Para isteyen oğlunu vurdu

Tekirdağ’ın  Çorlu ilçesinde, Metin S. (57), para isteyen oğlu Murat S.’yi (32) tabanca ile bacağından vurarak, yaraladı.

Olay, bugün öğle saatlerinde Silahtarağa Mahallesi Ziya Uşaklıgil Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, Metin S.’den, işsiz olan oğlu Murat S. para istedi. Bu nedenle baba oğul arasında evlerinin kapısı önünde tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesi üzerine baba, evden tabancısını alıp, oğlunu sağ bacağından vurdu. Mahalle sakinlerinin haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan Murat S. ambulansla Çorlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak, tedavi altına alındı. Baba Metin S. ise polis tarafından gözaltına alındı.

 

Nüfus cüzdanı yenilemede son tarih ne zaman? Eski kimlikler ne zamana kadar geçerli olacak? oub1

Özellikle, son zamanlarda bazı basın yayın organları ile sosyal medyada, kimlik kartlarının dağıtımının 2018 yıl sonu itibarıyla sona ereceği söylentilerinin ardından, eski nüfus cüzdanları ile ilgili vatandaşın kafasında bazı sorular yer almakta. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri (NVİ) Genel Müdürlüğü, bazı basın yayın organları ile sosyal medyada yer alan kimlik kartı, pasaport ve sürücü belgesi değerli kağıt ve harç bedellerinde yüksek artışlar olacağı ve nüfus cüzdanlarının 2019 yılından itibaren geçerli olmayacağı şeklindeki haberlerin “asılsız” olduğunu bildirdi. Peki, eski nüfus cüzdanları ne zamana kadar geçerli? Nüfus cüzdanı yenilemek için son tarih ne zaman? Merak ettiğiniz soruların cevapları haberimizde…

NÜFUS CÜZDANLARI YENİLEME SON TARİH NEDİR?

İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, “Mevcut soğuk damgalı nüfus cüzdanlarının, kaybolmuş, tahribata uğramış ve kullanılmaz duruma gelmiş olması durumlarında mevcut soğuk damgalı nüfus cüzdanları, geçici kimlik belgeleri, Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarını teslim alınıncaya kadar geçerli olacaktır” dendi. Yani tarih belirtilmiş olmasa da açıklamaya göre, yeni kimlik kartınızı alana kadar eski nüfus cüzdanınızı kullanabiliyorsunuz.

ESKİ NÜFUS CÜZDANLARI NE ZAMANA KADAR GEÇERLİ?

Son zamanlarda bazı basın yayın organları ile sosyal medyada, kimlik kartlarının dağıtımının 2018 yıl sonu itibarıyla sona ereceği, kimlik kartı bedelinin fahiş oranda artacağı yönünde asılsız haberlerin yer alması üzerine bir açıklama yapıldı.

Siirt Valiliğinin ‘Kimlik kartları ile ilgili basın duyurusu 2017/178 başlıklı duyurusunda şöyle denildi:

“Nüfus kimlik kartlarının dağıtımının yılsonu itibarıyla sona ereceği ve kart bedelinin fahiş oranda artacağı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Kimlik kartı bedelinin 2018 yılı itibarıyla “Değerli Kağıtlar” değerleme oranlarıyla güncelleneceği ve bu oranın asılsız haberlerde iddia edildiği gibi yüksek olmayacaktır.

Ülkemizde nüfus cüzdanlarının 2023 yılına kadar yenilenmesi hedeflenmektedir ancak mevcut nüfus cüzdanlarının geçerliliğini yitirdiğine dair herhangi bir son tarih ve yasal düzenleme bulunmamaktadır.

Vatandaşlarımızın bu konuda daha sağduyulu davranmaları ve asılsız haberlere itibar etmemeleri gerekmektedir. Kamuoyuna Saygıyla duyurulur.”

Yapılan bu açıklamaya göre, eski nüfus cüzdanlarının kullanımının 2023 yılına kadar devam edeceği anlaşılmaktadır.

İLGİLİ HABERYeni kimlik randevusu nasıl alınır?Yeni kimlik randevusu nasıl alınır?İLGİLİ HABERSöylentiyi duyan Nüfus Müdürlüğüne koşuyor!Söylentiyi duyan Nüfus Müdürlüğüne koşuyor! ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Memura yılbaşı hediyesi uyarısı

Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Köksal Toptan imzası ile yayınlanan yazıda ilgili ‘Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği’ hatırlatılarak yılbaşında kabul edilecek hediyelerin bu düzenlemeye dikkat edilerek alınması istendi.

