Altın fiyatlarında düşüş sürüyor! Düşen gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları yatırımcılar tarafından ve altın hediye etmeyi planlayan vatandaşlar tarafından merakla araştırılıyor. Altın fiyatlarının hızlı hareketi son haftalarda duruldu ve altın fiyatları düşüş yönnünde bir seyir izlemeye başladı. İşte çeyrek ve gram altında günün fiyatları…

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM – 28 KASIM

Çeyrek altın 28 Kasım tarihinde, 328,96 TL’den alınıp, 336,46 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 205,57 TL’den alınırken 205,61 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.363,00 TL’den alınırken, 1.384,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 655,86 TL’den alınıyor ve 672,91 TL’den satılıyor.

altın fiyatları sözcü ile ilgili görsel sonucu

ALTIN NASIL DEĞERLENİR?

Altın fiyatları talebin fazla olması ya da satın alma durumunda yükselirken tam tersi durumda da altın fiyatları düşer. Bu durum altın fiyatlarını etkileyen en basit durumken altın fiyatlarının yükselmesinin ana nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz :

Küresel ve yerel enflasyon

Enflasyon; fiyat genel seviyesinde oluşan artışı gösteren ölçüt olarak tanımlanır. Eğer enflasyon yüksek ise paranızın alım gücü düşer. Küresel enflasyonda da para biriminin alım gücü düşüş gösterir. Bu durumda altın fiyatları her zaman yükseliş trendi içinde olmuştur. Para biriminin alım değeri düştüğü için altın fiyatları artar ve siz paranızla aynı miktarda altın alamazsınız. Bu nedenle küresel ve yerel enflasyon altın fiyatlarının en büyük düşmanıdır.

Küresel likitide

Likitide borsa programlarında sürekli duyduğumuz bir terimdir. Likitide; nakit akışı anlamına gelen bir borsa terimidir. Likitidenin artış göstermesi altın fiyatlarını doğrudan etkiler ve altın fiyatları yukarı doğur bir trend içine girer. Altın miktarı sabit iken altın maliyetinin artmış olması ve piyasa da paranın daha fazla olması altın fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu nedenle küresel likitide altın fiyatlarını doğrudan etkileyen bir etkendir.

Altın stok durumu

Dünya üzerinde belirli miktarlarda altın stoğu mevcuttur. Yeni altın kaynakları bulunmadığı dönemlerde mevcut stok azalma gösterir ve altın fiyatları bu dönemde olağanüstü artış gösterir. Bu durum genelde düğün mevsimi olarak bilinen yaz aylarına girmeden ortaya çıkar. Bu dönemde altın alımları dünya genelinde en yüksek derece de gerçekleştiği için altın fiyatları muazzam derece de artış gösterir.

Küresel Riskler

Altın bir yatırım aracı olarak her devirde değerini koruyan ve zarar ettirmeyen bir meta olduğu için tercih edilir. Ancak altın fiyatlarını etkileyen ve altın fiyatlarının yükselmesine neden olan küresel risklerdir. Altın en kolay nakite çevrilebilen ve dünyanın her yanında işlem gören bir cevher olduğu için her insan yatırım amacı olarak altın satın alır. Özellikle küresel risklerin, savaşların olasılığının artması ile insanlar döviz fiyatlarına güvenmeyip nakitlerini altına çevirerek altın satın alırlar. Altın satın alımları piyasa da altın daralmasına neden olur ve altın fiyatlarının aşırı derece de artmasına neden olur.

Reel faiz oranları

Reel faiz ; elde tutulan para nın elde tutulmasının maliyeti olarak bilinir. Bu nedenle elinizde tuttuğunuz altının da elde tutulma maliyeti mevcuttur.Özellikle küresel reel faizler arttığında yerel reel faizler de artış gösterir. Bu durumda insanlar ve yatırımcılar nakitlerini altına çevirerek nakit tutma maliyetini ortadan kaldırmak ister. Nakitlerin altına çevrilmesi işlemleri piyasa da altının azalmasına ve doğrudan fiyatlarının artmasına neden olur.

