Kocaoğlu: Aday olsaydım İZBAN’da yüzde 22’yi bile vermezdim

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Menemen’in Yahşelli ve Göktepe mahallelerine hizmet verecek olan Emiralem yağmur suyu ve atık su şebekesi altyapı çalışmalarının başlaması nedeniyle, Menemen’deki bir özel okulun bahçesinde tören düzenledi. Yağmurlu ve soğuk havaya rağmen, bazı ilçe belediye başkanları ile çok sayıda vatandaşın katıldığı tören, halk oyunları ekibinin gösterisi ile başladı.

FOTO:DHA

FOTO:DHA

Menemen Belediye Başkanı CHP’li Tahir Şahin, ev sahibi olarak ilk konuşmayı yaptı. Kocaoğlu ile 2004 yılından bu yana çalıştığını söyleyen Şahin, “Aziz Kocaoğlu deyince akla çalışkanlık, namuslu adamlık, dürüstlük geliyor. Aziz Kocaoğlu deyince akla üretmek, köylüye, milletine hizmet etmek geliyor. Aziz Kocaoğlu böyle bir adam. Bulunması zor bir adamdır. Çalışması zor ama keyifli bir adamdır Aziz Kocaoğlu. İlçemize inanılmaz hizmetler etti. İzmir’in 30 ilçesine, merkezine, çevresine inanılmaz hizmetler etti” dedi.

‘DÖN AZİZ BAŞKAN’

Menemen’de köylülerin ürününü çok daha rahat toplayabildiğini ifade eden Başkan Şahin, Aziz Kocaoğlu’nun bir süpermarketler zinciri ile yeni bir kooperatif anlaşması yaptığını söylediğini aktararak şöyle devam etti:

“Vatandaş ürününü 1 yerine 2 liraya satma noktasına geliyor. Bugün buruk bir tören yapıyoruz ama inşallah bu burukluk gidecek. Aziz Kocaoğlu 4 ay önce aday olmayacağını açıkladı. Ben de aday olmazsa ‘Vay halimize’ demiştim. Hâlâ, ‘Aziz Kocaoğlu aday olmazsa vay halimize’ diyorum. İkili sohbetlerimde de anlatmaya çalışıyorum. Geçen gün, ‘Bu ülke, bu İzmir için kendimi yakarım’ dedi. Çok güzel bir cümleydi, çok hoşuma gitti. Mecazi anlamda söylenmiş bir cümle. İzmir için kendini yakmak gerekiyorsa Aziz Kocaoğlu İzmir için kendini yaksın. ‘Dön Aziz Başkanım’ diyorum. Dön Aziz Kocaoğlu.”

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İZSU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, AŞIRI YAĞIŞLARDA KENT İÇİNDEKİ CADDE VE SOKAKLARDA YAŞANAN SIKINTIYI ÇÖZMEK İÇİN SÜRDÜRDÜĞÜ ÇALIŞMALAR KAPSAMINDA MENEMEN YAHŞELLİ, GÖKTEPE VE EMİRALEM'DE 15,5 MİLYON TL TUTARINDA YATIRIM BAŞLATTI. FOTO:İHA

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İZSU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, AŞIRI YAĞIŞLARDA KENT İÇİNDEKİ CADDE VE SOKAKLARDA YAŞANAN SIKINTIYI ÇÖZMEK İÇİN SÜRDÜRDÜĞÜ ÇALIŞMALAR KAPSAMINDA MENEMEN YAHŞELLİ, GÖKTEPE VE EMİRALEM’DE 15,5 MİLYON TL TUTARINDA YATIRIM BAŞLATTI. FOTO:İHA

‘DAVAYA MÜDAHİL OLMA HAKKI YAKALADIK’

Daha sonra kürsüye çıkan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise Menemen’in Alaniçi Mahallesi’nde kurulmak istenen taş ocaklarına karşı olduklarını belirterek sözlerine başladı. Kocaoğlu, “Baraj havzalarında kalker ocağı açılabilir diye bir mevzuat değişikliği yapıldı. Bu değişiklikten dolayı bizim dava açma hakkımız yoktu. Ama ÇED değerlendirme raporu alınırken İZSU’ya görüş sorulmadığı için İZSU bu görüş hakkından dolayı davaya müdahil olma tutanağını yakaladı” dedi.

İZBAN GREVİNE DEĞİNDİ

Başkan Aziz Kocaoğlu, 10 Aralık Pazartesi günü İZBAN’da başlayan greve de değinerek, şunları söyledi:

“Sendika başkanının bir açıklaması var; ’70 yıllık sendikayız, 3 defa grev yaptık.’ Güzel, 70 yılda 3 grev. Birini bilmiyorum. İkincisi 2 sene önce İzmir’de, üçüncüsü de yine İzmir’de yapılmakta. Bu sendikanın nerelerde grev yapma özgürlüğüne, nerelerde mücadele etme özgürlüğüne sahip olduğunu gösteriyor. Ben sendikal mücadeleye karşı değilim. Taşeronu Türkiye Cumhuriyeti’nde bir günde kaldırıp, belediye bünyesine alan belediye başkanıyım. Benim karşı olduğum; sendikanın çifte standardıdır. Bunun altını da çizmek istiyorum. Bu tarih itibarıyla 15 yıldır verdiğimiz çabalar sonucunda İzmir ulaşımında alternatifler yarattık. İZBAN grevinde ESHOT’un otobüs seferlerini ayarlaması, metronun sefer sıklıklarını artırması, tramvayın sefer sıklıklarını artırması, bir de can alıcı hatlara 3 tane yeni minibüs hattını geçici olarak sağlayarak biz bugün itibarıyla, bilemediniz yarın itibarıyla grevin hemşehrilerimize verdiği rahatsızlığı İzmir halkının gücüyle, kendi gücümüzle aşmış durumdayız.”

FOTO:İHA

FOTO:İHA

‘YÜZDE 65 İSTİYORLAR’

Konuşmasının devamında grevin bir hak olduğunu söyleyen Başkan Kocaoğlu, “Ama sene 2018, aylardan Aralık, yani son ay. 2018 yılı içinde memleketimin sınırları içinde yüzde 22 oranında devlette, özel sektörde, belediyelerde verilmiş bir zam var mı, yok mu? Ne istiyorlar? Yüzde 65. Ben merkezi hükümetin ekonomik politikası, ücret zamlarına ilişkin politikasıyla bizim politikamızın paralel olması gerektiğini hem Ankara’da hem de açıklama yaparak belirttim. Sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. El birliğiyle çalışmak durumundayız. Yerel seçim arifesinde hükümet ayağını ve belediye ayağını sıkıştırarak, güya başka hiçbir yerde yapamadığın sendikacılığı burada yapma hakkın yoktur. Başka hiçbir yerde yapamadığın grevi burada yapma hakkın yoktur.”