Gönderilen yazıda memurlara 657 sayılı Kanun’un Hediye alma, menfaat sağlama yasağı başlıklı 29’uncu maddesi de hatırlatıldı: “Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır”

İşte memurların alabileceği hediyeler:

a) Görev yapılan kuruma katkı anlamına gelen, kurum hizmetlerinin hukuka uygun yürütülmesini etkilemeyecek olan ve kamu hizmetine tahsis edilmek, kurumun demirbaş listesine kaydedilmek ve kamuoyuna açıklanmak koşuluyla alınanlar (makam aracı ve belli bir kamu görevlisinin hizmetine tahsis edilmek üzere alınan diğer hediyeler hariç) ile kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar,

b) Kitap, dergi, makale, kaset, takvim, cd veya buna benzer nitelikte olanlar,

c) Halka açık yarışmalarda, kampanyalarda veya etkinliklerde kazanılan ödül veya hediyeler,

d) Herkese açık konferans, sempozyum, forum, panel, yemek, resepsiyon veya buna benzer etkinliklerde verilen hatıra niteliğindeki hediyeler,

e) Tanıtım amacına yönelik, herkese dağıtılan ve sembolik değeri bulunan reklam ve el sanatları ürünleri,

f) Finans kurumlarından piyasa koşullarına göre alınan krediler.

Aşağıda belirtilenler ise hediye alma yasağı kapsamındadır:

a) Görev yapılan kurumla iş, hizmet veya çıkar ilişkisi içinde bulunanlardan alınan karşılama, veda ve kutlama hediyeleri, burs, seyahat, ücretsiz konaklama ve hediye çekleri,

b) Taşınır veya taşınmaz mal veya hizmet satın alırken, satarken veya kiralarken piyasa fiyatına göre makul olmayan bedeller üzerinden yapılan işlemler,

c) Hizmetten yararlananların vereceği her türlü eşya, giysi, takı veya gıda türü hediyeler,

d) Görev yapılan kurumla iş veya hizmet ilişkisi içinde olanlardan alınan borç ve krediler.

Bu Yönetmelik kapsamına giren en az genel müdür, eşiti ve üstü görevliler, bu maddenin 5 inci fıkrası ve 6 ncı fıkranın (a) bendinde sayılan hediyelere ilişkin bir önceki yılda aldıklarının listesini, herhangi bir uyarı beklemeksizin her yıl Ocak ayı sonuna kadar Kurula bildirirler.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Rusların otel odalarında en sık unuttuğu eşyalar belli oldu

Ostovok.ru sitesi Rusların otel odalarında en çok ne unuttuğuna ilişkin bir araştırma gerçekleştirdi. Lenta.ru’nun eline ulaşan araştırma sonuçlarına göre, ankete katılan Rusların yüzde 13’ü en az bir kez seks oyuncağını unuttuğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 30’u kıyafet ve ayakkabı, yüzde 27’si de şarj aleti ile elektronik eşya unuttuğunu belirtti.

Katılımcıların yüzde 17’si kozmetik ürünlerini, yüzde 10’u kitap ve hediyelik eşyalarını, yüzde 7’si de çocukların oyuncaklarını unuttuğu yanıtını verdi.

Ankere göre Rusların (yüzde 5’i) en nadir unuttuğu şeyler para, anahtar ve kimlikleri.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yetim aylığı nasıl bağlanır? Yetim aylığı oranları ne kadar? oub1

Ölen kişinin ardından geri kalan kız, erkek ve eş için SGK tarafından yardım amaçlı bağlanan paraya yetim aylığı denir. Şimdi, yetim aylığı nasıl bağlanır? Dul ve yetim aylığı oranları ne kadar? Gelin hep birlikte öğrenelim…

YETİM AYLIĞI NASIL BAĞLANIR?

Yetim aylığının hangi kanun hükümlerine göre bağlanacağı, ölen kişinin ölüm tarihine göre belirlenmektedir. Buna göre, 1 Ekim 2008’den önce ölen kişilerin hak sahiplerine 1 Ekim 2008’den önce yürürlükte bulunan Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre yetim aylığı bağlanacaktır. 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008’den sonra ölen kişilerin hak sahiplerine ise, 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre yetim aylığı bağlanmaktadır.

DUL VE YETİM AYLIĞI NE KADAR?

5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu Hükümlerinde Dul ve Yetim Aylık Yüzdeleri;

1- Dul eş % 75,
2- Dul eş % 50 (Memur olan veya memur emekli aylığı alan dul eş)
3- Bir Dul eş, bir çocuk % 60, % 30
4- Bir Dul eş, iki çocuk % 50, % 25 er,
5- Bir Dul eş, üç ve daha fazla çocuk Eş aylığın yarısını % 50, çocuklarda kalan yarısını eşit paylaşmaktadırlar.
6- Tek çocuk % 50,
7- İki çocuk % 40 ar,
8- Üç ve daha fazla çocuk % 100 ü geçmemek kaydıyla eşit paylaşmaktadırlar.
İLGİLİ HABERSGK yetim aylığı başvurusu nasıl yapılır?SGK yetim aylığı başvurusu nasıl yapılır?

İLGİLİ HABERDul ve yetim aylığı hangi durumlarda kesilir?Dul ve yetim aylığı hangi durumlarda kesilir? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Adnan Bali 2019’dan umutlu

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmede, 2019 yılında gelişmiş ülke merkez bankalarının politikaları ve küresel likidite koşullarının Türkiye ile diğer gelişmekte olan ülkeler açısından önem taşımaya devam edeceğini söyledi.

