Cep telefonunda yüzde 50 ÖTV’nin önü açıldı

Cep telefonlarından alınan ÖTV’nin yüzde 50’ye çıkarılmasının önü açıldı. Hali hazırda yurt dışından Türkiye’ye getirilen cep telefonlarında yüzde 25 ÖTV alınıyordu. Plan ve Bütçe Komisyonu’na gönderilen yasa tasarısında cep telefonları üçe ayrıldı. Birinci grup fiyatı 1200 TL’ye kadar olanlar, ikinci grup 1200-2400 TL arası fiyatta olanlar ve 2400 TL’den fazla olanlar.

Söz konusu fiyat gruplarındaki telefonların ÖTV oranları yasa tasarısında şimdiki gibi yüzde 25 olarak bırakıldı fakat hükümete özel tüketim vergisinin yüzde 50’ye kadar çıkarılması için yetki verildi.

Yani devlet fiyatı 2500 TL’den yüksek fiyatlı bir telefonun ÖTV’si yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarılabilecek.

Söz konusu yüzde 25 vergi matrahının üst sınırı dörtte birine kadar indirilebilecek.

İLGİLİ HABERApple Türkiye'de indirim yapacakApple Türkiye'de indirim yapacakİLGİLİ HABERCep telefonu taksit düzenlemesinden vazgeçildiCep telefonu taksit düzenlemesinden vazgeçildi ._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Bakan: Çinliler, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne talip

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan,Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinde hissesi bulunan Astaldi’nin yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle hisselerini devretmek istediğini belirterek, “Hisselerine talipliler var. Astaldi’nin hisseleriyle ilgili değer belirlemesi yapılıyor. Bunların hepsi hem finans kuruluşu hem de idarenin onayına tabidir.” dedi.

Bakan Turhan, “2018 yılı değerlendirmesi ve 2019 yılı hedefleri”ne ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) düzenlediği basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul-İzmir Otoyolundaki işletmecilerin hisse devrine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Turhan, Karayolları Genel Müdürlüğünün Yap-İşlet-Devret (YİD) sözleşmelerinde yılbaşındaki kurlara göre yılda bir defa fiyat güncellemesinin yapıldığına dikkati çekerek, yıl boyunca bu fiyatın kullanıldığını bildirdi.

Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinin konsorsiyumunda Astaldi’nin bulunduğunu anlatan Turhan, şöyle konuştu:

ASTALDİ EKONOMİK SIKINTI YAŞIYOR

“Astaldi ekonomik sıkıntı yaşıyor, dünya genelinde. Hisselerini devretmek istiyor. Sözleşmesi gereği bu projeleri finanse eden bankaların, burada yapılacak her türlü hisse devri, hak devri, sözleşme revizyonununda bilgilendirmek ve onayını almak zorunda. Haklarının herhangi bir şekilde gasp edilmemesi için. Bununla ilgili şu anda piyasa değerlendirmesi yapılıyor. ‘Burası bir işletme bu şirketin değeri ne? Bundan sonraki değeri ne olacak?’ Hisselerine talipliler var. Kendi ortakları içinde de dışardan da var. Çinliler de ilgileniyor. Onlar da Astaldi’nin hisseleriyle ilgili değer belirlemesi yapıyorlar. Bunların hepsi hem finans kuruluşu hem de idarenin onayına tabidir.”

Bakan Turhan, Bakanlığın projesi olan Avrasya Tüneli’nde dolar kuru yılda iki defa güncellendiğini ifade ederek, ödenecek olan garantiye esas tutarın hesabında fiyatın iki defa belirlendiğini kaydetti.

HAZİNE KÖPRÜ VE TÜNEL ÜCRETİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Kuzey Marmara Otoyolu ile İstanbul-İzmir Otoyolu sözleşmelerinde yılda bir defa tutarın belirlendiğine işaret eden Turhan, “Bununla ilgili 2018’de yaşanan aşırı kur değişikliği nedeniyle firmalar bize müracat etti. Biz de bunu Hazine ile inceliyoruz. Burada mağduriyetin giderilmesi adına hem kamunun hem de görevli şirketin hak ve hukukunu koruma adına Hazine’deki arkadaşlarımızla nasıl bir çözüm yapılacağı konusunda çalışmalar devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arışı kur artışı dolayısıyla görevli şirketlerin, finans kuruluşlarına yüksek faiz ödeme durumuyla karşı karşıya kaldığını anlatan Turhan, “Bunu biz, eğer kuru yılda iki defa yaptığımızda ne kadarlık avantaj sağlayacaksa görevli şirketin süresinden bunu keserek, kamunun hakkını korumak niyetindeyiz.” ifadelerini kullandı.

AA

 

İLGİLİ HABERYavuz Sultan Selim Köprüsü'ne yüzde 47 zamYavuz Sultan Selim Köprüsü'ne yüzde 47 zamİLGİLİ HABEROTOYOL AŞ: Zammı biz yapmıyoruzOTOYOL AŞ: Zammı biz yapmıyoruz

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Nüfus cüzdanı yenilemede son tarih ne zaman? Eski kimlikler ne zamana kadar geçerli olacak? oub1

Özellikle, son zamanlarda bazı basın yayın organları ile sosyal medyada, kimlik kartlarının dağıtımının 2018 yıl sonu itibarıyla sona ereceği söylentilerinin ardından, eski nüfus cüzdanları ile ilgili vatandaşın kafasında bazı sorular yer almakta. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri (NVİ) Genel Müdürlüğü, bazı basın yayın organları ile sosyal medyada yer alan kimlik kartı, pasaport ve sürücü belgesi değerli kağıt ve harç bedellerinde yüksek artışlar olacağı ve nüfus cüzdanlarının 2019 yılından itibaren geçerli olmayacağı şeklindeki haberlerin “asılsız” olduğunu bildirdi. Peki, eski nüfus cüzdanları ne zamana kadar geçerli? Nüfus cüzdanı yenilemek için son tarih ne zaman? Merak ettiğiniz soruların cevapları haberimizde…

NÜFUS CÜZDANLARI YENİLEME SON TARİH NEDİR?

İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, “Mevcut soğuk damgalı nüfus cüzdanlarının, kaybolmuş, tahribata uğramış ve kullanılmaz duruma gelmiş olması durumlarında mevcut soğuk damgalı nüfus cüzdanları, geçici kimlik belgeleri, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarını teslim alınıncaya kadar geçerli olacaktır” dendi. Yani tarih belirtilmiş olmasa da açıklamaya göre, yeni kimlik kartınızı alana kadar eski nüfus cüzdanınızı kullanabiliyorsunuz.

ESKİ NÜFUS CÜZDANLARI NE ZAMANA KADAR GEÇERLİ?

Son zamanlarda bazı basın yayın organları ile sosyal medyada, kimlik kartlarının dağıtımının 2018 yıl sonu itibarıyla sona ereceği, kimlik kartı bedelinin fahiş oranda artacağı yönünde asılsız haberlerin yer alması üzerine bir açıklama yapıldı.

Siirt Valiliğinin ‘Kimlik kartları ile ilgili basın duyurusu 2017/178 başlıklı duyurusunda şöyle denildi:

“Nüfus kimlik kartlarının dağıtımının yılsonu itibarıyla sona ereceği ve kart bedelinin fahiş oranda artacağı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Kimlik kartı bedelinin 2018 yılı itibarıyla “Değerli Kağıtlar” değerleme oranlarıyla güncelleneceği ve bu oranın asılsız haberlerde iddia edildiği gibi yüksek olmayacaktır.

Ülkemizde nüfus cüzdanlarının 2023 yılına kadar yenilenmesi hedeflenmektedir ancak mevcut nüfus cüzdanlarının geçerliliğini yitirdiğine dair herhangi bir son tarih ve yasal düzenleme bulunmamaktadır.

Vatandaşlarımızın bu konuda daha sağduyulu davranmaları ve asılsız haberlere itibar etmemeleri gerekmektedir. Kamuoyuna Saygıyla duyurulur.”

Yapılan bu açıklamaya göre, eski nüfus cüzdanlarının kullanımının 2023 yılına kadar devam edeceği anlaşılmaktadır.

İLGİLİ HABERYeni kimlik randevusu nasıl alınır?Yeni kimlik randevusu nasıl alınır?İLGİLİ HABERSöylentiyi duyan Nüfus Müdürlüğüne koşuyor!Söylentiyi duyan Nüfus Müdürlüğüne koşuyor! ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı

Erdoğan yeni yıl mesajında şunları kaydetti:

“Değerli Vatandaşlarım,

Ülkemiz ve milletimiz bakımından çok önemli gelişmelerin yaşandığı 2018 yılını geride bırakıyor, yeni ümitler ve heyecanlar eşliğinde 2019 yılına giriyoruz.

Yeni miladi yılın, aziz milletimiz başta olmak üzere bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Geçtiğimiz yılı da, ülkemize ve milletimize hizmet yolunda, dolu dolu programlarla, çalışmalarla, ziyaretlerle, kabullerle geçirdik. Yurt içinde 55 ayrı ilimize, kimilerine birkaç defa gittiğimiz için, toplamda 90 ziyaret ziyaretimiz oldu. Yurt dışında da, ülkemizi ve milletimizi temsilen 27 ayrı ülkeye 29 ziyaret gerçekleştirdik. Ankara ve İstanbul’da çok yoğun çalışmalarım oldu. Türkiye’nin 2018’de de atılımlarını sürdürmesini için her türlü gayreti gösterdik. Milletimizin refah ve huzurunu artırmak, devletimizin itibarını yükseltmek için gösterdiğimiz çabaların neticelerini alıyoruz.

Her köşesinde dev yatırımların devam ettiği Türkiye, giderek güçlenen demokrasi kültürü, hukuk devleti kimliği ve artan birikimi ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekiyor. Bu yatırımların en önemlilerinden biri de 29 Ekim’de açılışını gerçekleştirdiğimiz İstanbul Havalimanı’dır. Cumhuriyet tarihimizin en büyük eserlerinden biri olan bu havalimanımızın ülkemize, milletimize, bölgemize ve dünyaya bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Ardı ardına açtığımız Şehir Hastaneleriyle, sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatıyoruz.

Ağustos ayında başlayan kur-faiz-enflasyon saldırısını, ekonomimizin güçlü yapısı ve aldığımız tedbirlerle kısa sürede bertaraf ettik. Türkiye’yi önce “kırılgan ekonomi” diyerek yaftalamaya, ardından da gerçekten “kırmaya” çalışanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bıraktık. İhracatımızı ve turist sayımızı tarihimizin en yüksek seviyesine çıkarmayı, cari açığımızı da son dönemin en alt düzeyine indirmeyi başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere, kritik sektörlerdeki tasarım, araştırma-geliştirme, üretim faaliyetlerini artırarak sürdürüyoruz.

