Asgari ücret 2019’da ne kadar oldu? AGİ dahil mi?

Asgari Ücret Tespit Komisyonun 4. toplantısı gerçekleşti. Günlerdir beklenen asgari ücret zammı 4. toplantının ardından açıklandı. Geçen yıl bin 603 TL olan asgari ücrete yüzde 417 lira yani 26,05’lik zam geldi ve 2 bin 20 lira oldu.

SELÇUK: YÜZDE 26 ARTIŞ YAPILDI

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, toplantının ardından açıklama yaptı.

Bakan Selçuk şunları kaydetti: “1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak ücret brüt 2 bin 558 TL, net 2 bin 20 TL olarak belirlendi. Geçen yıla kıyasla yüzde 26,05 artmıştır. Mevcut enflasyon oranının üzerinde artış sağlayarak işçiyi enflasyona ezdirmeyeceğimize dair sözümüzü tuttuk. Bu karar komisyonun oybirliğiyle alınmıştır. Oybirliği üç kez sağlanmıştı. Evli ve üç çocuklu bir asgari ücret 2 bin 155 TL oldu
zehra-zumrut-selcuk

TÜİK NE ÖNERMİŞTİ?

Komisyon, ücreti belirlemek için üçüncü toplantısını 20 Aralık’ta yapmıştı. Toplantıda, bir işçinin asgari geçim tutarını komisyonla paylaşan TÜİK, asgari ücreti “ağır” statüdeki işlerde 2 bin 213 lira 40 kuruş, “orta” statüdeki işlerde bin 978 lira 80 kuruş, “hafif” statüdeki işlerde bin 841 lira 40 kuruş olarak önermişti.

TÜİK’in önerdiği rakamların, gerek işçi gerekse de işveren tarafının tekliflerinin somutlaşması ve pazarlıklara başlanması bakımından belirleyici niteliği bulunuyor.

İLK KEZ ASGARİ ÜCRETLİ BİR İŞÇİ DE YER ALDI

Komisyonun bu yılki ilk toplantısı 6 Aralık’ta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde gerçekleşmişti. Bu toplantıda ilk kez asgari ücretli bir işçi de yer almıştı. Yalova Üniversitesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Güvenlik-İş Sendikası üyesi Gülden Görmez, Asgari Ücret Tespit Komisyonunda Türk-İş heyetindeki 5 kişiden biri olmuştu.

asgari-ucret2

TİSK’in ev sahipliğinde 13 Aralık’ta düzenlenen ikinci toplantıda, işçi heyetine başkanlık eden Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, “Rakamsal pazarlığa başlamadığımız için tam bir sonuç çıkmadı. Henüz erken ama TÜİK’in açıklamasından sonra bir sonuç çıkacağını bekliyorum.” açıklamasını yapmıştı.

İşveren heyetine başkanlık eden TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç ise “2018 yılı işsizlik, büyüme ve enflasyon rakamlarını gördük, 2019 yılındaki hedefler çok daha farklı, işsizlik oranları çok daha farklı. Bunların hepsini dikkate alarak bir rakam öngörüp paylaşacağız.” demişti.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı

Erdoğan yeni yıl mesajında şunları kaydetti:

“Değerli Vatandaşlarım,

Ülkemiz ve milletimiz bakımından çok önemli gelişmelerin yaşandığı 2018 yılını geride bırakıyor, yeni ümitler ve heyecanlar eşliğinde 2019 yılına giriyoruz.

Yeni miladi yılın, aziz milletimiz başta olmak üzere bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Geçtiğimiz yılı da, ülkemize ve milletimize hizmet yolunda, dolu dolu programlarla, çalışmalarla, ziyaretlerle, kabullerle geçirdik. Yurt içinde 55 ayrı ilimize, kimilerine birkaç defa gittiğimiz için, toplamda 90 ziyaret ziyaretimiz oldu. Yurt dışında da, ülkemizi ve milletimizi temsilen 27 ayrı ülkeye 29 ziyaret gerçekleştirdik. Ankara ve İstanbul’da çok yoğun çalışmalarım oldu. Türkiye’nin 2018’de de atılımlarını sürdürmesini için her türlü gayreti gösterdik. Milletimizin refah ve huzurunu artırmak, devletimizin itibarını yükseltmek için gösterdiğimiz çabaların neticelerini alıyoruz.

