıdır. Sonrasında bu alanda çocuklarla çalışan her meslekten uzmanın, gerek uluslararası gerekse ulusal düzenlemelerdeki gelişmelerden haberdar olması için sistemsel eğitimler verilmelidir”  diyerek yapılması gerekenleri söyledi.

“DEVLET, STK VE AKADEMİLER ORTAK MERKEZLER OLUŞTURMALI”

Avukat Yarli sözlerini şöyle sürdürdü: “Her ne kadar kanunlarımız gereği bilhassa mağdur çocukların ya da cinsel şiddet mağdurlarının birden fazla ifade vermesinin lüzumu bulunmasa da hala bu uygulamayı devam ettiren, mağdurdan ifade alırken 49 ilde var olmasına rağmen Adli Görüşme Odası’nı kullanmayan, mağduru ya da çocuğu suçlayıcı bir tarzda sorgulama yapan, tutuklamanın esas olduğu suçlardan biri olan bu suçlarda inandırıcı ve tutarlı beyan ile yan delillere rağmen mağdurların ikincil travma ve can güvenliklerini hiçe sayarak tutuksuz yargılama yapan hakim ve savcı gibi kanun uygulayıcılarından Çocuk Hakları alanında çalışmak için yeterli olmayanlarının tespit edilerek bu anlamda eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. İngiltere gibi ülkelerde var olan Tecavüz Kriz Merkezi benzerinde hem devletle hem de STK ve Akademi’lerle ortak bağ kuran merkezler oluşturulmalı, bu merkezlerde sadece bu suçlar ve bu suçların mağdurları alanında uzmanlaşmış saha çalışanları bulundurulmalıdır. Bu merkezler tüm mağdurlar tarafından 7/24 ulaşılabilir şekilde dizayn edilmelidir. Ülke geneline yayılacak olan bu merkezler sayesinde çoğu zaman şikayet etmekten korkan veyahut da nereye nasıl başvuracağını bilmeyen mağdurlar için ilk destek yine merkezler aracılığı ile verilmelidir”

FAİLLERİN %99’U PEDOFİLİ DEĞİL

Pedofili konusuna da değinen Yarli, gerçek manada ”PEDOFİLİ” teşhisi almış insanların %60’ı hayatları boyunca aktifsel olarak eyleme geçmemekte ve bu cinsel arzuyu sadece beyinlerinde yaşadıklarını ve bu durumda faillerin %99’unun aslında sanıldığı gibi hasta, sapık, manyak veya pedofili olmadığını söylüyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Yargıtay: ‘Hukuk okymayanlarda avukatlık yapsın’

“Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi”nde hukuk fakültelerinde okumayanların da mahkemelerde “savunma” yapmasına yönelik tavsiye kararı yer aldı.

Adaletin tesisi ve yargıda şeffaflığın güvence altına alınması iddiasıyla Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Saldırım, Yargıtay Yargı Reformu Birimi Temsilcisi Gözde Hülagü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Sektör Yöneticisi Gözde Ata ve UNDP Proje Asistanı Nazlı Ersoy tarafından hazırlanan bildirgede yargıya erişim ve yargıçlara ilişkin 15 tavsiye kararı yer aldı.

“Avukat olmayan kişiler”

Birgün’de yer alan haber şöyle: Yargıtay’ın internet sitesinden de yayımlanan UNDP ile Yargıtay’ın ortak çalışması olan bildirgede yer alan, “Yargı, yargı sistemine erişimi kolaylaştırmalıdır” başlıklı ilkede, avukat olmayan kişilerin de mahkemelerde “savunma” yapabilmesine olanak sağlanması önerildi. Bildirgenin tepki çeken ilkesinde, “Mahkemeler avukatlık yetkisi olmayan uygun kişilerin mahkeme nezdinde tarafları temsil etmesine izin verebilir” ifadelerine yer verildi.

“Yargıtay mesleğe saldırıya son vermeli” 

Yargıtay’ın skandal ilke kararına hukukçulardan tepki gecikmedi. Adalet İçin Hukukçular Platformu’ndan yapılan açıklamada, “ Yargıtay Başkanlığı, savunma mesleğine yönelik saldırısına derhal son vermelidir” denildi.