Merkez bankalarının atacakları adımların büyük ölçüde öngörüler çerçevesinde gerçekleşeceği varsayımı altında, 2019’da gelişmekte olan ülkelerden önemli tutarda sermaye çıkışı yaşanmasının beklenmediğini belirten Bali, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşına ilişkin gelişmeler ile jeopolitik risklerin de küresel risk algısı açısından belirleyici olmayı sürdüreceğini dile getirdi.

Bali, yurt içinde ise uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılının ilk yarısında gözlenebilecek zayıf seyrin ardından yılın ikinci yarısında ekonomik aktivitede kademeli toparlanma olmasını beklediklerini kaydetti.

2019 yılında ithalatın zayıf seyredeceğini; döviz kurlarının sağladığı rekabet avantajı ve Avrupa ekonomilerindeki büyümenin ihracatı desteklemesiyle net ihracatın büyümeye katkısının artacağını öngördüklerini belirten Bali, “Cari açıktaki daralma eğiliminin de ihracatın ve turizm gelirlerinin performansına bağlı olarak devam etmesini bekliyoruz. Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP), enflasyon ile mücadeleye destek vermek üzere kamunun tasarruf artırıcı önlem uygulayacağı açıklandı. Söz konusu politikaların uygulanmasındaki kararlılık ve baz etkisinin de yardımıyla 2019 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonda bir düşüş olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN, KARŞI KARŞIYA KALDIĞI RİSKLERİ BERTARAF EDEREK AYRIŞABİLECEK GÜCÜ BULUNUYOR”

Adnan Bali, jeopolitik gerginlikler, yaptırımlar ve ekonomik sıkıntıların makroekonomik göstergeler açısından ülkedeki tabloyu biraz daha karmaşık hale getirdiğini belirterek, “Geçmişte kamu kesimi ve finans sektörünün kendisinin bir sorun olduğu dönemleri hatırlayacak olursak, bugünün öncekilerden en temel farkı bankacılık sistemi ve kamu kesiminin görece kuvvetli olması. Bu, şu anda içinden geçtiğimiz süreci yönetme bakımından bize bazı imkanlar ve opsiyonlar da sunuyor.” ifadelerini kullandı.

25araliksozkarti2

Türkiye’nin, aslında karşı karşıya kaldığı riskleri bertaraf ederek ayrışabilecek gücünün bulunduğuna dikkati çeken Bali, küresel ve yerel çapta birbirinin içine geçmiş sıkıntıların çözümünde her kesimin gayret göstermesi gerektiği vurguladı.

Bali, buradaki en önemli unsurun, ekonomideki güven ortamının kuvvetlendirilmesi olduğuna inandığını söyledi.

Petrolü, doğal kaynakları olmayan ve kendi tasarrufları büyüme ihtiyaçlarına yetmeyen bir ekonomi olarak en fazla güvene ihtiyacın olduğunu dile getiren Bali, “Güven olmadan bolluk, bereket olmaz. Bolluğu esas yaratacak olan; iş adamının geleceğe güvenle bakacağı, yatırım yapacağı, yeni fabrika açacağı, istihdam yaratacağı; yabancı yatırımcının bu ülkeye müsterih olarak sermaye akışı sağlayacağı, bunu geri almada bir kaygısının olmayacağı bir güven ortamıdır.” diye konuştu.

“YAPISAL REFORMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Adnan Bali, Türkiye’de güveni yaratacak olanın da öncelikle yapısal reformların hayata geçirilmesi, belirlenecek takvim çerçevesinde uygun eylemlerin ortaya konması olduğunu söyledi.

Bu, iş dünyası ve üreticiler için öngörülebilirliği sağlamanın yanı sıra yabancı yatırımcıların ülkeye yönelik algısını iyileştirmek bakımından da kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Bali, şunları kaydetti:

“Dünya ezberleri bozan iktisadi, siyasi ve teknolojik değişimlere sahne olurken, Türkiye’nin, öncelikle hukuk ve eğitim başta olmak üzere yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmesinin geleceğe daha başarılı, istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde yol alabilmesinin de önünü açacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra üretimde dışa bağımlılığın azaltması, yatırım ortamının iyileştirmesi, ihracat pazarlarının genişletmesi bunu pekiştirecek unsurlar olacaktır. Hemen hemen her alanda baş döndürücü hızda bir dijitalleşme trendine tanık olduğumuz bu dönemde, uluslararası rekabet gücünün artırılması için teknolojik atılımlar yapılması gerekliliği de göz ardı edilmemeli.”

Bali, yapısal reformların hayata geçirilmesiyle; sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme için daha fazla katma değer yaratan, nitelikli üretim yapan, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacak yeni bir büyüme modeline daha rahat geçilebileceğini söyledi.