‘ADAY OLSAYDIM YÜZDE 22’Yİ BİLE VERMEZDİM’

31 Mart yerel seçimlerinde aday olmadığını anımsatan Kocaoğlu, “Ben eğer 31 Mart’ta aday olsaydım o yüzde 22’yi de vermezdim” dedi. Aday olmadığını ve ücret zamları anlaşmazlığının kendisinden bilinmemesi gerektiğini söyleyen Kocaoğlu, her şeyin bir sınırı olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

“Yüzde 22 zam verilmiş bir örnek göstersinler. Refah payı diyorlar. Refah payı ekonomi büyürken alınır, ekonomi küçülürken herkes ceremesini çeker. Biz de 15-20 gündür genelge yayınladık, tasarruf tedbirleri üzerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında radikal kararlar almak durumundayız. Herhangi bir büyük şirket, esnaf, ticaret erbabı gelirini 2018 yılında yüzde 22 arttırdıysa, bana da gelip bunu ispat ediyorsa ben o zaman sizin, sendikanın önünde şapka çıkartırım. Çiftçinin, esnafın hali ortadayken, konkordatolar mısır patlar gibi patlarken kimse kusura bakmasın. Ben belediyemi, devletimi, bağlı şirketleri korumak zorundayım. Ben faniyim, bizi yönetenler de fani. Baki olan ülke, devlet.”

‘GENEL BAŞKAN’IN SÖYLEDİĞİNİ AŞMIŞ DURUMDAYIZ’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yeni yıldan itibaren CHP’li belediyelerde asgari ücretin 2 bin 200 lira olacağına dair sözlerini de hatırlatan Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Toplu sözleşme yapmadan şu anda İZBAN’da ortalama ücret 2 bin 273 liradır, 264 lira yol parası hariç. Zamla beraber bunu yüzde 22 ile çarparsanız rakam ortada. Söylediklerimin Genel Başkan ile çeliştiğini söylüyorlar. Biz zaten Genel Başkan’ın söylediğini aşmış durumdayız.”

‘İZMİR’LE UĞRAŞMAYA ÇOK HEVESLİLER’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken, performans düşüklüğü gerekçesiyle işten çıkarılan ve önce Konak’ta ardından da CHP Genel Merkezi önünde oturma eylemi yapan Mahir Kılıç’a dair de ilk kez konuşan Başkan Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Bunu parti ayrımı yapmadan söylüyorum; Siyasetçiler İzmir ile uğraşmaya çok hevesliler. Belediyeyi finansmanından yatırımına, halkla ilişkilerine, planlamasına varıncaya kadar belediye başkanının başkanlığında ekip yürütür. Halkına 5 senede bir hesap verir. Ben o hesabı 2 defa verdim. 3 defa seçildim, 2 defa hesap verdim. Kimsenin bize kentin nasıl yönetileceği konusundaki tavsiyelerinde haddini aşmasına da asla ve asla izin vermeyiz. Mahir diye bir arkadaş, ESHOT’ta çalışıyor, birçok problemi var, işe gelmiyor, daire başkanını dövüyor, tehdit ediyor. Disiplin kurulunda sendikadan da bizim arkadaşlarımızdan da temsilciler var. Oy birliğiyle işten çıkarılıyor. Sonra sendika kökenli bir arkadaşımız milletvekilliği sözünü aldıktan sonra, ‘Ben sizi Genel Başkan’la görüştüreceğim’ diyor. Ortalığı karıştırdı.”

‘AZİZ’İ KÖTÜLEMEK İÇİN ANKARA’YA GÖNDERDİĞİNİZ ADAMLAR VAR’

‘Aday değil diye çalışmıyor’ denilmemesi için en fazla kendisinin çalıştığını ifade eden Aziz Kocaoğlu, “Kimseyle derdim yok, ben partiliyim. 1954 seçimlerinde 6 yaşımda oy pusulası dağıtmış bir partiliyim. Benim sertliğimi bilmem neyimi sorgulayabilirsiniz ama partililiğimi sorgulayamazsınız. Kimsenin hakkı da haddi de değildir” dedi. Sözü daha sonra Balçova arsa mağdurlarına getiren Kocaoğlu, şunları söyledi:

“Geldiğim günden bu yana uğraştım. Bunlara plan yaptım. ‘Her kişiye bir daire çıkacak şekilde artı 500 daireye müteahhide verirler, üstünü öderler, ev sahibi olurlar’ dedim. Her şeyini ben yaptım. Riskli alan çok olduğu için ‘Bu yerleşim planını kabul ederseniz bu iş olur’ dedik. Oyunlar köyündeki emsalin aynısını verdik. Şimdi gitmişler Ankara’ya. Millet Ankara’ya adam gönderiyor. Ha babam gönderiyor, gönderin bakalım en olacak? Kime zarar veriyorsunuz? Ankara’ya şov yapmak için, Aziz’i kötülemek için gönderdiğiniz adamlar var. Böyle olur mu ya, bu olur mu?”

‘SANKİ MEMLEKETİ SATTIK’

Aday olmamakla son derece doğru karar verdiğine inandığını vurgulayan Aziz Kocaoğlu,  Kültürpark’ta bulunan eski İZFAŞ binasının, özel bir üniversiteye tahsis edilmesinin ardından başlayan tartışmalara dikkat çekti. Yapılan eleştiriler üzerine konuşan Aziz Kocaoğlu, şöyle dedi:

“Kültürpark’ta 50 çocuk 3 sene tıp teorisini görecek, hastanede staj görecek. 50 tane tıp öğrencisi orada eğitim görecek. Ortalık ayağa kalktı. Sanki memleketi, Kültürpark’ı sattık. Boş binamız var, adam geldi istedi, verdik. Yok efendim şöyle böyle… Ne var bunda?”

‘NEDEN PAÇALARIN TUTUŞUYOR’

Hakkında, ‘İstifa resti’ çektiği yönünde haberlerin çıktığını belirten Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bu haberlerin uydurma olduğunu, ortalığı karıştırmak için yapıldığını savundu. Artık aday olmayacağını açıkladığını anımsatan Kocaoğlu, “Olduk dış kapının dış mandalı. ‘İzmir için kendimi yakarım’ yönündeki açıklamam, tekrar belediye başkanı olmak anlamını içermiyor. Bu, kent için her türlü fedakârlığı yaparım anlamına gelmektedir. AKP İl Başkanı bilmem ne demiş. Niye endişe ediyorsun, niye hemen paçaların tutuşuyor? Kusura bakma, ben yokum ama seçimi kazanacağım. O da benim boynumun borcu diye konuştu.