Geçtiğimiz yılın en büyük kazanımlarından biri de, 16 Nisan 2017’deki halkoylamasında milletimizin teveccühüyle hayata geçen yeni yönetim sistemimizin ilk seçimlerini başarıyla gerçekleştirmiş olmamızdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen uygulamaya girmesiyle ülkemiz artık koalisyonlar, krizler, muhtıralar ve darbeler dönemini geride bıraktı.

İnşallah, demokrasimizin, ekonomimizin ve devlet kurumlarımızın daha istikrarlı ve etkin işleyeceği yeni bir dönemi başlattık. Milletimiz 24 Haziran’da sandıkta ortaya koyduğu iradeyle, Türkiye’nin demokrasisine, hak ve özgürlüklerine, 16 yıldır devam eden reformlarına sahip çıktığını gösterdi.

Bu seçimlerde şahsımı ve Cumhur İttifakı’nı tercih eden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ülkemizin büyümesi, gelişmesi, kalkınması ve hedeflerine ulaşması için yapılan bu tercihin, Türkiye’yi yepyeni ufuklara, 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarına taşıyacağına inanıyorum.

Kıymetli Vatandaşlarım…

Bölgemizde yaşanan hadiseler, bölücü terör de dâhil olmak üzere, pek çok sorunun kaynağıdır.

Türkiye’nin bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği, bizi diplomaside ve sahada daha aktif bir politika izlemeye yöneltti. Esasen Türkiye, Suriye krizinde, en başından beri insani ve ahlaki bir duruş sergilemiş, daima mağdurların ve mazlumların yanında yer almıştır.

Biz, bölgemizle birlikte tüm dünyada istikrarın, adaletin, hoşgörü ve barışın tarafında saf tutuyoruz. Bu anlayışla Kudüs’ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Kahire’nin, Trablus’un, Saraybosna’nın, Kırım’ın hukukunu savunuyoruz.

Medeniyetimizden ve ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz değerlerimiz bize birliği, beraberliği ve kardeşliği yüceltmeyi öğütlemektedir.

Bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye’nin hiçbir devletin toprağında, egemenliğinde, hakkında, hukukunda gözü yoktur. Bizim tek gayemiz; kendi milletimizi ve bölgemizde yaşayan kardeşlerimizi emniyete, huzura, güvenli bir geleceğe kavuşturmaktır.

Ülkemiz, bölgesindeki olayların müsebbibi değildir, kurbanı da olmayacaktır. Attığımız tüm adımları, bu anlayışla planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Suriye’deki gelişmeler, bu çabalarımızın neticeleridir. Irak’ın istikrarına katkı yapmaya da devam ediyoruz. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki haklarımızı koruma hususundaki kararlılığımızı hem siyasi alanda, hem de sahada gösteriyoruz. Hepsinden önemlisi, insani duruşumuzla dünyaya örnek oluyoruz.

Bugün 4 milyonun üzerinde mazlumu topraklarımızda misafir ediyoruz. Bu büyük kitle içinde her inançtan, her kökenden, her meşrepten, her mezhepten insan vardır. Çünkü biz, Yunus Emre’nin “YARADILANI SEVERİZ YARADANDAN ÖTÜRÜ” veciz ifadesinde olduğu gibi, kapımıza gelenlerin kimliğine değil, sadece insan olmalarına bakıyoruz. Milletimiz, sergilediği bu alicenaplıkla tüm dünyanın takdirini kazanmakla kalmamış, gelecek nesillere de iftihar vesilesi bir miras bırakmıştır.

Terör örgütlerine göz açtırmadığımız, terörle mücadelede tarihimizin en büyük başarılarını kazandığımız bir yılı geride bıraktık. Güvenlik güçlerimiz, ister dağlarda, şehirlerde, isterse sınırlarımız dışında olsun terör örgütlerinin tüm inlerine girerek, teröristleri imha ediyor. Buradan bir kez daha terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Geride bıraktıkları ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha 2019 yılının ülkemiz, milletimiz, bölgemizdeki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık, güvenlik ve refah içinde geçmesini temenni ediyorum.

Kalın sağlıcakla…”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yetim aylığı nasıl bağlanır? Yetim aylığı oranları ne kadar? oub1

Ölen kişinin ardından geri kalan kız, erkek ve eş için SGK tarafından yardım amaçlı bağlanan paraya yetim aylığı denir. Şimdi, yetim aylığı nasıl bağlanır? Dul ve yetim aylığı oranları ne kadar? Gelin hep birlikte öğrenelim…

YETİM AYLIĞI NASIL BAĞLANIR?

Yetim aylığının hangi kanun hükümlerine göre bağlanacağı, ölen kişinin ölüm tarihine göre belirlenmektedir. Buna göre, 1 Ekim 2008’den önce ölen kişilerin hak sahiplerine 1 Ekim 2008’den önce yürürlükte bulunan Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yetim aylığı bağlanacaktır. 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008’den sonra ölen kişilerin hak sahiplerine ise, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yetim aylığı bağlanmaktadır.

DUL VE YETİM AYLIĞI NE KADAR?

5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu Hükümlerinde Dul ve Yetim Aylık Yüzdeleri;

1- Dul eş % 75,
2- Dul eş % 50 (Memur olan veya memur emekli aylığı alan dul eş)
3- Bir Dul eş, bir çocuk % 60, % 30
4- Bir Dul eş, iki çocuk % 50, % 25 er,
5- Bir Dul eş, üç ve daha fazla çocuk Eş aylığın yarısını % 50, çocuklarda kalan yarısını eşit paylaşmaktadırlar.
6- Tek çocuk % 50,
7- İki çocuk % 40 ar,
8- Üç ve daha fazla çocuk % 100 ü geçmemek kaydıyla eşit paylaşmaktadırlar.
İLGİLİ HABERSGK yetim aylığı başvurusu nasıl yapılır?SGK yetim aylığı başvurusu nasıl yapılır?

