Son dakika… Arap basınının iddiası: ABD ve Türkiye Suriye konusunda anlaştı

ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz haftalarda, “ABD askerlerini Suriye’den çekme kararı aldım” demesinin sonrasında yaşanan hareketlilik devam ediyor… Bugün İngiltere’nin başkenti Londra’da Arapça yayın yapan Asharq Al-Awsat gazetesine konuşan bazı kaynaklar ABD ve Türkiye’nin Suriye’deki güvenlikli bölge konusunda anlaşma sağladığını öne sürdü. Gazete, “Washington Türkiye’nin güvenli bölgesine onay verdi, El-Tanf Üssü’nde kontrolünü sürdürecek” başlığıyla verdiği haberde birçok detayı okuyucularına duyurdu.

1978'den beri yayın yapan gazete iddiayı ismini açıklamayan ama konuyla yakın olan isimlere dayandırdı.

1978’den beri yayın yapan gazete iddiayı ismini açıklamayan ama konuyla yakın olan isimlere dayandırdı.

Gazeteye konuşan kaynaklar Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulacak bölgede ABD’nin Irak-Suriye sınırına yakın El-Tanf üssünde operasyonlarına devam edeceğini söyledi. İsmini açıklamayan kaynaklar tampon bölgenin 20 ile 32 kilometre derinlikte olacağını ve ABD askeri birliklerinden uzak bir noktaya kadar devam edeceğini duyurdu. Güvenlikli bölge anlaşmasına göre ABD’nin de geçtiğimiz yıllarda desteklediği terör örgütü PKK’nın uzantısı olan YPG’nin silahlarının da geri alınacağı belirtildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD ve Türkiye’nin bazı konularda ilerleyen günlerde karar vereceğini iddia etti. Bunlar arasında TSK’nın bir operasyon yapmaması ve bölgedeki Kürtlerin güvenliği gibi konular yer alıyor. Gazete, bu konuların bu hafta salı günü Washington’da bir araya gelecek Türk ve Amerikalı yetkililerin toplantısında netleşeceğini yazdı.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Bolu’da vahşet! Önce bıçakladı sonra boğazını kesti

Olay, saat 19.30 sıralarında Beşkavaklar Mahallesi İskender Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, Irak uyruklu Haydar Fadıl Haşim, bir süredir ayrı yaşadığı 4 çocuğunun annesi eşi Saja Jamel Mansur’un evine gitti. Daha önce Irak’ta polis memurluğu yaptığı öğrenilen Haydar Fadıl Haşim ile eşi arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle Haydar Fadıl Haşim, eşini göğsünden 3 kez bıçaklayıp boğazını kesti. Haydar Fadıl Haşim, daha sonra Bahçelievler Polis Merkezi’ne giderek teslim oldu. Cinayetin gerçekleştiği giriş katındaki eve Cinayet Büro ve Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri geldi. Ekipler evde incelemelerde bulundu.

İLGİLİ HABER53 yıllık eşini 'yasak aşk' iddiasıyla öldüren 85 yaşındaki sanık gözyaşları içinde anlattı53 yıllık eşini 'yasak aşk' iddiasıyla öldüren 85 yaşındaki sanık gözyaşları içinde anlattı

UZAKLAŞTIRMA KARARI VARMIŞ

4 çocuk annesi Saja Jamel Mansur’un 1 hafta önce eşinin kendisini ölümle tehdit ettiğini söyleyip uzaklaştırma kararı aldırdığı öğrenildi. Ayrıca cinayet sırasında yaşları 2 ile 10 arasında değişen 4 çocuğun Irak vatandaşı bir yakınlarının yanında oldukları öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kadının cesedi Cumhuriyet Savcısı’nın incelemelerinin ardından İzzet Baysal Devlet Hastanesi Köroğlu Ünitesi morguna kaldırıldı.

DHA

İLGİLİ HABEROkul bahçesinde oğlunun sınıf öğretmenini bıçakladı!Okul bahçesinde oğlunun sınıf öğretmenini bıçakladı!