Bu etkenler altın piyasasını olumsuz olarak etkileyerek altın fiyatlarının yükselmesine neden olurken altın fiyatlarının düşmesini sağlayan ve altın fiyatlarına doğrudan etkisi olan durumları da şöyle sıralayabiliriz;

ALTIN FİYATINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Altın üretim ve yatırım amaçlı kullanılan aynı zamanda da uluslararası piyasalarda işlem gören bir yatırım aracıdır. Altının fiyatını etkileyen faktörler, altının arz ve talebini etkileyen faktörlerdir. Bunlar ise;

1- Mücevher talebi başta olmak üzere altına olan endüstriyel talep,

2- Madencilik şirketlerinin altın çıkarma maliyetleri,

3- Altın arz ve talebinde ağırlıkları yüksek olan ülkelerin jeopolitik durumları,

4- Petrol ve diğer emtiaların fiyatları,

5- Merkez bankalarının altın alış ve satış işlemleri,

6- Merkez bankalarının para politikaları,

7- Reel faiz hadleri,

8- Enflasyon oranları,

9- Dünya ekonomilerinin büyüme hızları,

10- Altın üreticilerinin hedging işlemleri,

11- Altının işlem gördüğü vadeli piyasalardaki kısa ve uzun pozisyon miktarı,

12- Spekülatif amaçlı işlemler,

13- ABD Doları’nın diğer para birimleri karşısındaki değeridir.

Yüzyılın satışında rekor! 200 yıl sonra görücüye çıktılar

Sotheby’s müzayede evinin Cenevre’de düzenlediği müzayedede satılan kolye, inci bir mücevher için dünya rekorunu kırmış oldu.

Takı için düzenlenen müzayede 10 dakika sürdü. İtalya’nın önde gelen kraliyet ailelerinden Bourbon Parma’nın koleksiyonundaki bu parça, aileye ait diğer 100 mücevherat için biçilen değerin 8 kat üzerinde bir fiyata satılmış oldu.

Ailenin açık artırmaya çıkarılan bütün parçalarının toplam satışından ise 53 milyon dolar elde edildi.

marie-antoinette-3

Yapılan açık artırmada Kraliçe Marie Antoinette’e ait toplam 10 parça satıldı.

Daha önceki en pahalı inci takı rekoru, 2011 yılında hayatını kaybeden oyuncu Elizabeth Taylor’ın kolyesinin elindeydi. Christie’s müzayede evinde 2011 yılında 11.8 milyon dolara satılmıştı.

Sotheby’s’in uluslararası mücevherat bölümünün başında olan David Bennett, açık artırmaya 43 ülkeden katılımcıların geldiğini söylerken, “Bu mücevherlerin çoğunun 200 yıldır gün yüzüne çıkmadığını düşünürseniz bu inanılmaz bir şey. Tabii ki koleksiyonerler için de bu hayatta bir kez elde edilecek bir fırsat” ifadelerini kullandı.

Açık artırmada Kraliçe Antoinette'e ait toplam 10 parça satıldı.

Açık artırmada Kraliçe Antoinette’e ait toplam 10 parça satıldı.

Sotheby’s’in mücevher uzmanı Andres White Correal ise bu mezatı ‘yüzyılın satışı’ olarak tanımladı.

Kral 16. Louis, 1770 yılında Avusturya İmparatorunun kızı Marie Antoinette ile evlenmiş ve çift, birlikte geçirdikleri yıllar boyunca çok miktarda sanat eseri ve kıymetli eşya toplamıştı.

Fransız Devrimi sırasında Marie Antoinette, vatana ihanetten suçlu bulunmuş ve 1793 yılı Ekim ayında giyotinle idam edilmişti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Black Friday (Kara Cuma) nedir? Black Friday indirimleri ne zaman başlıyor?

Black Friday (Kara Cuma) nedir? Black Friday indirimleri ne zaman başlıyor? Black Friday, Şükran Günü’nden sonraki Cuma günüdür. Gün 1932’den bu yana Noel alışveriş sezonunun başlangıcı kabul edilir. Mağazalar çok erken saatte açılır ve geç kapanırlar, ve beklenmedik derecede indirimli satış yaparlar. Black Friday bir resmi tatil sayılmaz. Geçen yıl Türkiye’de de birçok firma çeşitli kampanyalar düzenlemişti. Peki bu sene Black Friday ne zaman başlayacak? İşte cevabı…

2018 BLACK FRİDAY NE ZAMAN BAŞLIYOR?

Black Friday geçtiğimiz yıl ise 17 Kasım’dan 26 Kasım’a kadar devam etmişti. Bazı mağazalar Black Friday satışlarına Şükran Günü olan perşembe gününde, bazıları ise pazartesi ve çarşamba günlerinde başlıyor. 2018’de Türkiye’de Black Friday indirimleri bu sene 23 Kasım’da olacak.

Bu alışveriş gününe tarihte ilk defa 1961 yılında gazetelerde Black Friday olarak bahsedilmiştir. O günde, Philadelphia’da, alışverişten dolayı oluşan yoğun trafik ve zorluklar nedeniyle bu isim verilmiştir. Son yıllarda, bu gün, hem insanlar hem de mağazalar için olumlu şekilde karşılanmaktadır.