Avukat olmayan kişilerin mahkemede savunma yapmasının, “Yurttaşların hak arama özgürlüklerini sabote etmek” olduğu belirtilen açıklamada, “Avukatlık mesleğini ortadan kaldırmak için bu ülkenin Yargıtay Başkanlığı tarafından belirlenen bu ilke kabul edilemez. Bu ifade aynı zamanda yargılama faaliyetinin sulandırılmasına, niteliksizleştirilmesine, içinin boşaltılmasına yönelik çok boyutlu bir adım olarak değerlendirilmektedir” ifadelerine yer verildi.

“Mesleğimize sahip çıkacağız”

Avukatların tarih boyunca devletlere karşı vatandaşların yanında yer aldığı belirtilen açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Tarih boyunca her dönem avukatlık mesleğine yapılan saldırıların esas sebebi, yurttaşların elindeki tek güvence olan savunmayı silikleştirme, ortadan kaldırma çabasıdır. Bu çaba karşısında sessiz kalmayacağımızı, mesleğimize sahip çıkarak yurttaşların hak arama mücadelesini büyütüp sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.

 

Brunson’un avukatından AYM açıklaması

İzmir’de terör örgütleri PKK ile FETÖ adına suç işlediği ve casusluk yaptığı iddiasıyla tutuklu yargılanırken, sağlık sorunlarının bulunduğu gerekçesiyle 25 Temmuz günü ev hapsi kararıyla cezaevinden tahliye edilen ABD’li rahip Andrew Craig Brunson için avukatı İsmail Cem Halavurt kısa süre önce İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuştu. Halavurt’un, ev hapsinin ve yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için yaptığı başvuru 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmişti. Mahkeme heyetinin reddettiği talep, incelenmek üzere üst mahkeme olan İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Üst mahkeme de suç vasıflarında değişiklik olmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle ev hapsi ile yurt dışına çıkış yasağına yapılan itirazı reddetmişti.

“Bir ayımız var”

Ağır ceza mahkemelerince Papaz Brunson ile ilgili itirazların reddedilmesi üzerine avukat İsmail Cem Halavurt, yeni süreç başlatmak üzere harekete geçerken, AYM’ye bir ay içinde başvuracaklarını söyledi.
Halavurt, “Henüz başvurumuzu yapmadık. Daha bir ayımız var. 1 ay içinde bireysel başvurumuzu Anayasa Mahkemesi’ne yapacağız” dedi.

İHA

PTT sınav sonuçları ne zaman açıklanacak? Memur alımı yazılı sınav sonuçları bekleniyor…

PTT sınav sonuçları merakla beklenirken PTT İK tarafından PTT sınav soru ve cevapları yayınlandı. PTT yazılı sınav sonuç tarihi hakkında henüz bir bilgi vermedi. PTT sınav sonuçlarının kısa bir zaman içinde açıklanması bekleniyor.

PTT SINAV SORU VE CEVAPLARINA DAİR AÇIKLAMA

Adaylar, sınav sorularına ilişkin itirazlarını PTT’nin 1840 no’lu posta çeki hesabına 30 TL itiraz ücreti yatırıldığını gösteren belge ve itiraz gerekçesini gösteren dilekçe ile 14.08.2018-17.08.2018 tarihleri arasında [email protected] e-mail adresine yapacaklardır. Sınavla ilgili itirazlara ilişkin itiraz değerlendirme raporu http://ik.ptt.gov.tr adresinde yayınlanacaktır.
Sınav sorularına yapılacak itirazlarda adayların;
T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, iletişim bilgileri ve imzasının yer aldığı bir dilekçe olmalıdır.
İtiraz ücretine ilişkin dekont bulunmalıdır.
İtiraz gerekçesi açık ve net bir şekilde yazılmış olmalıdır.
İtirazlar belirlenen itiraz süresi içinde yapılmalıdır.
Ayrıca sınavı geçersiz sayılan, sınava girmeyen, sınava alınmayan ya da sınavdan çıkarılan adayların itiraz başvuruları dikkate alınmayacaktır.

Ptt sözcü ile ilgili görsel sonucu

SINAV SORU VE CEVAPLARI ERİŞİM LİNKİ

KAÇ PUAN ALMAK GEREKİYOR?