Her köşesinde dev yatırımların devam ettiği Türkiye, giderek güçlenen demokrasi kültürü, hukuk devleti kimliği ve artan birikimi ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekiyor. Bu yatırımların en önemlilerinden biri de 29 Ekim’de açılışını gerçekleştirdiğimiz İstanbul Havalimanı’dır. Cumhuriyet tarihimizin en büyük eserlerinden biri olan bu havalimanımızın ülkemize, milletimize, bölgemize ve dünyaya bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Ardı ardına açtığımız Şehir Hastaneleriyle, sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatıyoruz.

Ağustos ayında başlayan kur-faiz-enflasyon saldırısını, ekonomimizin güçlü yapısı ve aldığımız tedbirlerle kısa sürede bertaraf ettik. Türkiye’yi önce “kırılgan ekonomi” diyerek yaftalamaya, ardından da gerçekten “kırmaya” çalışanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bıraktık. İhracatımızı ve turist sayımızı tarihimizin en yüksek seviyesine çıkarmayı, cari açığımızı da son dönemin en alt düzeyine indirmeyi başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere, kritik sektörlerdeki tasarım, araştırma-geliştirme, üretim faaliyetlerini artırarak sürdürüyoruz.

Geçtiğimiz yılın en büyük kazanımlarından biri de, 16 Nisan 2017’deki halkoylamasında milletimizin teveccühüyle hayata geçen yeni yönetim sistemimizin ilk seçimlerini başarıyla gerçekleştirmiş olmamızdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen uygulamaya girmesiyle ülkemiz artık koalisyonlar, krizler, muhtıralar ve darbeler dönemini geride bıraktı.

İnşallah, demokrasimizin, ekonomimizin ve devlet kurumlarımızın daha istikrarlı ve etkin işleyeceği yeni bir dönemi başlattık. Milletimiz 24 Haziran’da sandıkta ortaya koyduğu iradeyle, Türkiye’nin demokrasisine, hak ve özgürlüklerine, 16 yıldır devam eden reformlarına sahip çıktığını gösterdi.

Bu seçimlerde şahsımı ve Cumhur İttifakı’nı tercih eden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ülkemizin büyümesi, gelişmesi, kalkınması ve hedeflerine ulaşması için yapılan bu tercihin, Türkiye’yi yepyeni ufuklara, 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarına taşıyacağına inanıyorum.

Kıymetli Vatandaşlarım…

Bölgemizde yaşanan hadiseler, bölücü terör de dâhil olmak üzere, pek çok sorunun kaynağıdır.

Türkiye’nin bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği, bizi diplomaside ve sahada daha aktif bir politika izlemeye yöneltti. Esasen Türkiye, Suriye krizinde, en başından beri insani ve ahlaki bir duruş sergilemiş, daima mağdurların ve mazlumların yanında yer almıştır.

Biz, bölgemizle birlikte tüm dünyada istikrarın, adaletin, hoşgörü ve barışın tarafında saf tutuyoruz. Bu anlayışla Kudüs’ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Kahire’nin, Trablus’un, Saraybosna’nın, Kırım’ın hukukunu savunuyoruz.

Medeniyetimizden ve ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz değerlerimiz bize birliği, beraberliği ve kardeşliği yüceltmeyi öğütlemektedir.

Bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye’nin hiçbir devletin toprağında, egemenliğinde, hakkında, hukukunda gözü yoktur. Bizim tek gayemiz; kendi milletimizi ve bölgemizde yaşayan kardeşlerimizi emniyete, huzura, güvenli bir geleceğe kavuşturmaktır.

Ülkemiz, bölgesindeki olayların müsebbibi değildir, kurbanı da olmayacaktır. Attığımız tüm adımları, bu anlayışla planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Suriye’deki gelişmeler, bu çabalarımızın neticeleridir. Irak’ın istikrarına katkı yapmaya da devam ediyoruz. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki haklarımızı koruma hususundaki kararlılığımızı hem siyasi alanda, hem de sahada gösteriyoruz. Hepsinden önemlisi, insani duruşumuzla dünyaya örnek oluyoruz.