Büyük alt yapı projeleri ile bölgesinde önemli bir merkez olma özelliğine kavuşan, Orta Doğu ve Asya’ya yönelik para ve mal hareketinin ortasında bulunan Türkiye’nin, böylece bu konumunun avantajını da daha iyi bir şekilde kullanabileceğini ifade eden Bali, “Hem siyasi hem ekonomik krizleri yönetme anlamında iyi bir tecrübesi bulunan bir ülke olarak şimdiye kadar her zorluğu nasıl aştıysak, kamu özel fark etmeden, toplumun tüm kesimlerinin, tüm ekonomik aktörlerinin gayreti ile var olan sıkıntıları aşacağımıza, üstesinden geleceğimize, yeni bir hikaye yazabileceğimize inanıyorum.”

25araliksozkarti“ÖNÜMÜZDEKİ YIL AKTİF KALİTESİNİN KORUNMASI, BANKACILIK SEKTÖRÜ İÇİN ÖNCELİKLİ OLACAK”

İş Bankası Genel Müdürü Bali, 2018 yılında Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak, bankacılık sektörünün büyüme hızında yavaşlama ve aktif kalitesi göstergelerinde geçmiş yıllara nazaran bir miktar olumsuzluğun yanı sıra artan fonlama maliyetleri nedeniyle özellikle son çeyrekte önemli oranda daralan net faiz marjlarının dikkati çektiğini söyledi.

Kredi talebinin, yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde artan faiz oranlarıyla birlikte ekonomik aktivitede belirginleşen zayıflama, üçüncü çeyrekte yüksek boyutlara ulaşan kurlardaki dalgalanma sonrası enflasyonda yaşanan hızlı artış nedeniyle önemli ölçüde azaldığını ifade eden Bali, yılın son çeyreğinde ise alınan ekonomik tedbirler ile uluslararası siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin azalışına bağlı olarak kurlardaki dalgalanmanın azaldığı ve faiz oranlarında gerilemenin başladığı bir dengelenme dönemine girildiğini kaydetti.

Bali, gelecek yıl görece zorlu ekonomik konjonktürde aktif kalitesinin ve karlılığın korunmasının, bankacılık sektörü için öncelikli olacağını vurguladı.

“İKİNCİ YARIDA BİLANÇOLAR TEKRAR SAĞLIKLI BÜYÜME TRENDİNE GİREBİLİR”

Adnan Bali, özellikle 2019 yılının ikinci yarısında enflasyonda beklenen nispi iyileşme sonrası faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü seyir paralelinde kredi talebinde de kayda değer artış yaşanmasının olası olduğunu söyledi.

Bu dönemde bankacılık sektöründe bilançoların sağlıklı büyümeyi sürdüreceğini belirten Bali, “Sektörün ekonomik büyümeyi hangi ölçüde destekleyebileceğinde karlılığı ve öz kaynaklarını karlılık yoluyla besleyebilme imkanları belirleyici olacak. İkinci yarıda bilançolar tekrar sağlıklı büyüme trendine girebilir.” ifadelerini kullandı.

Bali, başlıca risklerin ise global risk algısının artması, yurt içinde enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve büyümedeki toparlanmanın öngörülenden daha uzun bir döneme yayılması olarak göründüğünü dile getirdi.

Sektör olarak, 2019 yılı boyunca dünya genelinde gelişmiş ülke para politikalarını, dış ticarette korumacı politikaların sonuçlarını, Orta Doğu kaynaklı riskleri ve İran’a yönelik yaptırımları takip edeceklerini söyleyen Bali, bunların yanı sıra jeopolitik sorunlara dair gelişmeleri, küresel risk algısında bozulma yaratabilecek ve varlık fiyatlarında dalga boyutunu artırabilecek tüm bu unsurları yakından izleyeceklerini kaydetti.

“SORUNLU KREDİ ORANLARI YÖNETİLEMEYECEK SEVİYELER DEĞİL”

Adnan Bali, içinde bulunulan konjonktürün getirdiği zorluklara rağmen ekim sonu itibarıyla sektördeki takipteki kredi oranı yüzde 3,5 civarında olduğunu belirtti.

Bu oranın geçmişte çok daha zorlu süreçlerde daha yüksek seviyelerde olduğunu anımsatan Bali, “Şu andaki oranlar yönetilemeyecek seviyeler değil. Uluslararası kıyaslamalar açısından da baktığımızda, sorunlu kredilerdeki oranımızın, hala birçok Avrupa ülkesine göre daha düşük olduğunu ve iyi bir şekilde yönetmemize imkan verecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

‘Merkez Bankası gibi çete’ çökertildi

Operasyon, İstanbul Emniyeti’ne bağlı Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirildi. Polis ekipleri, sahte para basan bir şebekeyi belirleyince 4 ay önce çalışma başlattı. İstanbul Mali Polisi piyasaya yüksek miktarda para sürmeye hazırlanan şüphelileri belirlemek için teknik ve fiziki takip çalışması yürüttü. Araştırmalarda şebeke elebaşının K.A. olduğu anlaşıldı.

FOTO:SÖZCÜ

FOTO:SÖZCÜ

5’TE BİRİ FİYATINA SATMIŞLAR

Polisin çalışmasında, şebeke üyelerinin kendi adamları vasıtasıyla dağıttığı paraları, sahte banknotların 5’te biri oranda sattıkları anlaşıldı. Şebekenin sahte paraları Türkiye’nin bir çok noktasında dağıttığı anlaşıldı.

