Ünlü spiker kansere yakalandı

NTVSpor’dan BeIN Sports’a transfer olan maç spikeri Emre Gönlüşen kanser hastalığına yakalandığını açıkladı.

Kötü haberi 3 ay önce aldığını belirten Emre Gönlüşen, 4 Şubat Dünya Kanser Günü hashtagini kullanarak “Bugün #4SubatDünyaKanserGünü yaklaşık 3 ay önce hasta olduğumu öğrendim, tedavi sürecim iyi bir şekilde devam ediyor ve bir kez daha anladım ki şu dünyada sağlıktan önemli hiçbir şey yok. Kimseyi üzmeye, kırmaya değmez hayat esprilerle daha güzel hatta benimkilerle bile” mesajını paylaştı.

Emre Gönlüşen’e sosyal medyadan çok sayıda destek mesajı geldi.

 

Vahim araştırmanın sonuçlarını açıklamıştı… Bülent Şık hakim karşısına çıktı

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen araştırmanın sonucunu Cumhuriyet Gazetesi’nde yazı dizisi şeklinde kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan akademisyen Bülent Şık’ın yargılanmasına başlandı.

AHMET ŞIK DA DESTEĞE GELDİ

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Bülent Şık’ı, yirmiye yakın avukat temsil etti. Şık’ın kardeşi HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyen de destek vermek için duruşmayı izledi. KHK ile görev yaptığı üniversiteden ihraç edildiğini belirten Bülent Şık, suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

“TEMİN ETMEDİM, PROJEDE YER ALDIM”

Bülent Şık, “Göreve ilişkin sırın açıklanması”, “Yasaklanan bilgileri temin etme” ve “Yasaklanan bilgileri açıklamak” suçlaması yöneltildiğini hatırlatarak, “Projede yer alan bir araştırmacı olduğum için söz konusu raporlar bende mevcuttu. Bu nedenle ‘temin ettiğim’ yönündeki suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

BAKANLIK ARAŞTIRMA SONUÇLARINI AÇIKLAMADI

Şık daha sonra, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ve suça konu araştırma sonuçlarını anlatarak savunmasına başladı. 2011 ve 2016 yılları arasında yapılan araştırmanın amacının halk sağlığını etkileyen faktörlerin tespitine yönelik olduğunu belirten Bülent Şık, “Sağlık Bakanlığı, 3 sene boyunca bu olumsuz durumlarla ilgili bir rapor hazırlamadı. Halka da bu konuda herhangi bir ara rapor sunulmadı” diye konuştu.

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE 52 İLDE…

Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar da bir açıklama yapmadığını hatırlatan Şık, halk sağlığı ya da çevre sağlığı konularında bir akademisyenin ortaya çıkan ara raporu açıklamasının olağandışı bir durum olmadığını ifade etti. Şık, “Tv’lerde her gün çocuklara balık yedirilmesi haber oluyordu. Ancak bu balıklarda kurşun, arsenik, cıva gibi kanserojen maddelerin ne kadar bulunduğunu bilmiyoruz. Araştırma verilerine göre içinde söz konusu maddelere rastlanan 52 ildeki suların içilemez durumda olduğu ortaya çıktı” ifadesini kullandı.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI AÇIKLANMAYARAK İNSAN HAYATINI TEHLİKEYE ATILDI

Bu anlamda araştırmanın vahim sonuçlar içerdiğini, aynı zamanda da çok kıymetli olduğunu belirten Bülent Şık, “Araştırmada elde edilen bulguların gizlenmesi yerine kamuoyunda tartışılması sağlanmalıydı. Sağlık Bakanlığı, araştırma doğrultusunda gereken önlemleri almayarak ve ilgili kurumları bilgilendirmeyerek insan hayatını ve ve doğadaki canlıları tehlikeye atmıştır. Ben de bir bilim adamı olarak ve projede yer alan biri olarak halka sorumluluğum gereği araştırmanın sonuçlarını açıkladım.” diye konuştu.

MAHKEME, SAĞLIK BAKANLIĞINA SORDU: AÇIKLANMASI YASAK MIYDI?

Ara kararını veren mahkeme, Sağlık Bakanlığı’na müzakere yazılarak suça konu haberde yer alan araştırmaya ilişkin, açıklanmasının yasaklanmasına dair bir kararın olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Sanık avukatlarının, ‘derhal beraat talebi’ ve ‘kovuşturmanın genişletilmesi talebini’ reddetti. Ayrıca dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesine karar veren mahkeme, suça konu haberin başka bir kişi tarafından sitelerde ya da gazetelerde yayınlanıp yayınlanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşma Mayıs’a ertelendi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Karnından 2 kilogram plastik çıktı

Şanlıurfa’da ameliyat edilen otizmli çocuğun mide ve bağırsağından plastik çay kaşığı, eldiven, poşet, kablodan oluşan yaklaşık 2 kilogram kitle çıkarıldı.

Mardin’de yaşayan 14 yaşındaki otizmli Mehmet Ekinci, yakınları tarafından karın ağrısı şikayetiyle ailesi tarafından kentteki bir hastaneye götürüldü. Muayenenin ardından Harran Üniversitesi (HRÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edilen Ekinci’nin burada yapılan kontrol ve tetkikleri sonucunda, karnında kitle tespit edildi.

Hemen ameliyata alınan çocuğun mide ve bağırsağında plastik çay kaşığı, eldiven, poşet, kablo gibi malzemelerden oluşan yaklaşık 2 kilogram kitle çıkarıldı. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Ekinci, tedavisinin ardından taburcu edilecek.

KABLO, ELDİVEN, POŞET…

Ameliyatı gerçekleştiren ekibin başında bulunan Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Erman Dörterler, gazetecilere yaptığı açıklamada, hastanın kendilerine tümör, kanser ve yabancı kitle şüphesi ile getirildiğini söyledi.

Tetkiklerde hastanın midesinde ve ince bağırsağında ne olduğu bilinmeyen çok sayıda parçadan oluşan bir kitle tespit ettiklerini belirten Dörterler, “Tetkiklerden sonra hastayı acil olarak ameliyata aldık. Ameliyatta midesini ve ince bağırsağını tümüyle dolduran kitle bulduk. Hastanın uzun süredir yediğini düşündüğümüz kablo, eldiven, çay kaşığı, poşet gibi plastik muhtevadan oluşan yaklaşık 2 kilogram kitleyi çıkardık.” dedi.

