Çeyrek altın fiyatı 348 lira! Gram ve yarım altın fiyatları ne kadar? | 21 Aralık

Altın fiyatları son durumu haftaiçinin son günün vatandaşların ilgi gösteridiği konulardan biri oldu. Altının fiyatları ve Kapalıçarşı’daki altın fiyatları Aralık ayınının genelinde olduğu gibi durgun şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz haftadan bu yana altının gramında birkaç liralık bir değişim oldu. Peki altın piyasasının en çok ticareti olan iki ürünü; çeyrek altın ve gram altın fiyatlarında son durum ne? İşte, altın fiyatları…

ALTIN FİYATLARI 21 ARALIK

Çeyrek altın 21 Aralık tarihinde, 340,73 TL’den alınıp, 348,49 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 213,31 TL’den alınırken 213,36 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.409,00 TL’den alınırken, 1.431,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 679,33 TL’den alınıyor ve 696,97 TL’den satılıyor.

Altının gram fiyatı, güne yükselişle başlamasının ardından 213,4 lira seviyesinde dengelendi. Dün dolar kurundaki değer kayıplarına karşın altının ons fiyatından bulduğu destekle 214 lirayı test eden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,84 primle 213,1 liradan tamamladı. Bugüne de yükselişle başlayan altının gram fiyatı, saat 09.45 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 0,14 değer kazancıyla 213,4 liradan alıcı buluyor.

Kapalıçarşı’da çeyrek altın 349 lira, Cumhuriyet altını da 1.428 liradan satılıyor. Altının ons fiyatı dün, küresel piyasalarda değer kaybeden doların etkisiyle 26 Haziran’dan bu yana gördüğü en yüksek seviye olan 1.267,0 doları gördü. Sabah saatlerinde Asya piyasalarında negatif bir seyir izleyen ons altın şu dakikalarda önceki kapanışa göre yüzde 0,16 azalışla 1.258,9 dolardan işlem görüyor.

altin-fiyatlari-2_16_9_1538567107_16_9_1539504411_16_9_1545253144

215 LİRA DİRENÇ KONUMUNDA

AA Finans Analisti İslam Memiş, ABD Merkez Bankası (Fed) kararları sonrasında gerileyen ABD borsaları ve dolar endeksinin altının ons fiyatını olumlu yönde desteklediğini belirterek, “Altının ons fiyatı, dün güçlü direnç seviyesi olan 1.257 dolar seviyesini yukarı yönlü kırdı. ABD’de resesyon beklentisinin artması, altının ons fiyatında yükselişleri destekliyor. Ons altın 1.257 doların üzerinde kalıcılık sağlayabilirse yükselişler 1.268 dolar seviyesine kadar sürebilir.” değerlendirmesinde bulundu. Yurt içinde, dolar kurundaki gerilemenin altının gram fiyatındaki yükselişi sınırladığını ifade eden Memiş, teknik açıdan gram altında 212 liranın destek, 215 liranın direnç konumunda olduğunu bildirdi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Harran Rektörü’ne Diyanet-Sen’den de tepki

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, bir tv programında sarf ettiği “Cumhurbaşkanına itaat etmek farzı ayn’dır” açıklamasına tepkiler sürüyor.
AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’nın; “Sözlerin Rektörlük makamında aranan akademik müktesebatla hiçbir ilgisi yoktur” sözlerinin ardından bir tepki de Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Ayhan’dan geldi.

“Farz Ayın, her müslümanın kesinlikle kendisinin yapması istenilen Allah’ın emirleridir” diyen Ayhan “Elbette ki, devlet yöneticisine değil devletin getirdiği kurallara hukuksal olarak riayet etmek önemlidir. Kaldı ki, devleti yönetenler İslami kurallara riayet etmediği takdirde onların eleştirilmesi ya da uyarılması noktasında her Müslüman’ın görevi vardı” dedi.

“KILIÇLA DÜZELTİLİR”

Sahabe hayatından örnek veren Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Ayhan, “Örneğin, Hz. Ömer halife olduğu zaman, sahabe ile birlikteyken, ‘Ben bir yanlışa düşersem, sizler ne yaparsınız’ diye sorduğunda, sahabeden biri olan Muhammed Mesleme, ‘Evet yanlış yapmada ısrar edersen kılıcımızla seni dogrulturuz’ ifadesini kullanmıştır. Hz. Ömer bu sözler karşısında memnun kalmış tepki göstermemiştir. Rektörün, itaat açıklaması ortada herhangi bir olay yokken yapılması yüce dinimiz İslam’a ve müslümanlara zarar vermiştir. Müslümanları acziyet içinde güce itaat eden konumuna koymuştur. Devlet, adalet ve liyakat ilkeleri ile yönetilir. Liyakatsız kişilerin belli makamlara getirilmesi hem milletimizin geleceğine hem de devletimizin işleyişine büyük zarar vermektedir. Milletimiz, devletimizin ya da Cumhurbaşkanımız yanında durması gerektiği noktada her zaman yanında durmuştur” diye konuştu.

İLGİLİ HABERBostancı'dan 'Cumhurbaşkanı'na itaat etmek farz' diyen Rektör'e sert tepkiBostancı'dan 'Cumhurbaşkanı'na itaat etmek farz' diyen Rektör'e sert tepki ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Cuma namazı saat kaçta kılınacak? İstanbul, Ankara, İzmir’de cuma ezanı saatleri…

İnananlar mübarek cuma namazına hazırlanıyor. Cuma günü camileri doldurarak ibadetlerini gerçekleştirecek olan İslam alemi bugün “Cuma namazı saat kaçta?” ve “Ezan ne zaman okunuyor?” sorularına cevap arıyor. 31 Ağustos Cuma günü cuma namazı saat kaçta kılınacak ve cuma namazı için öğlen ezanı saat kaçta okunacak?  İşte günün il il Cuma namazı vakitleri…

İL İL CUMA NAMAZ VAKİTLERİ İÇİN TIKLAYIN…

İstanbul: 13:11
Ankara: 12:55
İzmir: 13:18

undefined

31 AĞUSTOS CUMA HUTBESİ: ÇALIŞMAK, HAYATIMIZA BEREKET GETİRİR

Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.”
Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Hiç kimse kendi el emeğinin karşılığından daha hayırlısını yememiştir.”