Sınavda; Avukat, Mimar, Mühendis, PTT Uzman Yardımcısı ile Tekniker pozisyonlarına başvuranlardan yazılı ve sözlü sınav sonucunda 70 puan ve üstü alanlar; Gişe ve Büro Görevlisi (Sigortacılık), Gişe ve Büro Görevlisi (Bankacılık), Gişe ve Büro Görevlisi (Pazarlama), Gişe ve Büro Görevlisi (Lojistik), Gişe ve Büro Görevlisi, Gişe ve Büro Görevlisi (PTT’de çalışan firma elemanı), Postacı, Postacı (PTT’de çalışan firma elemanı) pozisyonlarına başvuranlardan yazılı sınav sonucunda 60 puan ve üstü alanlar başarılı sayılacak.

Avustralya’da Bayer’e spiral davası: ‘Birçok kadın rahmini aldırdı’

Şirkete İngiltere, ABD ve Kanada’da da benzer davalar açılmıştı. Spirali kullanan kadınlar kronik ağrılar ve nikele karşı reaksiyon gibi şikayetler yaşıyor.
Bayer ise Essure spiralinin güvenli olduğunu savunuyor.Ürün Temmuz ayında ABD’de piyasadan geri çekilmişti. Bayer ticari nedenleri öne sürerek başka ülkelerde de satışları durdurduğunu açıkladı.

Bayer’den geçen ay yapılan açıklamada, “Ürünün güvenliği ve etkinliğinin arkasındayız. Ürünle ilgili çok geniş araştırmalar yapıldı” denildi. Avustralyalı hukuk firması Slater ve Gordon ise 2010’dan beri satılan ürünün “kusurlu” olduğunu ve davada bunun inceleneceğini söyledi.

‘Komplikasyonlar son derece hasar vericiydi’

Nikel ve polyester liflerden oluşan küçük kıvrımlı implantlar, yumurtaların rahme erişmesini engelleyen bir doğum kontrol aracı.

Dölyatağı borusuna yerleştirilen spiral, enflamasyona neden olarak tüpleri tıkıyor ve histeroskopik kısırlaştırmaya yarıyor.

Avukat Ebony Birchall, “Pek çok kadının yaşadığı komplikasyonlar son derece hasar vericiydi” dedi.

Birchall spiralin çıkarılması için çok sayıda kadının rahmini aldırmak zorunda kaldığını da ekledi.

Avustralyalı Tanya Davidson spiral nedeniyle 8 yıl boyunca hafıza kaybı gibi yan etkilere maruz kaldığını söylüyor.

Davidson, “Her sabah beynimde sisle uyanıyordum. Eşyaların bile isimlerini unutuyordum” dedi.

Spirali kullanan kadınlarda düzensiz regl kanamaları, şişme, cinsel ilişki sırasında ağrı, düşük cinsel arzu ve kas ağrıları gibi şikayetler görüldüğü belirtiliyor.

Slater ve Gordon davanın onlarca kadın tarafından açıldığını ancak yüzlerce kadının davaya katılmasını beklediklerini söyledi.

Bayer daha önce dünya çapında 750 bin Essure spiralinin satıldığını açıklamıştı.

‘Benim hakkımda Ergenekon dosyası bile hazırladılar’

“15 sene önce hem FETÖ’ye hem Adnan Oktar ve örgütüne operasyonlar yapılmış, dosyalar açılmıştı.15 sene önce devlet bize destek vermiş olsa, bu işleri bitirmiş olsa, bugün Türkiye bu halde olur muydu ?” Bu iki cümle bir dönemin çok konuşulan İstanbul Organize Suçlar Şubesi’nin kurucu müdürü Adil Serdar Saçan’a ait. 90’lı yılların sonunda dokunulamaz denilen isimlere art arda operasyon yapan Saçan, bugün Bakırköy’deki son derece mütevazı avukatlık ofisinde sade bir hayat sürüyor. Ancak geçen 20 yıl içinde başına gelmeyen kalmadı, Ergenekon’dan yargılandı, işkence suçlamalarına maruz kaldı. Adnan Oktar, Alaattin Çakıcı ve benzer isimlerin saldırılarını yaşadı. Peki Oktar ve örgütüyle ilgili süreç nasıl başladı? Neler yaşandı? İşte Saçan’ın anlattıkları:

‘RAPOR YAZDIK’

