Varlık Fonu 1 milyar euro borçlanacak

Bloomberg ajansının konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, TVF’nin uluslararası piyasalardan yapacağı bu ilk borçlanma bir yılı opsiyonlu, 3 yıl vadeli olacak. Borçlanmanın maliyetiyle ilgili bilgi verilmedi. Yaklaşık 2 yıl önce de TVF’nin Çin bankası ICBC’den 5 milyar dolarlık kredi istediği öne sürülmüş ancak bu borçlanma gerçekleşmemişti.

ARAPLARI ÖRNEK GÖSTERDİ

Bloomberg, borçlanmanın maliyetiyle ilgili fikir vermesi açısından, Suudi Arabistan Varlık Fonu’nun uluslararası piyasalardan yaptığı borçlanmayı örnek gösterdi. Fonun geçen yıl yaptığı 11 milyar dolarlık borçlanmanın maliyeti LIBOR+75 baz puan olarak açıklanmıştı. Bugün itibarıyla 12 aylık ABD Doları LIBOR oranı yüzde 2.98575 seviyesinde.

JAPONLARLA GÖRÜŞECEK

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın enstrüman çeşitliliğinin artırılacağı ve samuray bono ihracı yapılacağını açıklamasının ardından Türkiye, Japonya’da yatırımcılarla görüşecek. Şubat sonunda gerçekleştirilmesi beklenen toplantı için Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşları Morgan Stanley, Nomura ve Japon bankaları Mizuho ile Mitsubishi UFJ’yi yetkilendirdiği belirtildi.

PORTFÖYÜNDE 50 MİLYAR DOLARLIK TAŞINMAZ VAR

Ağustos 2016’da kurulan ve en az 50 milyar dolarlık portföyü olduğu tahmin edilen TVF’ye bugüne kadar 46 adet taşınmaz devredildi. TVF’ye çeşitli banka ve şirketlerdeki kamu hisseleri, bazı kamu iktisadi teşebbüsleri, at yarışları ve şans oyunlarına dair lisanslar da 49 yıllığına devredilmişti. Devredilen şirketler arasında Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, PTT, Borsa İstanbul, Türksat ve Türk Telekom’un sermayelerinde bulunan Hazine hisselerinin yanı sıra THY ve Halkbank’taki Özelleştirme İdaresi hisseleri bulunuyor.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Her 4 çocuktan biri yoksul

Çocukluk, insan gelişimi ve sosyal birikim açısından kritik bir dönem. Ancak ne yazık ki çok sayıda çocuk yoksulluk nedeniyle hayata iyi şartlarda başlayamıyor. Çocukların bütün yaşamını kökten etkileyen yoksulluk, yaşam kalitesini, ebeveynlerle iletişimi, sağlık ve eğitim şartlarını tamamen değiştiriyor. Ayrıca, kariyer beklentileri çocuğun yoksulluk döneminin etkilerini taşıyor. Gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ile birlikte çocuk ve aile gelişimi açısından çocuk yoksulluğuyla etkin mücadele etmeleri gerekiyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayınladığı son rapor, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk yoksulluğu sorununun önemli bir seviyede olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre Çin, yüzde 33.1 oranıyla çocuk yoksulluğunda zirvede yer alıyor. Türkiye yüzde 25.3 oranıyla listede 6’ncı sırada yer alırken, yüzde 13.4’lük OECD ortalamasının hayli üzerinde bulunuyor. Listenin son sırasında ise yüzde 2.9 oranıyla Danimarka yer alıyor.

ABD’DE DURUM İYİ DEĞİL

OECD’nin yayınladığı “Zengin ülkelerdeki yoksul çocuklar: Neden politik eyleme ihtiyacımız var” başlıklı rapor, OECD ülkelerinde 7 çocuktan bir tanesinin yoksulluk içinde olduğunu ortaya koyuyor. 2008 krizinden bu yana OECD ülkelerinin 3’te ikisinde çocuk yoksulluk oranları artıyor. Rapora göre, kriz öncesi yoksulluk sınırının altında yaşayan çocukların payı Yunanistan, İtalya ve İspanya’da keskin bir şekilde yükseldi. Türkiye, Şili, İsrail ve ABD çocuk yoksulluk oranlarının yüksek olduğu ülkeler olarak vurgulandı.

3 SINIFTA TANIMLANDI

42 ülkenin sıralandığı raporda, çocuk yoksulluk oranları 3 bölüme ayrıldı. Çocuk yoksulluğu yüksek, orta ve düşük oranlarda tanımlandı. Türkiye, yüksek oranlı sınıfta yer alırken, gelişmekte olan ülkelerin bu bölümde yoğunlaşması dikkat çekti. Yüksek ve orta sınıflandırmada 16’şar ülke, az yoksulluk tanımlamasında ise 10 ülke yer aldı.

basliksiz-1111Tek ebeveynli çocuk daha fakir

OECD raporuna göre, tek ebeveynli ailelerdeki çocukların yoksulluk oranı daha fazla. Bu oran 2014 yılında yüzde 39 oldu. 2007’de ise tek ebeveynli ailelerdeki çocuk yoksulluk oranı yüzde 35’ti. Yapılan analizde, çocuk yoksulluk değerlerinin çok sayıda ülke nüfusunun ortalama yoksulluk oranlarının dahi önünde olduğunu gösterdi. Sadece Japonya, Litvanya, Estonya, Norveç, Güney Kore, Slovenya, Finlandiya ve Danimarka’da çocuk yoksulluğu, genel yoksulluğun altında yer alıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Japonlar itiraf etti!