 

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

SANA’dan flaş iddia: Koalisyon saldırısında 70 sivil öldü

SANA’nın haberinde, Deyrizor kırsalının güneydoğusunda yer alan El Bağuz Köyü’ne düzenlenen saldırıda 70 sivilin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin de yaralandığı belirtildi.

Ajans, koalisyon tarafından IŞİD’e yapıldığı belirtilen saldırıda, kamptaki sivillerin hedef alındığını öne sürdü.

ABD öncülüğündeki koalisyon ise bölgenin IŞİD kontrolünde olduğunu ifade ediyor.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni yıl mesajı

Erdoğan yeni yıl mesajında şunları kaydetti:

“Değerli Vatandaşlarım,

Ülkemiz ve milletimiz bakımından çok önemli gelişmelerin yaşandığı 2018 yılını geride bırakıyor, yeni ümitler ve heyecanlar eşliğinde 2019 yılına giriyoruz.

Yeni miladi yılın, aziz milletimiz başta olmak üzere bütün insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum.

Geçtiğimiz yılı da, ülkemize ve milletimize hizmet yolunda, dolu dolu programlarla, çalışmalarla, ziyaretlerle, kabullerle geçirdik. Yurt içinde 55 ayrı ilimize, kimilerine birkaç defa gittiğimiz için, toplamda 90 ziyaret ziyaretimiz oldu. Yurt dışında da, ülkemizi ve milletimizi temsilen 27 ayrı ülkeye 29 ziyaret gerçekleştirdik. Ankara ve İstanbul’da çok yoğun çalışmalarım oldu. Türkiye’nin 2018’de de atılımlarını sürdürmesini için her türlü gayreti gösterdik. Milletimizin refah ve huzurunu artırmak, devletimizin itibarını yükseltmek için gösterdiğimiz çabaların neticelerini alıyoruz.

Her köşesinde dev yatırımların devam ettiği Türkiye, giderek güçlenen demokrasi kültürü, hukuk devleti kimliği ve artan birikimi ile tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekiyor. Bu yatırımların en önemlilerinden biri de 29 Ekim’de açılışını gerçekleştirdiğimiz İstanbul Havalimanı’dır. Cumhuriyet tarihimizin en büyük eserlerinden biri olan bu havalimanımızın ülkemize, milletimize, bölgemize ve dünyaya bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Ardı ardına açtığımız Şehir Hastaneleriyle, sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemi başlatıyoruz.

Ağustos ayında başlayan kur-faiz-enflasyon saldırısını, ekonomimizin güçlü yapısı ve aldığımız tedbirlerle kısa sürede bertaraf ettik. Türkiye’yi önce “kırılgan ekonomi” diyerek yaftalamaya, ardından da gerçekten “kırmaya” çalışanların heveslerini bir kez daha kursaklarında bıraktık. İhracatımızı ve turist sayımızı tarihimizin en yüksek seviyesine çıkarmayı, cari açığımızı da son dönemin en alt düzeyine indirmeyi başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere, kritik sektörlerdeki tasarım, araştırma-geliştirme, üretim faaliyetlerini artırarak sürdürüyoruz.

Geçtiğimiz yılın en büyük kazanımlarından biri de, 16 Nisan 2017’deki halkoylamasında milletimizin teveccühüyle hayata geçen yeni yönetim sistemimizin ilk seçimlerini başarıyla gerçekleştirmiş olmamızdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin fiilen uygulamaya girmesiyle ülkemiz artık koalisyonlar, krizler, muhtıralar ve darbeler dönemini geride bıraktı.

İnşallah, demokrasimizin, ekonomimizin ve devlet kurumlarımızın daha istikrarlı ve etkin işleyeceği yeni bir dönemi başlattık. Milletimiz 24 Haziran’da sandıkta ortaya koyduğu iradeyle, Türkiye’nin demokrasisine, hak ve özgürlüklerine, 16 yıldır devam eden reformlarına sahip çıktığını gösterdi.