Bugün 4 milyonun üzerinde mazlumu topraklarımızda misafir ediyoruz. Bu büyük kitle içinde her inançtan, her kökenden, her meşrepten, her mezhepten insan vardır. Çünkü biz, Yunus Emre’nin “YARADILANI SEVERİZ YARADANDAN ÖTÜRÜ” veciz ifadesinde olduğu gibi, kapımıza gelenlerin kimliğine değil, sadece insan olmalarına bakıyoruz. Milletimiz, sergilediği bu alicenaplıkla tüm dünyanın takdirini kazanmakla kalmamış, gelecek nesillere de iftihar vesilesi bir miras bırakmıştır.

Terör örgütlerine göz açtırmadığımız, terörle mücadelede tarihimizin en büyük başarılarını kazandığımız bir yılı geride bıraktık. Güvenlik güçlerimiz, ister dağlarda, şehirlerde, isterse sınırlarımız dışında olsun terör örgütlerinin tüm inlerine girerek, teröristleri imha ediyor. Buradan bir kez daha terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Geride bıraktıkları ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha 2019 yılının ülkemiz, milletimiz, bölgemizdeki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık, güvenlik ve refah içinde geçmesini temenni ediyorum.

Kalın sağlıcakla…”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Alışveriş merkezlerinden 130 milyar lira ciro

Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hulusi Belgü, sektöre ilişkin yıl değerlendirmesi ve gelecek yıldan beklentilerine yönelik AA muhabirine yaptığı açıklamada, perakende sektörünü ve kamuoyunu çok uzun zamandır meşgul eden kiraların TL’ye çevrilmesi konusunda bu yıl yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile belirsizlik durumunun ortadan kaldırılarak tartışmaya son verildiğini anımsattı.

Karar ile perakendecilerin maliyet yüklerinin büyük oranda hafiflediğini ve bu durumun meyvelerinin yakın dönemde toplanacağını ifade eden Belgü, “Perakendeciler ve AVM’lerimiz ayrılmaz iki parça. Bir tarafı etkileyen bir durum diğer tarafı da etkiliyor. Dolayısıyla bu olumlu havanın AVM’lerimize de olumlu bir şekilde yansıyacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

AVM’LER MİLYARLARCA ZİYARET ALDI

Belgü, en son açıklanan AVM’lerdeki perakende cirosu endeksine göre, ekim ayı ciro endeksinin bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde yüzde 16,9 artış gösterdiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

“Tüm yılı bu şekilde büyüme ile sürdürdük. Alışveriş merkezleri olarak 2018 yılını yaklaşık 130 milyar TL ciro ile kapatacağız. 2019 yılı için ise öngörümüz 160 milyar TL. AVM’lerde cirolar yıllık enflasyonun ortalama yüzde 5 ila yüzde 10 üzerinde artış gösteriyor. Ancak burada da izlenmesi gereken süreç perakendenin karlılığı. Perakendede artan enflasyon ve maliyetler sonrası karlılık oranlarında düşüş gözleniyor. Alışveriş merkezlerinde ciro artışlarını her ay yayınladığımız endeks verilerinde de görebiliyoruz. 2018 yılında metrekare verimlilikleri artış kaydetti. Metrekare verimliliği 2018 birinci çeyrekte 869 TL, ikinci çeyrekte 996 TL ve üçüncü çeyrekte bin 113 TL şeklinde gerçekleşti. Yıl içerisinde en yüksek artışlar da mağazalarında metrekare verimliliğini artıracak stratejiler geliştiren teknoloji kategorisinde yaşandı.”

Hulusi Belgü, ziyaretçi sayısının belli dönemlere ve özel günlere göre değişkenlik gösterdiğine işaret ederek, “Örneğin bayramlarda, okulların açılma döneminde ve yılbaşı öncesi ziyaretçi sayısı daha yüksek oluyor. Yılın geneline baktığımızda yıl sonu itibarıyla 2,3 milyar ziyaret sayısına ulaşacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

2019 YILINDA 8-10 YENİ AVM AÇILMASI BEKLENİYOR

Belgü, Türkiye’de şu anda faaliyet gösteren 412 AVM’nin bulunduğunu ifade ederek Türkiye’nin 81 ilinin 63’ünde AVM’nin yer aldığını, 2019 yılında da ortalama 8-10 yeni AVM’nin açılacağını öngördüklerini söyledi.