Dörterler, hastanın ameliyattan sonra sağlık durumunun iyiye gittiğini ve gelecek hafta kendisini taburcu edeceklerini ifade etti.

Böyle vakalarla sık sık karşılaşmadıklarını belirten Dörterler, şöyle devam etti:

“Böyle hastalıklara birkaç yılda bir rastlıyoruz. Genelde saç, taş ve plastik yiyen psikolojik hastalığı olan hastalar var. Daha çok kıl, saç yiyen hastalarla karşılaşıyoruz ancak midede ve bağırsakta plastik malzeme olması çok rastladığımız bir durum değil. Ben ilk defa böyle bir hasta ile karşılaşıyorum. Tabii bunları yıllarca uzun sürede yediği için midesini ve bağırsağını doldurmuş, en sonunda bu muhteva bağırsakta bir delik açmış ve kana karışmıştı. Bu nedenle acil ameliyat yapmak zorunda kaldık.”

Çocuğun babası Servet Ekinci de oğlunun otizmli olduğu için bakım evinde kaldığını, rahatsızlanması üzerine hastaneye götürdüklerini dile getirdi.

Oğlunun mide ve bağırsağından plastik malzemelerin çıkmasının kendilerini çok şaşırttığını aktaran Ekinci, çocuğunun sağlığına kavuşmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kalp sağlığınızı bitkilerle koruyun

Tüm dünyada ölümcül olan sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları küçük büyük herkesi tehdit ediyor. Dolayısıyla Kalp Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’e bu konuda da danışmayı unutmadım… İşte Öz’ün anlattıkları…

– 2019 yılında en çok konuşulan sağlık konusu sizce ne olacak?

İçimizde yaşayan mirobiyom adı verilen organizmalar. Bağırsaklarımızda yaşayan bu organizmaların sağlığımıza olan etkilerini günden güne daha fazla merak ediyoruz. Ancak ağzımızda, burnumuzda ve derimizde yaşayanları daha yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. Vücut saatinin gün geçtikçe daha önemli olduğunu görmeye başladık. İlaçlarınızı aldığınız, kemoterapi gördüğünüz veya yediğiniz saatlerin sağlığa çok büyük etkisi var. Biz bunları ancak yeni yeni anlamaya başladık. 2008’de bilim insanlarının hücrelerin taşıdığı toplam gen sekansını ortaya çıkarmasından bu yana kanser gibi ölümcül hastalıklarının etkilerini daha iyi anlıyoruz.

NOKTA ATIŞ TEDAVİSİ

Özellikle nokta atış tedavisi, yani vücuda göre ilaç verilmesi alanında çok büyük gelişmeler görebileceğimizi düşünüyorum. MitraKlip adlı bir yöntemin geliştirilmesi için yapılan bir projede yer aldım. Bu yöntem şu ana kadar tedavi edilmesi oldukça güç olan ağır kalp hastalıkları için çığır açacak. Ben tıp alanında daha çok yenilik olacağını düşünüyorum. Bu gibi araştırmalarda da yer alacağım.

ALKOLÜ KISITLAYIN

– Sağlıklı bir kalp için en iyi gıdalar hangileridir?

En iyisi bitki ağırlıklı beslenmektir. Meyveler, özellikle yeşil yapraklılar olmak üzere sebzeler ve baklagiller. Sağlıklı bitkisel yağlar, sert kabuklu yemişler ve balıklar da seçenekler arasında… Kalp krizi geçirmişseniz, yağ tüketimini azaltmanın faydalı olduğuna dair çok sayıda veri mevcut. Ayrıca sodyumu, doymuş ve trans yağları, şeker ilaveleriyle alkolü kısıtlayın.

ELİNİZİ SIK SIK TEMİZLEYİN

– Gripten korunmak için multivitamin takviyesi almanın herhangi bir zararı var mı?

Bazı araştırmalar takviye almanın faydalı olduğunu ancak grip aşısı olmanın daha etkili bir yol olduğunu belirtiyor. Hızlı ve kolay bir yöntem. O kadar kolay ki televizyon programım sırasında bile yaptırdım. Uzmanlar bu aşıyı 6 aylık ve üzeri herkese öneriyor. Ellerinizi sık sık sabunlu su ve alkollü dezenfektanlarla temizleyin. Ayrıca lütfen öksürürken ya da hapşırırken ağzınızı dirseğiniz iç kısmı ile kapatın.

02aburcuburAbur cuburdan uzak duruyorum

– Sağlıksız olduğu için tüketmediğiniz herhangi bir gıda var mı?

– Türk fındığı ile hazırlanan ve yüzde 70’ten az kakao içeren çikolata.

– Kaymak ve kırmızı meyve karışımı. Özellikle içerisine şeker koyduğunuzda yiyebileceğiniz en kötü gıdalardan biri olabilir. Bunu olabildiğince az tüketmeye çalışıyorum.

– İşlenmiş gıdalar ve abur cuburdan kendimi uzak tutuyorum.

– Doymuş yağ içeren ve kurutulmuş gıdaları az tüketiyorum.

Prof. Dr. Mehmet Öz

Prof. Dr. Mehmet Öz

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek

– Bir röportajınızda Türk olmasaydınız ABD’de bu kadar başarılı olamayacağınızı ancak Türkiye’de kalsaydınız da Mehmet Öz olamayacağınızı söylemiştiniz. 20 yıl önceki Türkiye bir sağlık devrimi için hazır değil miydi?

İstanbul, güneşin farklı iki kıta üzerinden battığı dünyadaki tek şehir. Bundan dolayı Türkiye benim dünyayı iki farklı bakış açısından görmemi sağladı. İnsan uygarlığı, Urfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’de başladı ve o günden bu yana gelişti. Bu ülke, farklı kişilere birbirlerinin insanlıklarını görme imkanı sağlayıp kültürel uçurumlar arasında köprü oluşturuyor. Tüm bu kültürel etkenler benim kişiliğimi etkiledi ve ABD gibi yenilikleri ve alışılmadık fikirleri ödüllendiren bir ortamda başarılı olmamı sağladı. Türkiye de geçmiş yıllarda aradaki farkı hızlı bir şekilde kapattı ama ben üniversiteden mezun olduğumda bu avantajları ABD’de yakalamak daha kolaydı.