Değerli Müminler!
Rezzâk olan Rabbimiz, yediğimiz her lokmayı, içtiğimiz her yudumu, havayı, ekmeği, suyu bizlere lütfedendir. O, sonsuz ikram sahibidir. Bizler, “Yâ Rezzâk!” dediğimiz zaman bilir ve inanırız ki, Allah ruhumuzun da bedenimizin de gıdasını verendir ve O, rızkımıza kefildir. Mümin olarak bize düşen, rızık elde etmek için helâl yollarla çalışmak, temiz ve nezih olan kazancın peşinde koşmaktır. Sevgili Peygamberimiz bu hususu şöyle dile getirmiştir: “Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiğini elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helâl olanı alın, haramdan kaçının.”.

Kardeşlerim!
İnsanlığa rehber olarak gelen peygamberler de terzilik, marangozluk, çiftçilik, ticaret gibi çeşitli mesleklerle meşgul olmuşlar, kimseye yük olmadan kendileri ve aileleri için helâl rızık temin etmişlerdir. Alın teri ve göz nuruyla çalışmak, helâl kazanç endişesi gütmek, helâlinden üretip helâl yolda harcamak peygamberlerin sünnetidir.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de tüm insanlığa şu çağrıyı yapar:

“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin…”

Muhterem Müslümanlar!
Çalışmak, hayatımıza huzur ve bereket getirir. Allah’ın verdiği aklı, bedeni ve yüreği kullanarak, O’nun razı olacağı işlerde çalışmak, kul için şereftir. Mümin, sürekli kendini yenilemeli, “iki günü eşitse zararda olduğunu” bilmelidir.Dinimiz, tembelliği, sorumsuzluğu, çalışmadan kazanmayı hedefleyen her türlü sahtekârlık girişimini yasaklar. Toplumun ahlâkî değerlerini hiçe sayarak güven ve huzurunu bozan rüşvet, tefecilik, stokçuluk, karaborsacılık ve alışverişte hile gibi haksız kazanç yollarına kesinlikle izin vermez. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Sizden birinizin urganını alıp dağa giderek bir bağ odun getirip satması ve böylece Allah’ın onun itibarını koruması, bir şey verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden dilenmesinden daha hayırlıdır.” buyurmuştur.

Adana bayram namazı saat kaçta? Adana bayram ezanı saati (Kurban Bayramı 2018)

2018 Kurban Bayramı geldi! İslam aleminin Kurban Bayramı bu sene 21 Ağustos’ta başlıyor ve 24 Haziran’da bitiyor. Adana bayram ezanı saati kaç? Kurban Bayramı Namazı saatleri. Tüm illerde bayram namazı saatleri. Peki bayram namazı nasıl kılınır, Kurban Bayram namazı saat kaçta kılınır? İşte Adana bayram namazı ezan saati ve Kurban Bayramı ilgili faydalı bilgiler…

ADANA BAYRAM NAMAZI SAATİ: 06:39

İL İL BAYRAM NAMAZI VAKİTLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?

Bayram namazı bayramın ilk günü, güneşin doğmasından yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra cemaatle birlikte kılınan namazdır. Bayram namazına, Allahuekber “Niyet ettim Allah rızâsı için vâcib olan Kurban Bayramı namazını kılmaya. Uydum imama.” denip niyet edilir.

İmam, ellerini kulaklarına kaldırıp “Allâhuekber” diyerek tekbîr alıp ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve “Sübhaneke” duasını okunur. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır ki cemaat de aynısını yapar. Ardından imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve imamın okuduğu sûre ile âyetleri dinler. Ardından imamla birlikte rükû ve secde edilir.

Ardından 2. rek’âta kalkılıp eller göbek altında bağlanır. İmam, sûre ve âyetleri okur, cemaat dinler. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imamla birlikte rükû ve secde edilerek namaz bitirilir.

ADANA’NIN ÜNLÜ CAMİLERİ

1. Ceyhan Ulu Camii

Ceyhan Ulu Camii, Adana, Ceyhan ilçesinin merkezinde geniş bir meydan ortasında bulunan Ulu Cami, aynı zamanda Abdülkadir Ağa Camii ismiyle de tanınmaktadır.1868 tarihinde Koban muhacirlerinden Nogaylardan Abdülkadir Ağa tarafından yaptırılan camii Ceyhan ilçe merkezinde bulunmaktadır.

2. Kurtkulağı Köyü Camii

Kurtkulağı Köyü Camii, Adana, Ceyhan ilçesine 30 kilometre mesafede, eski Halep kervan yolu üzerinde bulunan Kurtkulağı Köyü Camii, Türk mimarîsi önemli eserlerinden biridir.

3. Yeni Camii

Yeni Camii, Adana Ulu Camii’inde de olduğu gibi Arap- Memluk mimarisi tarzındadır.Camii kitabelerinden birine göre camii, 1724 yılında Abdürrezzak Antaki adlı Antakyalı bir zengin tarafından yaptırılmış; bir başka kitabeye göre minaresi 1729 yılında Abtullah Bin Ali Beşe tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen biçiminde, on kubbeli bir yapıdır. Minaresinin giriş kapısının üstünde bir güneş saati bulunur.

4. Hoşkadem Camii

Hoşkadem Camii, Kozan ilçesinde, çarşı içinde bulunmaktadır. Hoşkadem Camii, Adana ili , Kozan ilçesi merkezinde yer alan, Çukurova’nın Türklerin eline geçtiği ilk yılların eseri olması bakımından önemli bir yapıdır. Hoşkadem Camii, 1448 yılında Mısır Kölemen Sultanı Seyfeddin Çakmak‘ın Çukurova Bölge Emiri Abdullah Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır. Bütünü ile dikdörtgen plan oluşturan cami, ulu camiler sınıfına dahil edilmiştir. Yay kemerli giriş kapısının üzerinde büyükçe bir kartuş içine yazılmış üç satırlık inşa kitabesi bulunmaktadır. Camii son olarak 2006 yılında Belediyemizin girişimleri sonucunda vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun bir şekilde restore edilmiştir. Camii önünde belediyemiz tarafından yapılan fıskiyeler ve oturma alanları bölgeye ayrı bir güzellik kattı.