Eylül ayında yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve sonrasında ekim ayında yayınlanarak yürürlüğe giren tebliğ kapsamında TL ile kiranın zorunluluğu getirildiğini hatırlatan Belgü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni olan bu süreci takip ediyoruz. Uzun vadeli düşünen AVM yatırımcısı açısından TL kira düzenlemesi bir belirsizlik yarattı ve bu durum beraberinde yatırımlarda durağanlığı getirdi. Şu anda proje planları hazırlanmış ve finansmanı sağlanmış yatırımların devam edeceğini düşünüyoruz. Bunu yanı sıra bir süredir belirttiğimiz üzere Türkiye’de birçok yerde AVM yatırımları artık belli bir doygunluğa ulaştı. Bundan sonra sektörde yeni AVM sayısı daha düşük oranlarda artış kaydedecektir. Kurdaki dalgalanma, 15 milyar dolar civarında bankalara kredi borcu olan fakat kiralarını TL ile tahsil eden AVM yatırımcısını elbette ki olumsuz etkiliyor. Bu anlamda AVM yatırımcılarının bankalarla görüşerek iş birliği yapmaları gerekecektir.”

Belgü, kira konusunun çok uzun zamandır perakende sektörünün ve kamuoyunun gündemini meşgul ettiğini aktararak, “Bakanlığımızın kiralarda TL’ye dönüş kararı ve ardından kur oranlarının da yayınlanan tebliğ ile belirlenmesinin ardından bu konudaki belirsizlik sona ermiş oldu. Şu anda da kiralamalarımızda Türk lirası ile yolumuza devam ediyoruz. Gelinen noktada maliyetler açısından en fazla payı kiraların oluşturduğundan şikayet eden perakendecilerimizin bu anlamda rahatlamış olmalarının yansımalarını da yakın zamanda hep birlikte göreceğimizi umuyorum.” diye konuştu.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Tuncay Özilhan: İflaslar başlarsa durum daha kötüye gider

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı bugün Ankara’da düzenlendi.

İşte toplantıda konuşma yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklamaları:

Dünyadaki krizlerin tarihi, neredeyse her seferinde krizleri tetikleyen faktörün siyaset kaynaklı olduğunu gösterir.

Ama siyasi olaylar her durumda ekonomik krize yol açmaz. Ekonomik temelleri sağlam, kamu bütçesi ve ödemeler dengesi açık vermeyen, bankacılık sektörü güçlü, denetim ve gözetimin iyi yapıldığı, merkez bankası ve diğer düzenleyici ve denetleyici kurumları özerk, kamu ve özel sektörde borçluluk oranları düşük olan ekonomiler krizlere dayanıklıdır.

Türkiye, biraz sonra daha detaylı yer vereceğim bazı sorunlara rağmen, 2001 krizinden sonra güçlendirilmiş olan ekonomik temelleri sayesinde, krizde önemli bir direnç gösterebiliyor.

Şirketler son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı bir model içinde idi. Bu şirketler şimdi zor durumda. Geçmişteki bir takım yanlış kararların bedeli ödeniyor. Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor.

‘EĞER İFLASLAR BAŞLARSA DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDER’

Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider.

Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır. İşsizlik bugünkü seviyelerinin üstüne çıkar. Yüksek işsizlik ve enflasyon halkın satın alma gücünü düşürür. Düşen talep şirketler kesimini daha da zora sokar.

‘KREDİ KAPASİTESİ HEPTEN DARALIR’

Bankaların bilançolarında sorunlu alacaklar artar ve kredi kapasitesi hepten daralır. Bu ihtimalin önüne geçilmesi için finans sektörünün doğru araçlarla desteklenmesi mutlaka gündeme alınmalı.

Reel sektör ve bankacılık sektörünün bir sarmal halinde aşağı çekilmesi önlenmeli. Belli bir süre için büyüme hızında sert bir düşüş kaçınılmaz görünüyor. Önemli olan bundan sonra ekonominin sağlıklı bir büyüme patikasına girmesi. Sağlıklı büyüme üretimden geçer. Üretimde yaratılan katma değeri artırmadan istikrarlı bir büyüme sürecine giremeyiz.

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor, her kademede kararlar bir üst merciye devrediliyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Bakanlıklarımızda sistemin henüz tam oturmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar olduğunu ve bürokraside bundan kaynaklı rehavet olduğunu biliyoruz.” İnşallah, bu sıkıntılar kısa sürede aşılır ve güçlü bir geleneği olan bürokrasimiz yeniden etkin bir şekilde çalışmaya başlar.