– Mehmet Öz hayallerini gerçekleştirdi mi?

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek ve bu hayalimin peşinde koştuğum sürece yaşamım mutlulukla doldu. Doktorluk bunu gerçekleştirme imkanı sağlıyor ancak aynı anda sadece bir kişiyle ilgilenebildiğiniz için yapabileceklerimi kısıtladığını hissettim. Medya yoluyla her hafta dünyanın farklı yerlerindeki 35 milyon insana sesleniyorum. Columbia Üniversitesi ya da New York Presbyterian Hastanesi’ndeki ofisimde hazırladığım mesajlarım, insanların akşam yemeği sofralarında ya da işyerlerinde birbirleri ile paylaşması yoluyla pek çok kişiye yayılabiliyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

CA 19-9 nedir? CA 19-9 yüksekliği ne anlama gelir? oub2

Öncelikle pankreas kanseri tedavisine yanıtı ve nüksü izlemek için, bazen pankreas kanseri tanısına yardımcı olmak için kullanılan CA 19-9 nedir? CA 19-9 yüksekliği ne anlama gelir? Bilinmesi gerekenlerle ilgili tüm datayları sizler için derledik…

CA 19-9 NEDİR?

Kanser antijeni 19-9 (CA 19-9) pankreas kanseri ile diğer durumları ayırt etmenin yanı sıra tedaviye yanıtı ve nüksü izlemek için kullanılır. Biyokimya laboratuvarlarında yapılan bir kan tahlilidir. Tümör belirteci olarak da bilinir. Özellikle pankreas kanserlerinde duyarlılığı yüksektir. Duyarlılığı % 70-80 arasındadır.

Serum CA 19-9’un referans aralığı 37 U / mL’den azdır.

shutterstock_1184124832

CA 19-9 YÜKSEKLİĞİ NE ANLAMA GELİR?

19-9 normal değeri 37 U / Ml’den düşük olması gerekmektedir. Bu değerden yüksek çıkan sonuçlar, kişinin vücudunda bazı hastalıkların ya da kanser hücrelerinin barındığını göstermektedir. Kanser ile ilgili ipuçları veren bu test, tek başına kanser teşhisi için kullanılmamaktadır.

Değiştirilmiş bir kan grubu antijeni olan Ca 19-9 normal değeri olan 37 U/ Ml’den yüksek çıktığı zaman, o kişide kesin kanser hücrelerinin olduğu anlamına gelmemektedir. Başka testler yapılarak sonuç netleştirilmelidir. CA 19 -9 değeri başka sebeplerle de yüksek çıkabilmektedir.

CA 19-9 YÜKSEKLİĞİNİN NEDENLERİ

CA 19-9’un yükseldiği kötü huylu hastalıklar;

– Pankreas kanserleri: Pankreas karsinomlarının yaklaşık %80’inde yükselir.
– Kolanjiokarsinom; safra yollarından gelişen bir kanser türü
– Bazı karaciğer kanserleri (hepatoselüler karsinom)
– Mide kanserlerinin yaklaşık %42’sinde
– Kolon kanserlerinin %24’ünde
– Akciğer kanserleri
– Adenokarsinomlarda
– Yumurtalık (over) kanserlerinde
– Yemek borusu kanserlerinde
– Meme ve rahim kanserlerinde

CA 19-9’un yükseldiği iyi huylu hastalıklar;

– Pankreas iltihabında(pankreatit) artış görülse de bu artış pankreas kanserindeki kadar değildir.
– Ana safra kanalı iltihabı (kolanjit)
– Siroz
– Hapatit
– Safra kesesi iltihabı (kolesistit)
– Safra taşları
– Tiroid hastalıkları
– İnflamatuvar barsak hastalıkları: Ülseratif Kolit ve Crohn
– Kistik fibrozis; dış salgı bezlerini tutan genetik geçişli bir hastalık.

İLGİLİ HABERCA 15-3 nedir? CA 15-3 yüksekliği ne anlama gelir?CA 15-3 nedir? CA 15-3 yüksekliği ne anlama gelir?

 

İLGİLİ HABERAFP: Alfa Fetoprotein nedir?AFP: Alfa Fetoprotein nedir?

‘Bazı hastalar ağrı olmadan kalp krizi geçirebilirler’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Koşuyolu Yüksek İhtisas SUAM Kalp Damar Cerrahisi Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, yaptığı açıklamada, kalp damarlarının tıkanması sonucunda kişilerin kalp krizi geçirebileceğini, bu nedenle de yetmezlik gelişebileceğini, hatta bazı durumlarda hastanın kaybedildiğini belirtti.

RİSK, ERKEKLERDE DAHA FAZLA

Kalbi besleyen damarların tıkanmasına neden olan faktörler arasında sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı, yağlı diyetle beslenmek, şişmanlık ve obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı, stresli bir kişiliğe sahip olmak, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik ve genetiğin sayılabileceğini ifade eden Rabuş, şu bilgileri verdi:

kalp-krizi-shutter

“Özellikle erkekler daha fazla risk altında olmakla beraber, kadınlarda adet kesilmesi ile risk eşitlenir. Kalp damar hastalığı riski kadınlarda 45, erkeklerde 40 yaşından sonra artar. Bu nedenle bu yaşlardan sonra risk belirlenmesine yönelik düzenli kontroller oldukça önemlidir. Özellikle fiziksel güç ve çaba harcanmasıyla gelen göğüs ağrıları dikkate alınmalıdır. Bunlar kalp damarlarının tıkanmış olduğunun habercisi olabilir. Başta şeker hastalığı bulunan kişiler olmak üzere bazı hastalar ağrı olmadan da kalp krizi geçirebilirler. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kalp ve damar hastalıkları bakımından daha sık kontrole gitmeleri önemlidir. Kalp krizi sırasında ağrı sıklıkla göğüsten başlar, sırt veya kola yayılabilir, hatta bazen çeneye ve dişlere bile yayılabilir. Risk altındaki hastalara gerektiğinde uygulanan efor testi, kan tetkikleri, talyum sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi anjiyografisi veya konvansiyonel anjiyografi yöntemleriyle tanı konulabilir.”