5. Hasan Ağa Camii

Hasan Ağa Camii, Adana ili, Seyhan ilçesi Ali dede Mahallesi’nde, Yağ Camii arkasındadır. 1558 yılında, kubbeli ve kesme taştan yapılmıştır. Klasik Osmanlı mimari özelliğini taşıyan tek örnek olma özelliğine olan bu tarihi camii, Adana depreminin yaşandığı 27 Haziran 1988 tarihinde hasar gördüğünden dolayı uzun bir süre ibadete kapatılmıştı.

Edirne Bayram namazı saati! Edirne’de Kurban Bayramı ezanı saat kaçta?

2018 yılının Kurban bayramı geldi çattı! İslam aleminin Kurban Bayramı bu sene 21 Ağustos’ta başlıyor ve 24 Ağustos’ta bitiyor. Bayram namazı bayramların ilk günün sabahında kılınır. Peki bayram namazı nasıl kılınır? bayram namazı saat kaçta kılınır? Şehir Şehir Türkiye namaz saatleri. İşte Edirne bayram namazı saati ve il il bayram namazı vakitleri, Kurban bayramı ilgili faydalı bilgiler…

EDİRNE’DE BAYRAM NAMAZI SAATİ: 07:09

İL İL BAYRAM NAMAZI VAKİTLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

EDİRNE’NİN ÜNLÜ CAMİLERİ

Yıldırım Beyazid Camisi

Edirne’nin XIV.yy’dan, en eski camisidir. Gerek planı gerekse sütun başlıkları yapının haç planlı bir Bizans Kilisesi olduğunu göstermektedir. Yıldırım Bayezid adına camiye dönüştürülürken (1400) temel dışında yeniden yapılmıştır.Yapım tarihini 1396 ya da 1399 olarak gösterenler de vardır. Kilise üzerine yeniden yapılan Caminin kıblesi yapının eksenine uymadığından mihrap haç kollarından birisinin köşesine konmuş, eğimli bir görünüş almıştır. Son cemaat yerinin iki yanında tabhane odaları (gezici dervişlerin kaldığı) vardır. Günümüzdeki biçimiyle, dört Kemerli, kubbeli ve tek minareli bir camidir. 1877-78 Osmanlı – Rus Savaşı yıllarında Ruslar camiyi erzak deposu olarak kullanmışlardır. Bahçesindeki mezarlarından birinin Fatih tahta geçtiğinde Edirne Sarayı Hamamında boğdurulan Sultan II.Murat’ın şehzadelerinden Ahmet’e ait olduğu söylenir. Yeri tam olarak bilinmeyen mermerden yapılmış ve birbirine geçme küpe şeklindeki asılı iki halka nedeniyle Küpeli Cami diyenler de vardır.

Beylerbeyi Camisi

Tek ve yarım kubbeden oluşan bu cami, içinde çok ilginç Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip olup, günümüzde de ibadete açıktır. Hükümet Konağından Sarayiçi’ne giden caddenin sağındadır.1429’da, Sultan II.Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa yaptırmıştır. Yan mekanlı, çokgen planlı tek kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli mermer Taçkapı ilginçtir. İçte büyük kemerin alt yüzünde rumi ve hatayi motifli kalem işi süslemeler göze çarpar. Son yıllarda yeniden yapılırcasına onarılmıştır.
Caminin karşısında Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan yıkık Durumda bir türbe vardır. Sekizgen planlı taş yapıda sırlı tuğla dolgular tek süs öğeleridir. Mezarlık ortasında bulunan türbe önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Halk Arasında bu türbenin İncili Çavuş’a ait olduğu inancı yaygındır.

Gazimihal Camisi

Gazimihal Camii-Büyük Resim için Tıklayın! Tunca Nehri’nin ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Mermer kapı üzerindeki yazıtta, 1422’de Mihal Bey’in yaptırdığı bildirilmektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camiler planındadır. Kesme taştan yapının önünde ağır payeli, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Tek kubbeli, tek minarelidir. Alçı mihrabındaki yıldızlar ve geometrik bölmelerden oluşan süsleme özgündür. Ancak, mihrabın alt bölümü su basması yüzünden oldukça bozulmuştur. Caminin kıble yönünde Gazi Mihal Bey’in mezarı bulunmaktadır. “Yapılış tarzı pek latif, hareminde beş kubbesi olan, ayrıca kurşun örtülü bir saçağı bulunan” bir cami olarak anılır.

Soğan Boğumlu Minare

Minaresi; soğan boğumlu taş külahlı örneklerin ayakta kalan tek ve en iyi olanıdır. 1953 depreminde hasar görmüştür.

Mezit Bey (Yeşilce) Camisi

1440/41’de Sancakbeyi Mezit Bey yaptırmıştır. Yan mekanlı (zaviyeli) Camilerdendir. 1752 depreminden sonraki onarımda, minber eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1889’da yeniden onarılmıştır. Özgün mimarisi Yeşil çinilerle kaplı olduğundan Yeşilce adını almıştır. Küfeki taşından Mihrabın üst bölümünde kabartma frizi (bordürü) vardır. Yine bu bölüm de kalem işi süsleme izleri de görülür.

Darülhadis Camisi

Set yolunun demiryolu köprüsü yakınından sola dönünce görülebilen Dar-ül Hadis Camisi; Sultan II.Murat döneminde medrese olarak 1434 yılında yapılmış Sultan eserlerindendir. (Bazı tarih kitapları, cami ve medresenin ayrı ayrı yapıldığını yazarlar. Hz. Muhammet’in Edirne’de II.Murat’a rüyasındayken yapımı için emir verdiği söylenir. Bu nedenle duaların kabul gördüğü yerlerden biri olarak bilinmektedir.
Sonradan camiye dönüştürülen Dar-ül Hadis’in yarısı 1913 yılındaki Bulgar İşgali döneminde isabet eden top mermileri nedeniyle yıkılmış, onarılmaktayken Birinci Dünya Savaşı’nda petrol ve benzin deposu olarak kullanılmıştır. Son yıllarda onarılan ve çevre düzenlemesi yapılan cami ibadete açıktır.

