Bakan: Çinliler, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne talip

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan,Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinde hissesi bulunan Astaldi’nin yaşadığı ekonomik sıkıntı nedeniyle hisselerini devretmek istediğini belirterek, “Hisselerine talipliler var. Astaldi’nin hisseleriyle ilgili değer belirlemesi yapılıyor. Bunların hepsi hem finans kuruluşu hem de idarenin onayına tabidir.” dedi.

Bakan Turhan, “2018 yılı değerlendirmesi ve 2019 yılı hedefleri”ne ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) düzenlediği basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul-İzmir Otoyolundaki işletmecilerin hisse devrine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Turhan, Karayolları Genel Müdürlüğünün Yap-İşlet-Devret (YİD) sözleşmelerinde yılbaşındaki kurlara göre yılda bir defa fiyat güncellemesinin yapıldığına dikkati çekerek, yıl boyunca bu fiyatın kullanıldığını bildirdi.

Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinin konsorsiyumunda Astaldi’nin bulunduğunu anlatan Turhan, şöyle konuştu:

ASTALDİ EKONOMİK SIKINTI YAŞIYOR

“Astaldi ekonomik sıkıntı yaşıyor, dünya genelinde. Hisselerini devretmek istiyor. Sözleşmesi gereği bu projeleri finanse eden bankaların, burada yapılacak her türlü hisse devri, hak devri, sözleşme revizyonununda bilgilendirmek ve onayını almak zorunda. Haklarının herhangi bir şekilde gasp edilmemesi için. Bununla ilgili şu anda piyasa değerlendirmesi yapılıyor. ‘Burası bir işletme bu şirketin değeri ne? Bundan sonraki değeri ne olacak?’ Hisselerine talipliler var. Kendi ortakları içinde de dışardan da var. Çinliler de ilgileniyor. Onlar da Astaldi’nin hisseleriyle ilgili değer belirlemesi yapıyorlar. Bunların hepsi hem finans kuruluşu hem de idarenin onayına tabidir.”

Bakan Turhan, Bakanlığın projesi olan Avrasya Tüneli’nde dolar kuru yılda iki defa güncellendiğini ifade ederek, ödenecek olan garantiye esas tutarın hesabında fiyatın iki defa belirlendiğini kaydetti.

HAZİNE KÖPRÜ VE TÜNEL ÜCRETİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Kuzey Marmara Otoyolu ile İstanbul-İzmir Otoyolu sözleşmelerinde yılda bir defa tutarın belirlendiğine işaret eden Turhan, “Bununla ilgili 2018’de yaşanan aşırı kur değişikliği nedeniyle firmalar bize müracat etti. Biz de bunu Hazine ile inceliyoruz. Burada mağduriyetin giderilmesi adına hem kamunun hem de görevli şirketin hak ve hukukunu koruma adına Hazine’deki arkadaşlarımızla nasıl bir çözüm yapılacağı konusunda çalışmalar devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Arışı kur artışı dolayısıyla görevli şirketlerin, finans kuruluşlarına yüksek faiz ödeme durumuyla karşı karşıya kaldığını anlatan Turhan, “Bunu biz, eğer kuru yılda iki defa yaptığımızda ne kadarlık avantaj sağlayacaksa görevli şirketin süresinden bunu keserek, kamunun hakkını korumak niyetindeyiz.” ifadelerini kullandı.

AA

 

İLGİLİ HABERYavuz Sultan Selim Köprüsü'ne yüzde 47 zamYavuz Sultan Selim Köprüsü'ne yüzde 47 zamİLGİLİ HABEROTOYOL AŞ: Zammı biz yapmıyoruzOTOYOL AŞ: Zammı biz yapmıyoruz

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı

Erdoğan yeni yıl mesajında şunları kaydetti:

“Değerli Vatandaşlarım,

Ülkemiz ve milletimiz bakımından çok önemli gelişmelerin yaşandığı 2018 yılını geride bırakıyor, yeni ümitler ve heyecanlar eşliğinde 2019 yılına giriyoruz.