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde, uygun olan hastalara stent takılabildiğini ya da koroner baypas ameliyatı uygulanabileceğini ifade eden Rabuş, yapılan müdahale sonrası sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması yönündeki kurullara uyulması gerektiğini anlattı.

Rabuş, bu kurallara uyulmazsa tekrar aynı şikayetlerle karşılaşılmasının ve başa dönülmesinin kaçınılmaz olacağını belirtti.

“ÇOCUKLUKTA GEÇİRİLEN BADEMCİK ENFEKSİYONLARI İYİ TEDAVİ EDİLMELİ”

Kalp kapak hastalıklarına ilişkin bilgi veren Rabuş, şunları kaydetti:

“Çocukluk çağında, özellikle 5-15 yaşlar arasında geçirilebilen bademcik enfeksiyonları uzun yıllar sonrasında romatizmal kalp kapak hastalığına yol açabilir. Ülkemizde en sık gözlenen kalp kapak hastalığı nedeni budur. Bunun yanı sıra kalp kapak hastalıkları doğuştan olabileceği gibi, yaşlanma ile beraber kireçlenme, kalp kapak iltihabı, bazı bağ doku hastalıkları, künt göğüs travması sonrası veya yüksek tansiyon nedeniyle de olabilir. Kalp kapak hastaları çoğu kez iki kat merdiven çıkmakla nefes darlığı yaşarlar, iki yastıkla yatarlar. Ayak ve karında şişlik, kilo kaybı, halsizlik ve yaşam kalitesinin bozulmasından şikayet ederler.”

Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, kalp kapak hastalıklarının tedavisinin, uygun vakalarda kasıktan girilerek darlığın giderilmesi, ameliyatla kalp kapağının onarımı veya değiştirilmesi gibi yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini belirterek, kalp kapağı değiştirilirken mekanik veya biyolojik kapakların kullanılabildiğini söyledi.

TÜRKİYE’DE 800 BİNDEN FAZLA KALP YETMEZLİĞİ HASTASI VAR

Önemli kalp hastalıkları arasında yerini alan kalp yetmezliğine ilişkin de bilgi veren Rabuş, şöyle devam etti:

“Kalbin dokulara ihtiyacı olan gerekli miktardaki kanı yollayamaması sonucu gelişen duruma kalp yetmezliği denir. En sık nedeni geçirilmiş kalp krizi sonrası kalbin fonksiyonlarının bozulması veya kalp kapak hastalığına bağlı olarak kalbin büyümesi ve genişlemesidir. Bunların dışında daha az sıklıkla başka sebepler de mevcuttur. Kalbin kasılma gücünün yüzde 20-25’in altında olması ve tıbbi veya cerrahi başka bir seçeneğin bulunmaması halinde kalp nakli veya yapay kalp uygulaması yapılabilir. Ülkemizde 800 binden fazla kalp yetmezliği hastası bulunduğu tahmin edilmekte ve kalp nakli bekleme listesinde 600’ün üstünde hasta bulunduğu bilinmektedir. Ancak yıllık ortalama 60-90 arası kalp nakli yapılabilmektedir. Canlıdan canlıya organ bağışlama sıklığı olarak Avrupa’da ilk sırada gelmemize rağmen, kadavradan organ bağış sıklığı halen oldukça yetersiz kalmaktadır.”

Prof. Dr. Rabuş, teknolojinin ilerlemesiyle yapay kalp olarak da bilinen cihazların geliştirildiğini ifade etti.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rabuş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Genetik gibi değiştirilemez durumların haricinde birçok kalp ve damar hastalığı risk faktörünü azaltmak mümkündür. Bunun için önerilen girişimler arasında özellikle çocukluk yaşta oluşan bademcik enfeksiyonlarını iyi tedavi etmek, yaşam ortamlarının düzgün olması, sigara ve tütün ürünlerinin bırakılması, alkol kullanılmaması, kilo verilmesi, katı yağdan zengin beslenmeden kaçınılması, sağlıklı beslenme, hareket ve egzersizin yaşantıya katılması, strese neden olan psikososyal yapının iyileştirilmesi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması ve düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi sayılabilir.”

AA

İLGİLİ HABERKanser, kalp krizi, diyabet... Risk ne zaman artıyor?Kanser, kalp krizi, diyabet… Risk ne zaman artıyor? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Yanlış teşhis’ koyan hastaneden şok mektup !

Trabzon’da, boğaz ağrısı şikayetiyle gittiği Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde tahlilleri yapılan Yusuf Can Topsakal’a (6) mide kanseri teşhisi koyuldu. Teşhisle yıkılan aile, farklı hastane ve doktorlara götürdükleri çocuklarının hasta olmadığını öğrenince rahat nefes aldı. Aile, yanlış teşhiste bulunan ilk hastaneyi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikayet etti. Şikayet üzerine hastane yönetimince ‘gizli’ ibaresiyle aileye gönderilen mektupta, iş yoğunluğu nedeniyle hata yapıldığı ve hatanın düzeltildiği kaydedildi.

Trabzon’da turizmci Mustafa Kemal Topsakal, haziran ayında, boğaz ağrısı şikayetiyle oğlu Yusuf Can Topsakal’ı KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne götürdü. Kulak, burun, boğaz servisindeki muayene sonrası küçük çocuk, Pediatri- Hematoloji- Onkoloji Polikliniği’ne sevk edildi. Burada, çocuktan bazı numuneler alındıktan sonra tahliller yapıldı. Tetkiklerin ardından Yusuf Can ve ailesi, tahlil sonuçlarını beklemek üzere evlerine döndü. Tahlil sonuçlarını almak için yeniden hastaneye giden Mustafa Kemal Topsakal, oğluna mide kanseri teşhisi koyulduğunu öğrendi. Topsakal ailesi, çocukları için koyulan teşhisle yıkıldı.
Farklı hastane ve doktorlara götürdükleri çocuklarının bir süre sonra hasta olmadığını öğrenen aile fertleri, bu kez rahat nefes aldı. 