Evliya Kasım Paşa Camisi

Aynı isimle anılan mahallede Tunca Nehri kıyısındadır. Fatih Sultan Mehmet ve Sultan II.Beyazit dönemlerinde Rumeli Beylerbeyi olan ve daha sonraları başvezirlik yapan Kasım Paşa tarafından 1478 yılında yaptırılmıştır. Cami tek kubbeli olup tek minarelidir.Cemaatin alınmasını sağlamak için nehre 14 basamak taş merdiven yapılmışsa da günümüzde sadece 2 basamak bulunmaktadır. Evliya Kasım Paşa’nın mezarı da cami’nin kabristanındadır.

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR?

Bayram namazı bayramın ilk günü, güneşin doğmasından yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra cemaatle birlikte kılınan namazdır. Bayram namazına, Allahuekber “Niyet ettim Allah rızâsı için vâcib olan Ramazan Bayramı namazını kılmaya. Uydum imama.” denip niyet edilir.

İmam, ellerini kulaklarına kaldırıp “Allâhuekber” diyerek tekbîr alıp ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve “Sübhaneke” duasını okunur. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır ki cemaat de aynısını yapar. Ardından imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra imam, ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “Allâhu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini göbek altında bağlar. Cemaat de aynısını yapar ve imamın okuduğu sûre ile âyetleri dinler. Ardından imamla birlikte rükû ve secde edilir.

Ardından 2. rek’âta kalkılıp eller göbek altında bağlanır. İmam, sûre ve âyetleri okur, cemaat dinler. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Ardından, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahu Ekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imam ellerini kulaklarına kaldırıp “Allahuekber” diyerek tekbîr alır ve ellerini yana bırakır. Cemaat de aynısını yapar. Sonra, imamla birlikte rükû ve secde edilerek namaz bitirilir. Sonra, imam minber’e çıkarak “Bayram hutbesi”ni okur. Hutbenin ardından dua edilir. Bayram namazının kılınışının akıllarda kalması için “İki salla bir bağla üç salla bir yat.” şeklinde bir tekerleme de yapılmıştır.

Fakıbaba ne demek istedi

Bakan Fakıbaba, Güneydoğu Anadolu Projesi Tarımsal Araştırma Enstitüsü Eğitim Merkezi’nde (GAPTEAM) düzenlenen istişare toplantısında, AKP teşkilatlarıyla bir araya geldi.
Türkiye’nin AKP hükümetleriyle, son yıllarda tüm engellemelere rağmen büyümeye devam ettiğini belirten Fakıbaba, bundan dolayı girdikleri tüm seçimlerde başarı kazandıklarını bildirdi. Fakıbaba, 24 Haziran seçimlerinden de yüksek oy almaları için el birliğiyle çalışmaları gerektiğini vurgulayarak, partililerden herkese ulaşmalarını istedi.

Bakan Fakıbaba, 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin önemine değinerek, “Olay Ahmet, Mehmet, onu sevdim, bunu sevmedim olayı değil, olay Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası olayıdır. İslam’ın, ümmetin olayıdır. Bu sadece Recep Tayyip Erdoğan olayı da değil. Bu kadar ciddi ve samimi bir olay. Onun için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor. Hep beraber ayağa kalkacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

AKP İl Başkanı Bahattin Yıldız da her zamankinden çok daha fazla çalışmaları gerektiğini belirterek, 24 Haziran’da hem cumhurbaşkanlığı için çok yüksek bir oy elde edip, hem de 14 adayı Meclis’e taşıyacaklarına inandığını kaydetti.

Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkol, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci, Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli ve AKP İl Kadın Kolları Başkanı Demet Saatçi Güven’in de katıldığı program, daha sonra basına kapalı devam etti.

AA

Cuma namazı saat kaçta? Cuma ezanı bugün kaçta okunuyor? İl il namaz vakitleri. 4 Mayıs Cuma ezanı ne zaman?

Camilere ve mescitlere akın edecek olan Müslümanlar cuma kaçta okunuyor, cuma ezanı saat kaçta merak ediyor. İslam Alemi bir cuma gününe daha erişmenin mutluluğunu yaşıyor. Cuma gününü ibadet ile geçirecek olan Müslümanlar cuma saatini bekliyor. Peki cuma namazı saat kaçta kılınacak? Cuma ibadetlerini yerine getirecek milyonlar il il namaz vakitlerini ve cuma gününün önemini haberimizden öğrenebilir. İşte İstanbul, Ankara, İzmir namaz saatleri ve Diyanet İşleri tarafından yayımlanan 4 Mayıs 2018 Cuma Hutbesi. Hayırlı cumalar…

BAZI İLLERİMİZDE CUMA NAMAZI VAKİTLERİ

İstanbul: 13:07
Ankara: 12:51
İzmir: 13:14
Bursa: 13:07
Edirne: 13:17
Eskişehir: 13:01
Trabzon: 12:24
Van: 12:09

Diğer iller için namaz vakitlerini ve cuma ezan saatini aşağıdaki linkten öğrenebilirsiniz.

İŞTE TÜM TÜRKİYE’NİN İL İL NAMAZ VAKİTLERİ

CUMA NAMAZI VE MÜBAREK CUMA GÜNÜ

Cuma günü müminlerin hatalık bayramı sayılır. O gün yapılan ibadetler diğer günlere göre daha büyük sevap kazandırır. Kılınan Cuma namazının
fazileti pek büyüktür. Müslümanlar Cuma günü banyo yapar, en temiz elbiselerini giyer, en güzel kokularını sürünüp, güler yüzle sokağa çıkarlar.
Cuma için ezan okunduğu vakit her türlü işlerini bırakarak camilere koşarlar.

Zira Yüce Allahımız: “Cuma günü namaz için çağrıldığınızda hemen Allah’ın zikrine koşun. Alışverişi bırakın” buyurmuştur.

Cuma Namazı, müslüman erkeklere farz olan bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’de, olduğu, mutlaka kılınması gerektiği açık açık emredilmiştir. Vakti,
öğle namazının vaktidir. Cuma günleri öğle namazı vaktinde bu namaz kılınırsa, öğle namazı da kılınmış sayılır. Dört rekat ilk sünneti, iki rekat
farzı, dört rekatta son sünneti vardır. Bu dört rekatlık “Vakit Sünneti” kılmak sevaptır. Farz kılınmadan önce imam minbere çıkıp hutbe okur. Bu
hutbenin okunması ve dinlenmesi de Cuma Namazı’nın farzlarındandır.Cuma namazı kadınlara farz olmadığı halde eğer onlar da cemaatle birlikte
Cuma’yı kılarlarsa öğle namazını kılmış sayılırlar.