İLGİLİ HABEREn çok alışveriş kediler için yapılıyorEn çok alışveriş kediler için yapılıyorİLGİLİ HABERABD'de müşterilere yüz tanıma ile alışveriş dönemiABD'de müşterilere yüz tanıma ile alışveriş dönemi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nden korkutan tablo

Resmi istatistiklere göre; Türkiye’de her 4 kız çocuğundan biri, her 6 erkek çocuğundan biri cinsel istismara uğramaktadır. Dünya genelinde ise; her 5 çocuktan biri cinsel istismara uğramaktadır. Ne yazık ki, vakaların %85’i gizli kalmaktadır.

MAĞDUR ÇOCUKLARIN % 60’I KIZ

Prof. Dr. Oğuz Polat tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Çocuk İstismarı Raporu-2”  başlıklı araştırmaya göre cinsel suç mağduru olan çocukların oranı son dört yıllık dönemde en az yüzde 33 artış göstermiştir.
Bunların da %70 ‘i 11 yaşından küçük çocuklardır. Mağdur çocukların %60 ‘ı kız, %40’ı erkek çocuklardır. İstismarcıların % 96’sı ise erkek. İstismara uğrayan çocuğun %85’i tanıdığı birisi tarafından istismara uğruyor.

22 BİNE YAKIN ‘ÇOCUK’ GEBE

Araştırmaya göre; 2016-2017 yıllarında Türkiye’de 0-11 yaş arası 2.487 kız çocuğu ile aynı yaş grubundaki  1.124 erkek çocuğu cinsel istismar veya benzer mağduriyeti yaşamıştır. 14 yaş dilimindeki 3 bin 688 kız çocuğu ile aynı yaştaki 563 erkek çocuk cinsel istismar mağduru olmuştur. 15-17 yaş dilimindeki 8 bin 460 kız çocuk ile 518 erkek çocuk da cinsel istismara uğramıştır.
2017 yılı geneli ve 2018 yılının ilk yarısını kapsayacak şekilde, CİMER üzerinden verilen bir yanıta göre ise; 21.957 çocuk hastane kayıtlarına gebe olarak geçmiştir.

KORKUNÇ RAKAMLAR

Adalet Bakanlığı verilerine göre; 2017 yılında işlenen cinsel şiddet suçu 80 binin üzerindedir. Bu suçların 33.341’i çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturmaktadır. 2017 yılında incelenen cinsel şiddet suçu dosya sayısı ise 89.725’tir. Çocuk istismarı dosyalarının 9.478’inde ”Kovuşturmaya yer yoktur” kararı verilmiştir.

CEZA KANUNDA ÇOCUK İSTİSMARI

Çocuk Hakları ve Cinsel Şiddet konularında çalışan Avukat Kardelen Yarli,  Cinsel İstismarı ve hukuki yaptırımlarını şöyle anlattı: “Cinsel İstismar suçu, Türk Ceza Kanunu Madde 103’te tanımlanmış olup; çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mağdur on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış anlaşılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında yer alan Cinsel Saldırı ve Cinsel İstismar suçlarının ayrımı da mağdurun çocuk olup olmamasına göre belirlenmiştir.”

İSTİSMARA KARŞI NE YAPMALI?

İşlenen suçlarla ilgili uygulanan cezai yaptırımlarda çocuk hakları ve cinsel şiddet suçları alanında yetersiz kalındığını ve bunun çok fazla vaka irdelememiş olmaktan kaynaklandığını söyleyen Yarli; “Bu noktada öncelikli olarak yapılması gereken; Çocuk Hakları alanında çalışan hâkim ve savcıların sadece bu alanda çalışmasını sağlamaktadır. Daha sonrasında ise bilhassa tarafı çocukların olduğu veya cinsel şiddet suçu içeren bu vakalarda çalışan her uzman kişinin (hakim, savcı, avukat, polis, psikolog, çocuk hekimi, adli görüşmeci vb) düzenli olarak alana yönelik uzman kişilerden süpervizör desteği alması sağlanmalıdır. Sonrasında bu alanda çocuklarla çalışan her meslekten uzmanın, gerek uluslararası gerekse ulusal düzenlemelerdeki gelişmelerden haberdar olması için sistemsel eğitimler verilmelidir”  diyerek yapılması gerekenleri söyledi.