AİLEYE ‘GİZLİ’ İBARELİ MEKTUPLA YANIT
Aile fertleri, yanlış teşhis iddiası üzerine CİMER’e şikayette bulundu. Şikayet üzerine hastane yönetimince ‘gizli’ ibaresiyle aileye gönderilen mektupta, iş yoğunluğu nedeniyle hata yapıldığı ve hatanın düzeltildiği, doktorlar B.Ö. ve E.E. hakkında soruşturma açılmasına gerek duyulmadığı kaydedildi. Mektupta, “Hastanemiz bölgeye hitap eden bir hastane olduğundan yoğunluk artmaktadır. İş yoğunluğuna bağlı olarak bahsettiğiniz şikayet olayın gerçekleştiği ve hemen gerekli düzeltmelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan ön inceleme sonucunda doktorlar hakkında ileri bir soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır” denildi.

‘RAPORLAR KARIŞMIŞ OLABİLİR, DEDİLER’
Mustafa Kemal Topsakal, oğluna koyulan hatalı teşhis nedeniyle psikolojilerinin bozulduğunu ve savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Hastanede doktorların, kendilerine raporların karışmış olabileceğini söylediklerini öne süren Topsakal, “Oğlumun boğaz ağrısı ve horlama şikayeti yüzünden doktora başvurduk. Doktorlar, daha sonra çocuk hematolojisine sevk ettiler, tahlil istediler. Tahlil sonuçlarını elime aldığımda şok yaşadım. Çünkü orada 1 yıllık ilaç raporu yazdılar ve çocuğumun kanser olduğu yazısını gördüm. Konuyla ilgili çocuk hematoloji bölümündeki asistanın yanına gittim, çocuğumun şikayetini sordum. Bana ‘Sizin çocuğunuzun kan değeri düşük’ dedi. ‘Peki bu rapor ne?’ dedim. Raporlara baktı, masanın üzerine attı ve ‘Raporlar karışmış olabilir’ yanıtını verdi. ‘Karıştı mı, karışmadı mı?’ dedim. ‘Dışarıda bir sürü hasta var lütfen dışarı çıkar mısınız’ cevabını aldım. O anda kafamda bir sürü soru işareti oldu. Başka doktorlara gittim, çeşitli çareler aradım” dedi.

‘HASTANEDEN GELEN MEKTUP, İKİNCİ ŞOKU YAŞATTI’
Farklı hastaneye başvurduktan sonra Yusuf Can’ın kanser olmadığını öğrendiklerini belirten Mustafa Kemal Topsakal, şunları söyledi:
“Yaklaşık 1 haftalık süre sonra çocuğumun kanser olmadığı ortaya çıktı. Çok şükür; ama benim o süreçte yaşadıklarımı Allah kimseye vermesin. KTÜ’deki doktor, bilgisayarda kanser bölümünü düzeltti. ‘Bu kadar mı?’ dedim, ‘Bu kadar’ dedi. Ben de akabinde hemen CİMER’e başvurdum. En trajikomik yanıt dekanlıktan geldi. Hastane dekanlığı, ‘İş yoğunluğuna bağlı olarak bahsettiğiniz şikayet olayının gerçekleştiği ve hemen gerekli düzeltmenin yapıldığı anlaşılmıştır’ dedi. Ne bir özür ne bir ‘Kusura bakmayın’ şeklinde hiçbir şey olmadı. Kimse benimle muhatap olmadı. Bu konuda gerekli mercilere başvuracağım. Bir duvarı yanlış boyarsın onu düzeltirsin; ama bakın bu sağlık. Ben yetkililerin etkili olmasını istiyorum. Şükrediyorum ki benim çocuğumda kanser çıkmadı. Bizim sağlığımız ruhen bozuldu. Ben ilgili bir baba olmasaydım da bu kanser ilacını alsaydım, devam etseydim ve çocuğumda daha beter sonuçlar olsaydı, bunun hesabını nasıl vereceklerdi? Ben artık onlara ‘etkisiz yetkili’ diyorum. Bir doktora göre kanser, diğer doktora göre sağlam. Hastaneden gelen ‘gizli’ ibareli mektupta, hata iş yoğunluğuna bağlandı. Bu da bize ikinci şoku yaşattı.” 

‘DOKTORDAN ŞİKAYETÇİ OLACAĞIZ’
Anne Ayşe Topsakal ise çocuğuna kanser teşhisi koymaları üzerine kendisini çok kötü hissettiğini belirterek, “Bu rapordan sonra çok kötü hissettik kendimizi. Biz çocuğumuzu ‘kulak burun boğaz’ diye gönderdik, kanser teşhisi koydular. Bize yolladıkları zarfta, ‘gizli’ yazıyor ama içerisinden dikkate alınacak bir şey çıkmadı. Çok üzgünüz, başkasının başına gelmesin, istiyoruz. Doktordan şikayetçi olacağız. Bizim başımıza geldi, başkasının başına gelmesin, başka aileler bu acıyı yaşamasın” diye konuştu. 

DEKAN: YANLIŞ İSİM YAZILMIŞ
KTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa İmamoğlu ise hastanede özellikle söz konusu bölümde iş yoğunluğu olduğunu kaydederek, “Asistanlarımız, 60 dolayında hasta ile ilgileniyor. Yoğun bir bölüm olduğu için asistanlarda bu bölümde çalışmayı tercih etmiyor. Yaşanan olayda yapılan tek hata, rapor üzerindeki isim. Yanlış isim yazılmış. Tetkiklerin kanserle ilgisi yok. Başka bir hastanın raporunun üzerine bu çocuğun ismi yanlışlıkla yazılmış. Asistanı çağırıp, gerekli uyarıları yaptık. Asistan hakkında idari işlem de yapıldı; ancak cezai durum gerektiren bir olay yok. Kişilerin uzlaşması ile çözülebilir. Karşı tarafa da hak veriyoruz. Daha dikkatli olunması gerekiyor” dedi.

SGK, kanser dahil 26 hastalık için hastalara aylık bağlıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu ( SGK) tedavisi zor hastalıklara maruz kalan sigortalılara malül aylığı bağlıyor.

Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göne Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nde maluliyet süresi ayrıca belirtilmeyen tüm kanser hastalıklarında, tanı konulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde başvurmak koşuluyla 18 ay süreyle malüliyet aylığı bağlanıyor. Bazı hastalıklarla ilgili tanı konulduğunda ise 12 ya da 24 ay aylık bağlanabiliyor. Kemik iliği nakli yapılanlar 12 ay, kan kanseri tedavisi görenler ve verem hastaları 24 ay malül aylığı alabiliyor.

Kemik iliği dışındaki diğer tüm organ nakli olanlar ile diyalize girmeyen kronik böbrek yetmezliği olanlar da malül aylığı bağlatabiliyor. 12 ay ile 24 ayın sonunda, sağlık kurulu raporu alarak çalışma gücünde yüzde 60 ve üzeri oranda kayıp olduğunu belgeleyenlerin malûliyet aylığı devam ediyor.

 SÜREYE DİKKAT

Malül aylığı bağlanabilmesi için talep tarihinden önceki bir yıl içinde tanı almak gerekiyor. 18 aylık malül aylığı ödeme süresi, talebe istinaden düzenlenmiş sağlık kurulu raporu tarihinden itibaren başlıyor. Raporu aldıktan hemen sonra başvuru yapılmadığı takdirde, geç kalınan süre kadar aylık eksik ödenir.

10 YIL SİGORTA, 1800 GÜN PRİM

Kanser veya diğer ağır hastalık teşhisi konulanlara geçici malül aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve 1800 gün prim ödeme koşulu aranıyor.

Geçici malûl aylığının kalıcı hale getirilebilmesi için hastalık dolayısıyla çalışma gücünde en az yüzde 60 oranında kayıp olduğuna dair sağlık kurulu raporu gerekiyor.

BAKIMA MUHTAÇSA ON YIL ŞARTI YOK

Başkasının bakımına muhtaç derecede durumu ağır olan hastalarda on yıllık sigortalılık süresine bakılmıyor. Ancak, en az 1800 gün prim ödemeleri isteniyor.

Kanser ve organ naklinin yanı sıra çalışmaya olanak vermeyen genetik hastalıklar, MS, parkinson, alzheimer, demans, sara ve bazı psikiyatrik hastalıklar, kalp yetmezliği, sindirim sistemi kanamaları, astım, KOAH, uyku bozuklukları için de malûl aylığı bağlanabiliyor.

PRİM BORCU OLAN AYLIK ALAMAZ

Bağ-Kur’luların malül aylığı bağlatabilmesi için SGK’ya prim borcu bulunmaması gerekiyor.

HANGİ HASTALIKLAR İÇİN MALÜL AYLIĞI BAĞLANIYOR ?

Malûliyet aylığı bağlanmasını gerektiren hastalıklar şöyle:**

Kanser (Baş ve boyunun yumuşak dokusu, cilt, lenfoma, lösemi, multipl myelom, tükrük bezleri, tiroid bezi, meme, sinir sistemi, akciğer, mide, ince ve kalın barsak, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, pankreas, böbrek, mesane, genital yollar, prostat, testis, penis kanserleri)
Epilepsi
Demans
Beyin tümörleri
Parkinson sendromu
Serebral palsi
Multiple Skleroz
Zeka gerilikleri (IQ 50 ve altı)
Şizofreni
Bipolar bozukluk
Görme azlığı
Retina kanamaları
Yardımsız ayakta durmayı engelleyen denge bozuklukları ile birlikte işitme kaybı
Anemi
Kol, bacak gibi organ kaybı
Behçet hastalığı
Gastrointestinal kanamalar
Karaciğer sirozu
Karaciğer nakli
Kalp yetmezliği
Kalp kapak hastalıkları
Kalp nakli
Böbrek nakli
Akciğer nakli
Tüberküloz
AIDS

‘Trans yağlar kanser riskini arttırıyor’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, 21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebinin sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının sebebiyet verdiği kronik hastalıklar olduğunu belirterek, “Trans yağların fazla miktarda tüketimi kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.” dedi.

Arıca, beslenmenin, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanması olduğunu söyledi.

EN TEHLİKELİ YAĞ!

Sağlıklı bir beslenme için günlük alınması gereken kalorinin yüzde 30’unu yağların oluşturması gerektiğini vurgulayan Arıca, “Beslenmeyle vücudumuza aldığımız yağ asitleri, hormonlarımızın yapımında kullanılıyor. Fazlası da depolanıyor. Doymamış yağ asitleri zeytinyağı, fındık, ceviz ve fıstık yağlarında, doymuş yağ asitleri ise süt ve süt ürünleri, ette bulunuyor. En tehlikeli yağ ise trans yağ olarak dikkat çekiyor.” diye konuştu.

Arıca, trans yağın, bir çeşit doymamış yağ asidi olduğunu ifade ederek, bu tür yağların doğal yolla oluşan ve endüstriyel trans yağlar olmak üzere iki çeşidi olduğunu aktardı.

trans-yaglar-shutter

Doğal yolla oluşan trans yağ asitlerinin inek, koyun gibi geviş getiren hayvanların bağırsaklarındaki bakteriler tarafından oluşturulduğunu anlatan Arıca, şöyle devam etti:

“Doğal trans yağlar, hayvansal kaynaklı süt, peynir ve tereyağı gibi ürünlerde yüzde 6 oranında bulunur. Endüstriyel olarak üretilen katı yağlarda trans yağ oranı yüzde 60’tır. Trans yağlar ise bitkisel sıvı yağların ısıtılarak hidrojenlenmesi ile oluşur ve margarin gibi endüstriyel katı yağlarda daha yüksek oranda bulunur. Özellikle fabrikasyon olarak üretilen çikolata, gofret, krema, bisküvi, cips, pastane ürünleri ve fast food tarzı besinlerde yüksek oranda trans yağ bulunmaktadır.

BAZI HASTALIKLAR GENÇ YAŞTA GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebi sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının neden olduğu kronik hastalıklardır. Obezite, şeker hastalığı, koroner kalp hastalıkları ve bağırsak kanseri gibi hastalıklar günümüzde çok daha genç yaşlarda başlamaktadır. Trans yağların fazla miktarda tüketimi de kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.”

Arıca, bu hastalıklara bağlı olarak erken yaşta ölümlerin daha sık görülmesi nedeniyle gıda ürünlerinde trans yağ oranının yüzde 1’in altına düşürülmesine ilişkin Avrupa’da ve Türkiye’de yasal düzenlemeler yapıldığını söyledi.