Reuters’ın haberine göre her 3 şirketin yetkilileri de Nissan ve Subaru’nun yaptığı gibi testlerde hile veya kayıtlarda tahrifat yapılmadığını, ancak testlerin olması gereken koşullarda yapılmaması nedeniyle sonuçlarda usulsüzlüğün ortaya çıktığını savundu.

shutterstock_75694318-kopya

Araçların emisyon ve yakıt etkinliği testlerinin Karayolu Ulaşım Aracı Yasası’nda öngörülenden daha düşük hızlarda yapıldığı için daha düşük emisyon ve daha yüksek yakıt etkinliği değerlerinin ortaya çıktığı ifade edildi.

Suzuki, 2012 Haziran ayından geçen aya kadar üretilen 13 bine yakın aracın yüzde 50’sinin bu şekilde test edildiğini duyurdu. Ulaştırma Bakanlığı ise 20 otomobil üreticisinden aldığı numune araçlarda yaptığı incelemelerle ilgili raporunu yayımladı. İncelenen otomobiller arasında Mazda’nın ürettiği bin 875 aracın yüzde 4’ünün, Yamaha’ya ait 335 aracın ise yüzde 2’sinin uygun koşullarda test edilmediğinin tespit edildiği bildirdi.

shutterstock_644453350-kopya

Daha önce de Nissan ve Subaru şirketleri, Japonya’daki fabrikalarında üretilen araçların egzoz emisyon testlerinde usulsüzlük yapıldığını itiraf etmişti. Nissan ülkedeki 5 fabrikasında araçların emisyonları veya kilometre performansıyla ilgili verilerde tahrifat yapıldığının ya da testlerin uygun olmayan koşullarda gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini açıklamıştı.

Satış rekoru kırdı!

Automobili Lamborghini S.p.A. Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Stefano Domenicali şunları söyledi: “Lamborghini 2017’de, istikrarlı bir şekilde iyi durumda olduğunu kanıtladı. Üst üste dördüncü altı aylık dönemde de yeni bir rekor kırmamız, markamız, ürünlerimiz ve ticari stratejimizin sürdürülebilirliğini teyit ediyor. Üstesinden geldiğimiz benzeri görülmemiş iki zorlu görev göz önüne alındığında, bu başarılar daha da dikkat çekiyor: bir yandan süper spor otomobili serisi için yeni modeller hazırlarken, bir yandan da çok takdir edilen Süper SUV Urus’un üretimini artırdık. Lamborghini tarihindeki bu önemli atılım, eşsiz ekibimizin tutku, azim ve yetkinlik özellikleri sayesinde mümkün oldu.”

aventador-s-kopya

Markanın SUV modeli olan URUS’un teslimatları temmuz ayında yapılmaya başlandığı için, Lamborghini asıl büyüme ve rekoru spor otomobilleri olan Aventador ve Huracan ile yakaladı! Huracan Performante satışlarındaki artış, Coupe, Spyder ve yarış otomobili versiyonlarını kapsayan Huracan model hattının global satışlarını 1.400’den 1.604’e yükseltti. Aventador ise önceki dönem seviyesini tutturdu ve 673 adet otomobil teslimatı yapıldı.

huracan-performante-kopya

Lamborghini için en büyük pazar ABD olurken bu ülkeyi Japonya ve İngiltere izledi. En güçlü bölge olan Avrupa’da yüzde 30’dan fazla artış gerçekleşti. Avrupa ülkeleri arasında İtalya, İngiltere ve Avusturya en yüksek büyüme oranlarını gösterdi.

İETT’nin sürücüsüz aracının detayları belli oldu

Buna göre, İETT’nin sürücüsüz aracının imalat çalışmaları Bursa’da otomotiv alanında faaliyet gösteren karoser fabrikasında, Kocaeli Teknopark bölgesinde ve İkitelli’de bulunan İETT garajında gerçekleştirildi. 4 farklı tasarım arasından seçilen “nostaljik tramvay” görünümlü sürücüsüz aracın üretimi, 2017 yılının Aralık ayında tamamlandı. Aracın kontrol yazılımı, motor ve batarya yönetim sistemi yazılımları için Galatasaray Üniversitesi’nden bir akademisyen ve Kocaeli Teknopark’ta faaliyet gösteren bir firmadan danışmanlık hizmeti alındı.

BELİRLENEN ROTADA SÜRÜCÜSÜZ GİDEBİLİYOR

Şarj süresi 4,5-9 saat arasında değişen aracın, 75 kilometrelik menzile sahip olduğu belirtildi. Saatte 45 kilometre hıza ulaşan, tek yönlü sürüş ve geri manevra yapabilen araç, trafiğe kapalı alanlarda ve belirlenen güzergâhlarda çalışmak üzere tasarlandı. Taşıma kapasitesi 14 kişi olan aracın genişliği yaklaşık 2 metre ve uzunluğu 5,5 metre olarak belirlendi. Sürücüsüz araç, önceden belirlenen ve hafızasına yüklenen rotada gidebiliyor. Aracın bulunduğu konumun ve çevresinin algılamasını sağlayan GPS, kamera ve sensörler etkin olarak kullanılıyor.

YÜZDE 74 YERLİ MÜHENDİSLİK ÜRÜNÜ

Aracın dış kabuk tasarımı, fren ve direksiyon sistemi, batarya yönetim sistemi, şanzıman redüktörü, araç yönetim yazılımı, alt ekipman kontrol sistemleri ve sürücüsüz kontrol yazılımı dahil olmak üzere yüzde 74 oranında yerli mühendislik ürünü olduğu belirtildi. Bazı özel malzemeler ise Çin, Almanya, Japonya, Amerika ve Tayvan gibi ülkelerden temin edildi. Öte yandan sürücüsüz aracın ilk etapta fuar gibi kapalı alanlarda hizmet vereceği öğrenildi.

DHA