“DEVLET, STK VE AKADEMİLER ORTAK MERKEZLER OLUŞTURMALI”

Avukat Yarli sözlerini şöyle sürdürdü: “Her ne kadar kanunlarımız gereği bilhassa mağdur çocukların ya da cinsel şiddet mağdurlarının birden fazla ifade vermesinin lüzumu bulunmasa da hala bu uygulamayı devam ettiren, mağdurdan ifade alırken 49 ilde var olmasına rağmen Adli Görüşme Odası’nı kullanmayan, mağduru ya da çocuğu suçlayıcı bir tarzda sorgulama yapan, tutuklamanın esas olduğu suçlardan biri olan bu suçlarda inandırıcı ve tutarlı beyan ile yan delillere rağmen mağdurların ikincil travma ve can güvenliklerini hiçe sayarak tutuksuz yargılama yapan hakim ve savcı gibi kanun uygulayıcılarından Çocuk Hakları alanında çalışmak için yeterli olmayanlarının tespit edilerek bu anlamda eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. İngiltere gibi ülkelerde var olan Tecavüz Kriz Merkezi benzerinde hem devletle hem de STK ve Akademi’lerle ortak bağ kuran merkezler oluşturulmalı, bu merkezlerde sadece bu suçlar ve bu suçların mağdurları alanında uzmanlaşmış saha çalışanları bulundurulmalıdır. Bu merkezler tüm mağdurlar tarafından 7/24 ulaşılabilir şekilde dizayn edilmelidir. Ülke geneline yayılacak olan bu merkezler sayesinde çoğu zaman şikayet etmekten korkan veyahut da nereye nasıl başvuracağını bilmeyen mağdurlar için ilk destek yine merkezler aracılığı ile verilmelidir”

FAİLLERİN %99’U PEDOFİLİ DEĞİL

Pedofili konusuna da değinen Yarli, gerçek manada ”PEDOFİLİ” teşhisi almış insanların %60’ı hayatları boyunca aktifsel olarak eyleme geçmemekte ve bu cinsel arzuyu sadece beyinlerinde yaşadıklarını ve bu durumda faillerin %99’unun aslında sanıldığı gibi hasta, sapık, manyak veya pedofili olmadığını söylüyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Google’dan ‘ağzınızla için’ uyarısı

Google’ın CEO’su Sundar Pichai iş yerinde alkol kullanımı konusunda yeni kurallar yayımladı.

Buna göre Google’daki yöneticiler şirket partilerinde aşırı alkol alınmasını cesaretlendirici davranışlarda bulunması yasaklanacak.

Eğer bir bölüm müdürü çalışanlarla birlikte dışarıda alkollü bir eğlencedeyse ve bu eğlence sonucu adli bir vaka yaşanırsa müdür de bundan sorumlu kabul edilecek.

Google çalışanları geçen hafta cinsel taciz vakalarına karşı bir gün iş bıraktı. Fotoğraf/Reuters

Google çalışanları geçen hafta cinsel taciz vakalarına karşı bir gün iş bıraktı. Fotoğraf/Reuters

Google söz konusu düzenlemeyi iş yerinde taciz skandallarından dolayı yaptı.

Google yöneticileri tacizle suçlanan kişilerin ifadesini aldığında bu kişilerin yüzde 20’sinin aşırı alkol kullanımını bahane ettikleri ortaya çıktı.

Google’ın CEO’su Sundar Pichai yaptığı açıklamada, “Taciz asla kabul edilemez ve alkol asla bir bahane olamaz” diye konuştu.

İLGİLİ HABERDünya devinde ayaklanma... Binlerce çalışan tacize karşı omuz omuzaDünya devinde ayaklanma… Binlerce çalışan tacize karşı omuz omuza ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Her 5 nakilden sadece 1’i kadavradan’

Yaşamın kıyısında, soluk bir gaz lambası ışığı misali… Kendilerini yeniden hayata döndürecek telefonu bekliyorlar çaresizce… Kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi kardeş, kimi çocuk… Organ nakli listesinde 25 bini aşkın kayıtlı hasta var. Tek umutları organ bağışı! Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, canlı vericiden nakilde dünya şampiyonu olan Türkiye’nin kadavradan organ naklinde ise son sıralarda yer aldığını belirtirken, buna karşın son yıllarda olumlu düzenlemeler yapılmasının umut verdiğini söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile yapılan toplam organ nakil sayılarında hızlı bir artış görülüyor. Yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 4 bin 900’e ulaştı. Ancak bu nakillerin yaklaşık yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, yapılan her 5 nakilden sadece 1’inin kadavradan, 4’ünün canlı vericiden olduğunu belirterek “Türkiye dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer nakil oranları açısından birinci sırada bulunmaktadır. Fakat kadavradan yapılan nakil oranlarında maalesef son sıralarda yer almaktadır. Organ bağışının bu kadar düşük olmasının tek bir nedeni olabilir, o da bu konunun halkımıza tam olarak anlatılamamasıdır. 2017 yılında toplam yapılan 4 bin 908 naklin ancak bin 172’si kadavradan yapılabilmiştir. Kadavradan organ bağışında yıllık ihtiyacın çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.” diyor.

organ-nakli

DEVLET DESTEK VERİYOR

Organ bağışının önemini anlatarak, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Organ nakline devletin çok ciddi destek verdiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde son yıllarda bu konuda olumlu yasal ve organizasyonel düzenlemeler yapıldığını söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber şöyle diyor: “Organ nakline devlet çok ciddi destek vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması sayesinde isteyen herkes istediği devlet hastanesi ya da özel hastaneye giderek hiçbir ek ücret ödemeden organ nakli yaptırabilmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile böbrek nakli olan insanların malulen emeklilik haklarını korumaları diğer önemli bir gelişmedir. Ulusal bekleme listesinin oluşturulması ve koordinatörlük sisteminin etkinleştirilmesi diğer önemli gelişmelerdir.”