‘BENİ GAGALAMAYA ÇALIŞIYORLAR’

CHP’den Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı olan bazı isimlerin, kendisini ‘gagalamaya’ çalıştığını söyleyen Aziz Kocaoğlu, herkesin aday adayı olma hakkının bulunduğunu belirterek, “Büyükşehir aday adaylarının bazıları beni gagalamaya çalışıyor. Bu taş uzaktan da geliyor en yakından da geliyor. Yahu kardeşim ben gitmişim, benim en son burada bir gücüm varsa beni yanına al çalıştır. Aynı partinin belediye başkan adayını kötüleyerek bir yere gelemezsin. Siyaset kitabında, aritmetiğinde böyle bir şey yok. Bu ne çılgınlıktır. Ben cevap vermiyorum. Hepsine veririm de İzmir ve partim için vermiyorum. Ama benim de ne adam olduğumu burada herkes bilir. Eğer kantarın topuzunu kaçırırlarsa ondan sonra vay halinize” dedi.

DHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Dolar/TL ne kadar oldu? (29.11.2018)

Dolar/TL Kasım ayı başından bu yana 5.20-5.50 bandında dalgalanıyor. TCMB ve hükümet tarafından son dönemde atılan adımlar, ABD ile ilişkilerin iyileşmesi ve petrol fiyatlarındaki gerileme dolar/TL’nin kademeli bir şekilde Ağustos ayında gördüğü zirve öncesindeki seviyelere dönmesine neden oldu. Dolar/TL 13 Ağustos’ta 7.24 ile tarihi zirvesini görmüştü.

29 KAS 08:05 29 KAS 08:05 Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL 5.2118/5.2110'den, Euro/TL 5.9457/5.9440'den işlem görüyor.

 

Bankacılar petrol fiyatlarındaki düşüşün enerjide neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Türkiye ekonomisi için avantaj olduğuna dikkat çekiyorlar. Analistler düşüşün, Türkiye’nin enerji faturasındaki azalış ve dolayısıyla cari açıktaki düşüşe, şirketlerin üretim maliyetleri ve manşet enflasyona doğrudan etkisine dikkat çekiyorlar.

REUTERS

Ergenekon’da mütalaa veren savcıdan çarpıcı FETÖ tespiti

Fetullahçı Terör Örgütü kumpaslarından olan Ergenekon Davası’nda duruşma savcısı esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Mütalaasını İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunan savcı, “Ergenekon adlı bir örgütün varlığı ispat edilememiştir” dedi. Savcılık görüşünde Ankara’da 2014 yılında hazırlanan “FETÖ Çatı” davasının iddianamesinde Ergenekon Davası ile ilgili yapılan tespite yer vererek şu ifadeleri kullandı: “Ergenekon Davası FETÖ için geçmişteki pis işlerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir.” İşte o tespitler:

“TARAF GAZETESİ’Nİ KURDULAR”

Ergenekon komplosunun en önemli ayaklarından birisini de liberaller ile olan ittifak oluşturur. Cemaat, liberallerin desteğini ve onların yönlendirilmelerini komplonun önemli bir unsuru olarak gördüğü için, ‘Taraf’ adında bir gazete kurmuş, kendi medyalarında da liberal aydınlara yer açarak onların entelektüel birikimlerini kendi psikolojik harekatlarının bir parçası yapmıştır.

Türkiye’de liberal demokrat kesimler farkında olmadan cemaatin ideolojik etkisi altına girmişlerdir. Liberal aydınlar, Fetullahçılara Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bastırılmasından sonra demokratik reformların gerçekleşeceğini sanarak bu desteği vermiştir. Ergenekon komplosu, teorik ve plan düzeyinde cemaatin stratejistleri tarafından 2005 yılında hazır hale getirilmişti.Ergenekon Davası iki temel aşamadan oluşan bir komplodur. Birinci aşama, terör eylemleri ve ajanlar aracılığıyla ‘somut delil üretme’ aşamasıdır. İkinci aşama ise, birinci aşamaya dayanılarak ‘Ergenekon Davası’ aracılığıyla ‘bastırma’ aşamasıdır. Bu bastırma ise daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde olmuştur.

“2007’DE HAYATA GEÇİRDİLER”

Ayrıca komploya karşı çıkan ve ihaneti görmesi muhtemel siyasi yapıların, gazetecilerin, aydınların, bastırılmasını öngörülmüştür. FETÖ, Ergenekon Davası aracılığıyla bastırmayı bilerek gazeteci ve aydınlara kadar genişletmiştir. Amaç dışarıda kalanlara gözdağı vermektir.Basın yayın ve muhalif görüşler devre dışı bırakılmış, sivilleşme ve askeri vesayetten kurtulma adına örgüt, bütün devlet kurumlarında kadrolaşmış ve yerleşmiştir.

Plan, 2007 yılında hayata geçirilmiştir.Bu planı uygularken örgüt,düşmanlarının bazı hatalarını, eksikliklerini çok iyi kullanmıştır. Bu tuzak ile avlanmak istenen TSK kendi elleriyle örgüte istediği kaotik ortamı sağlamış,27 Nisan 2007 günü muhtıra vermiş, cumhurbaşkanı seçilememiş, hükümet zor duruma düşürülmüş ve kasımda yapılmasıgereken genel seçimler erkene temmuz ayına alınmıştır.
Fetullahçı Terör Örgütü, bu fırsatılehine değerlendirerek Ergenekon tuzağını uygulamaya koymuştur. Askerin siyaset üzerindeki vesayeti nedeniyle Ergenekon soruşturmaları başlangıçta toplumda destek görmüştür. Ancak hiç kimse bunun bir yalan olabileceğini, sahte delilleri, iftirayı ılımlı (!), hoşgörülü (!), barış yanlısı (!) dini bir cemaatten ummamış beklememiştir.

Ergenekon Davası’nda bundan dolayı mağduriyetler fark edilip tedbir alınamamıştır. … İstanbul Ümraniye’de bir evin çatısında yirmi yedi el bombası Trabzon’dan yapılan bir ihbar üzerine12 Haziran 2007 günü bulunduğu iddiasıyla başlayan Ergenekon FETÖ’nün kumpasıdır.

Fetullah Gülen’e ve örgütüne karşı toplum kesimlerine yönelik başlatılan operasyonlar sonucu delilsiz, hukuka aykırı, uydurma iddialarla başlatılıp adli hatalar ve sahte delillerle sürdürülen davaların bir kumpas-komplo olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır.

Aytunç ERKİN- Can ÖZÇELİK

McKinsey Türkiye’ye neden davet edildi, anlaşma nasıl rafa kalktı?

Dr. Mahfi Eğilmez’in BBC Türkçe’de yazdığı yazıya göre; Enflasyonun yüksek çıkması gündemi değiştirince danışmanlık konusu biraz gerilere düştü. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın McKinsey’den danışmanlık alınmayacağı açıklaması bir kez daha bu kuruluşu gündemin başköşesine çekti. Son aylarda sendikasyon kredilerini yenilemekte zorlanan bankalara bu sendikasyonları yapacak olan yabancı banka ve finans kuruluşlarının, Türkiye’nin IMF ile bir program içine girmesini önerdikleri biliniyor.