Yeni miladi yılın, aziz milletimiz başta olmak üzere bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Geçtiğimiz yılı da, ülkemize ve milletimize hizmet yolunda, dolu dolu programlarla, çalışmalarla, ziyaretlerle, kabullerle geçirdik. Yurt içinde 55 ayrı ilimize, kimilerine birkaç defa gittiğimiz için, toplamda 90 ziyaret ziyaretimiz oldu. Yurt dışında da, ülkemizi ve milletimizi temsilen 27 ayrı ülkeye 29 ziyaret gerçekleştirdik. Ankara ve İstanbul’da çok yoğun çalışmalarım oldu. Türkiye’nin 2018’de de atılımlarını sürdürmesini için her türlü gayreti gösterdik. Milletimizin refah ve huzurunu artırmak, devletimizin itibarını yükseltmek için gösterdiğimiz çabaların neticelerini alıyoruz.

Her köşesinde dev yatırımların devam ettiği Türkiye, giderek güçlenen demokrasi kültürü, hukuk devleti kimliği ve artan birikimi ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekiyor. Bu yatırımların en önemlilerinden biri de 29 Ekim’de açılışını gerçekleştirdiğimiz İstanbul Havalimanı’dır. Cumhuriyet tarihimizin en büyük eserlerinden biri olan bu havalimanımızın ülkemize, milletimize, bölgemize ve dünyaya bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Ardı ardına açtığımız Şehir Hastaneleriyle, sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatıyoruz.

Ağustos ayında başlayan kur-faiz-enflasyon saldırısını, ekonomimizin güçlü yapısı ve aldığımız tedbirlerle kısa sürede bertaraf ettik. Türkiye’yi önce “kırılgan ekonomi” diyerek yaftalamaya, ardından da gerçekten “kırmaya” çalışanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bıraktık. İhracatımızı ve turist sayımızı tarihimizin en yüksek seviyesine çıkarmayı, cari açığımızı da son dönemin en alt düzeyine indirmeyi başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere, kritik sektörlerdeki tasarım, araştırma-geliştirme, üretim faaliyetlerini artırarak sürdürüyoruz.

Geçtiğimiz yılın en büyük kazanımlarından biri de, 16 Nisan 2017’deki halkoylamasında milletimizin teveccühüyle hayata geçen yeni yönetim sistemimizin ilk seçimlerini başarıyla gerçekleştirmiş olmamızdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen uygulamaya girmesiyle ülkemiz artık koalisyonlar, krizler, muhtıralar ve darbeler dönemini geride bıraktı.

İnşallah, demokrasimizin, ekonomimizin ve devlet kurumlarımızın daha istikrarlı ve etkin işleyeceği yeni bir dönemi başlattık. Milletimiz 24 Haziran’da sandıkta ortaya koyduğu iradeyle, Türkiye’nin demokrasisine, hak ve özgürlüklerine, 16 yıldır devam eden reformlarına sahip çıktığını gösterdi.

Bu seçimlerde şahsımı ve Cumhur İttifakı’nı tercih eden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ülkemizin büyümesi, gelişmesi, kalkınması ve hedeflerine ulaşması için yapılan bu tercihin, Türkiye’yi yepyeni ufuklara, 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarına taşıyacağına inanıyorum.

Kıymetli Vatandaşlarım…

Bölgemizde yaşanan hadiseler, bölücü terör de dâhil olmak üzere, pek çok sorunun kaynağıdır.

Türkiye’nin bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği, bizi diplomaside ve sahada daha aktif bir politika izlemeye yöneltti. Esasen Türkiye, Suriye krizinde, en başından beri insani ve ahlaki bir duruş sergilemiş, daima mağdurların ve mazlumların yanında yer almıştır.

Biz, bölgemizle birlikte tüm dünyada istikrarın, adaletin, hoşgörü ve barışın tarafında saf tutuyoruz. Bu anlayışla Kudüs’ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Kahire’nin, Trablus’un, Saraybosna’nın, Kırım’ın hukukunu savunuyoruz.

Medeniyetimizden ve ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz değerlerimiz bize birliği, beraberliği ve kardeşliği yüceltmeyi öğütlemektedir.

Bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye’nin hiçbir devletin toprağında, egemenliğinde, hakkında, hukukunda gözü yoktur. Bizim tek gayemiz; kendi milletimizi ve bölgemizde yaşayan kardeşlerimizi emniyete, huzura, güvenli bir geleceğe kavuşturmaktır.