Cuma namazı hür ve serbest olmayanlara, yolcu olanlara, hasta olanlara, kör olanlara, ayakları olmayan sata kimselere farz değildir. Ama bunlar
Cuma’yı kılarlarsa büyük bir sevap kazanırlar.
cuma-1

CUMA NAMAZI KİMLERE FARZDIR?

Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:

1. Müslüman olmak,
2. Akıllı olmalı,
3. Ergenlik çağına gelmiş olmak,
4. Erkek olmak,
5. Hür ve serbest olmak,
6. Mukim olmak (misafir olmamak),
7. Sağlıklı olmak,
8. Kör olmamak,
9. Ayakları sağlam olmak.

CUMA NAMAZININ HÜKMÜ NEDİR?

Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz oluşu Kur’an-ı Kerim, Sünnet ve icma ile sabittir. Yüce Allah, “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı
yapıldığında, alışverişi bırakıp hemen Allah’ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve
Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 62/9-10) buyurmaktadır. Hz. Peygamber de, “Cuma
namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman erkeğe farzdır” (Ebu Davud, Salat, 216; Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra, III/246)
buyurmuştur. Cuma namazı, Hz. Peygamber döneminden günümüze kadar kılına gelmiş ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir farklı
görüş ortaya çıkmamıştır.

cuma-1

CUMA NAMAZI KILMAK İÇİN GEREKLİ KİŞİ SAYISI NEDİR?

Cuma namazının sahih olması için cemaatin şart olduğu konusunda bütün bilginler ittifak etmekle birlikte, gerekli görülen asgari sayının kaç
olduğu hususunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Cuma namazının kılınabilmesi için, İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre, imamın
dışında en az üç, Ebu Yusuf’a göre ise, iki kişinin bulunması gerekir (İbnü’l-Hümam, Fethu’l-Kadir, II/31).

Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre, en az kırk kişi bulunmalıdır (Nevevi, el-Mecmu’, IV, 353; İbn Kudame, Muğni, II, 171, 217).
Maliki mezhebine göre ise on iki kişinin bulunması şarttır (Huraşi, Şerhu Muhtasari Halil, II, 76-77).
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Medine’ye hicretinden önce Nakiu’l-Hadamat’ta kılınan cuma namazında kırk kişi hazır bulunmuştu (İbn Mace, Salat,
78). Ancak daha az kişi ile de cuma namazı kılındığı da bilinmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)’in emri ile Mus’ab b. Umeyr Medine’de 12
kişiye cuma namazını kıldırmıştır (Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra, III, 255).

30 MART CUMA HUTBESİ

KESİNTİSİZ HAYIR ÇEŞMESİ: VAKIFLAR

Aziz Müminler!

Hz. Ömer (r.a) Hayber’de bir hurma bahçesine sahip olmuştu. İlk defa böylesine güzel bir bahçesi oluyordu. Resûlullah’ın (s.a.s) huzuruna
gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben bu malımla Allah’ın rızasını kazanmak istiyorum. Onu nasıl değerlendirmemi uygun görürsünüz?”
Peygamberimizin bu arazi ile ilgili tavsiyesi, asırlar boyu sürecek vakıf medeniyetinin temel taşlarını oluşturacak nitelikteydi. O (s.a.s) şöyle
buyurmuştu: “Dilersen aslını vakfet. Mahsulünü de sadaka olarak dağıt.” Bunun üzerine Hz. Ömer, aslının satılmaması, hibe edilmemesi ve miras
bırakılmaması şartıyla bahçesini vakfetti.

Değerli Müminler!

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilahi mesajları ve Peygamber Efendimizin örnek hayatı, İslam tarihi boyunca Müslümanları hayır yapmaya teşvik
etmiştir. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”[2] ayetini kendilerine şiar
edinen Müslümanlar, infakı kalıcı hale getirmeye gayret etmiştir. Hem sahabiler hem de onları takip eden nesiller, vakıfların kesintisiz birer hayır
çeşmesi olduğu bilinciyle hareket etmiştir. Böylece İslâm dünyasının dört bir köşesi, iyiliğin insanlığa ulaştığı en değerli kaynaklar olan vakıflarla
donatılmıştır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla harcanan malın, kalıcı bir iyilik haline gelmesidir. Vakıf, Rabbimizin ikramı olan servetle,
şefkat ve merhamet köprüleri inşa etmektir. Vakıf, müminin kendisine emanet edilen mülkü ibadete dönüştürebilme çabasıdır. Vakıf, insanı
incitmeden, sağ elin verdiğini sol ele duyurmadan hayırda bulunmanın adıdır.

Kardeşlerim!

Bencilliği ve hırsı bir kenara bırakarak, cömertliğe ve ihsana yapılan yatırım, vakıf eliyle süregelen bir sevaba dönüşür. Medeniyetimiz, yolcuya
barınak, yoksula aş, işsize iş, borçluya destek, öğrenciye aile olan nice vakfa ev sahipliği yapar. Vakıflarımız, yetimler için şefkat yuvası, hastalar
için şifa kapısı, muhtaçlar için yardım eli, yaşlılar için huzur vesilesidir. Ormanların, yaralı ve yuvasız hayvanların korunması için kurulan tarihî
vakıflarımız, sadece insana değil, canlı-cansız bütün varlık âlemine şefkat nazarıyla bakmanın eşsiz örnekleridir.

Aziz Müminler!

Âlicenap ecdadımızın yurt içinde ve yurt dışında kurmuş olduğu vakıflardan bugün de istifade ediyoruz. Camiler, çeşmeler, hanlar,
kervansaraylar, kışlalar, hastaneler, kütüphaneler ve daha nice hayır hizmeti, atalarımızın yadigârı olarak yaşamaya devam ediyor.