KOLAY BİR YOL DEĞİL

Anlaşılan o ki yabancı banka ve finans kuruluşları bizden giden bilgilere ve verilere güvenmiyor, tarafsız bir görüşe ihtiyaç duyuyor ve IMF’yi bu bilgi ve veriler için bir çeşit gözetim mercii olarak işin başında görmek istiyor. Ne var ki bu söylendiği kadar kolay bir yol değil. Kolay olmamasının iki nedeni var. İlk olarak hükümet böyle bir öneriyi kabul etmiyor. Hükümetin bunu kabul etmemesinin altında geçmişte yapılan açıklamalar yatıyor. Hükümet yetkilileri, yıllarca, IMF ile düzenlemeden çıkılmasını ekonomi yönetimindeki başarının bir kanıtı olarak anlattılar. IMF’den çıkılması bir yana, IMF’ye borç verme aşamasına gelindiğini ifade ettiler.

ABD’NİN BÖYLE BİR HAKKI YOK

Yeniden IMF’ye başvurulması bu başarının bitmiş olduğu imajını yaratabileceği için bu yola gidilmesi bu aşamada pek mümkün görünmüyor. İkinci olarak da IMF ile bir düzenleme içine girilmesi artık sadece bizim isteğimize bağlı bir seçenek değil. Çünkü ABD yönetimi, geçtiğimiz ay, Kongreden geçirdiği bir yasa ile IMF gibi uluslararası kuruluşların Türkiye’ye mali destek vermesini yasakladı. Aslında ABD’nin böyle bir hakkı yok. Bu yasal düzenleme sadece ABD’nin IMF İcra Direktörleri Kurulunda oy kullanacak olan temsilcisini bağlar. IMF’de bir ülkeye destek verilip verilmemesini kararlaştıran icra direktörleri kurulunda ABD’nin oyu 24 oydan biridir. O nedenle ABD’nin tek başına Türkiye’yi engelleme imkânı bulunmuyor.

deeeee

Dr. Mahfi Eğilmez

Buna karşılık ABD’nin Türkiye’ye destek verilmesine karşı çıkması diğer bazı icra direktörlerinin de muhalif kalmasına ve Türkiye’nin IMF ile bir düzenlemeye girmesinin engellenmesine yol açabilir. ABD, yüzde 16,5 pay ile IMF’de en yüksek kotaya sahip ülke konumunda bulunduğu için 2019’da tamamlanacak kota artışını onaylamaması IMF’yi madden güç duruma düşürebilir. Diğer icra direktörleri ister istemez ABD’li icra direktörünün etkisinde kalabilir. Bu iki nedenle IMF ile bir işbirliğine girilmesi Türkiye açısından bu aşamada bir seçenek oluşturmuyor.

YABANCI YATIRIMCIYA GÜVEN AŞILAMAK

457 milyar dolar dış borcu, bir yıl içinde çevirmesi gereken yaklaşık 230 milyar dolarlık dış yükümlülüğü bulunan Türkiye’nin dış finansmana erişim için aradığı çözümün yeni kurulacak birim için alınacak danışmanlık meselesiyle gündeme gelmiş olduğu anlaşılıyor. Yabancı banka ve finans kuruluşlarının beklentisi hükümete danışmanlık yapması konusunda anlaşmaya varılan McKinsey şirketinin bir yandan da dolaylı olarak, kendilerine verilecek raporlarda yer alacak bilgilere ve verilere göz kulak olmasıydı.

Yabancıların bu beklentisine karşılık verecek açık ya da zımni bir düzenleme var mı bilinmiyor ama borç verecek olanların beklentisinin bu olduğu anlaşılıyor.Ne var ki işler tam bu aşamadayken Cumhurbaşkanının açıklaması gelince McKinsey’in danışmanlık meselesi karıştı. Bu durumda McKinsey’den danışmanlık alınıp alınmayacağı, alınmayacaksa kendilerine para ödenip ödenmeyeceği bilinmeyen konular arasına girdi. McKinsey’in danışmanlık alınmak üzere davet edilmesi bana göre yanlıştı. Türk bürokrasinin bu konuda birikimli, yetişmiş pek çok elemanı var. Eskiden bu görevleri Devlet Planlama Teşkilatı uzmanları yapar, Hazine, Maliye ve Merkez Bankası’nın elemanları da onlara yardım ederdi. Bu elemanların hepsi bir yerlere dağıtılmadığına göre onlardan bir ekip oluşturmak yerine yabancı bir danışman tutulmasının tek gerekçesi bizim elemanların yazacaklarına yabancıların güvenmemesi olabilir. Ki bu duruma nasıl geldiğimiz de ayrı bir soru işareti. McKinsey’in gönderilmesi çağırılmasından daha da tuhaf bir durum yaratıyor. Çünkü 10 gün arayla aynı konuda aynı hükümet iki farklı karar almış oluyor.

MCKİNSEY PİYASALARA NASIL YANSIR

Bu çelişkili durumun risk artışına yol açacağı çok açık. Büyük olasılıkla bu açıklamaların ardından TL değer kaybedecek, Türkiye’nin risklerini gösteren CDS primi yükselecek. Riskleri düşürmesi umuduyla davet edilen McKinsey’in risk artışına yol açarak gidiyor olması başlı başına tuhaf bir durum. Türkiye’nin dış borçları o kadar yüksek değil. Bu alandaki asıl sorun bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış yükümlülük miktarının yüksekliği (yaklaşık 230 milyar dolar) 2019’da Fed’in 3 kez daha faiz artıracağı ve piyasadan 600 milyar dolar daha çekeceği dikkate alındığında bu büyük tutar bu tür çelişkilerle birleştiğinde dış kreditörlerin Türkiye’ye sıcak bakmalarının önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

Dış borçlanma belirli bir noktayı geçince bağımsızlık sorunları yaratmaya başlar. Osmanlı İmparatorluğu’ndan devir alınan dış borçları ödemek zorunda kalan Cumhuriyetin ilk kuşaklarının dış borçlanmadan uzak durmasının, hızlı büyümeden çok yerel olanaklarla büyümeyi tercih etmesinin nedeni asıl olarak buydu. Osmanlı tarihi sadece kılıç kalkandan, fetihlerden, saraydaki ihtişamdan ibaret değildir. İmparatorluğun özellikle son 200 yılı çok sayıda finansal dersle doludur. Ertuğrul’un, Kanuni’nin, Abdülhamid’in dizilerinin yanında Tarhuncu Ahmet Paşa’nın başına gelenler de televizyon dizisi yapılsaydı belki bu derslerden yararlanmak mümkün olurdu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

KMD Başkanı Gökyıldırım: Yükselen giderler mağaza metrekarelerinde küçülmeye neden olabilir

İstihdam kayıplarının başvurulacak son çare olacağını ifade eden perakende temsilcilerine göre, markalar öncelikli tedbir olarak mağaza metrekarelerinde küçülme yoluna gidebilir.

