Vahim araştırmanın sonuçlarını açıklamıştı… Bülent Şık hakim karşısına çıktı

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen araştırmanın sonucunu Cumhuriyet Gazetesi’nde yazı dizisi şeklinde kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan akademisyen Bülent Şık’ın yargılanmasına başlandı.

AHMET ŞIK DA DESTEĞE GELDİ

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Bülent Şık’ı, yirmiye yakın avukat temsil etti. Şık’ın kardeşi HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyen de destek vermek için duruşmayı izledi. KHK ile görev yaptığı üniversiteden ihraç edildiğini belirten Bülent Şık, suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

“TEMİN ETMEDİM, PROJEDE YER ALDIM”

Bülent Şık, “Göreve ilişkin sırın açıklanması”, “Yasaklanan bilgileri temin etme” ve “Yasaklanan bilgileri açıklamak” suçlaması yöneltildiğini hatırlatarak, “Projede yer alan bir araştırmacı olduğum için söz konusu raporlar bende mevcuttu. Bu nedenle ‘temin ettiğim’ yönündeki suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

BAKANLIK ARAŞTIRMA SONUÇLARINI AÇIKLAMADI

Şık daha sonra, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ve suça konu araştırma sonuçlarını anlatarak savunmasına başladı. 2011 ve 2016 yılları arasında yapılan araştırmanın amacının halk sağlığını etkileyen faktörlerin tespitine yönelik olduğunu belirten Bülent Şık, “Sağlık Bakanlığı, 3 sene boyunca bu olumsuz durumlarla ilgili bir rapor hazırlamadı. Halka da bu konuda herhangi bir ara rapor sunulmadı” diye konuştu.

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE 52 İLDE…

Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar da bir açıklama yapmadığını hatırlatan Şık, halk sağlığı ya da çevre sağlığı konularında bir akademisyenin ortaya çıkan ara raporu açıklamasının olağandışı bir durum olmadığını ifade etti. Şık, “Tv’lerde her gün çocuklara balık yedirilmesi haber oluyordu. Ancak bu balıklarda kurşun, arsenik, cıva gibi kanserojen maddelerin ne kadar bulunduğunu bilmiyoruz. Araştırma verilerine göre içinde söz konusu maddelere rastlanan 52 ildeki suların içilemez durumda olduğu ortaya çıktı” ifadesini kullandı.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI AÇIKLANMAYARAK İNSAN HAYATINI TEHLİKEYE ATILDI

Bu anlamda araştırmanın vahim sonuçlar içerdiğini, aynı zamanda da çok kıymetli olduğunu belirten Bülent Şık, “Araştırmada elde edilen bulguların gizlenmesi yerine kamuoyunda tartışılması sağlanmalıydı. Sağlık Bakanlığı, araştırma doğrultusunda gereken önlemleri almayarak ve ilgili kurumları bilgilendirmeyerek insan hayatını ve ve doğadaki canlıları tehlikeye atmıştır. Ben de bir bilim adamı olarak ve projede yer alan biri olarak halka sorumluluğum gereği araştırmanın sonuçlarını açıkladım.” diye konuştu.

MAHKEME, SAĞLIK BAKANLIĞINA SORDU: AÇIKLANMASI YASAK MIYDI?

Ara kararını veren mahkeme, Sağlık Bakanlığı’na müzakere yazılarak suça konu haberde yer alan araştırmaya ilişkin, açıklanmasının yasaklanmasına dair bir kararın olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Sanık avukatlarının, ‘derhal beraat talebi’ ve ‘kovuşturmanın genişletilmesi talebini’ reddetti. Ayrıca dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesine karar veren mahkeme, suça konu haberin başka bir kişi tarafından sitelerde ya da gazetelerde yayınlanıp yayınlanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşma Mayıs’a ertelendi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

‘Her 5 nakilden sadece 1’i kadavradan’

Yaşamın kıyısında, soluk bir gaz lambası ışığı misali… Kendilerini yeniden hayata döndürecek telefonu bekliyorlar çaresizce… Kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi kardeş, kimi çocuk… Organ nakli listesinde 25 bini aşkın kayıtlı hasta var. Tek umutları organ bağışı! Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, canlı vericiden nakilde dünya şampiyonu olan Türkiye’nin kadavradan organ naklinde ise son sıralarda yer aldığını belirtirken, buna karşın son yıllarda olumlu düzenlemeler yapılmasının umut verdiğini söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın desteği ile yapılan toplam organ nakil sayılarında hızlı bir artış görülüyor. Yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 4 bin 900’e ulaştı. Ancak bu nakillerin yaklaşık yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Bölüm Başkanı ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berber, yapılan her 5 nakilden sadece 1’inin kadavradan, 4’ünün canlı vericiden olduğunu belirterek “Türkiye dünyada canlı vericili böbrek ve karaciğer nakil oranları açısından birinci sırada bulunmaktadır. Fakat kadavradan yapılan nakil oranlarında maalesef son sıralarda yer almaktadır. Organ bağışının bu kadar düşük olmasının tek bir nedeni olabilir, o da bu konunun halkımıza tam olarak anlatılamamasıdır. 2017 yılında toplam yapılan 4 bin 908 naklin ancak bin 172’si kadavradan yapılabilmiştir. Kadavradan organ bağışında yıllık ihtiyacın çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor.” diyor.