ORGAN NAKLİNDE TIP ÇOK İLERLEDİ

Organ naklinde tıbbi yönden de son yıllarda bir takım önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Berber “İmmunsüpresif ilaçlardaki gelişmeler sayesinde nakil yapılan organlar artık daha uzun süre sorunsuz çalışmaktadır. Diğer bir gelişme ise cerrahi tekniklerdeki gelişmelerdir. Artık ameliyatlarımızın birçoğunu kapalı (laparoskopik) yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapabiliyoruz. Bu sayede böbrek vericileri eskiye oranla çok daha az travmatik ameliyatlarla böbrek verebilmektedir. Hatta uygun kadın vericilerde böbrek doğum yolundan çıkartılarak vericilerin ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmesi sağlanmaktadır. Böbrek doğum yolundan çıkarıldığında vericinin vücudunda böbreği çıkartmak için kesi yapılmasına gerek kalmamaktadır. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, kesi yeri problemleri (enfeksiyon, fıtık) ortadan kalkmakta ve vücudunda kesi izi olmadığı için kozmetik yönden de daha iyi sonuçlar elde edilmektedir” diyor.

TÜRKİYE CANLI BÖBREK NAKLİNDE BİR NUMARA

Ülkemizde böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak nakil yapılan organlar. Nakil yapılan dokular ise; kemik, kemik iliği, deri, kornea ve kalp kapağı. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, nakledilecek organın canlıdan veya hastanede yoğun bakım ortamında tıbben yaşamı sona ermiş (beyin ölümü gerçekleşmiş) kişilerden alındığını belirterek “Canlıdan alınabilecek organlar iki böbrekten bir tanesi ve karaciğerin yarısıdır. Kadavradan ise nakil yapılabilen tüm organ ve dokular alınabilir” diyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok nakli yapılan organların başında böbrek ve karaciğer geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ülkem Çakır Türkiye’de 2017 yılında gerçekleştirilen 4 bin 908 organ naklinin 3 bin 342’sinin böbrek, bin 446’sının karaciğer nakli olduğunu, 120’sinin de diğer organ nakillerinden (kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak) oluştuğunu belirtti.

İLGİLİ HABERHasta çok, bağış az... Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisiHasta çok, bağış az… Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Her 4 çocuktan biri yoksul

Çocukluk, insan gelişimi ve sosyal birikim açısından kritik bir dönem. Ancak ne yazık ki çok sayıda çocuk yoksulluk nedeniyle hayata iyi şartlarda başlayamıyor. Çocukların bütün yaşamını kökten etkileyen yoksulluk, yaşam kalitesini, ebeveynlerle iletişimi, sağlık ve eğitim şartlarını tamamen değiştiriyor. Ayrıca, kariyer beklentileri çocuğun yoksulluk döneminin etkilerini taşıyor. Gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ile birlikte çocuk ve aile gelişimi açısından çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele etmeleri gerekiyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayınladığı son rapor, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk yoksulluğu sorununun önemli bir seviyede olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre Çin, yüzde 33.1 oranıyla çocuk yoksulluğunda zirvede yer alıyor. Türkiye yüzde 25.3 oranıyla listede 6’ncı sırada yer alırken, yüzde 13.4’lük OECD ortalamasının hayli üzerinde bulunuyor. Listenin son sırasında ise yüzde 2.9 oranıyla Danimarka yer alıyor.

ABD’DE DURUM İYİ DEĞİL

OECD’nin yayınladığı “Zengin ülkelerdeki yoksul çocuklar: Neden politik eyleme ihtiyacımız var” başlıklı rapor, OECD ülkelerinde 7 çocuktan bir tanesinin yoksulluk içinde olduğunu ortaya koyuyor. 2008 krizinden bu yana OECD ülkelerinin 3’te ikisinde çocuk yoksulluk oranları artıyor. Rapora göre, kriz öncesi yoksulluk sınırının altında yaşayan çocukların payı Yunanistan, İtalya ve İspanya’da keskin bir şekilde yükseldi. Türkiye, Şili, İsrail ve ABD çocuk yoksulluk oranlarının yüksek olduğu ülkeler olarak vurgulandı.