Perakende sektöründe 82 milyar liralık ciroyu ve 6,000 satış noktasını temsil eden Kategori Mağazacılığı Derneği (KMD) tarafından düzenlenen toplantıda konuşan KMD Başkanı Yenal Gökyıldırım, sektörü sıkıntıya düşüren birden fazla konu olduğunu; bunların başında ise kira maliyetleri bulunduğunu söyledi.

Gökyıldırım, “Birinci sıkıntımız dövizdeki aşırı artıştan dolayı artık ödenemez duruma gelen kiralarımız. Temmuz’dan bugüne dövizde yüzde 30 değerlenme var. Yılbaşından bu yana TL’deki değer kaybı yüzde 50, son 12 aya baktığımızda ise yüzde 90 civarında. Ne iş yaparsanız yapın, ne kâr ederseniz edin, bu kadar ciddi bir artışı tolere etmeniz mümkün değil. Bu da sektörü ciddi sıkıntıya sokuyor” dedi.

Toplantıda verilen bilgiye göre, perakende sektöründe kira giderleri mağazaların toplam giderlerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.

AVM’ler ve cadde mağazalarının büyük kısmında kiraların döviz cinsi olması son dönemde dövizdeki sert yükseliş nedeniyle perakende firmalarının gider dengesinde önemli bozulmaları beraberindede getirdi.

Basında geçtiğimiz günlerde, ayakkabı perakendecisi Hotiç, mücevherci Gilan ve iç giyim alanında faaliyet gösteren Menpa Mağazacılık’ın konkordato ilan ettiği haberleri yer almıştı.

Hotiç 1 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Son dönemde piyasalarda yaşanan nakit akışı sıkışıklığı, TL’de yaşanan aşırı değer kaybının piyasa faizlerini öngörülebilir düzeyin çok üzerine çıkarması sebebiyle şirketimiz, kısa vadeli ödemelerde sıkıntı yaşamaya başlamıştır… Konkordato talebimiz gereğince, mahkemece tedbir kararı alınmıştır” demişti.

AVM yatırımları yapılırken finansmanın dolar ve euro cinsinden sağlanması nedeniyle AVM yatırımcıları mağaza kiralamalarını da döviz cinsinden yapıyor.

Gökyıldırım, “Biliyoruz ki AVM yatırımcıları da yurtdışından döviz kredileri alarak bu işe girmişler. Döviz borcu biten AVM’lerin artık TL’ye dönmesi gerekiyor. Dönemeyenler için de KGF modeli bir kredilendirme ile devletin de desteğiyle onlara TL finansman bulunması, onun ardından da Türk lirasına dönmesi gerekiyor ki sektör de hayatına devam edebilsin” diye konuştu.

İTHALAT VERGİLERİ VE KREDİ KARTINA TAKSİT SINIRI PROBLEM

Gündemlerindeki bir diğer önemli konunun ithalat vergileri olduğunu belirten Gökyıldırım, “Türkiye’de ikamesi olmayan pek çok ürün var. Bunları üretmiyoruz, Türkiye’de pazarlamasını yapıyoruz. Maalesef geçtiğimiz dönemlerde art arda vergiler getirilip pek çok ürünün ulaşılması çok zor bir hale geldi… Hükümet ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz ve makul noktalar gelmesi için uğraşıyoruz” dedi.

L’oreal Türkiye Perakende Direktörü Filiz Ecet’in verdiği bilgiye göre, ABD’den ithal edilen bazı lisanslı kozmetik ürünlerinde bir yıldan kısa bir süre içinde iki kere yüzde 30’ar oranda vergi artışına gidildi.

Ecet ve diğer KMD temsilcilerinin verdiği bilgiye göre, ekonomideki son gelişmelerin ardından müşteri talebinde ciddi bir azalış yaşanmadı; ancak tüketici tercihinde daha ucuz ürünlere doğru kayış başladı.

KMD Başkan Yardımcısı Murat Girgin, “Müşteri sayılarında şu anda bir azalma yok ama sepet ortalamaları düşüyor. Çünkü markalı üründen markasız ürünlere kayış oluyor. Bu zaman içinde daha belirgin hale gelecek” dedi.

Perakende sektörü için bir diğer sıkıntının da kredi kartları ile ihtiyaç kredilerindeki taksit sınırlaması olduğuna dikkat çeken KMD temsilcileri, sınırlamanın kaldırılması ihtiyacına vurgu yaptı.

ASGARİ ÜCRET DESTEĞİ UZATILMAZSA BÜYÜK SORUN

Perakendenin şu anda en sıcak gündemlerinden birinin asgari ücretteki devlet teşvikinin Eylül sonu itibarıyla sona erecek olması olduğunu belirten Gökyıldırım, bunun uzatılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Toplantıda verilen bilgiye göre, perakendecilerin giderlerinin yüzde 30-40’ını personel oluşturuyor.

KMD Başkan Vekili Alp Özpamukçu da, “Asgari ücret teşviki Eylül’de sona eriyor. Şu dönemde istihdam çok önemli. Orada da bir kayıp yaşamamak lazım. O bakımdan teşvike bu sene de devam edilmesi ve bu açıklamanın mutlaka Eylül sonuna kadar yapılması gerekyor. Çünkü herkes bütçelerini, planlamalarını yapacak. Hızlıca bu konudaki desteğin devamı açıklanırsa sektör nefes alır” diye konuştu.

Özpamukçu, teşvikin sona ermesi durumunda işten çıkarmaların söz konusu olup olmayacağı ile ilgili soru üzerine ise, “Bunu süreç belirleyecek. Ama kimse bunu yaşamak istemez. O, dokunulacak en son alan. Çünkü istihdam olmadan siz ciro yapamazsınız. O yüzden birtakım önerileri gündeme alıyoruz” dedi.

Gökyıldırım ise, sorunlara çözüm bulunmaması durumunda başvurulacak öncelikli tedbirin mağazalarda metrekare optimizasyonları olacağını söyledi.

Yükselen enerji girdileri ile ilgili de bir sübvansiyon uygulanması gerektiğine işaret eden Gökyıldırım, “Aksi takdirde bir yandan kiraların artışı, bir yandna personel giderleri artışı, bir yandan enerji girdileri… Bütün maliyetlerin artması demek oluyor ki bu da işi topyekun zora sokuyor” diye konuştu.

REUTERS

Edirne Bayram namazı saati! Edirne’de Kurban Bayramı ezanı saat kaçta?