Bu seçimlerde şahsımı ve Cumhur İttifakı’nı tercih eden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

Ülkemizin büyümesi, gelişmesi, kalkınması ve hedeflerine ulaşması için yapılan bu tercihin, Türkiye’yi yepyeni ufuklara, 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarına taşıyacağına inanıyorum.

Kıymetli Vatandaşlarım…

Bölgemizde yaşanan hadiseler, bölücü terör de dâhil olmak üzere, pek çok sorunun kaynağıdır.

Türkiye’nin bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği, bizi diplomaside ve sahada daha aktif bir politika izlemeye yöneltti. Esasen Türkiye, Suriye krizinde, en başından beri insani ve ahlaki bir duruş sergilemiş, daima mağdurların ve mazlumların yanında yer almıştır.

Biz, bölgemizle birlikte tüm dünyada istikrarın, adaletin, hoşgörü ve barışın tarafında saf tutuyoruz. Bu anlayışla Kudüs’ün, Şam’ın, Bağdat’ın, Kahire’nin, Trablus’un, Saraybosna’nın, Kırım’ın hukukunu savunuyoruz.

Medeniyetimizden ve ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz değerlerimiz bize birliği, beraberliği ve kardeşliği yüceltmeyi öğütlemektedir.

Bir kez daha ifade ediyorum; Türkiye’nin hiçbir devletin toprağında, egemenliğinde, hakkında, hukukunda gözü yoktur. Bizim tek gayemiz; kendi milletimizi ve bölgemizde yaşayan kardeşlerimizi emniyete, huzura, güvenli bir geleceğe kavuşturmaktır.

Ülkemiz, bölgesindeki olayların müsebbibi değildir, kurbanı da olmayacaktır. Attığımız tüm adımları, bu anlayışla planlıyor ve hayata geçiriyoruz. Suriye’deki gelişmeler, bu çabalarımızın neticeleridir. Irak’ın istikrarına katkı yapmaya da devam ediyoruz. Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki haklarımızı koruma hususundaki kararlılığımızı hem siyasi alanda, hem de sahada gösteriyoruz. Hepsinden önemlisi, insani duruşumuzla dünyaya örnek oluyoruz.

Bugün 4 milyonun üzerinde mazlumu topraklarımızda misafir ediyoruz. Bu büyük kitle içinde her inançtan, her kökenden, her meşrepten, her mezhepten insan vardır. Çünkü biz, Yunus Emre’nin “YARADILANI SEVERİZ YARADANDAN ÖTÜRÜ” veciz ifadesinde olduğu gibi, kapımıza gelenlerin kimliğine değil, sadece insan olmalarına bakıyoruz. Milletimiz, sergilediği bu alicenaplıkla tüm dünyanın takdirini kazanmakla kalmamış, gelecek nesillere de iftihar vesilesi bir miras bırakmıştır.

Terör örgütlerine göz açtırmadığımız, terörle mücadelede tarihimizin en büyük başarılarını kazandığımız bir yılı geride bıraktık. Güvenlik güçlerimiz, ister dağlarda, şehirlerde, isterse sınırlarımız dışında olsun terör örgütlerinin tüm inlerine girerek, teröristleri imha ediyor. Buradan bir kez daha terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Geride bıraktıkları ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha 2019 yılının ülkemiz, milletimiz, bölgemizdeki kardeşlerimiz ve tüm insanlık için barış, huzur, sağlık, güvenlik ve refah içinde geçmesini temenni ediyorum.

Kalın sağlıcakla…”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Sincar’a hava harekatı: 30 hedef vuruldu

Sınıra 180 kilometre uzaklıktaki Karacak dağının vurulması, TSK’nın en uzak bölgeye gerçekleştirdiği hava harekatı oldu.

