Varlık Fonu 1 milyar euro borçlanacak

Bloomberg ajansının konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, TVF’nin uluslararası piyasalardan yapacağı bu ilk borçlanma bir yılı opsiyonlu, 3 yıl vadeli olacak. Borçlanmanın maliyetiyle ilgili bilgi verilmedi. Yaklaşık 2 yıl önce de TVF’nin Çin bankası ICBC’den 5 milyar dolarlık kredi istediği öne sürülmüş ancak bu borçlanma gerçekleşmemişti.

ARAPLARI ÖRNEK GÖSTERDİ

Bloomberg, borçlanmanın maliyetiyle ilgili fikir vermesi açısından, Suudi Arabistan Varlık Fonu’nun uluslararası piyasalardan yaptığı borçlanmayı örnek gösterdi. Fonun geçen yıl yaptığı 11 milyar dolarlık borçlanmanın maliyeti LIBOR+75 baz puan olarak açıklanmıştı. Bugün itibarıyla 12 aylık ABD Doları LIBOR oranı yüzde 2.98575 seviyesinde.

JAPONLARLA GÖRÜŞECEK

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın enstrüman çeşitliliğinin artırılacağı ve samuray bono ihracı yapılacağını açıklamasının ardından Türkiye, Japonya’da yatırımcılarla görüşecek. Şubat sonunda gerçekleştirilmesi beklenen toplantı için Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşları Morgan Stanley, Nomura ve Japon bankaları Mizuho ile Mitsubishi UFJ’yi yetkilendirdiği belirtildi.

PORTFÖYÜNDE 50 MİLYAR DOLARLIK TAŞINMAZ VAR

Ağustos 2016’da kurulan ve en az 50 milyar dolarlık portföyü olduğu tahmin edilen TVF’ye bugüne kadar 46 adet taşınmaz devredildi. TVF’ye çeşitli banka ve şirketlerdeki kamu hisseleri, bazı kamu iktisadi teşebbüsleri, at yarışları ve şans oyunlarına dair lisanslar da 49 yıllığına devredilmişti. Devredilen şirketler arasında Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul, Türksat ve Türk Telekom’un sermayelerinde bulunan Hazine hisselerinin yanı sıra THY ve Halkbank’taki Özelleştirme İdaresi hisseleri bulunuyor.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Trump: Çin Devlet Başkanı Xi ile görüştüm, anlaşma çok iyi ilerliyor

Trump görüşme sonrası şu mesajı paylaştı: “Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile uzun ve iyi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Anlaşma çok iyi ilerliyor. Gerçekleşirse çok kapsamlı olacak… … tüm konuları, alanları ve ihtilaf noktalarını kapsayan. Büyük ilerleme sağlandı.”

İLGİLİ HABERTrump'tan açık tehdit: Sınırı kapatacağımTrump'tan açık tehdit: Sınırı kapatacağım ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Muhammed bin Selman’ı sorumlu tutan yasa tasarısı ABD Senatosu’nda kabul edildi

ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Bob Corker, Cemal Kaşıkçı cinayetinden Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı sorumlu tutan yasa tasarısını Senato Genel Kurulu’na sunmuştu.

Bob Corker, “Oybirliğiyle, ABD Senatosu Veliaht Prens Muhammed’in Cemal Kaşıkçı cinayetinden sorumlu olduğunu söyledi. Bu güçlü bir beyanat. Bence derinden bağlı olduğumuz değerlere hitap ediyor” dedi.

Reuters’ın haberine göre tasarıda, cinayetin sorumlularınından hesap sorulması için Suudi Arabistan’a çağrıda da bulunuldu.

Cumhuriyetçi Parti’den en az 10 siyasetçinin tasarıya ortak olduğu biliniyor. Cumhuriyetçilerin Senato’daki lideri Mitch McConnell de bu isimler arasında.Haber ajansı, yasa tasarısının sembolik olduğunu belirtiyor.

Tasarının yasalaşması için Temsilciler Meclisi’nden geçmesi gerekiyor, ancak Cumhuriyetçi milletvekilleri Suudi Arabistan ile ticari ilişkileri zedeleyecek bir yasaya karşı çıkıyor.

Öte yandan ABD Senatosu, Washington’ın Yemen’de operasyon yürüten Suudi Arabistan’ın liderliğindeki koalisyona askeri desteğini kesmesi için verilen tasarıyı kabul etti.

Perşembe günü yapılan oylamada tasarı, 41’e karşı 56 oyla Senato’dan geçti.

Yorumcular, oylamanın daha çok sembolik olduğu görüşünde.