İLGİLİ HABERDul ve yetim aylığı hangi durumlarda kesilir?Dul ve yetim aylığı hangi durumlarda kesilir? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kocaoğlu: Aday olsaydım İZBAN’da yüzde 22’yi bile vermezdim

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Menemen’in Yahşelli ve Göktepe mahallelerine hizmet verecek olan Emiralem yağmur suyu ve atık su şebekesi altyapı çalışmalarının başlaması nedeniyle, Menemen’deki bir özel okulun bahçesinde tören düzenledi. Yağmurlu ve soğuk havaya rağmen, bazı ilçe belediye başkanları ile çok sayıda vatandaşın katıldığı tören, halk oyunları ekibinin gösterisi ile başladı.

FOTO:DHA

FOTO:DHA

Menemen Belediye Başkanı CHP’li Tahir Şahin, ev sahibi olarak ilk konuşmayı yaptı. Kocaoğlu ile 2004 yılından bu yana çalıştığını söyleyen Şahin, “Aziz Kocaoğlu deyince akla çalışkanlık, namuslu adamlık, dürüstlük geliyor. Aziz Kocaoğlu deyince akla üretmek, köylüye, milletine hizmet etmek geliyor. Aziz Kocaoğlu böyle bir adam. Bulunması zor bir adamdır. Çalışması zor ama keyifli bir adamdır Aziz Kocaoğlu. İlçemize inanılmaz hizmetler etti. İzmir’in 30 ilçesine, merkezine, çevresine inanılmaz hizmetler etti” dedi.

‘DÖN AZİZ BAŞKAN’

Menemen’de köylülerin ürününü çok daha rahat toplayabildiğini ifade eden Başkan Şahin, Aziz Kocaoğlu’nun bir süpermarketler zinciri ile yeni bir kooperatif anlaşması yaptığını söylediğini aktararak şöyle devam etti:

“Vatandaş ürününü 1 yerine 2 liraya satma noktasına geliyor. Bugün buruk bir tören yapıyoruz ama inşallah bu burukluk gidecek. Aziz Kocaoğlu 4 ay önce aday olmayacağını açıkladı. Ben de aday olmazsa ‘Vay halimize’ demiştim. Hâlâ, ‘Aziz Kocaoğlu aday olmazsa vay halimize’ diyorum. İkili sohbetlerimde de anlatmaya çalışıyorum. Geçen gün, ‘Bu ülke, bu İzmir için kendimi yakarım’ dedi. Çok güzel bir cümleydi, çok hoşuma gitti. Mecazi anlamda söylenmiş bir cümle. İzmir için kendini yakmak gerekiyorsa Aziz Kocaoğlu İzmir için kendini yaksın. ‘Dön Aziz Başkanım’ diyorum. Dön Aziz Kocaoğlu.”

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İZSU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, AŞIRI YAĞIŞLARDA KENT İÇİNDEKİ CADDE VE SOKAKLARDA YAŞANAN SIKINTIYI ÇÖZMEK İÇİN SÜRDÜRDÜĞÜ ÇALIŞMALAR KAPSAMINDA MENEMEN YAHŞELLİ, GÖKTEPE VE EMİRALEM'DE 15,5 MİLYON TL TUTARINDA YATIRIM BAŞLATTI. FOTO:İHA

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İZSU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, AŞIRI YAĞIŞLARDA KENT İÇİNDEKİ CADDE VE SOKAKLARDA YAŞANAN SIKINTIYI ÇÖZMEK İÇİN SÜRDÜRDÜĞÜ ÇALIŞMALAR KAPSAMINDA MENEMEN YAHŞELLİ, GÖKTEPE VE EMİRALEM’DE 15,5 MİLYON TL TUTARINDA YATIRIM BAŞLATTI. FOTO:İHA

‘DAVAYA MÜDAHİL OLMA HAKKI YAKALADIK’

Daha sonra kürsüye çıkan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise Menemen’in Alaniçi Mahallesi’nde kurulmak istenen taş ocaklarına karşı olduklarını belirterek sözlerine başladı. Kocaoğlu, “Baraj havzalarında kalker ocağı açılabilir diye bir mevzuat değişikliği yapıldı. Bu değişiklikten dolayı bizim dava açma hakkımız yoktu. Ama ÇED değerlendirme raporu alınırken İZSU’ya görüş sorulmadığı için İZSU bu görüş hakkından dolayı davaya müdahil olma tutanağını yakaladı” dedi.