20181214_2_33924227_39881554_web

Karacak dağı da bu operasyonla ilk kez vuruldu. Harekata 20’den fazla savaş uçağı, İHA ve tanker uçak katıldı.

20181214_2_33924227_39881564_web

Milli Savunma Bakanı Akar, Irak’ın kuzeyindeki hedeflere yönelik harekatı, TSK komuta kademesiyle Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nden takip etti. Akar, “Bu görev bitti bundan, sonraki görevler için de hazırlıklarımızı aynı ciddiyetle, samimiyetle yaparak hazır olacağız” açıklamasını yaptı.

20181214_2_33924227_39881551_web

 

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

ABD, bize Saddam muamelesi yapıyor

Genelkurmay İç Güvenlik Dairesi eski Şube Müdürü Kurmay Albay Ünal Atabay, Suriye sınırımızda teröristlere kalkan olacak “Gözlem noktaları” kurulmasıyla ABD’nin, “Artık sınır hattında PYD/PKK terör örgütü yok, sınırın güvenliğinde biz varız” mesajı vermek istediğini söyledi. Atabay, Türkiye’nin olası müdahalesine karşılık, ABD’nin muhatabın kendileri olacağını açıkça deklare ettiğini belirtti.

“TÜRKİYE’YE KARŞI BİR TAKTİK”

Atabay, ABD’nin, bu girişiminin, Türkiye tarafından karadan yapılabilecek bir harekata karşı, tamamen PYD/PKK terör örgütünü korumaya yönelik “caydırıcı kalkan” olma niyetini taşıdığını kaydetti. ABD’nin Fırat’ın doğusuna Türkiye’nin olası müdahalesini önlemek amacıyla uyguladığı taktiği Atabay şöyle açıkladı: “IŞİD terör örgütü tehdidi bahanesiyle zaman kazanarak PYD/PKK sözde düzenli ordu seviyesinde teşkilatlandırılıyor. PKK/PYD’nin askeri kapasitesini artırıyorlar, bölgede oluşturdukları siyasi-idari yapıyı güçlendirmeyi hedeflediklerini açıkça ortaya koyuyorlar.”

Ünal Atabay

Ünal Atabay

UÇUŞA YASAK BÖLGE GELECEK

ABD’nin bölgede bir taraftan hava üsleri inşa ederken, bir taraftan da radar sistemleri kurduğunu kaydeden Atabay, şunları söyledi: “Gözlem noktalarının tesisinin ardından veya öncesinde, Fırat’ın doğusunda hava sahasını, tıpkı Irak’ın kuzeyinde Saddam Hüseyin’e yaptıkları gibi uçuşa yasak hale getirecektir. Sınır hattı boyunca kurulacak 30 kadar gözlem noktası, teröristlerin konuşlu olduğu ve ABD üslerinin-koalisyon güçlerinin bulunduğu yerlerde tesis edilecek. Bu durumda ABD, PYD/PKK güçlerini hem karadan hem de havadan bir koruma şemsiyesi altına alacak. Böylece örgütün ordulaşmaya doğru gidişini sağlamayı sürdürmüş olacaktır.”