ABD Temsilciler Meclisi’nin bu tasarıya da engel olacağı düşünülüyor.

Beyaz Saray üzerindeki baskı artıyor

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı 2 Ekim’de İstanbul’daki Suudi Arabistan başkonsolosluğunda öldürüldü. Cinayetin ardından şüpheler Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman üzerinde yoğunlaştı.

ABD Başkanı Donald Trump Riyad ile ortaklığı güçlü tutmak istediğini vurguluyor.

ABD yönetimi, Prens Muhammed’in azmettirici olduğuna dair yeterli kanıt olmadığını savunuyor.

Bazı Cumhuriyetçiler ise, Suudi Arabistan’a karşı sert adımlar atılması için Beyaz Saray’ın üzerindeki baskıyı artırma çabasında.

Senato’ya sunulan tasarıda da Suudi krallığın Rusya ve Çin’den askeri ekipman alması ve bu ülkelerle askeri ortaklıklar yapmasının da, ABD ve Suudi Arabistan arasındaki askeri ilişkilerin bütünlüğünü ihlal ettiği uyarısı yapılıyor.

Geçtiğimiz hafta da Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörlerden oluşan bir grup, Selman’ı olaydan sorumlu tutan bir karar tasarısını Senato’ya vermişti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Karabük’te kesilen cezaya kızan sürücü otomobilini yaktı

Edinilen bilgiye göre, olay Karabük-Yenice karayolu Jandarma yol arama ve kontrol noktasında meydana geldi.

108 LİRA CEZA KESİLDİ

Jandarma ekiplerince yapılan trafik kontrolü sırasında ekipler 78 AS 012 plakalı otomobili durdu. Jandarma ekiplerince otomobilin farlarında sıkıntı olduğunu tespit etmesi üzerine sürücü Sami A.’ya (41) 108 TL para cezası kesti.

İLGİLİ HABERAraba almaya giden kadına tuhaf talep... Kanıtlamak zorunda kaldı!Araba almaya giden kadına tuhaf talep… Kanıtlamak zorunda kaldı!

KONTROL NOKTASINA GERİ GELDİ

Kesilen ceza sonrası kontrol noktasından otomobili ile ayrılan sürücü Sami A. yaklaşık yarım saat sonra tekrardan kontrol noktasına geri geldi.

Fotoğraf: İHA

Fotoğraf: İHA

TARTIŞTI, ARACI ATEŞE VERDİ

Yaşananların güvenlik kamerasına yansıdığı olayda aracından inen sürücü kendisine ceza kesen Jandarma ekiplerine tepki göstererek, otomobilin içine döktüğü benzinle otomobilini bir anda ateşe verdi.

İLGİLİ HABERRol icabı diye kandırdılar... Kursta akılalmaz olay!Rol icabı diye kandırdılar… Kursta akılalmaz olay!

GÖZALTINA ALINDI

Olay yerine çağrılan itfaiye ekiplerince alev topuna dönen otomobil söndürüldü. 108 TL’lik cezaya kızarak otomobilini benzin dökerek yakan sürücü Sami A. ise jandarma ekiplerince gözaltına alındı. İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Son dakika gelişmesi… ABD’nin İran ambargosu resmen başladı

ABD’nin İngiltere, Fransa, Almanya, Çin ve Rusya ile birlik olarak 2015 yılında İran’la imzaladığı nükleer anlaşma sonrasında İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına karar verilmesinin ardından geçen 3 yıl içinde tansiyonu yükselten en büyük gelişme bugün yaşandı.

ABD, bugün TSİ 08:00 itibariyle Tahran’a yaptırımlarına tekrar başladı. Uygulanan yaptırımların enerji, finans ve gemi taşımacılığı sektörlerini içeren ikinci bölümü bugün başladı.

Detaylar geliyor…

 

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Her 4 çocuktan biri yoksul

Çocukluk, insan gelişimi ve sosyal birikim açısından kritik bir dönem. Ancak ne yazık ki çok sayıda çocuk yoksulluk nedeniyle hayata iyi şartlarda başlayamıyor. Çocukların bütün yaşamını kökten etkileyen yoksulluk, yaşam kalitesini, ebeveynlerle iletişimi, sağlık ve eğitim şartlarını tamamen değiştiriyor. Ayrıca, kariyer beklentileri çocuğun yoksulluk döneminin etkilerini taşıyor. Gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ile birlikte çocuk ve aile gelişimi açısından çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele etmeleri gerekiyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayınladığı son rapor, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk yoksulluğu sorununun önemli bir seviyede olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre Çin, yüzde 33.1 oranıyla çocuk yoksulluğunda zirvede yer alıyor. Türkiye yüzde 25.3 oranıyla listede 6’ncı sırada yer alırken, yüzde 13.4’lük OECD ortalamasının hayli üzerinde bulunuyor. Listenin son sırasında ise yüzde 2.9 oranıyla Danimarka yer alıyor.