İZBAN GREVİNE DEĞİNDİ

Başkan Aziz Kocaoğlu, 10 Aralık Pazartesi günü İZBAN’da başlayan greve de değinerek, şunları söyledi:

“Sendika başkanının bir açıklaması var; ’70 yıllık sendikayız, 3 defa grev yaptık.’ Güzel, 70 yılda 3 grev. Birini bilmiyorum. İkincisi 2 sene önce İzmir’de, üçüncüsü de yine İzmir’de yapılmakta. Bu sendikanın nerelerde grev yapma özgürlüğüne, nerelerde mücadele etme özgürlüğüne sahip olduğunu gösteriyor. Ben sendikal mücadeleye karşı değilim. Taşeronu Türkiye Cumhuriyeti’nde bir günde kaldırıp, belediye bünyesine alan belediye başkanıyım. Benim karşı olduğum; sendikanın çifte standardıdır. Bunun altını da çizmek istiyorum. Bu tarih itibarıyla 15 yıldır verdiğimiz çabalar sonucunda İzmir ulaşımında alternatifler yarattık. İZBAN grevinde ESHOT’un otobüs seferlerini ayarlaması, metronun sefer sıklıklarını artırması, tramvayın sefer sıklıklarını artırması, bir de can alıcı hatlara 3 tane yeni minibüs hattını geçici olarak sağlayarak biz bugün itibarıyla, bilemediniz yarın itibarıyla grevin hemşehrilerimize verdiği rahatsızlığı İzmir halkının gücüyle, kendi gücümüzle aşmış durumdayız.”

FOTO:İHA

FOTO:İHA

‘YÜZDE 65 İSTİYORLAR’

Konuşmasının devamında grevin bir hak olduğunu söyleyen Başkan Kocaoğlu, “Ama sene 2018, aylardan Aralık, yani son ay. 2018 yılı içinde memleketimin sınırları içinde yüzde 22 oranında devlette, özel sektörde, belediyelerde verilmiş bir zam var mı, yok mu? Ne istiyorlar? Yüzde 65. Ben merkezi hükümetin ekonomik politikası, ücret zamlarına ilişkin politikasıyla bizim politikamızın paralel olması gerektiğini hem Ankara’da hem de açıklama yaparak belirttim. Sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. El birliğiyle çalışmak durumundayız. Yerel seçim arifesinde hükümet ayağını ve belediye ayağını sıkıştırarak, güya başka hiçbir yerde yapamadığın sendikacılığı burada yapma hakkın yoktur. Başka hiçbir yerde yapamadığın grevi burada yapma hakkın yoktur.”

‘ADAY OLSAYDIM YÜZDE 22’Yİ BİLE VERMEZDİM’

31 Mart yerel seçimlerinde aday olmadığını anımsatan Kocaoğlu, “Ben eğer 31 Mart’ta aday olsaydım o yüzde 22’yi de vermezdim” dedi. Aday olmadığını ve ücret zamları anlaşmazlığının kendisinden bilinmemesi gerektiğini söyleyen Kocaoğlu, her şeyin bir sınırı olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

“Yüzde 22 zam verilmiş bir örnek göstersinler. Refah payı diyorlar. Refah payı ekonomi büyürken alınır, ekonomi küçülürken herkes ceremesini çeker. Biz de 15-20 gündür genelge yayınladık, tasarruf tedbirleri üzerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında radikal kararlar almak durumundayız. Herhangi bir büyük şirket, esnaf, ticaret erbabı gelirini 2018 yılında yüzde 22 arttırdıysa, bana da gelip bunu ispat ediyorsa ben o zaman sizin, sendikanın önünde şapka çıkartırım. Çiftçinin, esnafın hali ortadayken, konkordatolar mısır patlar gibi patlarken kimse kusura bakmasın. Ben belediyemi, devletimi, bağlı şirketleri korumak zorundayım. Ben faniyim, bizi yönetenler de fani. Baki olan ülke, devlet.”

‘GENEL BAŞKAN’IN SÖYLEDİĞİNİ AŞMIŞ DURUMDAYIZ’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yeni yıldan itibaren CHP’li belediyelerde asgari ücretin 2 bin 200 lira olacağına dair sözlerini de hatırlatan Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Toplu sözleşme yapmadan şu anda İZBAN’da ortalama ücret 2 bin 273 liradır, 264 lira yol parası hariç. Zamla beraber bunu yüzde 22 ile çarparsanız rakam ortada. Söylediklerimin Genel Başkan ile çeliştiğini söylüyorlar. Biz zaten Genel Başkan’ın söylediğini aşmış durumdayız.”

‘İZMİR’LE UĞRAŞMAYA ÇOK HEVESLİLER’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken, performans düşüklüğü gerekçesiyle işten çıkarılan ve önce Konak’ta ardından da CHP Genel Merkezi önünde oturma eylemi yapan Mahir Kılıç’a dair de ilk kez konuşan Başkan Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Bunu parti ayrımı yapmadan söylüyorum; Siyasetçiler İzmir ile uğraşmaya çok hevesliler. Belediyeyi finansmanından yatırımına, halkla ilişkilerine, planlamasına varıncaya kadar belediye başkanının başkanlığında ekip yürütür. Halkına 5 senede bir hesap verir. Ben o hesabı 2 defa verdim. 3 defa seçildim, 2 defa hesap verdim. Kimsenin bize kentin nasıl yönetileceği konusundaki tavsiyelerinde haddini aşmasına da asla ve asla izin vermeyiz. Mahir diye bir arkadaş, ESHOT’ta çalışıyor, birçok problemi var, işe gelmiyor, daire başkanını dövüyor, tehdit ediyor. Disiplin kurulunda sendikadan da bizim arkadaşlarımızdan da temsilciler var. Oy birliğiyle işten çıkarılıyor. Sonra sendika kökenli bir arkadaşımız milletvekilliği sözünü aldıktan sonra, ‘Ben sizi Genel Başkan’la görüştüreceğim’ diyor. Ortalığı karıştırdı.”