TRANS YAĞ ORANI HALA YÜKSEK

Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye Sağlık Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” kapsamında yeni düzenlemeler yapılarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarıyla margarinlerin palm ve soya yağından zengin üretilmesi ve trans yağ içeriğinin yüzde 1’in altına düşürülmesinin sağlandığını söyledi.

Endüstriyel yağların kullanıldığı bisküvi, cips, gofret, çikolata, krema ve pastane ürünleri ile fast food gibi kızartılmış hazır yiyeceklerde kıvam ve tat arttırıcı olarak kullanılan trans yağ oranının hala çok yüksek olduğunu vurgulayan Arıca, evlerde bitkisel sıvı yağların kızartmalarda tekrar tekrar kullanımının ve yanık yağların da sağlığa zararlı olduğunu ifade etti.

Arıca, sağlıklı yağ tüketimi için şu önerileri sıraladı:

“Kızartmalardan mümkün olduğunca kaçının. Pişirme yöntemi olarak buğulama ve fırında pişirmeyi tercih edin. Kızartma yapacaksanız zeytin yağı veya katı yağ gibi ısıya dayanıksız yağların yerine ısıya dayanıklı ayçiçeği yağı kullanın. Hazır gıdalardan ve fast food tarzı beslenmeden uzak durun. Zeytin yağını salatalarda kullanın. Mutfağınızda endüstriyel yağları kullanmayın. Kavrulmuş çerez ve cips mümkün olduğunca az tüketin. Kızartma yiyecekseniz yanında bol miktarda yeşil yapraklı salata tüketin. Katı yağ tüketecekseniz sınırlı miktarda ve hayvansal yağları tercih edin. Margarin tüketecekseniz, sınırlı miktarda ve üzerinde ‘trans yağ yoktur’ ibaresi olanları tüketin.”

AA

İLGİLİ HABERAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneriAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneri

Kansızlık (anemi) nedir? Kansızlığın nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

Demir eksikliği dünyada en çok görülen anemi yani kansızlık türüdür. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde demir eksikliğine bağlı anemi oranı yüksektir. Peki, kansızlık nedir? Kansızlığın nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilmeniz gerekenler haberimizde…

KANSIZLIK (ANEMİ) NEDİR?

Anemi, vücudun dokularına yeterli oksijen taşımak için yeterince sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin olmadığı bir durumdur. Hemoglobin kırmızı kan hücrelerinin ana parçasıdır ve oksijeni bağlar. Çok az veya anormal kırmızı kan hücreniz varsa veya hemoglobininiz anormal veya düşükse, vücudunuzdaki hücreler yeterince oksijen almayacaktır.

Anemi (Kansızlık), kandaki hemoglobin miktarının erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda ise 12 g/dL değerlerinin altına düşmesi durumudur ve pek çok önemli sağlık sorununa neden olabilir. 6 ay ile 6 yaş arası çocuklarda 11 g/dL’nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL’nin altı kansızlık olarak kabul edilir.

Anemi yorgun ve zayıf hissetmenize neden olabilir. Her birinin kendine özgü nedeni olan birçok anemi türü vardır. Anemi geçici veya uzun süreli olabilir ve hafif ila şiddetli arasında değişebilir.

KANSIZLIK BELİRTİLERİ

Anemi belirtileri ve semptomları aneminin nedenine bağlı olarak değişir. Şunları içerebilir:

– Yorgunluk
– Zayıflık
– Soluk veya sarımsı cilt
– Düzensiz kalp atışı
– Nefes darlığı
– Baş dönmesi
– Göğüs ağrısı
– Soğuk eller ve ayaklar
– Baş ağrısı
– Konsantrasyon bozukluğu
– Ellerde ve ayaklarda uyuşma
– Sinirlilik hali
– Kulakların uğuldaması
– Dudaklarda çatlaklar ve ağız kenarında yaralar
– Tırnakların çabuk kırılması,
– Saçlarda dökülme

Aneminin ilk dönemlerinde belirtiler çok hafif olabilir. Ancak anemi kötüleştikçe semptomlar da kötüleşir.

KANSIZLIK NEDENLERİ

Kanda yeterince kırmızı kan hücresi olmadığında anemi oluşur. Bu durum şu durumlarda olabilir:

– Vücudun yeterince alyuvar yapmaması

– Kanama, kırmızı kan hücrelerini değiştirilebildiğinden daha hızlı kaybetmenize neden olur.

– Vücudun kırmızı kan hücrelerini yok etmesi

İLGİLİ HABERVitamin eksikliği nasıl anlaşılır? Vitamin eksikliği tedavisi...Vitamin eksikliği nasıl anlaşılır? Vitamin eksikliği tedavisi…

ANEMİ TÜRLERİ VE NEDENLERİ

Farklı anemi türleri ve nedenleri şunlardır:

Demir eksikliği anemisi

Bu, dünya çapında en yaygın anemi türüdür. Demir eksikliği anemisine vücudunuzdaki demir eksikliği neden olur. Kemik iliğinizin hemoglobin yapmak için demire ihtiyacı vardır. Yeterince demir olmadan, vücudunuz kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobini üretemez.

Bu tür anemi birçok gebe kadında görülür. Ayrıca ağır adet kanaması, ülser, kanser gibi bazı kan kaybından ve bazı ataktan gelen ağrı kesicilerin, özellikle de aspirinin düzenli kullanımından kaynaklanır.

Vitamin eksikliği anemisi

Demirin yanı sıra vücudunuzun yeterli sağlıklı kırmızı kan hücresi üretmek için folat ve B12 vitaminine ihtiyacı vardır. Bu ve diğer önemli besin maddelerinden yoksun bir diyet, azalmış alyuvar hücresi üretimine neden olabilir.

Ek olarak, bazı insanlar yeterli B-12 tüketebilirler, ancak vücutları vitaminleri işleyemez. Bu da pernisiyöz anemi olarak bilinen vitamin eksikliği anemisine yol açabilir.

Kronik hastalık anemisi

Bazı hastalıklar (kanser, HIV / AIDS, romatoid artrit, böbrek hastalığı, Crohn hastalığı ve diğer kronik inflamatuar hastalıklar gibi) kırmızı kan hücrelerinin üretimini engelleyebilir.