3 SINIFTA TANIMLANDI

42 ülkenin sıralandığı raporda, çocuk yoksulluk oranları 3 bölüme ayrıldı. Çocuk yoksulluğu yüksek, orta ve düşük oranlarda tanımlandı. Türkiye, yüksek oranlı sınıfta yer alırken, gelişmekte olan ülkelerin bu bölümde yoğunlaşması dikkat çekti. Yüksek ve orta sınıflandırmada 16’şar ülke, az yoksulluk tanımlamasında ise 10 ülke yer aldı.

basliksiz-1111Tek ebeveynli çocuk daha fakir

OECD raporuna göre, tek ebeveynli ailelerdeki çocukların yoksulluk oranı daha fazla. Bu oran 2014 yılında yüzde 39 oldu. 2007’de ise tek ebeveynli ailelerdeki çocuk yoksulluk oranı yüzde 35’ti. Yapılan analizde, çocuk yoksulluk değerlerinin çok sayıda ülke nüfusunun ortalama yoksulluk oranlarının dahi önünde olduğunu gösterdi. Sadece Japonya, Litvanya, Estonya, Norveç, Güney Kore, Slovenya, Finlandiya ve Danimarka’da çocuk yoksulluğu, genel yoksulluğun altında yer alıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Et bulamayınca makarnacı oldular

Son bir yılda parası dolar karşısında yüzde 50 değer kaybeden ve yıllık enflasyonu yüzde 31’e ulaşan Arjantin’de halk, sofrasından en sevdiği yiyecek olan eti yavaş yavaş çıkarıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 50 milyar dolar yerine 56.3 miyar dolar vermeyi taahhüt ettiği Arjantin’de buna rağmen faizlerin yüzde 60’ın üzerine fırlaması ve enflasyonun eylülde yüzde 6.5’e yükselmesi halkın alım gücünü her geçen gün eritiyor. En son verilere göre, yüksek enflasyonun da etkisiyle halkın satın alma gücü 9 ayda yüzde 44’ün üzerinde azalmış durumda.

FİYAT ARTTI TÜKETİM AZALDI

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) verilerine göre, yıllık kişi başına 41.2 kiloyla geçen yıl en çok et tüketen ülkeler sıralamasında Uruguay’ın ardından ikinci sırada gelen Arjantin’de halk, son bir yılda fiyatı yüzde 39, eylülde ise yüzde 9 artan etin yanına pek uğrayamıyor. Verilere göre, geçen ay et tüketimi yüzde 17 oranında azaldı. Eskiden zengin-fakir herkesin sofrasında baş tacı olan biftek, artık orta gelirli ailelerin sofrasında yer bulamıyor. Eskiden haftada birkaç kez et yediğini söyleyen 36 yaşındaki Sabrina Pozo, “Yeme alışkanlığım değişti. Eskiden haftada bir kere biftek, bir kere de rozbif yerdim ama şimdi onun yerine daha ucuz olduğu için haftada bir tavuk, bol bol da makarna ve pirinç yiyorum” diyor.

İHRACATA YÖNELDİLER

Reuters’ın görüştüğü kasaplar, son aylarda et satışlarında büyük azalma olduğunu söylerken çiftçiler ve et üreticileri ise satışların yüzde 86’sını gerçekleştirdikleri iç piyasadan Rusya ve Çin’e ihracata yöneldiklerini belirtiyor. İhracatçılar, dünyada kalitesiyle bilinen etlerini yurtdışına satmakta şimdilik herhangi bir sorun yaşamıyor.Buenos Aires’te kasaplık yapan 45 yaşındaki Javier Madeo, et yemenin Arjantinlilerin kültürünün bir parçası olduğunu vurgulayarak, “O yüzden bu durumu hazmetmek bizim için zor çünkü biz etçil bir toplumuz, sürekli et yeriz” diye konuşuyor. Alcides Benitez adlı bir kasap da eskiden insanların kilolarca et aldıklarını ancak şimdi bunun yarım kiloya kadar düştüğünü belirtiyor. Yüksek et fiyatları nedeniyle eskiden inşaatların önünde barbekü yapan işçilere de artık pek rastlamak mümkün değil.