Hüda-Par: Karamollaoğlu ile görüşeceğiz

Diyarbakır Öğretmenevi’nde basın toplantısı düzenleyen Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriye Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin, uzun zamandan beri siyaset ve basın gündeminde olmamasına rağmen halen çözüm bekleyen en önemli meselelerden biri olmaya devam ettiğini söyledi. Şu anda ülkenin gündemindeki bir çok meselenin de bu mesele ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Kürt meselesinin çözümü, diğer sorunlarımızın çözümüne de katkısı olacaktır. Kürtler, Türkler’in Anadolu’ya gelişinden binlerce yıl öncesinden bu topraklarda toplu olarak yaşamaktaydı. Müslüman Türk kardeşleri ile tarihsel birliktelikleri tarihin akışını değiştirmiştir. 1071’de Malazgirt’teki birliktelik ile Anadolu’nun fetih kapıları açıldı. 1514’teki beraberlik ile diğer İslam kavimlerinin önemli bir kısmının birlikteliğine giden yol açıldı. 1915’teki birliktelik ile Çanakkale boğazı ve Anadolu’nun kapıları batılı emperyalistlere kapatıldı. Kürtler kiracı veya mülteci değil, bu vatanın sahibi ve devletin kurucu halklarındandır. Yüzyıllarca diğer Müslüman kavimlerle birlikte kardeşçe yaşayan Kürtler ulus devlet fikrinin revaç bulmasından sonra sorun olarak algılanmış, kimlikleri ve varlıkları inkar edilmiştir. Daha sonra varlıkları kabul edilip meseleye çözüm arayışları olmuşsa da sorun doğru isimlendirilmediği için doğru reçeteler uygulanamamış, doğru usuller kullanılmadığı için çözülemeyen sorun derinleşerek uluslararası bir nitelik kazanmış ve bu nedenle çözümü gittikçe daha karmaşık ve zor hale gelmiştir. Başarısız denemeler sonucunda yöntemin ve yaklaşımın düzeltilmesi gerekirken sorunun varlığı yeniden inkar edilmeye veya yapılması gereken her şeyin yapıldığı ve sorunun çözüme kavuştuğu iddia edilmeye başlanmıştır. Mesele bitmemiştir, devam ediyor. Sorun bizimdir, hepimizindir ve mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.  Kürt meselesinin, şiddet ve terör, kısmen de ekonomik geri kalmışlık meselesi olmadığını savunan Hüda-Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

“KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜMÜN TAM ZAMANIDIR”

“Devlete göre, Kürt meselesi bir şiddet, terör ve kısmen ekonomik geri kalmışlık meselesidir. Dış mihrakların tahrik ve kışkırtmasıyla ülkenin başına bela açılmasıdır. Hakikatte ise, hukuku olmayan ve bu nedenle sözde kalan kardeşliğin tahakkuk edememesidir. Adaletten sapma, ortak paydaları yok sayma suretiyle birliğin bozulmasıdır. İsimlendirmeyi, teşhisi yanlış yapanın sorunu çözmesi mümkün değildir. Kürt kavmi İslam ümmetinin asli unsurlarındandır. Yaşadığı coğrafyada ümmet coğrafyasının merkezidir. Meselenin çözümsüz kalması bütün bölgeyi olumsuz olarak etkileyecektir. Adil bir şekilde çözümü hem bölgeyi hem bütün İslam coğrafyasını rahatlatacaktır. Müslümanların sorunu araçsallaştırması mümkün değildir; meselenin çözümünü araması inançlarının kendilerine yüklediği bir yükümlülüktür. Kürtlerin yaşadığı Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri sorunu birbirlerinin aleyhine kullanma hesapları yapmamalı, çözümü için birbirlerine yardımcı olmalıdırlar. Çözümün tam zamanıdır. Yasal düzenlemeler, AB istediği için veya birileri silah bırakacak diye değil; milletimiz hakkına kavuşsun, haksızlıklar ve huzursuzluklar son bulsun, kardeşlik yeniden tesis edilsin ve adalet yerini bulsun diye yapılmalıdır. Meselenin çözümsüz kalmasının sonucu emperyalist müdahalelere açık hale gelmiş huzursuz bir coğrafya, heba olan nesiller ve kaynaklar, ekonomik çöküntüdür. Çözüm için ulus devlet paradigmasının terki, Kürtlerin de asli kurucu halk olarak kimliklerinin anayasal olarak tanınması, temel haklar konusunda şartsız adımlar atılması gereklidir. Ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ayrıcalık ve ayrımcılıklara son verilmelidir.