10 İLDE OPERASYON

Çalışmaların ardından operasyon kararı alındı. İstanbul, Kocaeli , Düzce , Şanlıurfa Adıyaman, Balikesir, Adana, Nevşehir, Samsun ve Ordu’da 87 adrese eş zamanlı baskın düzenlendi. Şüphelilerden 39’u yakalanırken, 6 şüphelinin sahte para konularından cezaevinde olduğu belirlendi.

MİLYONLUK VURGUN YAPACAKLARDI

Yapılan aramalarda, 4 ruhsatsız pompalı tüfek, bir ruhsatsız tabanca, 2 sahte kimlik, bir milyon dolar ve  bir milyon 200 bin liralık sahte banknot ele geçirildi. Yapılan operasyonla 6 buçuk milyon lira tutarındaki sahte paranın piyasaya sürülmesi engellendi.

19’U TUTUKLANDI

Şüpheliler Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce haklarında “Suç işleme Amacyla Örgüt Kurmak”, “Kurulan Orgüte Üye Olmak”, “Parada Sahtecilik” konularında işlem yapılan şüpheliler adliyeye gönderildi. Şüphelilerden 19’u tutuklanırken, 20 kişi hakkında adli kontrol hükmü uygulandı. Polis ekipleri adreslerinde bulunamayan 21 şüphelinin  yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Altın fiyatlarında düşüş sürüyor! Düşen gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?

Altın fiyatları yatırımcılar tarafından ve altın hediye etmeyi planlayan vatandaşlar tarafından merakla araştırılıyor. Altın fiyatlarının hızlı hareketi son haftalarda duruldu ve altın fiyatları düşüş yönnünde bir seyir izlemeye başladı. İşte çeyrek ve gram altında günün fiyatları…

ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM – 28 KASIM

Çeyrek altın 28 Kasım tarihinde, 328,96 TL’den alınıp, 336,46 TL’den satılıyor.

Gram altın ise 205,57 TL’den alınırken 205,61 TL’den satışa sunuluyor.

Yatırım için tercih edilen altınlardan olan Cumhuriyet altını 1.363,00 TL’den alınırken, 1.384,00 TL’den satılıyor.

Yarım altın ise 655,86 TL’den alınıyor ve 672,91 TL’den satılıyor.

altın fiyatları sözcü ile ilgili görsel sonucu

ALTIN NASIL DEĞERLENİR?

Altın fiyatları talebin fazla olması ya da satın alma durumunda yükselirken tam tersi durumda da altın fiyatları düşer. Bu durum altın fiyatlarını etkileyen en basit durumken altın fiyatlarının yükselmesinin ana nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz :

Küresel ve yerel enflasyon

Enflasyon; fiyat genel seviyesinde oluşan artışı gösteren ölçüt olarak tanımlanır. Eğer enflasyon yüksek ise paranızın alım gücü düşer. Küresel enflasyonda da para biriminin alım gücü düşüş gösterir. Bu durumda altın fiyatları her zaman yükseliş trendi içinde olmuştur. Para biriminin alım değeri düştüğü için altın fiyatları artar ve siz paranızla aynı miktarda altın alamazsınız. Bu nedenle küresel ve yerel enflasyon altın fiyatlarının en büyük düşmanıdır.

Küresel likitide

Likitide borsa programlarında sürekli duyduğumuz bir terimdir. Likitide; nakit akışı anlamına gelen bir borsa terimidir. Likitidenin artış göstermesi altın fiyatlarını doğrudan etkiler ve altın fiyatları yukarı doğur bir trend içine girer. Altın miktarı sabit iken altın maliyetinin artmış olması ve piyasa da paranın daha fazla olması altın fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Bu nedenle küresel likitide altın fiyatlarını doğrudan etkileyen bir etkendir.

Altın stok durumu

Dünya üzerinde belirli miktarlarda altın stoğu mevcuttur. Yeni altın kaynakları bulunmadığı dönemlerde mevcut stok azalma gösterir ve altın fiyatları bu dönemde olağanüstü artış gösterir. Bu durum genelde düğün mevsimi olarak bilinen yaz aylarına girmeden ortaya çıkar. Bu dönemde altın alımları dünya genelinde en yüksek derece de gerçekleştiği için altın fiyatları muazzam derece de artış gösterir.

Küresel Riskler

Altın bir yatırım aracı olarak her devirde değerini koruyan ve zarar ettirmeyen bir meta olduğu için tercih edilir. Ancak altın fiyatlarını etkileyen ve altın fiyatlarının yükselmesine neden olan küresel risklerdir. Altın en kolay nakite çevrilebilen ve dünyanın her yanında işlem gören bir cevher olduğu için her insan yatırım amacı olarak altın satın alır. Özellikle küresel risklerin, savaşların olasılığının artması ile insanlar döviz fiyatlarına güvenmeyip nakitlerini altına çevirerek altın satın alırlar. Altın satın alımları piyasa da altın daralmasına neden olur ve altın fiyatlarının aşırı derece de artmasına neden olur.