Ülkemiz, bölgesindeki olayların müsebbibi değildir, kurbanı da olmayacaktır. Attığımız tüm adımları, bu anlayışla planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Suriye’deki gelişmeler, bu çabalarımızın neticeleridir. Irak’ın istikrarına katkı yapmaya da devam ediyoruz. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki haklarımızı koruma hususundaki kararlılığımızı hem siyasi alanda, hem de sahada gösteriyoruz. Hepsinden önemlisi, insani duruşumuzla dünyaya örnek oluyoruz.

Bugün 4 milyonun üzerinde mazlumu topraklarımızda misafir ediyoruz. Bu büyük kitle içinde her inançtan, her kökenden, her meşrepten, her mezhepten insan vardır. Çünkü biz, Yunus Emre’nin “YARADILANI SEVERİZ YARADANDAN ÖTÜRÜ” veciz ifadesinde olduğu gibi, kapımıza gelenlerin kimliğine değil, sadece insan olmalarına bakıyoruz. Milletimiz, sergilediği bu alicenaplıkla tüm dünyanın takdirini kazanmakla kalmamış, gelecek nesillere de iftihar vesilesi bir miras bırakmıştır.

Terör örgütlerine göz açtırmadığımız, terörle mücadelede tarihimizin en büyük başarılarını kazandığımız bir yılı geride bıraktık. Güvenlik güçlerimiz, ister dağlarda, şehirlerde, isterse sınırlarımız dışında olsun terör örgütlerinin tüm inlerine girerek, teröristleri imha ediyor. Buradan bir kez daha terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Geride bıraktıkları ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha 2019 yılının ülkemiz, milletimiz, bölgemizdeki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık, güvenlik ve refah içinde geçmesini temenni ediyorum.

Kalın sağlıcakla…”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Tuncay Özilhan: İflaslar başlarsa durum daha kötüye gider

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı bugün Ankara’da düzenlendi.

İşte toplantıda konuşma yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklamaları:

Dünyadaki krizlerin tarihi, neredeyse her seferinde krizleri tetikleyen faktörün siyaset kaynaklı olduğunu gösterir.

Ama siyasi olaylar her durumda ekonomik krize yol açmaz. Ekonomik temelleri sağlam, kamu bütçesi ve ödemeler dengesi açık vermeyen, bankacılık sektörü güçlü, denetim ve gözetimin iyi yapıldığı, merkez bankası ve diğer düzenleyici ve denetleyici kurumları özerk, kamu ve özel sektörde borçluluk oranları düşük olan ekonomiler krizlere dayanıklıdır.

Türkiye, biraz sonra daha detaylı yer vereceğim bazı sorunlara rağmen, 2001 krizinden sonra güçlendirilmiş olan ekonomik temelleri sayesinde, krizde önemli bir direnç gösterebiliyor.

Şirketler son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı bir model içinde idi. Bu şirketler şimdi zor durumda. Geçmişteki bir takım yanlış kararların bedeli ödeniyor. Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor.

‘EĞER İFLASLAR BAŞLARSA DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDER’

Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider.

Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır. İşsizlik bugünkü seviyelerinin üstüne çıkar. Yüksek işsizlik ve enflasyon halkın satın alma gücünü düşürür. Düşen talep şirketler kesimini daha da zora sokar.

‘KREDİ KAPASİTESİ HEPTEN DARALIR’

Bankaların bilançolarında sorunlu alacaklar artar ve kredi kapasitesi hepten daralır. Bu ihtimalin önüne geçilmesi için finans sektörünün doğru araçlarla desteklenmesi mutlaka gündeme alınmalı.

Reel sektör ve bankacılık sektörünün bir sarmal halinde aşağı çekilmesi önlenmeli. Belli bir süre için büyüme hızında sert bir düşüş kaçınılmaz görünüyor. Önemli olan bundan sonra ekonominin sağlıklı bir büyüme patikasına girmesi. Sağlıklı büyüme üretimden geçer. Üretimde yaratılan katma değeri artırmadan istikrarlı bir büyüme sürecine giremeyiz.

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor, her kademede kararlar bir üst merciye devrediliyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Bakanlıklarımızda sistemin henüz tam oturmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar olduğunu ve bürokraside bundan kaynaklı rehavet olduğunu biliyoruz.” İnşallah, bu sıkıntılar kısa sürede aşılır ve güçlü bir geleneği olan bürokrasimiz yeniden etkin bir şekilde çalışmaya başlar.