2018 yılının Kurban bayramı geldi çattı! İslam aleminin Kurban Bayramı bu sene 21 Ağustos’ta başlıyor ve 24 Ağustos’ta bitiyor. Bayram namazı bayramların ilk günün sabahında kılınır. Peki bayram namazı nasıl kılınır? bayram namazı saat kaçta kılınır? Şehir Şehir Türkiye namaz saatleri. İşte Edirne bayram namazı saati ve il il bayram namazı vakitleri, Kurban bayramı ilgili faydalı bilgiler…

EDİRNE’DE BAYRAM NAMAZI SAATİ: 07:09

İL İL BAYRAM NAMAZI VAKİTLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

EDİRNE’NİN ÜNLÜ CAMİLERİ

Yıldırım Beyazid Camisi

Edirne’nin XIV.yy’dan, en eski camisidir. Gerek planı gerekse sütun başlıkları yapının haç planlı bir Bizans Kilisesi olduğunu göstermektedir. Yıldırım Bayezid adına camiye dönüştürülürken (1400) temel dışında yeniden yapılmıştır.Yapım tarihini 1396 ya da 1399 olarak gösterenler de vardır. Kilise üzerine yeniden yapılan Caminin kıblesi yapının eksenine uymadığından mihrap haç kollarından birisinin köşesine konmuş, eğimli bir görünüş almıştır. Son cemaat yerinin iki yanında tabhane odaları (gezici dervişlerin kaldığı) vardır. Günümüzdeki biçimiyle, dört Kemerli, kubbeli ve tek minareli bir camidir. 1877-78 Osmanlı – Rus Savaşı yıllarında Ruslar camiyi erzak deposu olarak kullanmışlardır. Bahçesindeki mezarlarından birinin Fatih tahta geçtiğinde Edirne Sarayı Hamamında boğdurulan Sultan II.Murat’ın şehzadelerinden Ahmet’e ait olduğu söylenir. Yeri tam olarak bilinmeyen mermerden yapılmış ve birbirine geçme küpe şeklindeki asılı iki halka nedeniyle Küpeli Cami diyenler de vardır.

Beylerbeyi Camisi

Tek ve yarım kubbeden oluşan bu cami, içinde çok ilginç Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip olup, günümüzde de ibadete açıktır. Hükümet Konağından Sarayiçi’ne giden caddenin sağındadır.1429’da, Sultan II.Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa yaptırmıştır. Yan mekanlı, çokgen planlı tek kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli mermer Taçkapı ilginçtir. İçte büyük kemerin alt yüzünde rumi ve hatayi motifli kalem işi süslemeler göze çarpar. Son yıllarda yeniden yapılırcasına onarılmıştır.
Caminin karşısında Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan yıkık Durumda bir türbe vardır. Sekizgen planlı taş yapıda sırlı tuğla dolgular tek süs öğeleridir. Mezarlık ortasında bulunan türbe önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Halk Arasında bu türbenin İncili Çavuş’a ait olduğu inancı yaygındır.

Gazimihal Camisi

Gazimihal Camii-Büyük Resim için Tıklayın! Tunca Nehri’nin ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Mermer kapı üzerindeki yazıtta, 1422’de Mihal Bey’in yaptırdığı bildirilmektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camiler planındadır. Kesme taştan yapının önünde ağır payeli, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Tek kubbeli, tek minarelidir. Alçı mihrabındaki yıldızlar ve geometrik bölmelerden oluşan süsleme özgündür. Ancak, mihrabın alt bölümü su basması yüzünden oldukça bozulmuştur. Caminin kıble yönünde Gazi Mihal Bey’in mezarı bulunmaktadır. “Yapılış tarzı pek latif, hareminde beş kubbesi olan, ayrıca kurşun örtülü bir saçağı bulunan” bir cami olarak anılır.

Soğan Boğumlu Minare

Minaresi; soğan boğumlu taş külahlı örneklerin ayakta kalan tek ve en iyi olanıdır. 1953 depreminde hasar görmüştür.

Mezit Bey (Yeşilce) Camisi

1440/41’de Sancakbeyi Mezit Bey yaptırmıştır. Yan mekanlı (zaviyeli) Camilerdendir. 1752 depreminden sonraki onarımda, minber eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1889’da yeniden onarılmıştır. Özgün mimarisi Yeşil çinilerle kaplı olduğundan Yeşilce adını almıştır. Küfeki taşından Mihrabın üst bölümünde kabartma frizi (bordürü) vardır. Yine bu bölüm de kalem işi süsleme izleri de görülür.

Darülhadis Camisi

Set yolunun demiryolu köprüsü yakınından sola dönünce görülebilen Dar-ül Hadis Camisi; Sultan II.Murat döneminde medrese olarak 1434 yılında yapılmış Sultan eserlerindendir. (Bazı tarih kitapları, cami ve medresenin ayrı ayrı yapıldığını yazarlar. Hz. Muhammet’in Edirne’de II.Murat’a rüyasındayken yapımı için emir verdiği söylenir. Bu nedenle duaların kabul gördüğü yerlerden biri olarak bilinmektedir.
Sonradan camiye dönüştürülen Dar-ül Hadis’in yarısı 1913 yılındaki Bulgar İşgali döneminde isabet eden top mermileri nedeniyle yıkılmış, onarılmaktayken Birinci Dünya Savaşı’nda petrol ve benzin deposu olarak kullanılmıştır. Son yıllarda onarılan ve çevre düzenlemesi yapılan cami ibadete açıktır.

Evliya Kasım Paşa Camisi

Aynı isimle anılan mahallede Tunca Nehri kıyısındadır. Fatih Sultan Mehmet ve Sultan II.Beyazit dönemlerinde Rumeli Beylerbeyi olan ve daha sonraları başvezirlik yapan Kasım Paşa tarafından 1478 yılında yaptırılmıştır. Cami tek kubbeli olup tek minarelidir.Cemaatin alınmasını sağlamak için nehre 14 basamak taş merdiven yapılmışsa da günümüzde sadece 2 basamak bulunmaktadır. Evliya Kasım Paşa’nın mezarı da cami’nin kabristanındadır.

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?

Bayram namazı bayramın ilk günü, güneşin doğmasından yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra cemaatle birlikte kılınan namazdır. Bayram namazına, Allahuekber “Niyet ettim Allah rızâsı için vâcib olan Ramazan Bayramı namazını kılmaya. Uydum imama.” denip niyet edilir.

İmam, ellerini kulaklarına kaldırıp “Allâhuekber” diyerek tekbîr alıp ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve “Sübhaneke” duasını okunur. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır ki cemaat de aynısını yapar. Ardından imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve imamın okuduğu sûre ile âyetleri dinler. Ardından imamla birlikte rükû ve secde edilir.

Ardından 2. rek’âta kalkılıp eller göbek altında bağlanır. İmam, sûre ve âyetleri okur, cemaat dinler. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imamla birlikte rükû ve secde edilerek namaz bitirilir. Sonra, imam minber’e çıkarak “Bayram hutbesi”ni okur. Hutbenin ardından dua edilir. Bayram namazının kılınışının akıllarda kalması için “İki salla bir bağla üç salla bir yat.” şeklinde bir tekerleme de yapılmıştır.