organ-nakli

DEVLET DESTEK VERİYOR

Organ bağışının önemini anlatarak, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda etkinlikler gerçekleştiriliyor. Organ nakline devletin çok ciddi destek verdiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Berber, ülkemizde son yıllarda bu konuda olumlu yasal ve organizasyonel düzenlemeler yapıldığını söylüyor. Prof. Dr. İbrahim Berber şöyle diyor: “Organ nakline devlet çok ciddi destek vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm nakil ameliyatlarını sigorta kapsamına alması sayesinde isteyen herkes istediği devlet hastanesi ya da özel hastaneye giderek hiçbir ek ücret ödemeden organ nakli yaptırabilmektedir. Yapılan yasal düzenleme ile böbrek nakli olan insanların malulen emeklilik haklarını korumaları diğer önemli bir gelişmedir. Ulusal bekleme listesinin oluşturulması ve koordinatörlük sisteminin etkinleştirilmesi diğer önemli gelişmelerdir.”

ORGAN NAKLİNDE TIP ÇOK İLERLEDİ

Organ naklinde tıbbi yönden de son yıllarda bir takım önemli gelişmeler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İbrahim Berber “İmmunsüpresif ilaçlardaki gelişmeler sayesinde nakil yapılan organlar artık daha uzun süre sorunsuz çalışmaktadır. Diğer bir gelişme ise cerrahi tekniklerdeki gelişmelerdir. Artık ameliyatlarımızın birçoğunu kapalı (laparoskopik) yöntemle yani vücutta kesi olmadan 3-4 ufak delik aracılığıyla yapabiliyoruz. Bu sayede böbrek vericileri eskiye oranla çok daha az travmatik ameliyatlarla böbrek verebilmektedir. Hatta uygun kadın vericilerde böbrek doğum yolundan çıkartılarak vericilerin ameliyat sonrası dönemi daha rahat geçirmesi sağlanmaktadır. Böbrek doğum yolundan çıkarıldığında vericinin vücudunda böbreği çıkartmak için kesi yapılmasına gerek kalmamaktadır. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı daha az olmakta, kesi yeri problemleri (enfeksiyon, fıtık) ortadan kalkmakta ve vücudunda kesi izi olmadığı için kozmetik yönden de daha iyi sonuçlar elde edilmektedir” diyor.

TÜRKİYE CANLI BÖBREK NAKLİNDE BİR NUMARA

Ülkemizde böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak nakil yapılan organlar. Nakil yapılan dokular ise; kemik, kemik iliği, deri, kornea ve kalp kapağı. Acıbadem International Hastanesi Organ Nakli Merkezi Nefroloji Sorumlusu Prof. Dr. Ülkem Çakır, nakledilecek organın canlıdan veya hastanede yoğun bakım ortamında tıbben yaşamı sona ermiş (beyin ölümü gerçekleşmiş) kişilerden alındığını belirterek “Canlıdan alınabilecek organlar iki böbrekten bir tanesi ve karaciğerin yarısıdır. Kadavradan ise nakil yapılabilen tüm organ ve dokular alınabilir” diyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok nakli yapılan organların başında böbrek ve karaciğer geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ülkem Çakır Türkiye’de 2017 yılında gerçekleştirilen 4 bin 908 organ naklinin 3 bin 342’sinin böbrek, bin 446’sının karaciğer nakli olduğunu, 120’sinin de diğer organ nakillerinden (kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak) oluştuğunu belirtti.

İLGİLİ HABERHasta çok, bağış az... Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisiHasta çok, bağış az… Organ naklinde 'varsayılmış rıza' önerisi ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Trans yağlar kanser riskini arttırıyor’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, 21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebinin sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının sebebiyet verdiği kronik hastalıklar olduğunu belirterek, “Trans yağların fazla miktarda tüketimi kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.” dedi.

Arıca, beslenmenin, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanması olduğunu söyledi.

EN TEHLİKELİ YAĞ!

Sağlıklı bir beslenme için günlük alınması gereken kalorinin yüzde 30’unu yağların oluşturması gerektiğini vurgulayan Arıca, “Beslenmeyle vücudumuza aldığımız yağ asitleri, hormonlarımızın yapımında kullanılıyor. Fazlası da depolanıyor. Doymamış yağ asitleri zeytinyağı, fındık, ceviz ve fıstık yağlarında, doymuş yağ asitleri ise süt ve süt ürünleri, ette bulunuyor. En tehlikeli yağ ise trans yağ olarak dikkat çekiyor.” diye konuştu.