KÜRTÇE’NİN RESMİ DİL OLABİLMESİNİN YOLU AÇILMALIDIR

Dil üzerindeki baskılar son bulmalıdır. Herkese anadilinde eğitim hakkı tanınmalı ve Kürtçenin de resmi dil olabilmesinin yolu açılmalıdır.”  Konuşmasının ardından erken seçimle ilgili nasıl bir yol haritası izleyecekleri yönündeki bir soruya, “Hüda-Par, seçimden seçime çalışan bir parti değil. Sürekli sahada olan, vatandaşlarla birebir diyalog içerisinde olan ve seçime hazır olan bir partidir. YSK, Ocak ayı içerisinde seçime girebilecek partileri açıkladı. Sonra bir kaç ilave yaptı. Bu partilerin arasında Hüda-Par yok. Aslında partimizin seçime katılacak yeterliliği vardır. Bugün öğleden sonra başkanlık divanını toplayacağım ve YSK’ya ittirazda bulanacağız. YSK’nın bu yanlışlığı düzeltilmesi için mürcaatta bulunacağız. Bize göre seçime katılma yeterliliğimiz vardır, YSK’nın bu yanlışlığı düzeltmesini ümit ediyoruz” diye cevapladı.HDP ile ittifaka girip girmeyecekleri, ittifak için herhangi bir parti ile görüşme yapıp yapmadıkları yönündeki sorulara Hüda-Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu, şöyle yanıt verdi: “Daha önce ittifakların seçimlere uzun zaman olduğu gerekçesiyle konuşulmasını doğru bulmuyorduk, halen de bulmuyoruz. Seçimler beklenmedik kadar erken öne alındı. Normal seçim takvimi YSK’na göre 90 günlük bir süre gerekiyordu. Dün yapılan açıklamada 66 gün önce seçimin yapılacağı duyuruldu. İtifakların konuşulması artık erkendir demiyeceğiz. Kapımız çalındı ama bu çalmalar itifak şeklinde değerlendirilebilecek şekilde değildi. Daha çok ittifak teklifini yoklama diyebileceğimiz kapı çalmalardı. 6 gün sonra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile genel merkezimizde bir görüşme yapacağız. Görüşme yaptıktan sonra görüşmeyle ilgili basına ve kamuoyuna açıklama yapacağız. Prensipte ‘şu veya bu partiye kapımız kapalıdır’ şeklinde demedik. Şu anda itifakı konuşmak erkendir demiştik. Bize itifak teklifi de yok demiştik. ‘Şu partiyle ittifak yaparız, yada şu partiyle ittifak yapmayız’ diye bir şey demiyoruz. Başkanlık divanımızla bugün öğleden sonra yapacağımız toplantı sonrası bu konular netleşecek.”

ABD Savunma Bakanı’ndan flaş Suriye açıklaması

Savunma Bakanı Jim Mattis yaptığı açıklamada, ABD ve müttefiklerinin Suriye’den askerlerini barış olmadan çekmesinin imkansız olduğunu söyledi.

Mattis, Pentagon’da yaptığı açıklamada,”ABD ve müttefiklerinin Terör örgütü IŞİD’de karşı zafer elde ettiklerini ve Suriye’de bir barış sağlanması durumunda kalmayı istemediklerini belirtti. “Barış süreci sağlanmadan önce basitçe çekilmek istemiyoruz savaşı kazanırsınız ve sonra barışı kazanırsınız.”

Mattis, “Suriye elçisi Staffan de Mistura ile “Cenevre sürecinin nerede olduğunu ve yardım etmek için neler yapabileceğimizi ile ilgili görüşeceğini söyledi.

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis,”Suriye’de yedi yıl boyunca yarım milyon insanın öldüğünü ve milyonlarca insanın yaralandığını, iç savaşa bir son verilmesi için çaba sarfediliyor. ”Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı, ISID’ın kalıcı yenilgisini sağlamak ve ortadan kaldırmak için daha uzun süreli bir ABD harekatına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Grup, Suriye ve Irak’ın büyük bir bölümünü ele geçirdi, ancak ABD ve müttefiklerinin 2014’te askeri bir saldırı başlatmasından bu yana topraklarını giderek kaybettiklerini”söyledi. İHA