Reel faiz oranları

Reel faiz ; elde tutulan para nın elde tutulmasının maliyeti olarak bilinir. Bu nedenle elinizde tuttuğunuz altının da elde tutulma maliyeti mevcuttur.Özellikle küresel reel faizler arttığında yerel reel faizler de artış gösterir. Bu durumda insanlar ve yatırımcılar nakitlerini altına çevirerek nakit tutma maliyetini ortadan kaldırmak ister. Nakitlerin altına çevrilmesi işlemleri piyasa da altının azalmasına ve doğrudan fiyatlarının artmasına neden olur.

Bu etkenler altın piyasasını olumsuz olarak etkileyerek altın fiyatlarının yükselmesine neden olurken altın fiyatlarının düşmesini sağlayan ve altın fiyatlarına doğrudan etkisi olan durumları da şöyle sıralayabiliriz;

ALTIN FİYATINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Altın üretim ve yatırım amaçlı kullanılan aynı zamanda da uluslararası piyasalarda işlem gören bir yatırım aracıdır. Altının fiyatını etkileyen faktörler, altının arz ve talebini etkileyen faktörlerdir. Bunlar ise;

1- Mücevher talebi başta olmak üzere altına olan endüstriyel talep,

2- Madencilik şirketlerinin altın çıkarma maliyetleri,

3- Altın arz ve talebinde ağırlıkları yüksek olan ülkelerin jeopolitik durumları,

4- Petrol ve diğer emtiaların fiyatları,

5- Merkez bankalarının altın alış ve satış işlemleri,

6- Merkez bankalarının para politikaları,

7- Reel faiz hadleri,

8- Enflasyon oranları,

9- Dünya ekonomilerinin büyüme hızları,

10- Altın üreticilerinin hedging işlemleri,

11- Altının işlem gördüğü vadeli piyasalardaki kısa ve uzun pozisyon miktarı,

12- Spekülatif amaçlı işlemler,

13- ABD Doları’nın diğer para birimleri karşısındaki değeridir.

Hakan Ateş: Turizm Türkiye’nin petrolü gibidir

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) tarafından Kundu Oteller Bölgesi’nde düzenlenen, 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği sohbet toplantısında, ekonomi gündemi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DenizBank’ın özellikli ve öncelikli sektörleri arasında gemicilik, tarım, eğitim, sağlık, altyapı ve enerji ile birlikte turizmin de bulunduğunu belirten Ateş, “Türkiye’mizin bankacılık sektörünün toplam 17,5 milyar dolar civarındaki turizm kredisinden 3 milyar doların üzerinde bir pazar payı elde etmiş durumdayız ki bu da açık ara Türkiye’de turizmi en fazla finanse eden banka konumuna sokuyor bizi.” diye konuştu.

Ateş, 5 yıldızlı oteller ve birinci sınıf tatil köylerinin yanında pansiyondan hava yolu şirketlerine, tur operatörlerinden işletmecilere ve yatırımcılara kadar, yenileme, yeniden yapma işlemlerine uzanan bir zinciri finanse etmek istediklerini bildirdi. Turizmin bir ekosistem olduğunu ve sistemin, en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu ifade eden Ateş, her halkanın güçlü olması için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

2015 ve 2016 yıllarındaki sıkıntılı dönemin ardından 2017 yılından itibaren toparlanmaya başlayan turizm sektörünün bu yıl daha da yükseldiğini dile getiren Ateş, “Görünen o ki 2019, 2020 ve 2021’de de bu süreç hızlanarak devam edecek. Turist sayısı 40 milyona yaklaştı, muhtemelen sene sonunda bulur veya biraz geçebilir. Turizm geliri 30 milyar doları aştı. Bu noktada biraz düşündürücü olan konu turist başına gelirlerin 850 dolardan 100-150 dolar daha altına düşmüş olması. Maalesef dünyanın belki de en güzel noktalarını, en iyi servis kalitesini ve de sadece doğa değil, tarihi güzellikler de dahil biraz ucuza satıyor konumundayız. Bu, birçok jeopolitik nedenden veya sektördeki bu işin belki de yeterince şu ana kadar organize edilemeyişinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

DenizBank’ın KKTC turizmini de finanse eden bir banka olduğunu anlatan Ateş, Ercan Havaalanı’nın tek finansörü olan bankanın, Kıbrıs Barış Suyu projesinin de finansörü olduğuna dikkati çekti.