İLGİLİ HABERTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklamasıTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklaması ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Altın fiyatlarında düşüş sürüyor! Düşen gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları yatırımcılar tarafından ve altın hediye etmeyi planlayan vatandaşlar tarafından merakla araştırılıyor. Altın fiyatlarının hızlı hareketi son haftalarda duruldu ve altın fiyatları düşüş yönnünde bir seyir izlemeye başladı. İşte çeyrek ve gram altında günün fiyatları…

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM – 28 KASIM

Çeyrek altın 28 Kasım tarihinde, 328,96 TL’den alınıp, 336,46 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 205,57 TL’den alınırken 205,61 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.363,00 TL’den alınırken, 1.384,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 655,86 TL’den alınıyor ve 672,91 TL’den satılıyor.

altın fiyatları sözcü ile ilgili görsel sonucu

ALTIN NASIL DEĞERLENİR?

Altın fiyatları talebin fazla olması ya da satın alma durumunda yükselirken tam tersi durumda da altın fiyatları düşer. Bu durum altın fiyatlarını etkileyen en basit durumken altın fiyatlarının yükselmesinin ana nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz :

Küresel ve yerel enflasyon

Enflasyon; fiyat genel seviyesinde oluşan artışı gösteren ölçüt olarak tanımlanır. Eğer enflasyon yüksek ise paranızın alım gücü düşer. Küresel enflasyonda da para biriminin alım gücü düşüş gösterir. Bu durumda altın fiyatları her zaman yükseliş trendi içinde olmuştur. Para biriminin alım değeri düştüğü için altın fiyatları artar ve siz paranızla aynı miktarda altın alamazsınız. Bu nedenle küresel ve yerel enflasyon altın fiyatlarının en büyük düşmanıdır.

Küresel likitide

Likitide borsa programlarında sürekli duyduğumuz bir terimdir. Likitide; nakit akışı anlamına gelen bir borsa terimidir. Likitidenin artış göstermesi altın fiyatlarını doğrudan etkiler ve altın fiyatları yukarı doğur bir trend içine girer. Altın miktarı sabit iken altın maliyetinin artmış olması ve piyasa da paranın daha fazla olması altın fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu nedenle küresel likitide altın fiyatlarını doğrudan etkileyen bir etkendir.

Altın stok durumu

Dünya üzerinde belirli miktarlarda altın stoğu mevcuttur. Yeni altın kaynakları bulunmadığı dönemlerde mevcut stok azalma gösterir ve altın fiyatları bu dönemde olağanüstü artış gösterir. Bu durum genelde düğün mevsimi olarak bilinen yaz aylarına girmeden ortaya çıkar. Bu dönemde altın alımları dünya genelinde en yüksek derece de gerçekleştiği için altın fiyatları muazzam derece de artış gösterir.

Küresel Riskler

Altın bir yatırım aracı olarak her devirde değerini koruyan ve zarar ettirmeyen bir meta olduğu için tercih edilir. Ancak altın fiyatlarını etkileyen ve altın fiyatlarının yükselmesine neden olan küresel risklerdir. Altın en kolay nakite çevrilebilen ve dünyanın her yanında işlem gören bir cevher olduğu için her insan yatırım amacı olarak altın satın alır. Özellikle küresel risklerin, savaşların olasılığının artması ile insanlar döviz fiyatlarına güvenmeyip nakitlerini altına çevirerek altın satın alırlar. Altın satın alımları piyasa da altın daralmasına neden olur ve altın fiyatlarının aşırı derece de artmasına neden olur.

Reel faiz oranları

Reel faiz ; elde tutulan para nın elde tutulmasının maliyeti olarak bilinir. Bu nedenle elinizde tuttuğunuz altının da elde tutulma maliyeti mevcuttur.Özellikle küresel reel faizler arttığında yerel reel faizler de artış gösterir. Bu durumda insanlar ve yatırımcılar nakitlerini altına çevirerek nakit tutma maliyetini ortadan kaldırmak ister. Nakitlerin altına çevrilmesi işlemleri piyasa da altının azalmasına ve doğrudan fiyatlarının artmasına neden olur.