İLGİLİ HABERTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklamasıTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklaması ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Altın fiyatlarında düşüş sürüyor! Düşen gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları yatırımcılar tarafından ve altın hediye etmeyi planlayan vatandaşlar tarafından merakla araştırılıyor. Altın fiyatlarının hızlı hareketi son haftalarda duruldu ve altın fiyatları düşüş yönnünde bir seyir izlemeye başladı. İşte çeyrek ve gram altında günün fiyatları…

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM – 28 KASIM

Çeyrek altın 28 Kasım tarihinde, 328,96 TL’den alınıp, 336,46 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 205,57 TL’den alınırken 205,61 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.363,00 TL’den alınırken, 1.384,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 655,86 TL’den alınıyor ve 672,91 TL’den satılıyor.

altın fiyatları sözcü ile ilgili görsel sonucu

ALTIN NASIL DEĞERLENİR?

Altın fiyatları talebin fazla olması ya da satın alma durumunda yükselirken tam tersi durumda da altın fiyatları düşer. Bu durum altın fiyatlarını etkileyen en basit durumken altın fiyatlarının yükselmesinin ana nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz :

Küresel ve yerel enflasyon

Enflasyon; fiyat genel seviyesinde oluşan artışı gösteren ölçüt olarak tanımlanır. Eğer enflasyon yüksek ise paranızın alım gücü düşer. Küresel enflasyonda da para biriminin alım gücü düşüş gösterir. Bu durumda altın fiyatları her zaman yükseliş trendi içinde olmuştur. Para biriminin alım değeri düştüğü için altın fiyatları artar ve siz paranızla aynı miktarda altın alamazsınız. Bu nedenle küresel ve yerel enflasyon altın fiyatlarının en büyük düşmanıdır.

Küresel likitide

Likitide borsa programlarında sürekli duyduğumuz bir terimdir. Likitide; nakit akışı anlamına gelen bir borsa terimidir. Likitidenin artış göstermesi altın fiyatlarını doğrudan etkiler ve altın fiyatları yukarı doğur bir trend içine girer. Altın miktarı sabit iken altın maliyetinin artmış olması ve piyasa da paranın daha fazla olması altın fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu nedenle küresel likitide altın fiyatlarını doğrudan etkileyen bir etkendir.

Altın stok durumu

Dünya üzerinde belirli miktarlarda altın stoğu mevcuttur. Yeni altın kaynakları bulunmadığı dönemlerde mevcut stok azalma gösterir ve altın fiyatları bu dönemde olağanüstü artış gösterir. Bu durum genelde düğün mevsimi olarak bilinen yaz aylarına girmeden ortaya çıkar. Bu dönemde altın alımları dünya genelinde en yüksek derece de gerçekleştiği için altın fiyatları muazzam derece de artış gösterir.

Küresel Riskler

Altın bir yatırım aracı olarak her devirde değerini koruyan ve zarar ettirmeyen bir meta olduğu için tercih edilir. Ancak altın fiyatlarını etkileyen ve altın fiyatlarının yükselmesine neden olan küresel risklerdir. Altın en kolay nakite çevrilebilen ve dünyanın her yanında işlem gören bir cevher olduğu için her insan yatırım amacı olarak altın satın alır. Özellikle küresel risklerin, savaşların olasılığının artması ile insanlar döviz fiyatlarına güvenmeyip nakitlerini altına çevirerek altın satın alırlar. Altın satın alımları piyasa da altın daralmasına neden olur ve altın fiyatlarının aşırı derece de artmasına neden olur.

Reel faiz oranları

Reel faiz ; elde tutulan para nın elde tutulmasının maliyeti olarak bilinir. Bu nedenle elinizde tuttuğunuz altının da elde tutulma maliyeti mevcuttur.Özellikle küresel reel faizler arttığında yerel reel faizler de artış gösterir. Bu durumda insanlar ve yatırımcılar nakitlerini altına çevirerek nakit tutma maliyetini ortadan kaldırmak ister. Nakitlerin altına çevrilmesi işlemleri piyasa da altının azalmasına ve doğrudan fiyatlarının artmasına neden olur.