Geliniz, geçmişten devraldığımız bu yüce emaneti koruyalım; engin bir gönülle vakıf geleneğimizi güçlendirelim. Mayasında samimiyet olan,
yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hâkim olması için kurulan vakıflarımıza sahip çıkalım.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hayırsever milletimizin yardımlarını yedi iklim dört bucakta ihtiyaç sahiplerine ulaştıran Türkiye Diyanet Vakfımız, ülkemizde ve dünyanın kritik
coğrafyalarında camiler inşa etmektedir. Ezanı mukaddes bilen milletimiz, Başkanlığımız ve Vakfımız tarafından yakın zamanda başlatılan ve halen
devam eden “Bir Tuğla da Benim Olsun” kampanyasına yoğun ilgi göstermektedir. Bu sebeple siz kadirşinas cemaatimize teşekkürü bir borç
biliyoruz. Cenab-ı Hak yapmış olduğunuz yardımları dergâh-ı izzetinde kabul eylesin. Gönderdiğiniz en küçük bir yardım belki Kosova’da, belki
Cibuti’de, belki de ülkemizin herhangi bir ilindeki üniversite camiinin duvarında bir tuğlamız olacaktır.

Hutbemi Peygamber Efendimizin şu hadisiyle bitirmek istiyorum: “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye
yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”

[1] Müslim, Vasiyye, 15.
[2] Âl-i İmrân, 3/92.
[3] Müslim, Vasiyye, 14.

Bayram geliyor… Ramazan Bayramı ne zaman başlayacak ve Ramazan Bayramı’nda kaç gün tatil olacak?

Ramazan Bayramı birçok vatandaş için hem ibadet, hem akraba ziyareti, hem de tatil olarak geçecek. Ramazan ayının gelmesi ile Ramazan Bayramı ne zaman başlayacak ve kaç gün tatil olacak? Yaz aylarına denk gelen dini bayramlarımız tatilciler için de önemli bir tatil fırsatı olarak görülüyor. Bayram tatili planlarının önceden şekillendirmek isteyenler, Ramazan Bayramı ne zaman kutlanacak ve kaç gün tatil olacak sorusunun cevaplarının haberimizde bulabilir…

RAMAZAN BAYRAMI NE ZAMAN?

Ramazan ayı içerisinde idrak edilen Kadir Gecesi ise 10 Haziran Pazar gününe denk gelecek.

14 Haziran Perşembe – Arefe Günü
15 Haziran Cuma – 1. Gün
16 Haziran Cumartesi – 2. Gün
17 Haziran Pazar – 3. Gün

Bayramın hafta sonunu içine alması sebebiyle bayram tatilinin kısa olması bekleniyor.

ramazan3-shutterstock

KURBAN BAYRAMI NE ZAMAN?

Kurban Bayramı ne zaman sorusu vatandaşlarca merak ediliyor. Bu sene ise 20 Ağustos Pazartesi başlayacak 24 Ağustos Cuma sona erecek.

KURBAN BAYRAMI 9 GÜN TATİL OLABİLİR

Kurban Bayramı’nın hafta içine denk gelmesi ile birlikte bayram tatiline hafta sonları da eklenerek bu yıl 9 gün tatil yapılacağı tahmin ediliyor.

Hüda-Par: Karamollaoğlu ile görüşeceğiz

Diyarbakır Öğretmenevi’nde basın toplantısı düzenleyen Hüda-Par Genel Başkanı Zekeriye Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin, uzun zamandan beri siyaset ve basın gündeminde olmamasına rağmen halen çözüm bekleyen en önemli meselelerden biri olmaya devam ettiğini söyledi. Şu anda ülkenin gündemindeki bir çok meselenin de bu mesele ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgisi olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Kürt meselesinin çözümü, diğer sorunlarımızın çözümüne de katkısı olacaktır. Kürtler, Türkler’in Anadolu’ya gelişinden binlerce yıl öncesinden bu topraklarda toplu olarak yaşamaktaydı. Müslüman Türk kardeşleri ile tarihsel birliktelikleri tarihin akışını değiştirmiştir. 1071’de Malazgirt’teki birliktelik ile Anadolu’nun fetih kapıları açıldı. 1514’teki beraberlik ile diğer İslam kavimlerinin önemli bir kısmının birlikteliğine giden yol açıldı. 1915’teki birliktelik ile Çanakkale boğazı ve Anadolu’nun kapıları batılı emperyalistlere kapatıldı. Kürtler kiracı veya mülteci değil, bu vatanın sahibi ve devletin kurucu halklarındandır. Yüzyıllarca diğer Müslüman kavimlerle birlikte kardeşçe yaşayan Kürtler ulus devlet fikrinin revaç bulmasından sonra sorun olarak algılanmış, kimlikleri ve varlıkları inkar edilmiştir. Daha sonra varlıkları kabul edilip meseleye çözüm arayışları olmuşsa da sorun doğru isimlendirilmediği için doğru reçeteler uygulanamamış, doğru usuller kullanılmadığı için çözülemeyen sorun derinleşerek uluslararası bir nitelik kazanmış ve bu nedenle çözümü gittikçe daha karmaşık ve zor hale gelmiştir. Başarısız denemeler sonucunda yöntemin ve yaklaşımın düzeltilmesi gerekirken sorunun varlığı yeniden inkar edilmeye veya yapılması gereken her şeyin yapıldığı ve sorunun çözüme kavuştuğu iddia edilmeye başlanmıştır. Mesele bitmemiştir, devam ediyor. Sorun bizimdir, hepimizindir ve mutlaka çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.  Kürt meselesinin, şiddet ve terör, kısmen de ekonomik geri kalmışlık meselesi olmadığını savunan Hüda-Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

“KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜMÜN TAM ZAMANIDIR”