Bu etkenler altın piyasasını olumsuz olarak etkileyerek altın fiyatlarının yükselmesine neden olurken altın fiyatlarının düşmesini sağlayan ve altın fiyatlarına doğrudan etkisi olan durumları da şöyle sıralayabiliriz;

ALTIN FİYATINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Altın üretim ve yatırım amaçlı kullanılan aynı zamanda da uluslararası piyasalarda işlem gören bir yatırım aracıdır. Altının fiyatını etkileyen faktörler, altının arz ve talebini etkileyen faktörlerdir. Bunlar ise;

1- Mücevher talebi başta olmak üzere altına olan endüstriyel talep,

2- Madencilik şirketlerinin altın çıkarma maliyetleri,

3- Altın arz ve talebinde ağırlıkları yüksek olan ülkelerin jeopolitik durumları,

4- Petrol ve diğer emtiaların fiyatları,

5- Merkez bankalarının altın alış ve satış işlemleri,

6- Merkez bankalarının para politikaları,

7- Reel faiz hadleri,

8- Enflasyon oranları,

9- Dünya ekonomilerinin büyüme hızları,

10- Altın üreticilerinin hedging işlemleri,

11- Altının işlem gördüğü vadeli piyasalardaki kısa ve uzun pozisyon miktarı,

12- Spekülatif amaçlı işlemler,

13- ABD Doları’nın diğer para birimleri karşısındaki değeridir.

Dolar/TL ne kadar oldu? (29.11.2018)

Dolar/TL Kasım ayı başından bu yana 5.20-5.50 bandında dalgalanıyor. TCMB ve hükümet tarafından son dönemde atılan adımlar, ABD ile ilişkilerin iyileşmesi ve petrol fiyatlarındaki gerileme dolar/TL’nin kademeli bir şekilde Ağustos ayında gördüğü zirve öncesindeki seviyelere dönmesine neden oldu. Dolar/TL 13 Ağustos’ta 7.24 ile tarihi zirvesini görmüştü.

29 KAS 08:05 29 KAS 08:05 Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL 5.2118/5.2110'den, Euro/TL 5.9457/5.9440'den işlem görüyor.

 

Bankacılar petrol fiyatlarındaki düşüşün enerjide neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Türkiye ekonomisi için avantaj olduğuna dikkat çekiyorlar. Analistler düşüşün, Türkiye’nin enerji faturasındaki azalış ve dolayısıyla cari açıktaki düşüşe, şirketlerin üretim maliyetleri ve manşet enflasyona doğrudan etkisine dikkat çekiyorlar.

REUTERS

Skoda faizleri sıfırladı!

Tüm Skoda modellerinde, yüzde 0 faiz ile kredi kampanyası, yüzde 5 fiyat indirimi, ÖTV avantajı ve 8.000TL’ye varan hurda teşviki fırsatı otomobil sahibi olmak isteyenleri bekliyor. 78 bin TL başlangıç fiyatına sahip Fabia ve 103 bin 400 TL’den satışa sunulan Rapid modelinde 30.000 TL’ye 12 ay yüzde 0 faiz fırsatı bulunuyor.

skoda-fabia

Markanın en önemli modeli olan ve 106 bin 700 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulan Octavia, 150 bin 100 TL’den başlayan fiyatlara sahip Karoq ve 172 bin TL’den satışa sunulan Kodiaq SUV modellerine ise 60.000 TL’ye 12 ay yüzde 0 faiz ile kredi fırsatı ile ulaşmak mümkün.

skoda-octavia

Skoda Superb ise 100.000 TL’ye 12 ay 0 faizli kredi kampanyası ile çok daha cazip hale geliyor. Superb modeli, Kasım ayı boyunca 138 bin 700 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

İLGİLİ HABERÖTV ve KDV indiriminden sonra işte markaların indirimleri!ÖTV ve KDV indiriminden sonra işte markaların indirimleri!

 

İLGİLİ HABERBorusan Otomotiv'den ek ÖTV indirimi!Borusan Otomotiv’den ek ÖTV indirimi! ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

TBB Başkanı Aydın: Para piyasalarında oynaklık azaldı

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

* Bankacılık sektörü olarak dış kaynak girişinin sürmesi için olup-bitenin banka bilançolarına etkisi üzerine yatırımcılarla ve yurtdışı piyasalarla görüşmeye devam ediyoruz

* Kredilerin çevrilmesi için sürekli müşterilerle iletişim içindeyiz; tüm çabamızla kredi kanallarını açık tutmaya gayret gösteriyoruz

* Disiplini elden bırakmadan dengeleri sağlam kurmak gerekiyor, bir yandan döviz gelirlerimizi bir yandan da tasarrufları artırmamız gerekiyor

* Para piyasalarında oynaklık azaldı, faiz oranlarında aşağı yönlü seyir var… Bankaların yurtdışı borçlanmalarını çevirme oranları önemli ölçüde başarılı oldu

* Kişisel veya sektörel sorunlarımızı ülke sorunu haline getirmemeliyiz; talep ve önerilerde rasyonel olmalıyız

REUTERS

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Skoda Superb’de faiz sıfırlandı!