Bu etkenler altın piyasasını olumsuz olarak etkileyerek altın fiyatlarının yükselmesine neden olurken altın fiyatlarının düşmesini sağlayan ve altın fiyatlarına doğrudan etkisi olan durumları da şöyle sıralayabiliriz;

ALTIN FİYATINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Altın üretim ve yatırım amaçlı kullanılan aynı zamanda da uluslararası piyasalarda işlem gören bir yatırım aracıdır. Altının fiyatını etkileyen faktörler, altının arz ve talebini etkileyen faktörlerdir. Bunlar ise;

1- Mücevher talebi başta olmak üzere altına olan endüstriyel talep,

2- Madencilik şirketlerinin altın çıkarma maliyetleri,

3- Altın arz ve talebinde ağırlıkları yüksek olan ülkelerin jeopolitik durumları,

4- Petrol ve diğer emtiaların fiyatları,

5- Merkez bankalarının altın alış ve satış işlemleri,

6- Merkez bankalarının para politikaları,

7- Reel faiz hadleri,

8- Enflasyon oranları,

9- Dünya ekonomilerinin büyüme hızları,

10- Altın üreticilerinin hedging işlemleri,

11- Altının işlem gördüğü vadeli piyasalardaki kısa ve uzun pozisyon miktarı,

12- Spekülatif amaçlı işlemler,

13- ABD Doları’nın diğer para birimleri karşısındaki değeridir.

İşçilerden, Cumhurbaşkanı’na mektup

Toroslar ilçesi Lütfi Oğuzca Parkı’nda toplanan işçiler ellerinde “Sürekli işçi enflasyona yenik düştü”, “Eşit işe eşit ücret”, “Mazlumların mağdurların umudu Erdoğan”, “2020’ye Hayır, 2019 Kamu Toplu İş Sözleşmesine Evet”, “Cumhurbaşkanımız, Çalışma Bakanımız duyun sesimizi” yazılı dövizler taşıdı.

İşçiler, Cumhurbaşkanı ve Çalışma Bakanı’na göndermek üzere ücret artışı, enflasyon farkı verilmesi, tayin hakkı, istek dışı emekliye ayırma, düşük düzeyde ve yetersiz sosyal yardımlar, 2020 yılına kadar toplu iş sözleşmesi yapamayacak olmaları gibi sorunlarını anlattıkları mektupları yazdılar.

EŞİT HAK VE ÜCRET

İşçiler adına konuşan Gürhan Demirci, çalışma barışı için eşit hak ve ücret istediklerini söyledi. Kamuya geçirilen işçilere enflasyon farkı verilmediğine dikkat çeken Muhtaroğlu, “Öncelikle Cumhurbaşkanımıza bizlere kadro verdiği için teşekkür ediyoruz. Ancak, taşerondan kadroya geçen işçilere Yüksek Hakem Kurulu tarafından yayınlanan ücret, mali ve sosyal haklar uygulanmaktadır. Bu da aynı işi yaptıkları eski kadrolu işçilerle eşit hak ve ücretler sağlamamaktadır. Bizlere enflasyon farkı olmadan altı ayda bir yüzde 4 ücret artışı yapılması öngörülmektedir. Yüzde 25 enflasyon karşısında maddi kayıplar ve büyük geçim sıkıntıları yaşamaktayız. İşçilere sağlanan ve oldukça yetersiz olan çocuk, yemek, yol, yakacak, öğrenim, doğum, evlenme, ölüm, askerlik, mesai ücreti ve tazminat gibi sosyal hak ve yardımlar enflasyon karşısında daha da erimektedir” dedi.

iscilerden-cumhurbaskanina-mektup-3“TAYİN HAKKI YOK”

İşçilerden Adil Muhtaroğlu ise sorunlarının çözümü için 2019 yılında kamu işçileriyle yapılacak Kamu Çerçeve Sözleşmesi Protokolü’ne dahil edilmek istediklerini belirterek “Anayasal hakkımız olan tayin hakkımızı istiyoruz. Devletin işçi ve memurları gibi 65 yaşına kadar çalışmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
İşçiler, öğle yemeği olarak simit yedikten sonra dağıldı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

TESK’ten kira artışı uyarısı

Palandöken, yaptığı yazılı açıklamada, kira artış oranları hesaplanırken Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin (Yİ-ÜFE) dikkate alındığını anımsattı.