“İstihbarat Daire Başkanlığı’nda çalışırken ilk kez 1980’li yıllarda Adnan Oktar’la ilgili bir istihbarat raporu yazmıştık. O zaman, bir adam ve çevresinde 20-25 kişi vardı. Boğaziçi Üniversitesi’nden zengin aile çocuklarına musallat olmuş. Herkesin içindeki anlam arayışını suistimal ederek, İslam diniyle uzaktan yakından ilgisi olmayan şeyler anlatıyor bu insanlara… ‘İki rekat namaz yeterlidir, cuma namazına gitmek gerekmez, çıplak da namaz kılabilirsiniz…’ Böyle şeyler diyor. Sonra 1988 yılında rahmetli Özal’ın bir şikayeti oldu, rapor istedi. Biz 1988 yılında daire olarak bu raporu yazdık, o kadar. 11 yıl sonra, 1999 yılında ben İstanbul Organize Suçlar Dairesi’ni kurduğumda, bu kez Celal Adan bir şikayette bulundu.”

Adil Serdar Saçan Adnan Oktar ve müritlerinin açtığı davalardan hâlâ yargılanıyor.

Adil Serdar Saçan Adnan Oktar ve müritlerinin açtığı davalardan hâlâ yargılanıyor.

‘ŞİKAYETTEN VAZGEÇİLDİ’

Bunun üzerine DGM Savcısı talimat verdi, istihbarat şubesi bir çalışma yaptı ve soruşturma başlatıldı. Dediler ki; ‘operasyon yapın, bunları alın… Bulduğumuz kasetlerde gazeteciler, ünlü isimler vardı. Hiçbiri şikayetçi olmadı. 8 ay yattı Adnan Oktar, sonra tahliye oldu. O zaman Silivri’deki çiftliği var, Kandilli’deki evi var. Onun dışında da müritlerini topladığı sayısız ev vardı.  Çok doküman, para, kasetler bulduk. Küçük yaşta kız çocukları ile birlikte olmak ile ilgili birtakım ifadeler var, o çocukların beyanları var. Birtakım gazetecilerin, ünlü bazı isimlerin cinsel içerikli kasetleri var. Biz o kasetlerdeki müştekilerin tümünü çağırdık, inanır mısınız hiçbiri şikayetçi olmadı! Telefon operatörlerinde çalışan müritleri vardı, onlar vasıtasıyla ses kayıtları alıyorlardı. Teknolojiyi çok iyi kullanıyorlardı. Dinleme yapıyorlardı, izleme yapıyorlardı. Bunların hepsine işlem yaptık, tutuklandı onların da hepsi.”

 ‘BİZE ETKİ EDEMEDİLER’

“Hiçbir şekilde etki edemedikleri isimler görevdeydi o zaman, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, Organize Suçlar Müdürü ben, İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ve İstanbul Savcısı Ahmet Gürses. Hiçbirimize etki edemediler ama 19 yıldır her birimize neler neler yaptılar… Akıl almaz iddialar, dosyalar, davalar, karalamalar. Herkese ulaştılar, yazdılar, Cumhurbaşkanı’na kadar. AİHM’e bile gittiler. Ben hâlâ onlara işkence yapmaktan yargılanıyorum. Beraat ediyorum, FETÖ’cü yargıçlar kararı bozuyor, hadi sil baştan. Mahkemeyi reddettiler senelerce, 3 sene duruşmaya bile çıkamadım.”

10adil20cm

Özlem Gürses’e konuşan Adil Serdar Saçan, Adnan Oktarcıların cinsel içerikli şantaj kasetleriyle insanları tehdit ettiğini söyledi.

‘ÖZEL DOSYA HAZIRLADILAR’

“Beraat etmediler. Tahliye olduktan sonra 15 sene boyunca yok hakimi reddettiler, yok dosyayı kaybettiler, yok duruşmaya gelmediler… Nihayet zaman aşımından dava düştü. Ben hâlâ yargılanıyorum bunların yüzünden ! Benim hakkımdaki tüm işkence iddialarının kaynağı bunlar. FETÖ ile işbirliği içindeydiler. Zaten 19 yıldır dokunulmamasının nedeni de o.  FETÖ koruyup kolluyor. Ergenekon Davası’nda benimle ilgili özel dosya hazırladılar, beni Ergenekoncu diye gözaltına aldırdılar.  Avukat Serdar Öztürk ve Levent Göktaş’ın bürolarına sahte CD’ler koydular, onları da Ergenekon’dan içeri aldırdılar.”