ABD’DE DURUM İYİ DEĞİL

OECD’nin yayınladığı “Zengin ülkelerdeki yoksul çocuklar: Neden politik eyleme ihtiyacımız var” başlıklı rapor, OECD ülkelerinde 7 çocuktan bir tanesinin yoksulluk içinde olduğunu ortaya koyuyor. 2008 krizinden bu yana OECD ülkelerinin 3’te ikisinde çocuk yoksulluk oranları artıyor. Rapora göre, kriz öncesi yoksulluk sınırının altında yaşayan çocukların payı Yunanistan, İtalya ve İspanya’da keskin bir şekilde yükseldi. Türkiye, Şili, İsrail ve ABD çocuk yoksulluk oranlarının yüksek olduğu ülkeler olarak vurgulandı.

3 SINIFTA TANIMLANDI

42 ülkenin sıralandığı raporda, çocuk yoksulluk oranları 3 bölüme ayrıldı. Çocuk yoksulluğu yüksek, orta ve düşük oranlarda tanımlandı. Türkiye, yüksek oranlı sınıfta yer alırken, gelişmekte olan ülkelerin bu bölümde yoğunlaşması dikkat çekti. Yüksek ve orta sınıflandırmada 16’şar ülke, az yoksulluk tanımlamasında ise 10 ülke yer aldı.

basliksiz-1111Tek ebeveynli çocuk daha fakir

OECD raporuna göre, tek ebeveynli ailelerdeki çocukların yoksulluk oranı daha fazla. Bu oran 2014 yılında yüzde 39 oldu. 2007’de ise tek ebeveynli ailelerdeki çocuk yoksulluk oranı yüzde 35’ti. Yapılan analizde, çocuk yoksulluk değerlerinin çok sayıda ülke nüfusunun ortalama yoksulluk oranlarının dahi önünde olduğunu gösterdi. Sadece Japonya, Litvanya, Estonya, Norveç, Güney Kore, Slovenya, Finlandiya ve Danimarka’da çocuk yoksulluğu, genel yoksulluğun altında yer alıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Et bulamayınca makarnacı oldular

Son bir yılda parası dolar karşısında yüzde 50 değer kaybeden ve yıllık enflasyonu yüzde 31’e ulaşan Arjantin’de halk, sofrasından en sevdiği yiyecek olan eti yavaş yavaş çıkarıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 50 milyar dolar yerine 56.3 miyar dolar vermeyi taahhüt ettiği Arjantin’de buna rağmen faizlerin yüzde 60’ın üzerine fırlaması ve enflasyonun eylülde yüzde 6.5’e yükselmesi halkın alım gücünü her geçen gün eritiyor. En son verilere göre, yüksek enflasyonun da etkisiyle halkın satın alma gücü 9 ayda yüzde 44’ün üzerinde azalmış durumda.

FİYAT ARTTI TÜKETİM AZALDI

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerine göre, yıllık kişi başına 41.2 kiloyla geçen yıl en çok et tüketen ülkeler sıralamasında Uruguay’ın ardından ikinci sırada gelen Arjantin’de halk, son bir yılda fiyatı yüzde 39, eylülde ise yüzde 9 artan etin yanına pek uğrayamıyor. Verilere göre, geçen ay et tüketimi yüzde 17 oranında azaldı. Eskiden zengin-fakir herkesin sofrasında baş tacı olan biftek, artık orta gelirli ailelerin sofrasında yer bulamıyor. Eskiden haftada birkaç kez et yediğini söyleyen 36 yaşındaki Sabrina Pozo, “Yeme alışkanlığım değişti. Eskiden haftada bir kere biftek, bir kere de rozbif yerdim ama şimdi onun yerine daha ucuz olduğu için haftada bir tavuk, bol bol da makarna ve pirinç yiyorum” diyor.