Aşırı kansızlık

Bu nadir hayatı tehdit eden anemi, vücudunuz yeterli kırmızı kan hücresi üretmediğinde ortaya çıkar. Aplastik aneminin nedenleri arasında enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, otoimmün hastalıklar ve toksik kimyasallara maruziyet yer alır.

Kemik iliği hastalığına bağlı anemi

Lösemi ve miyelofibroz gibi çeşitli hastalıklar kemik iliğinizdeki kan üretimini etkileyerek anemiye neden olabilir. Bu tür kanser ve kanser benzeri bozuklukların etkileri yaşamı tehdit eder.

Hemolitik anemiler

Bu grup anemi, kırmızı kan hücrelerinin kemik iliğinden daha hızlı yok edildiğinde gelişir. Bazı kan hastalıkları kırmızı kan hücresi tahribatını artırır. Hemolitik bir anemi genetik olabilir ya da daha sonra gelişebilir.

Orak hücre anemisi

Bu kalıtsal ve bazen ciddi durum kalıtsal bir hemolitik anemidir. Bu, kırmızı kan hücrelerini anormal hilal (orak) şekli almaya zorlayan kusurlu bir hemoglobin formundan kaynaklanır. Bu düzensiz kan hücreleri erken ölür ve sonuçta kronik bir alyuvar kıtlığı yaşanır.

Diğer anemiler

Talasemi ve malaryal anemi gibi diğer anemi formları vardır.

KANSIZLIK TEDAVİSİ

Anemi tedavisi nedene bağlıdır.

Demir eksikliği anemisi: Bu tür anemi tedavisi genellikle demir takviyeleri almak ve diyetinizde değişiklikler yapmaktan oluşur. Demir eksikliğinin altta yatan nedeni kan kaybıysa (menstrüasyon dışında) kanamanın kaynağı tespit edilmeli ve durdurulmalıdır.

Vitamin eksikliği anemisi: Folik asit ve B-12 eksikliği tedavisi, diyet takviyeleri içerir ve bu besinleri diyetinizde artırır. Sindirim sisteminiz, yediğiniz yiyeceklerden B12 vitamini emiliminde sorun yaşıyorsa, B12 vitamini takviyelerine ihtiyacınız olabilir. İlk başta, her gün takviyeleri alabilirsiniz.

Kronik anemi: Bu tür anemi için özel bir tedavi yoktur. Doktorlar altta yatan hastalığın tedavisine odaklanır. Semptomlar şiddetlenirse, kan transfüzyonu veya normalde böbrekleriniz tarafından üretilen bir hormon olan sentetik eritropoetin enjeksiyonu, alyuvar üretimini hızlandırmaya ve yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir.

Aşırı kansızlık: Bu anemi tedavisi kırmızı kan hücrelerinin seviyelerini artırmak için kan transfüzyonu içerebilir. Kemik iliğinizde sorun varsa ve sağlıklı kan hücresi yapamıyorsa kemik iliği nakiline ihtiyacınız olabilir.

Kemik iliği hastalığına bağlı anemi: Bu çeşitli hastalıkların tedavisi, ilaç, kemoterapi veya kemik iliği transplantasyonunu içerebilir.

Hemolitik anemiler: Hemolitik anemi tedavisi, şüpheli ilaçları önlemeyi, ilgili enfeksiyonları tedavi etmeyi ve bağışıklık sisteminizi baskılayan ilaçları almayı içerir; bu da kırmızı kan hücrelerine saldırabilir. Aneminizin şiddetine bağlı olarak, bir kan transfüzyonu veya plazmaferezi gerekli olabilir. Plazmaferez bir tür kan filtreleme prosedürüdür. Bazı durumlarda dalağın çıkarılması yardımcı olabilir.

Orak hücre anemisi: Bu anemi tedavisi, ağrıyı azaltmak ve komplikasyonları önlemek için oksijen, ağrı kesici ilaçlar, oral ve intravenöz sıvıların uygulanmasını içerebilir. Doktorlar ayrıca kan transfüzyonu, folik asit takviyeleri ve antibiyotik önerebilir. Kemik iliği nakli bazı durumlarda etkili bir tedavi olabilir. Hidroksiüre adı verilen bir kanser ilacı (Droxia, Hydrea) ayrıca orak hücre anemisini tedavi etmek için kullanılır.

Talasemi: Bu anemi, kan transfüzyonu, folik asit takviyesi, ilaç tedavisi, dalağın çıkarılması (splenektomi) veya kan ve kemik iliği kök hücre transplantasyonu ile tedavi edilebilir.

KANSIZLIĞI ÖNLEMEK İÇİN

Vitamin açısından zengin bir diyet yiyin

Birçok anemi türü önlenemez. Ancak demir eksikliği anemisi ve vitamin eksikliği anemileri dahil olmak üzere, çeşitli vitaminler ve besin maddeleri içeren bir diyetle önlenebilir.

Demir

Demir açısından zengin gıdalar arasında sığır eti ve diğer etler, fasulye, mercimek, demir takviyeli tahıllar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kurutulmuş meyveler bulunur.

Folat

Bu besin ve sentetik form folik asit, meyve ve meyve suları, koyu yeşil yapraklı sebzeler, yeşil bezelye, barbunya, yer fıstığı ve ekmek, tahıl, makarna ve pirinç gibi zenginleştirilmiş tahıl ürünlerinde bulunabilir.

B12 vitamini

B-12 vitamini açısından zengin besinler arasında et, süt ürünleri ve güçlendirilmiş tahıl ve soya ürünleri bulunur.

C vitamini

C vitamini açısından zengin besinler narenciye ve meyve suları, biber, brokoli, domates, kavun ve çilek içerir. Bu maddeler demir emilimini artırmaya yardımcı olur.

Bir multivitamin düşünün

Yediğiniz besinlerden yeterli vitamin almanızla ilgili endişeleriniz varsa, doktorunuza bir multivitaminin sizin için uygun olup olmadığını danışabilirsiniz.

İLGİLİ HABERErkeklerde kansızlık neyin habercisi?Erkeklerde kansızlık neyin habercisi?