Bahçeli’den yeni bakanlar için ilk yorum

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kabineye ilişkin, “Şu an için Türkiye’nin beklenti ve taleplerine ve 2023 yılı hedeflerine yönelik bir uygulama kabinesi olarak dikkati çekmektedir. O bakımdan ben başarılı olacaklarını düşünüyorum” dedi.

TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesini açıklamasının ardından bugün de kabine üyelerinin yemin töreninin gerçekleştirildiğini belirterek, “Milletimize, demokrasimize hayırlı uğurlu olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyoruz” ifadesini kullandı.

İLGİLİ HABERBakanlık görevini devralan Hulusi Akar'dan mesajlarBakanlık görevini devralan Hulusi Akar'dan mesajlar

“SİYASİ VAR BÜROKRAT VAR”

Bugün için 16 bakanlık ve bir cumhurbaşkanı yardımcılığı ile kabinenin oluştuğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Henüz daha hepsini tanıma imkanını bulmuş değiliz. Ancak dağıtılan özgeçmişlere baktığımız vakit siyasi var, bürokrat var, bir de serbest hayatta bulunan şahıslardan oluşan bir kabine olduğu görülüyor. Demek ki bugünkü kabinenin yapısı bütün birikim ve tecrübeleri uygulamaya dökebilecek, bunu uygulayarak hayata geçirebilecek bir misyonu yüklenmiş olacaklar. Başlarında da Sayın Cumhurbaşkanı bulunacak. Allah hayırlı uğurlu etsin.”

Bahçeli, kabinenin yapısını nasıl bulduğu yönündeki soru üzerine, “Özgeçmişlerine bakarak bunları ifade ediyoruz. Şu an için Türkiye’nin beklenti ve taleplerine ve 2023 yılı hedeflerine yönelik bir uygulama kabinesi olarak dikkat çekmektedir. O bakımdan ben başarılı olacaklarını düşünüyorum. MHP olarak da yasamada üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Denetim ve denge sorumluluğunu millet bize vermiştir. O sebepten dolayı bu sorumluluğu en iyi şekilde taşımayı düşünmekteyiz. İnşallah başarılı olacağız” dedi.

İLGİLİ HABERİYİ Partililerin Bahçeli ilgisi şaşırttıİYİ Partililerin Bahçeli ilgisi şaşırttı

“OHAL’E ÇOK TAKANLAR VAR”

Bahçeli, “Denetim ve dengeden kastınız, AK Parti’nin çıkartmış olduğu Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine dönük bir denge-denetim mi yoksa parlamento işleyişiyle ilgili mi?” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Efendim bunu bu şekliyle kısırlaştırmayın. Özellikle kavramların ne olduğunu zatıaliniz çok iyi bilirsiniz. Denge ve denetimden murat; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iki sütunundan biri olarak yasamayı öngörür ve yasama faaliyetleriyle hükümetin, cumhurbaşkanlığı ve bakanlar kurulunun faaliyetlerini denetleme ve dengeleme görevini üstlenmiş oluyor. Daha sağlıklı bir yönetim, daha istikrarlı, demokratik bir Türkiye için Meclisin bu kavramlarla ifade edilebilecek bir hizmeti sunması lazım. Bizim anlayışımız budur. Fakat tabi kararnameye çok takanlar var, OHAL’e çok takanlar var. İşte OHAL kalktı. Yarın kararnameler de kalkarsa ne yapacaksınız? Soracak sorunuz kalmaz.”

“Neden Hükümette yer almadınız, bunu tercih etmediniz?” sorusu üzerine Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu bir prensip meselesi. MHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin oluşumu sırasında herhangi bir pazarlığı esas almamıştır, bir beklenti içerisinde olmamıştır. Tamamen bir sistemin en etkin ve verimli şekilde uygulanması noktasında gayret gösterilmiştir. Dün akşam, menkul kıymetler borsasından yetişen bir zat, Abdurrahman Yıldırım isimli bir zat ‘Çok gizli bir pazarlık vardır burada’ diyor. Hala buna kafayı takmış ve kamuoyunu bu şekliyle yönlendirmeye çalışıyor. TBMM’yi, MHP’yi menkul kıymetler borsasında hissedar olan herhangi bir anonim şirkete dönüştürmesin. Kendisi alınıp satılmayı çok yakından biliyorsa, biz henüz daha öğrenemedik.” AA

Dolar ne kadar oldu? (11.07.2018)

Bankacılar önümüzdeki dönemde uygulanacak büyüme enflasyonla mücadele, cari açık gibi yapısal sorunların çözümüne ilişkin süreçlerde nasıl politikalar izleneceğinin piyasaların gidişatına da yön vereceğini söylediler.

11 TEM 08:29 11 TEM 08:29 Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL bugün 4,7110- 4,7112 seviyelerinde işlem görürken euro ise 5,521- 5,5230 seviyelerinde işlem görüyor.

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem ise dün yayımlanan köşe yazısında, “Eski parlamenter sistemde kişiler, çoğu kere, sistemin önüne geçiyordu. Örneğin, karşınızda bir duvar gibi duran ‘bürokratik oligarşiyi’ aşma becerisini, kişisel inisiyatifi ve siyasi öngörüsüyle, aşma becerisini gösteren bakanlar başarılı oluyordu. Şimdi sistemin kendisi bunu yapıyor. Oluşturulan Cumhurbaşkanlığı kurumları dinamik bir devlet işleyiş mekanizması vaat ediyor. Bu açıdan yeni sistemde isimler değil, kurumlar tartışılmalıdır” dedi.

Bugün piyasalarda neler yaşandı? (02.07.2018)

Yarın açıklanacak olan enflasyon verisini bekleyen piyasada TL sabah saatlerinde gelişmekte olan ülkeler arasında en fazla değer kaybeden para birimi olsa da sonrasında kayıplarını azalttı.

Reuters anketine göre yarın açıklanacak Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) Haziran ayında gıda fiyatları ana belirleyici olmak üzere ulaştırma ve otel fiyatları kalemleri öncülüğünde yüzde 1.4 artış bekleniyor.

Ekonomistlerin hesaplamalarına göre Haziran ayında enflasyonun yüzde 14 civarlarına yükselerek 14 yılın yeni rekorunu görmesi, Temmuz ayında ise tepe noktasına ulaşması bekleniyor.