‘AZİZ’İ KÖTÜLEMEK İÇİN ANKARA’YA GÖNDERDİĞİNİZ ADAMLAR VAR’

‘Aday değil diye çalışmıyor’ denilmemesi için en fazla kendisinin çalıştığını ifade eden Aziz Kocaoğlu, “Kimseyle derdim yok, ben partiliyim. 1954 seçimlerinde 6 yaşımda oy pusulası dağıtmış bir partiliyim. Benim sertliğimi bilmem neyimi sorgulayabilirsiniz ama partililiğimi sorgulayamazsınız. Kimsenin hakkı da haddi de değildir” dedi. Sözü daha sonra Balçova arsa mağdurlarına getiren Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Geldiğim günden bu yana uğraştım. Bunlara plan yaptım. ‘Her kişiye bir daire çıkacak şekilde artı 500 daireye müteahhide verirler, üstünü öderler, ev sahibi olurlar’ dedim. Her şeyini ben yaptım. Riskli alan çok olduğu için ‘Bu yerleşim planını kabul ederseniz bu iş olur’ dedik. Oyunlar köyündeki emsalin aynısını verdik. Şimdi gitmişler Ankara’ya. Millet Ankara’ya adam gönderiyor. Ha babam gönderiyor, gönderin bakalım en olacak? Kime zarar veriyorsunuz? Ankara’ya şov yapmak için, Aziz’i kötülemek için gönderdiğiniz adamlar var. Böyle olur mu ya, bu olur mu?”

‘SANKİ MEMLEKETİ SATTIK’

Aday olmamakla son derece doğru karar verdiğine inandığını vurgulayan Aziz Kocaoğlu,  Kültürpark’ta bulunan eski İZFAŞ binasının, özel bir üniversiteye tahsis edilmesinin ardından başlayan tartışmalara dikkat çekti. Yapılan eleştiriler üzerine konuşan Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Kültürpark’ta 50 çocuk 3 sene tıp teorisini görecek, hastanede staj görecek. 50 tane tıp öğrencisi orada eğitim görecek. Ortalık ayağa kalktı. Sanki memleketi, Kültürpark’ı sattık. Boş binamız var, adam geldi istedi, verdik. Yok efendim şöyle böyle… Ne var bunda?”

‘NEDEN PAÇALARIN TUTUŞUYOR’

Hakkında, ‘İstifa resti’ çektiği yönünde haberlerin çıktığını belirten Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bu haberlerin uydurma olduğunu, ortalığı karıştırmak için yapıldığını savundu. Artık aday olmayacağını açıkladığını anımsatan Kocaoğlu, “Olduk dış kapının dış mandalı. ‘İzmir için kendimi yakarım’ yönündeki açıklamam, tekrar belediye başkanı olmak anlamını içermiyor. Bu, kent için her türlü fedakârlığı yaparım anlamına gelmektedir. AKP İl Başkanı bilmem ne demiş. Niye endişe ediyorsun, niye hemen paçaların tutuşuyor? Kusura bakma, ben yokum ama seçimi kazanacağım. O da benim boynumun borcu diye konuştu.

‘BENİ GAGALAMAYA ÇALIŞIYORLAR’

CHP’den Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı olan bazı isimlerin, kendisini ‘gagalamaya’ çalıştığını söyleyen Aziz Kocaoğlu, herkesin aday adayı olma hakkının bulunduğunu belirterek, “Büyükşehir aday adaylarının bazıları beni gagalamaya çalışıyor. Bu taş uzaktan da geliyor en yakından da geliyor. Yahu kardeşim ben gitmişim, benim en son burada bir gücüm varsa beni yanına al çalıştır. Aynı partinin belediye başkan adayını kötüleyerek bir yere gelemezsin. Siyaset kitabında, aritmetiğinde böyle bir şey yok. Bu ne çılgınlıktır. Ben cevap vermiyorum. Hepsine veririm de İzmir ve partim için vermiyorum. Ama benim de ne adam olduğumu burada herkes bilir. Eğer kantarın topuzunu kaçırırlarsa ondan sonra vay halinize” dedi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Tuncay Özilhan: İflaslar başlarsa durum daha kötüye gider

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı bugün Ankara’da düzenlendi.

İşte toplantıda konuşma yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklamaları:

Dünyadaki krizlerin tarihi, neredeyse her seferinde krizleri tetikleyen faktörün siyaset kaynaklı olduğunu gösterir.

Ama siyasi olaylar her durumda ekonomik krize yol açmaz. Ekonomik temelleri sağlam, kamu bütçesi ve ödemeler dengesi açık vermeyen, bankacılık sektörü güçlü, denetim ve gözetimin iyi yapıldığı, merkez bankası ve diğer düzenleyici ve denetleyici kurumları özerk, kamu ve özel sektörde borçluluk oranları düşük olan ekonomiler krizlere dayanıklıdır.

Türkiye, biraz sonra daha detaylı yer vereceğim bazı sorunlara rağmen, 2001 krizinden sonra güçlendirilmiş olan ekonomik temelleri sayesinde, krizde önemli bir direnç gösterebiliyor.

Şirketler son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı bir model içinde idi. Bu şirketler şimdi zor durumda. Geçmişteki bir takım yanlış kararların bedeli ödeniyor. Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor.

‘EĞER İFLASLAR BAŞLARSA DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDER’

Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider.

Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır. İşsizlik bugünkü seviyelerinin üstüne çıkar. Yüksek işsizlik ve enflasyon halkın satın alma gücünü düşürür. Düşen talep şirketler kesimini daha da zora sokar.