“Devlete göre, Kürt meselesi bir şiddet, terör ve kısmen ekonomik geri kalmışlık meselesidir. Dış mihrakların tahrik ve kışkırtmasıyla ülkenin başına bela açılmasıdır. Hakikatte ise, hukuku olmayan ve bu nedenle sözde kalan kardeşliğin tahakkuk edememesidir. Adaletten sapma, ortak paydaları yok sayma suretiyle birliğin bozulmasıdır. İsimlendirmeyi, teşhisi yanlış yapanın sorunu çözmesi mümkün değildir. Kürt kavmi İslam ümmetinin asli unsurlarındandır. Yaşadığı coğrafyada ümmet coğrafyasının merkezidir. Meselenin çözümsüz kalması bütün bölgeyi olumsuz olarak etkileyecektir. Adil bir şekilde çözümü hem bölgeyi hem bütün İslam coğrafyasını rahatlatacaktır. Müslümanların sorunu araçsallaştırması mümkün değildir; meselenin çözümünü araması inançlarının kendilerine yüklediği bir yükümlülüktür. Kürtlerin yaşadığı Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri sorunu birbirlerinin aleyhine kullanma hesapları yapmamalı, çözümü için birbirlerine yardımcı olmalıdırlar. Çözümün tam zamanıdır. Yasal düzenlemeler, AB istediği için veya birileri silah bırakacak diye değil; milletimiz hakkına kavuşsun, haksızlıklar ve huzursuzluklar son bulsun, kardeşlik yeniden tesis edilsin ve adalet yerini bulsun diye yapılmalıdır. Meselenin çözümsüz kalmasının sonucu emperyalist müdahalelere açık hale gelmiş huzursuz bir coğrafya, heba olan nesiller ve kaynaklar, ekonomik çöküntüdür. Çözüm için ulus devlet paradigmasının terki, Kürtlerin de asli kurucu halk olarak kimliklerinin anayasal olarak tanınması, temel haklar konusunda şartsız adımlar atılması gereklidir. Ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ayrıcalık ve ayrımcılıklara son verilmelidir.

KÜRTÇE’NİN RESMİ DİL OLABİLMESİNİN YOLU AÇILMALIDIR

Dil üzerindeki baskılar son bulmalıdır. Herkese anadilinde eğitim hakkı tanınmalı ve Kürtçenin de resmi dil olabilmesinin yolu açılmalıdır.”  Konuşmasının ardından erken seçimle ilgili nasıl bir yol haritası izleyecekleri yönündeki bir soruya, “Hüda-Par, seçimden seçime çalışan bir parti değil. Sürekli sahada olan, vatandaşlarla birebir diyalog içerisinde olan ve seçime hazır olan bir partidir. YSK, Ocak ayı içerisinde seçime girebilecek partileri açıkladı. Sonra bir kaç ilave yaptı. Bu partilerin arasında Hüda-Par yok. Aslında partimizin seçime katılacak yeterliliği vardır. Bugün öğleden sonra başkanlık divanını toplayacağım ve YSK’ya ittirazda bulanacağız. YSK’nın bu yanlışlığı düzeltilmesi için mürcaatta bulunacağız. Bize göre seçime katılma yeterliliğimiz vardır, YSK’nın bu yanlışlığı düzeltmesini ümit ediyoruz” diye cevapladı.HDP ile ittifaka girip girmeyecekleri, ittifak için herhangi bir parti ile görüşme yapıp yapmadıkları yönündeki sorulara Hüda-Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu, şöyle yanıt verdi: “Daha önce ittifakların seçimlere uzun zaman olduğu gerekçesiyle konuşulmasını doğru bulmuyorduk, halen de bulmuyoruz. Seçimler beklenmedik kadar erken öne alındı. Normal seçim takvimi YSK’na göre 90 günlük bir süre gerekiyordu. Dün yapılan açıklamada 66 gün önce seçimin yapılacağı duyuruldu. İtifakların konuşulması artık erkendir demiyeceğiz. Kapımız çalındı ama bu çalmalar itifak şeklinde değerlendirilebilecek şekilde değildi. Daha çok ittifak teklifini yoklama diyebileceğimiz kapı çalmalardı. 6 gün sonra Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile genel merkezimizde bir görüşme yapacağız. Görüşme yaptıktan sonra görüşmeyle ilgili basına ve kamuoyuna açıklama yapacağız. Prensipte ‘şu veya bu partiye kapımız kapalıdır’ şeklinde demedik. Şu anda itifakı konuşmak erkendir demiştik. Bize itifak teklifi de yok demiştik. ‘Şu partiyle ittifak yaparız, yada şu partiyle ittifak yapmayız’ diye bir şey demiyoruz. Başkanlık divanımızla bugün öğleden sonra yapacağımız toplantı sonrası bu konular netleşecek.”

Çavuşoğlu’ndan flaş Kudüs açıklaması!

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Antalya’da 166 milyon TL değerinde baraj, gölet, bal ormanı, ağaçlandırma ve çeşitli yatırımlarıyla ilgili temel atma töreni ve açılışları için Manavgat Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi. Törene Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Ak Parti Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse, İbrahim Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve çok sayıda davetli katıldı.

İLGİLİ HABERKudüs'e bir büyükelçilik daha açıldıKudüs'e bir büyükelçilik daha açıldı

’24 HAZİRAN İSTİKLAL VE İSTİKBAL MESELESİ’

Törende ilk olarak kürsüye çıkan Veysel Eroğlu, Orman ve su İşleri Bakanlığı’nın yatırımlarını anlattı. Türkiye’nin IMF’ye 23 milyar dolar borcu varken, IMF memuru Türkiye’ye geldiğinde Türkiye’yi yönetmeye kalkıştığını dile getiren Eroğlu, “O illetten de kurtulduk. Pasaportumuz değer kazandı. Allah’a şükür hükümetimiz paradan 6 sıfır attı. 70 sente muhtaç olan Türkiye’den IMF’ye 5 milyar dolar borç verecek bir Türkiye’ye geldik. Şimdi yeni bir oyun tezgahlamak istediler. Yani ‘Türkiye’yi biz ekonomik olarak çökertelim, neticede bu dünya liderinden ve bu anlayıştan kurtulalım’ şeklinde bir anlayışla. Biz de dedik ki ‘Hodri meydan 24 Haziran’da seçim var’ dedik. Sevgili kardeşlerim 24 Haziran bir partinin seçimi falan değil milletimizin istikbali ve istiklali meselesidir” dedi.