İLGİLİ HABERAltın fiyatları ne durumda? İşte çeyrek altın ve gram altında 2 Temmuz güncel altın fiyatları…Altın fiyatları ne durumda? İşte çeyrek altın ve gram altında 2 Temmuz güncel altın fiyatları…

Küresel olarak ise ABD ve Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerin ticaret politikası alanındaki adımları yakından izleniyor. ABD’nin Çin’den ithal 34 milyar dolar tutarında üründen almaya başlayacağı gümrük vergisi Cuma günü yürürlüğe girecek. Öte yandan Almanya’da içişleri bakanının istifayı gündeme getirmesi göçmen politikaları hakkında hükümet içi anlaşmazlığın güçlendiğine işaret ederken, euronun dolar karşısında değer kaybetmesine neden oldu.

Almanya Başbakanı Angela Merkel İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile görüşerek koalisyon hükümetini tehdit eden göçmen politikaları hakkındaki anlaşmazlığı sona erdirmeye çalışacak.

Bu hafta piyasaların en önemli gündem maddeleri yarın yurt içinde açıklanacak olan enflasyon verileri ile Cuma günü açıklanacak olan ABD tarım dışı istihdam verisi olacak.

BORÇLANMA TAKVİMİ OLUMSUZ PERFORMANSA NEDEN OLDU

Piyasaların ana odak konusu ise yeni ekonomi yönetimi ve uygulanacak ekonomi politikaları ile OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kesin seçim sonuçlarını 5 Temmuz’da açıklaması bekleniyor. Bu tarihte açıklanırsa milletvekilleri mazbatalarını alacak ve 8 Temmuz’da TBMM’de yemin edecek. Erdoğan ise milletvekili yemin törenlerinin ardından yemin edecek ve başbakanlık makamı kaldırılacak. Erdoğan’ın yemin etmesinin hemen ardından yeni kabineyi açıklaması bekleniyor.

Analistler gelişmekte olan ülke para birimlerindeki olumsuz seyrin yanı sıra Hazine’nin Cuma günü açıkladığı borçlanma takviminin Temmuz’da oldukça yüksek borçlanmaya işaret etmesinin de TL’de olumsuz performansa neden olduğunu belirtiyor.

Hazine Temmuz’da toplam 17.5 milyar TL iç borç servisine karşılık 20.9 milyar TL iç borçlanma öngörüyor.

DOLAR NE KADAR OLDU?

Cuma günü saat 1650’de 4.5794/4.5815 seviyesinde olan dolar/TL bu sabah illikit piyasada 4.64’e kadar yükseldikten sonra saat 16.58’de 4.6170/4.6180 seviyesinde bulunuyor.

Cuma günü aynı saatte 4.9547/4.9588 seviyesinde olan sepet bazında TL bu sabah 4.99 civarından açıldıktan sonra aynı saatte 4.9880/4.9915 seviyesindeydi.

Öte yandan Cuma günü 5.33 civarından kapanan olan euro/TL ise bu sabah 5.38 civarında hareket ettikten sonra saat 1658’de 5.3647/5.3680 seviyesinde bulunuyor.

Tahvil-bono piyasasında da dalgalanma söz konusu.

Salı günü yüzde 17.51 seviyesine kadar yükselen gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi Perşembe günü yüzde 16.20 seviyesine kadar geriledi. Cuma günü spot kapanışta ortalama yüzde 16.35, valörde son işlemde yüzde 16.77 seviyesinde olan 10 yıllık tahvilin bileşik faizi bugün spot kapanışta ortalama yüzde 16.89, valörde saat 1659’da son işlemde yüzde 16.85 seviyesindeydi.

İki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi ise Cuma günü spot kapanışta ortalama yüzde 19.16, valörde son işlemde yüzde 19.25 seviyesindeydi. Bugün ise spot kapanışta ortalama yüzde 19.21, valörde son işlemde yüzde 19.21 seviyesindeydi

REUTERS

Her belediyede müfettiş var

CHP, yerel yönetim seçimlerinin erkene alınmasını beklerken, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi öne alındı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında pazar günü mülakatı gerçekleştiren 5 genel başkan yardımcısı bir araya gelecek ve ilk değerlendirmeyi yapacak. Mülakatlarda, aday adaylarına niçin milletvekili olmak istedikleri sorulduğunda önemli bir bölümünün “Gün görev alma günüdür. Vatan görevidir” demeleri dikkat çekti.

DONANIMLI, BİRİKİMLİ…

CHP Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun, Tekin Bingöl, Çetin Osman Budak, Faik Öztrak, Muharrem Erkek sorumlu oldukları illerden başvuran aday adaylarıyla ayrı ayrı görüştü ve her aday adayı hakkında rapor düzenledi. İlk değerlendirmeler, Kılıçdaroğlu başkanlığında yapılacak toplantıda ele alınacak. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, yapılan çalışmalarla ilgili SÖZCÜ’nün sorularını şöyle cevaplandırdı: “Çok nitelikli, donanımlı, her biri birbirinden kıymetli aday adayları var. ‘Niçin gelmiş?’ diyebileceğimiz aday adayımız yok.”

EL-KOL BAĞLANIYOR

“Tek adam rejimi kendinden olan belediyelere kaynak sağlayıp CHP ve muhalefet belediyelerinin elini- kolunu bağlamak istiyorlar. Buna şiddetle karşıyız. Hükümet, Büyükşehir Yasası’nı revize etmek istiyor. Mevcut Büyükşehirlere yenileri eklenecekti. Şimdilik bunu gündemden kaldırmış gözüküyorlar. 300 bin 500 bin nüfusuna göre  ayrıca 81 ili içine alacak biçimde çalışma yaptılar. Bizlere yapılan çalışma hakkında bilgi verilmiyor.”

‘BAKAN SOYLU KEYFİNE GÖRE İZİN VERİYOR' Torun, “Belediyelerimize, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun keyfine gelirse yurtdışına çıkış izni veriliyor” dedi.

‘BAKAN SOYLU KEYFİNE GÖRE İZİN VERİYOR’
Torun, “Belediyelerimize, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun keyfine gelirse yurtdışına çıkış izni veriliyor” dedi.

PERSONEL GİBİ…

“CHP’li her belediyede 3-5 müfettiş var. Nasıl hesap işleri müdürünün, imar müdürünün odası varsa gelen müfettişler için de kalıcı araçlar, şoförler ve odalar var. Ne zaman gelecek diye beklentimiz yok, her zaman belediyelerde. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri, Sayıştay Müfettişleri belediyelerimizi mesken tuttu. Sanki oranın personeli gibi oldular.”

FARKLI MUAMELE

“CHP’li belediyelerin işlerine sekte vurulmaya çalışılıyor. Örneğin Tekirdağ Belediyesi’nin Belediye Hizmet binasının yarısı yapılmasına rağmen çıkmış, onaylanmış kredisini bile durdurdular. Maalesef CHP’li belediye olduğu için çıkmış krediyi kullandırmıyorlar. Devletin bütün bürokrasisi bize ayrı AKP’li belediyelere ayrı muamele yapıyor. Belediye başkanımıza ödül verildiğinde bile bakanlık o ödülü alması için yurtdışına çıkmasına izin vermiyor.