‘KREDİ KAPASİTESİ HEPTEN DARALIR’

Bankaların bilançolarında sorunlu alacaklar artar ve kredi kapasitesi hepten daralır. Bu ihtimalin önüne geçilmesi için finans sektörünün doğru araçlarla desteklenmesi mutlaka gündeme alınmalı.

Reel sektör ve bankacılık sektörünün bir sarmal halinde aşağı çekilmesi önlenmeli. Belli bir süre için büyüme hızında sert bir düşüş kaçınılmaz görünüyor. Önemli olan bundan sonra ekonominin sağlıklı bir büyüme patikasına girmesi. Sağlıklı büyüme üretimden geçer. Üretimde yaratılan katma değeri artırmadan istikrarlı bir büyüme sürecine giremeyiz.

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor, her kademede kararlar bir üst merciye devrediliyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Bakanlıklarımızda sistemin henüz tam oturmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar olduğunu ve bürokraside bundan kaynaklı rehavet olduğunu biliyoruz.” İnşallah, bu sıkıntılar kısa sürede aşılır ve güçlü bir geleneği olan bürokrasimiz yeniden etkin bir şekilde çalışmaya başlar.

İLGİLİ HABERTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklamasıTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklaması ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Hakan Ateş: Turizm Türkiye’nin petrolü gibidir

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) tarafından Kundu Oteller Bölgesi’nde düzenlenen, 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği sohbet toplantısında, ekonomi gündemi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DenizBank’ın özellikli ve öncelikli sektörleri arasında gemicilik, tarım, eğitim, sağlık, altyapı ve enerji ile birlikte turizmin de bulunduğunu belirten Ateş, “Türkiye’mizin bankacılık sektörünün toplam 17,5 milyar dolar civarındaki turizm kredisinden 3 milyar doların üzerinde bir pazar payı elde etmiş durumdayız ki bu da açık ara Türkiye’de turizmi en fazla finanse eden banka konumuna sokuyor bizi.” diye konuştu.

Ateş, 5 yıldızlı oteller ve birinci sınıf tatil köylerinin yanında pansiyondan hava yolu şirketlerine, tur operatörlerinden işletmecilere ve yatırımcılara kadar, yenileme, yeniden yapma işlemlerine uzanan bir zinciri finanse etmek istediklerini bildirdi. Turizmin bir ekosistem olduğunu ve sistemin, en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu ifade eden Ateş, her halkanın güçlü olması için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

2015 ve 2016 yıllarındaki sıkıntılı dönemin ardından 2017 yılından itibaren toparlanmaya başlayan turizm sektörünün bu yıl daha da yükseldiğini dile getiren Ateş, “Görünen o ki 2019, 2020 ve 2021’de de bu süreç hızlanarak devam edecek. Turist sayısı 40 milyona yaklaştı, muhtemelen sene sonunda bulur veya biraz geçebilir. Turizm geliri 30 milyar doları aştı. Bu noktada biraz düşündürücü olan konu turist başına gelirlerin 850 dolardan 100-150 dolar daha altına düşmüş olması. Maalesef dünyanın belki de en güzel noktalarını, en iyi servis kalitesini ve de sadece doğa değil, tarihi güzellikler de dahil biraz ucuza satıyor konumundayız. Bu, birçok jeopolitik nedenden veya sektördeki bu işin belki de yeterince şu ana kadar organize edilemeyişinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

DenizBank’ın KKTC turizmini de finanse eden bir banka olduğunu anlatan Ateş, Ercan Havaalanı’nın tek finansörü olan bankanın, Kıbrıs Barış Suyu projesinin de finansörü olduğuna dikkati çekti.

“EKONOMİNİN GENELİNDE GİDEREK BİR İSTİKRARA KAVUŞMA VAR”

Türkiye’nin oldukça hareketli bir yaz geçirdiğini, özellikle ağustos ayı ortasında finansal boyutu çok inişli çıkışlı bir dönemin yaşandığını, şimdi bunun dengelenme sürecinde bulunulduğunu belirten Ateş, şöyle devam etti:

“Ve tabii bunun bazı maliyetleri oluyor ama görünen o ki şu an itibarıyla daha istikrarlı bir döneme doğru gidiliyor. Gerek faizler gerek kur nispeten daha istikrar kazandı. Önümüzdeki dönemde daha da iyileşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii bu durum, büyümeden önümüzdeki 1-2 sene içerisinde fedakarlık etmemizi gerektirebilir. Fakat sonrasındaki gelişmeler düşünülürse, eğer buradan doğru bir girişle ve altyapıyla iş kotarılabilirse ondan sonra daha iyi bir büyüme, daha sağlıklı bir büyüme olacağını hepimiz öngörebiliriz. Bu dönemin aşılması kanaatimce biraz da özel sektördeki yapılanma ve onun ne şekilde seyir izleyeceği ve düzenleyicilerin, otoritelerin bu konuda nasıl bir pozisyon alacağına bağlı olacaktır. Sonuçta baktığımızda ekonominin genelinde giderek bir istikrara kavuşma var, belki çok fazla büyümenin olmadığı önümüzdeki birkaç yılın arkasından, doğru adımlarla ve reformlarla, daha sonrasında çok daha sağlıklı bir büyümeye gidiş olacağını öngörüyorum.”

Ateş, kamu, bankacılık ve hane halkı dışında özel sektörün net açık pozisyonu 210 milyar doların üzerinde olması nedeniyle kurdaki dalgalanmadan kısmen etkilendiğini belirterek, bunun giderilmesi için, iç ve dış talebin dengeleneceği bir ekonomik modele gidilmesinin doğru olacağını söyledi.