“EKONOMİNİN GENELİNDE GİDEREK BİR İSTİKRARA KAVUŞMA VAR”

Türkiye’nin oldukça hareketli bir yaz geçirdiğini, özellikle ağustos ayı ortasında finansal boyutu çok inişli çıkışlı bir dönemin yaşandığını, şimdi bunun dengelenme sürecinde bulunulduğunu belirten Ateş, şöyle devam etti:

“Ve tabii bunun bazı maliyetleri oluyor ama görünen o ki şu an itibarıyla daha istikrarlı bir döneme doğru gidiliyor. Gerek faizler gerek kur nispeten daha istikrar kazandı. Önümüzdeki dönemde daha da iyileşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii bu durum, büyümeden önümüzdeki 1-2 sene içerisinde fedakarlık etmemizi gerektirebilir. Fakat sonrasındaki gelişmeler düşünülürse, eğer buradan doğru bir girişle ve altyapıyla iş kotarılabilirse ondan sonra daha iyi bir büyüme, daha sağlıklı bir büyüme olacağını hepimiz öngörebiliriz. Bu dönemin aşılması kanaatimce biraz da özel sektördeki yapılanma ve onun ne şekilde seyir izleyeceği ve düzenleyicilerin, otoritelerin bu konuda nasıl bir pozisyon alacağına bağlı olacaktır. Sonuçta baktığımızda ekonominin genelinde giderek bir istikrara kavuşma var, belki çok fazla büyümenin olmadığı önümüzdeki birkaç yılın arkasından, doğru adımlarla ve reformlarla, daha sonrasında çok daha sağlıklı bir büyümeye gidiş olacağını öngörüyorum.”

Ateş, kamu, bankacılık ve hane halkı dışında özel sektörün net açık pozisyonu 210 milyar doların üzerinde olması nedeniyle kurdaki dalgalanmadan kısmen etkilendiğini belirterek, bunun giderilmesi için, iç ve dış talebin dengeleneceği bir ekonomik modele gidilmesinin doğru olacağını söyledi.

İç talebin dış taleple dengeli hale gelmesi durumunda Türkiye’nin önünün son derece açık ve parlak olduğunu ifade eden Ateş, “Turizm de Türkiye’nin petrolü gibidir. Her sene 30 milyar dolar ama potansiyel olarak 60-70 milyar dolar gelir getirebilir. 50’den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektörden bahsediyoruz.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMCI İLGİSİ

Turizm sektöründe kriz yıllarının ardından sektörün kullandığı kredilerde bir yapılandırma yapılıp yapılmadığına yönelik soru üzerine DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, turizmde yaşanan sıkıntılı yıllarda borç servisinde bazı sıkıntılar, gecikmeler olduğunu fakat bunu proaktif bir yaklaşımla öngörerek yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ateş, “Tam rakam söylemeyim ama 1,5 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yaptık DenizBank olarak.” açıklamasında bulundu.

Turizmin yukarıya gittiğini ve sektörün dinamik yapısını koruduğunu kaydeden Ateş, sektöre geçen yıl ve bu yıl çok fazla sayıda yatırım da gelmeye başladığını dile getirdi.

Ateş, “Yani sadece bizimle konuşan yatırımcıları biliyorum ama eminim ki bizim bilmediğim de çok sayıda ilgili gruplar var. Kıta Avrupa’sından Uzak Doğu’suna, Amerika’ sına kadar belli yatırımcı grupları. Bu aslında sektörün de orada yaratılan varlığın da değerli olduğunu gösterir. İyi ki sektöre kol kanat germişiz, elimizden gelen desteği vermişiz.” diye konuştu.

BANKALARA STRES TESTİ

Bir gazetecinin, “Dalgalı geçen dönem sonrası bankalara stres testi yapılacağı gündeme geldi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Ateş, finans, yatırım dünyasında, yani paranın konu edildiği her yerde güven unsurunun çok önemli olduğunu, yatırımın, şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumluluk alan bir kurumsal yönetimin hakim olduğu yerlere gittiğini dile getirdi.

Bu yıl gelişmekte olan ülkelere 1,1 trilyon dolar civarında yatırım olduğunu, Türkiye’nin yabancı yatırımdan aldığı payın nispi olarak biraz azaldığını ifade eden Ateş, güven ortamını tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Ateş, “Çünkü nereden bakarsanız bakın finans yani para en akışkan şeydir. Risk gördüğü yerde kalmak istemez ama görünen o ki bu güven ortamının giderek tesis edilebileceği, getirilerin de iyi olabileceği şeyler oluyor. Yani bir ortam, bir iklim oluşmaya başladı. Turizm sektörü için bunu özellikle söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki bütün bankaların son derece şeffaf ve hesap verebilir durumda bulunduğunu, Uluslararası Muhasebe Sistemine göre 3 aylık bilançolarda da bunun açıklandığına işaret eden Ateş, problemli kredi oranın yüzde 3,4 olduğunu, varlık yönetim şirketlerinin rakamları konulduğunda bu rakamın yüzde 4,9’a çıktığını, ikinci grup denilen dikkatli izlenmesi gereken kredi grubunda da rakamların yüzde 13-14’e çıktığını ama bunun çok korkutmaması gerektiğini söyledi.

Ateş, “Türkiye bankacılık sistemi son derece sağlam, iyi sermayelendirilmiş, sermaye yeterliği olan ve likiditesini çok iyi korumuş bir sektör. Gerçekten o kadar iyi çerçeve altına alınmış ve düzenlenmiş yani regüle etmiş bir sektör ki bankacılık, her kımıldayışınızda, milim hareketinizde bile dikkatli olmanız ve kurala uygun davranmanız lazım.” dedi.