Arıca, trans yağın, bir çeşit doymamış yağ asidi olduğunu ifade ederek, bu tür yağların doğal yolla oluşan ve endüstriyel trans yağlar olmak üzere iki çeşidi olduğunu aktardı.

trans-yaglar-shutter

Doğal yolla oluşan trans yağ asitlerinin inek, koyun gibi geviş getiren hayvanların bağırsaklarındaki bakteriler tarafından oluşturulduğunu anlatan Arıca, şöyle devam etti:

“Doğal trans yağlar, hayvansal kaynaklı süt, peynir ve tereyağı gibi ürünlerde yüzde 6 oranında bulunur. Endüstriyel olarak üretilen katı yağlarda trans yağ oranı yüzde 60’tır. Trans yağlar ise bitkisel sıvı yağların ısıtılarak hidrojenlenmesi ile oluşur ve margarin gibi endüstriyel katı yağlarda daha yüksek oranda bulunur. Özellikle fabrikasyon olarak üretilen çikolata, gofret, krema, bisküvi, cips, pastane ürünleri ve fast food tarzı besinlerde yüksek oranda trans yağ bulunmaktadır.

BAZI HASTALIKLAR GENÇ YAŞTA GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebi sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının neden olduğu kronik hastalıklardır. Obezite, şeker hastalığı, koroner kalp hastalıkları ve bağırsak kanseri gibi hastalıklar günümüzde çok daha genç yaşlarda başlamaktadır. Trans yağların fazla miktarda tüketimi de kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.”

Arıca, bu hastalıklara bağlı olarak erken yaşta ölümlerin daha sık görülmesi nedeniyle gıda ürünlerinde trans yağ oranının yüzde 1’in altına düşürülmesine ilişkin Avrupa’da ve Türkiye’de yasal düzenlemeler yapıldığını söyledi.

TRANS YAĞ ORANI HALA YÜKSEK

Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye Sağlık Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” kapsamında yeni düzenlemeler yapılarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarıyla margarinlerin palm ve soya yağından zengin üretilmesi ve trans yağ içeriğinin yüzde 1’in altına düşürülmesinin sağlandığını söyledi.

Endüstriyel yağların kullanıldığı bisküvi, cips, gofret, çikolata, krema ve pastane ürünleri ile fast food gibi kızartılmış hazır yiyeceklerde kıvam ve tat arttırıcı olarak kullanılan trans yağ oranının hala çok yüksek olduğunu vurgulayan Arıca, evlerde bitkisel sıvı yağların kızartmalarda tekrar tekrar kullanımının ve yanık yağların da sağlığa zararlı olduğunu ifade etti.

Arıca, sağlıklı yağ tüketimi için şu önerileri sıraladı:

“Kızartmalardan mümkün olduğunca kaçının. Pişirme yöntemi olarak buğulama ve fırında pişirmeyi tercih edin. Kızartma yapacaksanız zeytin yağı veya katı yağ gibi ısıya dayanıksız yağların yerine ısıya dayanıklı ayçiçeği yağı kullanın. Hazır gıdalardan ve fast food tarzı beslenmeden uzak durun. Zeytin yağını salatalarda kullanın. Mutfağınızda endüstriyel yağları kullanmayın. Kavrulmuş çerez ve cips mümkün olduğunca az tüketin. Kızartma yiyecekseniz yanında bol miktarda yeşil yapraklı salata tüketin. Katı yağ tüketecekseniz sınırlı miktarda ve hayvansal yağları tercih edin. Margarin tüketecekseniz, sınırlı miktarda ve üzerinde ‘trans yağ yoktur’ ibaresi olanları tüketin.”

AA

İLGİLİ HABERAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneriAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneri

Netanyahu için en ilginç iddia: Halkını kelliğe sürüklüyor

“Israel HaYom” gazetesinin haberine göre, İsrail Genel Sağlık Kurumu’nun, İsrailliler arasında kellik oluşturabilecek nedenlerden birinin
psikolojik baskı olduğunu, yakın akraba ölümü ya da Netanyahu’nun başbakan olarak yeniden seçilmesiyle bu durumu örneklendirdiği belirtildi.

Haberde, Genel Sağlık Kurumu’nun kelliğe neden olabilecek durumlara ilişkin hazırladığı listede, psikolojik baskının bu nedenlerden biri olabileceği
ve ciddi saç dökülmesine yol açtığı belirtilerek, Netanyahu’nun yeniden başbakan seçilmesinin de psikolojik baskıyı artıran faktörlerden biri olarak örnek listesinde yer aldığı kaydedildi.

Netanyahu’nun seçilmesinin kelliğe neden olan psikolojik baskı faktörleri arasında yer alması, Netanyahu destekçileri arasında tepkiye neden
oldu. Netanyahu taraftarlarının protesto etmesi üzerine Genel Sağlık Kurumu, Netanyahu’nun adını faktörler arasından çıkararak listeyi yeniden düzenledi ve özür diledi.

İsrail Sağlık Bakanlığı’na bağlı Genel Sağlık Kurumu, sosyal sigortalı vatandaşlara, tanı, danışmanlık, tıbbi tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunuyor. (AA)