Artış oranlarının enflasyonun üzerinde olmaması gerektiğini belirten Palandöken, “Okul, hastane, belediyelere ait gayrimenkullerin ve özellikle kantinlerin kira artış oranının yüzde 20-25 seviyelerine çıkması maliyetleri artırıp fiyatlara zam olarak yansımaktadır. Başta belediyeler, üniversiteler ve il özel idareleri kira artışlarında Yİ-ÜFE oranını dikkate almalı. Kira artışları enflasyon oranını geçmemeli ki enflasyonla mücadelede sınıfta kalmayalım.” değerlendirmesinde bulundu.

Palandöken, yüksek kira artışlarının hem esnafın hem de vatandaşın bütçesini olumsuz etkilediğini vurgulayarak, Borçlar Kanunu’na göre konut ve iş yerlerindeki kira artışının Yİ-ÜFE oranının 12 aylık ortalamasının üzerinde olamayacağını aktardı.

“Zamlar ertelenmeli”

Öte yandan, temmuz ayında TÜFE’nin aylık yüzde 0,55, yıllık yüzde 15,85 arttığını, ÜFE’nin ise aylık yüzde 1,77, yıllık yüzde 25 artış gösterdiğini hatırlatan Palandöken, şunları kaydetti:

“ÜFE’deki artış, döviz kuruna bağlı olarak üreticinin maliyetindeki artışa işaret ediyor. Aylık bazda en yüksek artışın lokanta ve oteller grubunda gerçekleşmesinde, turizm sezonunun açılması oldukça etkili. Sezon indirimlerinin başlamasıyla, aylık bazda en fazla düşüş giyim ve ayakkabıda gerçekleşti. Akaryakıta gelen zamlar ÖTV uygulamasıyla kontrol altına alınmış olsa da yıllık en fazla artış yüzde 24,21 ile ulaştırma grubunda oldu.”

Palandöken, gelecek dönemde enflasyonun yeniden yükseliş trendine girmemesi için zamların ertelenmesi ve mümkün olduğunca diğer ürünlere zam yapılmamasının, özellikle enerji kalemlerindeki zamların önüne geçilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

İYİ Parti’den ekonomi çağrısı!

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Meclis’te bir grup milletvekiliyle düzenlediği basın toplantısında, İYİ Parti’nin kurulduğu günden itibaren, yapıcı muhalefet yapmak adına ülkenin karşılaştığı sorunları işaret ederken, karşı çözüm önerilerini sunduklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hükümetin 100 Günlük Acil Planını açıklayacağını anımsatan Türkkan, “Hükümetin terörle mücadelesinde; evrensel hukuk kuralları çiğnenmeden ama ülkenin geleceğine kasteden tüm terör örgütlerine karşı etkin mücadele konusunda sonuna kadar destek vermeye kararlıyız.” değerlendirmesini yaptı.

TERÖRLE MÜCADELE

FETÖ terör örgütü ile mücadelenin etkin ve kararlı şekilde sürdürülmesi; FETÖ’nün siyasi bağlantılarının ortaya çıkartılıp, yargıya teslim edilmeleri gerektiğini vurgulayan Türkkan, “Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik krizin çözümü konusunda sadece ülkeyi yöneten mevcut koalisyonun çabaları yetmez. Bu konuda öncelikle parlamentoda bulunan partilerle iş birliği yaparak, ülkenin iktidarı ve muhalefetiyle milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi sağlanmalıdır.” diye konuştu.

İLGİLİ HABERİYİ Partili Lütfü Türkkan Beraat ettiİYİ Partili Lütfü Türkkan Beraat etti

Güven meselesinin, ekonominin olmazsa olmaz ana teması olduğunu belirten Türkkan, “Ülke, tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya kalırken siyasetin ayrıştırıcı dilden bir an önce uzaklaşması, birliğimizi pekiştirecek söylem ve adımlara ivedilikle geçilmesi gerekmektedir. Bununla beraber; demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk ve adalet, ekonominin doğru yönetilmesi için oluşturulacak iklimin ihtiyacı olan şeylerdir” ifadesini kullandı.

EKONOMİ İÇİN ÖNERİLERDE BULUNDU

Ekonominin bu sıkıntılı döneminde tasarruf tedbirlerinin bir an önce alınması, bazı uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesinin çok büyük önem taşıdığını anlatan Türkkan, ekonomiye güveni tesis etmek için şu tedbirlerin alınması gerektiğini savundu:

Demokratik parlamenter sisteme dönüş için hemen yeni Anayasa hazırlama çalışmalarına başlanmalıdır.