AA

‘Matruşka yöntemi, devre mülkte mağdur sayısını artırıyor’

Bursa’da mahkeme kararıyla devre mülk satışı iptal edilen yaklaşık 300 vatandaş, satışı gerçekleştiren söz konusu firmaların kapatılması ya da isim değiştirmesi sebebiyle paralarını alamadıkları için mağduriyet yaşıyor.

Mağdurlardan Zeliha B, bir firma tarafından hediyeli tatil vaadiyle götürüldüğü tesiste, 500 lira avans verdiği termal devre mülk için 13 bin 500 lira bedelli sözleşme imzaladı.

Tatil hizmetlerinden faydalanamayan ve verilen sözlerin yerine farklı uygulamalarla karşılaşan Zeliha B, sözleşmenin iptali, ödediği paranın iadesine karar verilmesi talebiyle Bursa 4. Tüketici Mahkemesine başvurdu.

Firma avukatı, mahkemeye gönderdiği dilekçesinde, davacının sözleşmeyi kendi rızası ile imzaladığını, devre mülk sözleşmelerine ilişkin olarak mevzuatta cayma hakkı öngörülmediğini, kapıdan satış sözleşmesi olmadığını, davalının kusuru bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istedi.

Mahkeme başkanı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin devre mülk satışı için ön akit niteliğinde ve harici gayrimenkul satış sözleşmesi olduğundan geçersizliğine, davacının sözleşme nedeniyle herhangi hizmetten yararlanmadığı anlaşıldığından sözleşmenin feshi ile senedin iptaline karar verdi.

Zeliha B, devre mülke ödediği paranın iadesiyle ilgili icra takibi başlatılmasına rağmen muhatap şirket kapandığı için alacağını tahsil edemiyor.

“Bedava tatil”e kanmayın

Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, özellikle yaz aylarında vatandaşların sahil kenarlarına ya da satış mekanlarına araçlarla götürülüp gece yarılarına kadar adeta rehin tutularak sözleşme imzalatmadan geri gönderilmediğini belirterek, tüketicileri “bedava tatil”e kanmamaları konusunda uyardı.

Bu konuda sözleşme iptali ve para iadesi için Bursa’da yüzlerce, ülke genelinde binlerce açılmış dava olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

“Firmalar, para iadesi yapmamak için kasalarını boşaltıyor, adını değiştiriyor, başka bir isimle devam ediyor. Bir süre sonra bu ismi de değiştiriyor. Bu durumda tüketici parasını tahsil edemiyor. Devlet, tüketici yasası ile vatandaşın hakkını koruyor. Tüketici de yasal haklarını koruyor ve cayma haklarını kullanıyor. Devletin mahkemesi de gereğini yapmış ve kararını vermiş, icra gitmiş para almaya ama firma yok, para yok. Yasal boşluktan yararlanılarak tüketici mağdur ediliyorsa, devlet yine bir şekilde bu kanuni boşluklardan yararlanan kötü niyetli satıcıları engellemeli ve tüketicinin bu mağduriyetinin önüne geçilmelidir.”

“150 bin mağdurdan bahsediliyor”

Tüketici Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu da devre mülkle ilgili yaklaşık 150 bin mağdur bulunduğundan bahsedildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Matruşka yöntemi, devre mülkte mağdur sayısını artırıyor. Mağdurların mahkeme kararıyla haklı olduklarının belirlenmesine rağmen firmaların içi boşaltıldığı için paralarını alamıyorlar. Bu firmalar matruşka gibi şirketlerden oluşuyor, kapanıyor başka isimle tekrar açılıyor ve mağdur sayısı sürekli artıyor. Bir şekilde dolandırıcılık devam ediyor. Kesin çözüm için mahkemelerin şirketler arasındaki bağı tespit edip, bunlara ayrı tüzel kişiler gibi davranmayıp hepsini bir kefede değerlendirmesi lazım. 2014 yılında mayısta çıkarılan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna göre bitmemiş inşaatlardan devre mülk satışı yapılması ön ödemeli satış kapsamına girdi. Bu şirketin kağıdıyla satış yapılamaz ve satışlar noterden yapılacak.”

Devre mülk satışlarının son yıllarda bazı kötü niyetli kişiler tarafından dolandırıcılığa dönüştürüldüğünü vurgulayan Ağaoğlu, “15 günden az süreli devre mülk satışı kesinlikle yapılamaz. Bu konuda kanunla bir çerçeve çizilmiş. Bir haftalık satış varsa uzak durun. 14 günlük kesin cayma hakkınız olduğunu bilin. Bitmemiş inşaatlardan satın alma yaparken dikkatli olun. 3 yılda bitmesi gerekiyor ama kompleks inşaat diye 7 yıl geçmiş halen sürüyor. Tüketici hizmet alamıyor ama parasını zorunlu olarak ödüyor.” diye konuştu.

AA