Skoda Superb, 100.000 TL’ye 12 ay yüzde 0 faizli kredi kampanyasının yanı sıra yüzde 5 özel fiyat indirimiyle de çok daha cazip hale geliyor. Kampanya Ekim ayı boyunca tüm Skoda Yetkili Satıcılarında geçerli olacak! Superb ülkemizde 1.4 TSI, 2.0 TSI, 1.6 TDI motor seçenekleriyle satın alınabiliyor. Ayrıca her motor seçeneğini otomatik şanzımanla da satın alabiliyorsunuz. Superb’in başlangıç fiyatıysa 161 bin 900 tl!

İLGİLİ HABEREkim ayı kampanyaları hız kesmeden devam ediyorEkim ayı kampanyaları hız kesmeden devam ediyor ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

McKinsey Türkiye’ye neden davet edildi, anlaşma nasıl rafa kalktı?

Dr. Mahfi Eğilmez’in BBC Türkçe’de yazdığı yazıya göre; Enflasyonun yüksek çıkması gündemi değiştirince danışmanlık konusu biraz gerilere düştü. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın McKinsey’den danışmanlık alınmayacağı açıklaması bir kez daha bu kuruluşu gündemin başköşesine çekti. Son aylarda sendikasyon kredilerini yenilemekte zorlanan bankalara bu sendikasyonları yapacak olan yabancı banka ve finans kuruluşlarının, Türkiye’nin IMF ile bir program içine girmesini önerdikleri biliniyor.

KOLAY BİR YOL DEĞİL

Anlaşılan o ki yabancı banka ve finans kuruluşları bizden giden bilgilere ve verilere güvenmiyor, tarafsız bir görüşe ihtiyaç duyuyor ve IMF’yi bu bilgi ve veriler için bir çeşit gözetim mercii olarak işin başında görmek istiyor. Ne var ki bu söylendiği kadar kolay bir yol değil. Kolay olmamasının iki nedeni var. İlk olarak hükümet böyle bir öneriyi kabul etmiyor. Hükümetin bunu kabul etmemesinin altında geçmişte yapılan açıklamalar yatıyor. Hükümet yetkilileri, yıllarca, IMF ile düzenlemeden çıkılmasını ekonomi yönetimindeki başarının bir kanıtı olarak anlattılar. IMF’den çıkılması bir yana, IMF’ye borç verme aşamasına gelindiğini ifade ettiler.

ABD’NİN BÖYLE BİR HAKKI YOK

Yeniden IMF’ye başvurulması bu başarının bitmiş olduğu imajını yaratabileceği için bu yola gidilmesi bu aşamada pek mümkün görünmüyor. İkinci olarak da IMF ile bir düzenleme içine girilmesi artık sadece bizim isteğimize bağlı bir seçenek değil. Çünkü ABD yönetimi, geçtiğimiz ay, Kongreden geçirdiği bir yasa ile IMF gibi uluslararası kuruluşların Türkiye’ye mali destek vermesini yasakladı. Aslında ABD’nin böyle bir hakkı yok. Bu yasal düzenleme sadece ABD’nin IMF İcra Direktörleri Kurulunda oy kullanacak olan temsilcisini bağlar. IMF’de bir ülkeye destek verilip verilmemesini kararlaştıran icra direktörleri kurulunda ABD’nin oyu 24 oydan biridir. O nedenle ABD’nin tek başına Türkiye’yi engelleme imkânı bulunmuyor.

deeeee

Dr. Mahfi Eğilmez

Buna karşılık ABD’nin Türkiye’ye destek verilmesine karşı çıkması diğer bazı icra direktörlerinin de muhalif kalmasına ve Türkiye’nin IMF ile bir düzenlemeye girmesinin engellenmesine yol açabilir. ABD, yüzde 16,5 pay ile IMF’de en yüksek kotaya sahip ülke konumunda bulunduğu için 2019’da tamamlanacak kota artışını onaylamaması IMF’yi madden güç duruma düşürebilir. Diğer icra direktörleri ister istemez ABD’li icra direktörünün etkisinde kalabilir. Bu iki nedenle IMF ile bir işbirliğine girilmesi Türkiye açısından bu aşamada bir seçenek oluşturmuyor.