‘OTELLERDE BOŞ YER YOK’

Bakan Eroğlu’nun ardından kürsüye çıkan Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’ya 15 yılda her alanda toplam 39 milyar TL’lik büyük hizmetler yapıldığını söyledi. 2002’de tüm Türkiye’ye gelen turist sayısı 13 milyonken şimdi sadece Antalya’ya gelen turistin 13 milyon olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Bu sene 40 milyona doğru gidiyor. Çok ciddi turist geldi. Otellerde boş yer yok. Antalya’da inşallah 15 milyon hedefine doğru varırız. İnşallah her yerde 12 ay turizm olacak ve 2023 öncesinde 50 milyar dolar hedefine ulaşacağımıza inanıyorum. Kişi başı turizm gelirinin de 1000 doların üstüne çıkacağını düşünüyorum” dedi.

İLGİLİ HABERKudüs Zirvesi Sonuç Bildirgesi yayınlandıKudüs Zirvesi Sonuç Bildirgesi yayınlandı

‘BUNLARA MI BIRAKACAĞIZ KUDÜS’Ü’

24 Haziran seçimlerinin sadece iç politika, ekonomi, turizm gibi konularda değil dış politika açısından da çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığı karara karşı atılan adımları anlatarak, bundan sonra yapılacaklarla ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin artık eski gibi herkesin kabul ettiği kararları kabul etmediğini, sözü geçen, takdir edilen bir ülke olduğunu aktaran Bakan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“İşte Amerika’nın aldığı karar, Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma kararını kabul edebilir miyiz? Dünya da kabul etmiyor, biz de kabul etmiyoruz ama herkes bizim gibi cesur değil, bizim gibi sesini çıkaramıyor. Doğruyu ne zaman söyleyeceğiz, öldükten sonra mı söyleyeceğiz? Her gün korkudan ölecek miyiz? İnsan bir kere ölür, bin kere ölmez. Kudüs davasına susarsak kim sesini çıkaracak, kim adım atacak. Biz Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almazsak kimler yer alacak? Bölgedeki ülkelere mi güveniyorsunuz? O gün katil İsrail askerlerinin hunharca yaraladığı Filistinli kardeşlerimizi getirmek istedik de Mısır karşı çıktı. Daha önceki karardan sonra Güvenlik Konseyi’nde Amerika’nın vetosuyla karar geçmediğinde Yemen’le genel kurula götürdük. Daha sonra Filistin Dışişleri Bakanı’yla Newyork’a gittik, bizden başka kimse yoktu dışişleri bakanı olarak. Bazı büyük Müslüman ülkelerin büyükelçileri bile ABD’nin baskısı ve tehdidi yüzünden Newyork’tan kaçmıştı. Bunlara mı bırakacağız Kudüs’ü? O yüzden Türkiye’nin güçlü olması sadece Manavgat için, Antalya için önemli değil, dünyadaki ümmet için, tüm dünyadaki mazlumlar için önemli.”

‘İSRAİL HESAP VERECEK’

İstanbul’da 72 saat içinde bir zirve gerçekleştirildiğini belirten Bakan Çavuşoğlu, “Zirveden çıkan metnin içinden çıkan somut öneriler, somut kararlar, somut paragraflar karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. 50 ülkenin katılımıyla ve oradan çıkan karar boş bir karar değil. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla kardeşiniz oturup neler yapmamız gerekiyor, hangi adımları atacağız, öyle kınamakla olmaz, bundan sonra somut adım atmamız lazım. Çünkü İsrail’in attığı adımlar, estirdiği terörden dolayı hesap vermezse aymazlığı giderek artıyor. O yüzden İsrail hesap verecek. Ve bugün Filistin Dışişleri Bakanı kardeşimiz ki bu bildiride de var, İsrail’in yaptıklarını Uluslararası Ceza Mahkemesine götürdü. Bunun peşini bırakmayacağız. Şu ana kadar 50 civarında dışişleri bakanı ve uluslararası örgüt genel sekreterleri yöneticileriyle görüştüm. Tüm dünyayla görüşerek artık İsrail’in hesap vermesini sağlayacağız” diye konuştu.

KUDÜS’E ULUSLARARASI GÜÇ GÖNDERİLECEK

Ayrıca bir soruşturma komisyonu kurulup gönderileceğini de belirten Bakan Çavuşoğlu, “İsrail’in buradaki ihlalleri açıkça ortaya çıkacak ve BM Cenevre’deki toplantısında İnsan Hakları Konseyi toplantısından bağımsız bir soruşturma komisyonunun kurulup oraya gönderilmesi kararı çıktı. Ve ilk defa İslam dünyası bir karar aldı. Filistinli kardeşlerimizin Kudüs’ün korunması için oraya uluslararası bir güç göndereceğiz. İsrail bundan sonra istediği zaman Filistinli kardeşlerimize saldıramayacak. Ve tabi ki bunu uluslararası camiayla BM ile birlikte yapacağız. Çünkü bu sadece biz Müslümanların derdi, sorunu değil. Üç semavi dinin ve üç semavi dine inananların sorunu ve sorumluluğu. Ve dünyadaki Museviler Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyor. Neden, biz Musevilerle oradaki Siyonistleri iyi ayırt ediyoruz. ‘Biz de karşıyız’ diyorlar. İşte o yüzden Cumhurbaşkanımız dünyadaki Musevilere çağrıda bulunuyor. ‘Bu, oradaki katilleri durdurmak sizin de sorumluluğunuz.’ Sadece karşı çıkıyoruz demek yetmez, siz de sesinizi çıkaracaksınız, korkmayın, Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek alın” dedi.

BÜYÜKELÇİLİK KURACAK ÜLKELERE YAPTIRIM

Bu konuları ABD veto etse de hem BM Güvenlik Konseyi’ne, hem BM genel kurulunun gündemine taşıyacaklarını kaydeden Mevlüt Çavuşoğlu, “Ve çok daha önemli bir şey, ilk defa yani Kudüs’ün statüsünü ihlal edecek ve oraya büyükelçiliğini taşıyacak ülkelere karşı hangi yaptırımları uygulayacağız bunu çalışıyoruz. Bundan sonra yaptırım var, önlem var, tedbir var. Susmayacağız bundan sonra. Sadece çağırıp kınamayacağız bundan sonra, karşı adımlarımızı atacağız ve bunların atacağı yanlış adımların da önüne geçeceğiz. İşte bu yüzden Türkiye’nin çok daha güçlü olması lazım. Güçlü Türkiye için kritik gün 24 Haziran’dır” diye konuştu.  DHA