İç talebin dış taleple dengeli hale gelmesi durumunda Türkiye’nin önünün son derece açık ve parlak olduğunu ifade eden Ateş, “Turizm de Türkiye’nin petrolü gibidir. Her sene 30 milyar dolar ama potansiyel olarak 60-70 milyar dolar gelir getirebilir. 50’den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektörden bahsediyoruz.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMCI İLGİSİ

Turizm sektöründe kriz yıllarının ardından sektörün kullandığı kredilerde bir yapılandırma yapılıp yapılmadığına yönelik soru üzerine DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, turizmde yaşanan sıkıntılı yıllarda borç servisinde bazı sıkıntılar, gecikmeler olduğunu fakat bunu proaktif bir yaklaşımla öngörerek yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ateş, “Tam rakam söylemeyim ama 1,5 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yaptık DenizBank olarak.” açıklamasında bulundu.

Turizmin yukarıya gittiğini ve sektörün dinamik yapısını koruduğunu kaydeden Ateş, sektöre geçen yıl ve bu yıl çok fazla sayıda yatırım da gelmeye başladığını dile getirdi.

Ateş, “Yani sadece bizimle konuşan yatırımcıları biliyorum ama eminim ki bizim bilmediğim de çok sayıda ilgili gruplar var. Kıta Avrupa’sından Uzak Doğu’suna, Amerika’ sına kadar belli yatırımcı grupları. Bu aslında sektörün de orada yaratılan varlığın da değerli olduğunu gösterir. İyi ki sektöre kol kanat germişiz, elimizden gelen desteği vermişiz.” diye konuştu.

BANKALARA STRES TESTİ

Bir gazetecinin, “Dalgalı geçen dönem sonrası bankalara stres testi yapılacağı gündeme geldi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Ateş, finans, yatırım dünyasında, yani paranın konu edildiği her yerde güven unsurunun çok önemli olduğunu, yatırımın, şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumluluk alan bir kurumsal yönetimin hakim olduğu yerlere gittiğini dile getirdi.

Bu yıl gelişmekte olan ülkelere 1,1 trilyon dolar civarında yatırım olduğunu, Türkiye’nin yabancı yatırımdan aldığı payın nispi olarak biraz azaldığını ifade eden Ateş, güven ortamını tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Ateş, “Çünkü nereden bakarsanız bakın finans yani para en akışkan şeydir. Risk gördüğü yerde kalmak istemez ama görünen o ki bu güven ortamının giderek tesis edilebileceği, getirilerin de iyi olabileceği şeyler oluyor. Yani bir ortam, bir iklim oluşmaya başladı. Turizm sektörü için bunu özellikle söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki bütün bankaların son derece şeffaf ve hesap verebilir durumda bulunduğunu, Uluslararası Muhasebe Sistemine göre 3 aylık bilançolarda da bunun açıklandığına işaret eden Ateş, problemli kredi oranın yüzde 3,4 olduğunu, varlık yönetim şirketlerinin rakamları konulduğunda bu rakamın yüzde 4,9’a çıktığını, ikinci grup denilen dikkatli izlenmesi gereken kredi grubunda da rakamların yüzde 13-14’e çıktığını ama bunun çok korkutmaması gerektiğini söyledi.

Ateş, “Türkiye bankacılık sistemi son derece sağlam, iyi sermayelendirilmiş, sermaye yeterliği olan ve likiditesini çok iyi korumuş bir sektör. Gerçekten o kadar iyi çerçeve altına alınmış ve düzenlenmiş yani regüle etmiş bir sektör ki bankacılık, her kımıldayışınızda, milim hareketinizde bile dikkatli olmanız ve kurala uygun davranmanız lazım.” dedi.

AA

Black Friday (Kara Cuma) nedir? Black Friday indirimleri ne zaman başlıyor?

Black Friday (Kara Cuma) nedir? Black Friday indirimleri ne zaman başlıyor? Black Friday, Şükran Günü’nden sonraki Cuma günüdür. Gün 1932’den bu yana Noel alışveriş sezonunun başlangıcı kabul edilir. Mağazalar çok erken saatte açılır ve geç kapanırlar, ve beklenmedik derecede indirimli satış yaparlar. Black Friday bir resmi tatil sayılmaz. Geçen yıl Türkiye’de de birçok firma çeşitli kampanyalar düzenlemişti. Peki bu sene Black Friday ne zaman başlayacak? İşte cevabı…

2018 BLACK FRİDAY NE ZAMAN BAŞLIYOR?

Black Friday geçtiğimiz yıl ise 17 Kasım’dan 26 Kasım’a kadar devam etmişti. Bazı mağazalar Black Friday satışlarına Şükran Günü olan perşembe gününde, bazıları ise pazartesi ve çarşamba günlerinde başlıyor. 2018’de Türkiye’de Black Friday indirimleri bu sene 23 Kasım’da olacak.

Bu alışveriş gününe tarihte ilk defa 1961 yılında gazetelerde Black Friday olarak bahsedilmiştir. O günde, Philadelphia’da, alışverişten dolayı oluşan yoğun trafik ve zorluklar nedeniyle bu isim verilmiştir. Son yıllarda, bu gün, hem insanlar hem de mağazalar için olumlu şekilde karşılanmaktadır.

İLGİLİ HABEREn çok alışveriş kediler için yapılıyorEn çok alışveriş kediler için yapılıyorİLGİLİ HABERABD'de müşterilere yüz tanıma ile alışveriş dönemiABD'de müşterilere yüz tanıma ile alışveriş dönemi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.