saglik-etTürkiye’de de et tüketimi azalıyor

Dünyada birçok ekonomist tarafından Arjantin’le ekonomik göstergelerimizin birbirine çok benzediği yorumları yapılırken, durumun yeme alışkanlıklarına da sıçradığı gözleniyor. Türkiye’de de kişi başına et tüketimi giderek azalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2016 yılında kişi başına yıllık et tüketimi 14.8 kiloyken geçen yıl bu rakam 8.6 kiloya geriledi. Türkiye, bu rakamla 14.5 kilo olan OECD ülkelerinin gerisinde yer alırken, 6.5 kilo olan dünya ortalamasının ise üzerinde bulunuyor. Dünyada en çok et tüketen ülkeler, hayvan varlığının da fazla olduğu Uruguay, Arjantin, Brezilya, ABD ve Paraguay olarak sıralanıyor. Tüketimin en az olduğu ülkeler ise daha çok Afrika’da yer alıyor. Sudan ise yılda yarım kiloya bile ulaşmayan kişi başına tüketimle son sırada yer alıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Aday gösterilirsem yüzde 50’yi aşarız

Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışına talip olan CHP Genel Sekreteri Akif Hamzaçebi iddialı konuştu. Partisinin aday göstermesi halinde seçimi yüzde 50’yi aşan bir oy oranıyla kazanacaklarını belirten Hamzaçebi son iki yıldır İstanbul’u karış karış gezdiğini vatandaşla temas halinde olduğunu söyledi. CHP’nin Maliye alanında etkin isimlerinden olan İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, İstanbul Defterdarı olarak görev yaptığı dönemi hatırlattı ve şöyle konuştu: “İstanbul üzerinde çalıştığım sorunlarına çözüm aradığım bir şehir. Daha o yıllarda şehrin pek çok sorununa eğildim. Partimin uzun yıllardır milletvekiliyim ve yaptığım değerlendirme sonucunda bu yola çıktım. Bunu bir parti sorumluluğu olarak aldım.”

YAŞAM KALİTESİ DÜŞTÜ

Çalışmalarına 2 yıl önce başladığını anlatan Hamzaçebi İstanbul’un yaşam kalitesi açısından dünya şehirleri sıralamasında giderek gerilediğini şöyle anlattı: “İstanbul da dahil olmak üzere dünyanın 231 kentini yaşam kalitesi açısından değerlendiren sıralayan bir endeks var. İstanbul giderek irtifa kaybediyor. 2011’de 92. sıradayken 2018’de 134’üncü sıraya gerilemiş durumda. Yaşam kalitesi sürekli olarak gerileyen bu yüzden de içinde yaşayan insanların mutlu olmadığı, yaşama pozitif bakamadığı sürekli olarak sorunlarla boğuştuğu bir yer. İstanbul’u hakettiği yere taşımak zorundayız.”

1 MİLYON GENCE UMUT

Ülkenin en büyük sorunlarından biri olan işsizliğin İstanbul’a yansımalarını da değerlendiren Akif Hamzaçebi şöyle devam etti: “İstanbul Türkiye’nin hem en zengin kenti hem de yoksulluğun en çok hissedildiği yer. Türkiye’de 15-29 yaş arasında 18 milyon genç insan var. Bu gençlerin 5 milyonluk kesimi ne okula gidiyor ne staj yapıyor ne de bir yerde çalışıyor. Bu 5 milyonun 1 milyonu İstanbul’da. Bunları sosyal belediyeciliğin şemsiyesi altına alacağız. Belediyenin güçlü kolları altına alacağız. Sosyal yardım anlayışımızda hayırsever belediye anlayışının ötesinde sosyal yardımları insan olmanın bir hakkı olarak gören ve bu hakkı onlara teslim etmektir. Biz bunu daha ileriye taşıyacağız. Sosyal yardımlara muhtaç olarak yaşayan bir kitleyi kendi işinin sahibi olan girişimci insanlar haline getireceğiz. Buradaki sloganımız ‘Üreten İstanbul Güçlü Türkiye’dir olacak.”

Akif Hamzaçebi İstanbul'u karış karış gezdiğini söyledi.

Akif Hamzaçebi İstanbul’u karış karış gezdiğini söyledi.

İHANET ETTİK DEDİLER

İstanbul’da açıklanan kişi başına düşen yeşil alan miktarının gerçeği yansıtmadığını belirten Hamzaçebi “İstanbul yeşil fakiri bir kent oldu” diyerek şöyle konuştu: “Yeşil alan azalıyor. Kişi başına düşen yeşil alan 3 metrekare civarındadır. Resmi olarak bunu yüksek gösteriyorlar ama gerçek rakam budur. Yeşil alan fakiri bir yerdir İstanbul. Sayın Tayyip Erdoğan 21 Ekim 2017 tarihinde ‘İstanbul’a ihanet ettik’ dedi. Çok güzel şeyler söyledi. Artık mezarlıklar dışında nefes alacak yer kalmadı. İsterdim ki bu tarihten sonra Sayın Erdoğan politikayı değiştirmiş olsun. O tarihi milat olarak aldım. O tarihten bugüne sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yapmış olduğu plan tadilatı sayısı 62’dir. 62 plan tadilatıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaklaşık 12 milyon 500 bin metrekarelik bir inşaat alanı yarattı planlarını onayladı. Bu miktara deniz dolguları ve bodrum katları dahil değil. İstanbul’u yeniden yeşil kent yapacağız.”