YABANCI YATIRIMCIYA GÜVEN AŞILAMAK

457 milyar dolar dış borcu, bir yıl içinde çevirmesi gereken yaklaşık 230 milyar dolarlık dış yükümlülüğü bulunan Türkiye’nin dış finansmana erişim için aradığı çözümün yeni kurulacak birim için alınacak danışmanlık meselesiyle gündeme gelmiş olduğu anlaşılıyor. Yabancı banka ve finans kuruluşlarının beklentisi hükümete danışmanlık yapması konusunda anlaşmaya varılan McKinsey şirketinin bir yandan da dolaylı olarak, kendilerine verilecek raporlarda yer alacak bilgilere ve verilere göz kulak olmasıydı.

Yabancıların bu beklentisine karşılık verecek açık ya da zımni bir düzenleme var mı bilinmiyor ama borç verecek olanların beklentisinin bu olduğu anlaşılıyor.Ne var ki işler tam bu aşamadayken Cumhurbaşkanının açıklaması gelince McKinsey’in danışmanlık meselesi karıştı. Bu durumda McKinsey’den danışmanlık alınıp alınmayacağı, alınmayacaksa kendilerine para ödenip ödenmeyeceği bilinmeyen konular arasına girdi. McKinsey’in danışmanlık alınmak üzere davet edilmesi bana göre yanlıştı. Türk bürokrasinin bu konuda birikimli, yetişmiş pek çok elemanı var. Eskiden bu görevleri Devlet Planlama Teşkilatı uzmanları yapar, Hazine, Maliye ve Merkez Bankası’nın elemanları da onlara yardım ederdi. Bu elemanların hepsi bir yerlere dağıtılmadığına göre onlardan bir ekip oluşturmak yerine yabancı bir danışman tutulmasının tek gerekçesi bizim elemanların yazacaklarına yabancıların güvenmemesi olabilir. Ki bu duruma nasıl geldiğimiz de ayrı bir soru işareti. McKinsey’in gönderilmesi çağırılmasından daha da tuhaf bir durum yaratıyor. Çünkü 10 gün arayla aynı konuda aynı hükümet iki farklı karar almış oluyor.

MCKİNSEY PİYASALARA NASIL YANSIR

Bu çelişkili durumun risk artışına yol açacağı çok açık. Büyük olasılıkla bu açıklamaların ardından TL değer kaybedecek, Türkiye’nin risklerini gösteren CDS primi yükselecek. Riskleri düşürmesi umuduyla davet edilen McKinsey’in risk artışına yol açarak gidiyor olması başlı başına tuhaf bir durum. Türkiye’nin dış borçları o kadar yüksek değil. Bu alandaki asıl sorun bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış yükümlülük miktarının yüksekliği (yaklaşık 230 milyar dolar) 2019’da Fed’in 3 kez daha faiz artıracağı ve piyasadan 600 milyar dolar daha çekeceği dikkate alındığında bu büyük tutar bu tür çelişkilerle birleştiğinde dış kreditörlerin Türkiye’ye sıcak bakmalarının önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

Dış borçlanma belirli bir noktayı geçince bağımsızlık sorunları yaratmaya başlar. Osmanlı İmparatorluğu’ndan devir alınan dış borçları ödemek zorunda kalan Cumhuriyetin ilk kuşaklarının dış borçlanmadan uzak durmasının, hızlı büyümeden çok yerel olanaklarla büyümeyi tercih etmesinin nedeni asıl olarak buydu. Osmanlı tarihi sadece kılıç kalkandan, fetihlerden, saraydaki ihtişamdan ibaret değildir. İmparatorluğun özellikle son 200 yılı çok sayıda finansal dersle doludur. Ertuğrul’un, Kanuni’nin, Abdülhamid’in dizilerinin yanında Tarhuncu Ahmet Paşa’nın başına gelenler de televizyon dizisi yapılsaydı belki bu derslerden yararlanmak mümkün olurdu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.