Başta AB olmak üzere sorunlu olduğumuz ülkeler ile ilişkilerin düzeltilmesi ve ülkenin ihtiyacı olan ekonomik çıkarlarımızın korunması için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tesis edilmelidir.

İLGİLİ HABERİYİ Partili Lütfü Türkkan'dan çok konuşulacak Suriyeli mülteci paylaşımıİYİ Partili Lütfü Türkkan'dan çok konuşulacak Suriyeli mülteci paylaşımı

Merkez Bankasının, siyasi baskılardan etkilenmeden, temel amacı olan fiyat istikrarına odaklanabilmesi için, para politikası konusundaki yöntem ve araç bağımsızlığı daha güçlü şekilde yeniden tesis edilmelidir.

Enflasyon hedeflemesi yapılmalı, piyasaların önünü görebilmesi sağlanmalıdır.

Maliye politikası, para politikası ile çelişmeyecek şekilde uygulanmalıdır.

Ekonomi ile ilgili tüm veriler gözden geçirilmeli, hatalı veya yanlış yayınlanan verileri düzeltilmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Kamu-Özel İş Birliği modeli gözden geçirilmeli ve bölgesel kalkınma ve istihdam amaçlı olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

Kamu Bankalarının kredi portföyleri ve bilançoları kapsamlı şekilde denetlenmelidir.

İLGİLİ HABERTürkkan: Bakanlar birer fotoğraftan ibaret!Türkkan: Bakanlar birer fotoğraftan ibaret!

Enerji, eğitim, sağlık ve dış politikada da önerilerini sıralayan Türkkan, 100 Günlük Acil Eylem Planı çerçevesinde, Türkiye Dayanışma Fonu kurularak, vatandaşların ödeyemedikleri için bankalar tarafından tahsilat şirketlerine satılmış olan tüketici kredisi, kredili mevduat hesabı ve kredi kartı borçlarının, en az yüzde 80’inin silinmesi gerektiğini öne sürdü.

Türkkan, dış politika da bölgede ve dünyada barışı önceleyen, aynı zamanda ulusal güvenliği ve milli menfaatleri merkezine alan gerçekçi, istikrarlı, çok yönlü, aktif bir politikanın izlenmesi gerektiğini bildirdi. AA

İspanyol BBVA: Türkiye’de ticari dinamikler iyi

Garanti Bankası’nın sahibi  İspanyol BBVA Türkiye’deki likidite durumunun tatminkar ve ticari dinamiklerin iyi olduğunu belirtti. BBVA, bankanın risk yönetimi ve yüksek oranlı enflasyona dayalı tahvillerin olduğu portföyünün TL’deki değer kaybının çeyrek dönemde sermaye oranın negatif 1.9 baz puan etkisini sınırladığını belirtti.

BBVA Meksika ve Türkiye’de temeldeki güçlü performansın para birimindeki değer kaybını telafi etmesiyle ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.3 artışla 1.31 milyar euro(1.53 milyar dolar) net kâr açıkladı.

‘MAKRO GELİŞMELER FARKLILAŞTI’

Garanti Bankası ise ikinci çeyrekte yüzde 23 artışla 1.9 milyar lira net kâr açıkladı. Garanti Bankası Yatırımcı İlişkileri Bölüm Başkanı Handan Saygın yatırımcı ilişkileri internet sitesinde yer alan açıklamasında, “İlk yarıdaki makro gelişmeler yılın başında tahmin ettiğimizden önemli ölçüde farklılaştı. Kurdaki yüzde 20’lik değer kaybının 500 baz puanlık faiz artışı ile birleşmesi geleceğe yönelik beklentilerimizi tekrar gözden geçirmemizi gerektirdi” dedi.

Banka buna karşılık 2018 için net ücret komisyon gelirlerindeki yıllık bekledikleri yüzde 11-12 büyümeyi yüzde 20’den fazla büyüme olarak güncelledi. Garanti Bankası, net ücret komisyonların yanı sıra net faiz marjının ve operasyonel giderlerin beklentilerden iyi seyretmesini, aktif kalitesindeki olumsuz etkileri dengeleyecek tampon olarak görüyor.

REUTERS-SOZCU.COM.TR

İLGİLİ HABERDoğuş, Garanti'deki hisselerini sattıDoğuş, Garanti'deki hisselerini sattı