İDDİA ORTAYA KOYUYORUM

CHP’li Hamzaçebi “İstanbul’u alacak olan adaya büyük görev düşüyor” dedi ve şöyle devam etti: “Aday çok çalışacak AKP’den, MHP, İYİ Parti HDP’ye kadar siyasi yelpazedeki bütün oylara talip olacak. Ben bütün oylara talibim. Büyük bir iddia ortaya koydum. Aday gösterildiğim takdirde yüzde 50’yi aşan bir oyla İstanbul’u kazanacağım. İstanbul’u sokak sokak geziyorum. 2 yıldır çalışıyorum dedim ama sadece 2 yıllık çalışma ile kazanacağım dersem eksik olur. Bu benim bütün siyasi hayatımın ürünüdür.”

“Tapusunu almamış vatandaş kalmayacak”

İstanbul’un mülkiyet problemlerini, tapu problemlerini çözecek olan aday benim. 2B’den tutun imar affından kaynaklanan tapu tahsis belgelerine kadar, Hazine arazilerindeki yapılara kadar bütün bunlarda ilk adımı atan parti CHP’dir. Benim hazırladığım projeler kamuoyuna yansımıştır. AKP bizi takip etmiştir. Şu an hâlâ çözülememiş bu imar barışı uygulamasına rağmen çözülmesi mümkün olmayan tapu problemleri vardır. Ben sıfır problem diyorum. İBB Başkanı olduğumda tapusunu almamış hiçbir vatandaşımız kalmayacaktır. Trafik sıkışıklığında dünyada 9. sırada geliyoruz.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Hamilton bir kez daha şampiyon!

Sıralama turlarından yarış gününe kadar oldukça heyecanlı olan Meksika GP’sinde ilk iki sırada kalkışta Redbull Racing pilotları Verstappen ve Ricciardo vardı. İyi bir kalkış yapan Hamilton ilk turun sonunda sıralamayı Verstappen, Hamilton, Ricciardo, Sebastian Vettel ve Valtteri Bottas olarak değiştirdi.

2018-10-28t192543z_1730975235_rc114b64ce60_rtrmadp_3_motor-f1-mexico

Yarışın neredeyse 3’te 1’lik kısmı tamamlandığında ise Hamilton’un lastikleri ilk performansını vermiyordu ve zaman kaybetmesine sebep oluyordu. Bu durumu fırsat bilen Ricciardo, Hamilton’un arkasında belirdi. Lastiklerdeki erken erimeden dolayı hemen pite giren Hamilton ve arından pite giren Bottas ile takım erken pite stratejisini istemese de uygulamış oldu.

2018-10-28t204918z_725132706_rc1a97d0bec0_rtrmadp_3_motor-f1-mexico

Ferrari takımından Vettel ve Raikkonen ise uzun bir süre pistte kalarak 18. turun sonunda pite girmeyi tercih ettiler. İlk pit stoplar bittikten sonra ise  sıralama Verstappen, Hamilton, Ricciardo, Vettel, Bottas ve Raikkonen olarak devam etti.

2018-10-28t212147z_339904152_rc1c3bbdacf0_rtrmadp_3_motor-f1-mexico

Vettel 34. turunda Ricciardo’ya atak yapmaya başladı ve tur içinde Redbull pilotunu geride bıraktı. Bu atağın ardından Alman pilot, gözünü Hamilton’a dikti ve onu da 39. turda geçti.

2018-10-28t205107z_1016669065_rc1d7f95d3b0_rtrmadp_3_motor-f1-mexico

Hamilton lastiklerinin bitmesinin arıdnan Ricciardo’nun baskısı altında kalmaya başladı. 47. tura kadar bu prese dayanan Hamilton, o turda lastiklerinin de azizliğine uğrayarak virajın dışına çıktı ve Ricciardo’ya geçildi. Son turda ise Ricciardo’nun aracında teknik bir sorun çıktı ve yarış dışında kaldı. Vettel bu sayede ikinciliğe çıkarken yarışa tek pitstop ile devam eden Raikkonen de üçüncülüğe yükseldi.

2018-10-28t213151z_387937501_rc135c9209a0_rtrmadp_3_motor-f1-mexico

Verstappen son kısmda hata yapmadan yarışı ilk sırada tamamlamayı başardı. Vettel ikinci, Raikkonen ise üçüncü oldu. Hamilton ise yarışı dördüncü olarak  tamamladı ve bitime iki yarış kala şampiyonluğunu ilan etti!

29ekimformula1graf ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.