İHRACATA YÖNELDİLER

Reuters’ın görüştüğü kasaplar, son aylarda et satışlarında büyük azalma olduğunu söylerken çiftçiler ve et üreticileri ise satışların yüzde 86’sını gerçekleştirdikleri iç piyasadan Rusya ve Çin’e ihracata yöneldiklerini belirtiyor. İhracatçılar, dünyada kalitesiyle bilinen etlerini yurtdışına satmakta şimdilik herhangi bir sorun yaşamıyor.Buenos Aires’te kasaplık yapan 45 yaşındaki Javier Madeo, et yemenin Arjantinlilerin kültürünün bir parçası olduğunu vurgulayarak, “O yüzden bu durumu hazmetmek bizim için zor çünkü biz etçil bir toplumuz, sürekli et yeriz” diye konuşuyor. Alcides Benitez adlı bir kasap da eskiden insanların kilolarca et aldıklarını ancak şimdi bunun yarım kiloya kadar düştüğünü belirtiyor. Yüksek et fiyatları nedeniyle eskiden inşaatların önünde barbekü yapan işçilere de artık pek rastlamak mümkün değil.

saglik-etTürkiye’de de et tüketimi azalıyor

Dünyada birçok ekonomist tarafından Arjantin’le ekonomik göstergelerimizin birbirine çok benzediği yorumları yapılırken, durumun yeme alışkanlıklarına da sıçradığı gözleniyor. Türkiye’de de kişi başına et tüketimi giderek azalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2016 yılında kişi başına yıllık et tüketimi 14.8 kiloyken geçen yıl bu rakam 8.6 kiloya geriledi. Türkiye, bu rakamla 14.5 kilo olan OECD ülkelerinin gerisinde yer alırken, 6.5 kilo olan dünya ortalamasının ise üzerinde bulunuyor. Dünyada en çok et tüketen ülkeler, hayvan varlığının da fazla olduğu Uruguay, Arjantin, Brezilya, ABD ve Paraguay olarak sıralanıyor. Tüketimin en az olduğu ülkeler ise daha çok Afrika’da yer alıyor. Sudan ise yılda yarım kiloya bile ulaşmayan kişi başına tüketimle son sırada yer alıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Telefon bağımlılığı başına iş açtı… 1 hafta elinden düşürmeyince bu hale geldi!

Asiaone sitesinin aktardığına göre, Changsha kentini sakini bir kadın, 1 haftalık tatili boyunca cep telefonunu sadece uyurken elinden bıraktı.

Tatil bittiğinde de sağ eline kramp girmeye başladı ve daha sonra parmaklarını hiç oynatamadı.

Doktora giden kadına tendon bölgesinde bir tür iltihaplanma olan tenosinovit teşhisi konuldu. Doktorların ellerini dinlendirmesini söylediği kadının tedaviden sonra parmaklarını tekrar hareket ettirebildiği belirtildi.

Kadın tedavinin ardından telefonu daha az kullandığını söylüyor.

Kadın tedavinin ardından telefonu daha az kullandığını söylüyor.

Günümüzde cep telefonlarının fazla kullanımı nedeniyle meydana gelen rahatsızlıklar giderek artıyor.

Daha önce Çin’de bir kadının 20 saatten fazla cep telefonu kullanması yüzünden kalp krizi geçirdiği, bir başka kadının da tüm gün oyun onamasından dolayı kör olduğu aktarılmıştı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

VW Çin’deki fabrikasının temelini attı!

Anting bölgesinde yer alacak olan fabrika Endüstri 4.0 standartlarında robotlara ve VR, AR gibi teknolojilere sahip olacak. 610 bin metre karelik alana kurulan fabrikada pres ekipmanları, pil üretim alanları ve test parkurları yer alacak. Marka bu fabrikanın yıllık üretim kapasitesini 300 bin araç olacağını söylüyor. Burada orta ve büyük ölçekte olan SUV modelleri ve pil üretim alanı da olacak.

db2018au02593_medium

Herbert Diess, “Çin için büyük ölçekte MEB yani yeni elektrikli araç platformlarını oldukça kolay bir biçimde burada üreteceğiz. Ayrıca VW ve Çin girişimiyle birlikte otomotiv endüstrisinin değişimine bu fabrika ile Çin’den başlıyoruz. Bu açıdan düşünüldüğünde Volkswagen Grubu için Çin pazarı ne kadar önemli anlayabiliyorsunuz” açıklamasında bulundu.

db2018au02595_medium

Geçtiğimiz Haziran ayında Alman marka, elektrikli otomobil üretimi için önemli bir mihenk taşı olan FAW Volkswagen fabrikasını Foshan’da açmıştı. Bu fabrikada marka Audi ve VW modellerinin MQB platformlu modellerini üretiyor. 2020 yılında ise MEB-tabanlı modellerin üretimiyle, uyumlu batarya paketlerinin üretimine geçiş yapacak!

20ekimotograf ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.