Ankara’da feci kaza: Vatandaşlar seferber oldu…

Çankaya ilçesinde Sıhhiye Meydanı’nda sabaha karşı meydana gelen kazada, Atatürk Bulvarı üzerinden Kızılay istikametinde seyreden 06 T 4255 plakalı ticari otomobil, Ankara Büyükşehir Belediyesi 153 Mavi Masa Bürosu’nun önünde sürücüsü Ömer T.’nin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kayarak, refüjdeki cam bariyerlere ve aydınlatma direğine çarptı. Kaza nedeniyle hurda yığınına dönen otomobilin sürücüsü ile birlikte yolcular Safiye Nur D. ve Arife Ege Y. yaralandı. Yaralılardan 2’si kabin içinde sıkıştı.

İHA

İHA

Kazayı gören vatandaşlar, aracın yanına koşarak şahısların kurtarılması için seferber oldu. İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda itfaiye ve 112 Acil Servis ekibi sevk edildi. Ekipler, sıkışan kazazedelerin kurtarılması için zamana karşı yarış verdi. İtfaiye ve sağlık ekiplerinin meşakkatli çalışması sonrası yaralı halde kurtarılan sürücü ve yolcu, kaza yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çevre hastanelere sevk edildi.

İHA

İHA

Ön kısmı hurdaya dönen otomobildeki yakıt sızıntısının farkedilmesinin ardından itfaiye ekiplerince araca müdahalede bulunuldu. Aracın çevresini şeritle kapatan polis ekipleri, vatandaşları kaza yerinden uzak tutmak için önlem aldı. Bir kısmı trafiğe kapanan yolda, araç geçişi tek şeritten kontrollü olarak sağlandı. Hurda yığınına dönen otomobil, daha sonra çekiciye yüklenip kaza yerinden kaldırıldı.

İHA

Hakan Ateş: Turizm Türkiye’nin petrolü gibidir

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) tarafından Kundu Oteller Bölgesi’nde düzenlenen, 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği sohbet toplantısında, ekonomi gündemi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DenizBank’ın özellikli ve öncelikli sektörleri arasında gemicilik, tarım, eğitim, sağlık, altyapı ve enerji ile birlikte turizmin de bulunduğunu belirten Ateş, “Türkiye’mizin bankacılık sektörünün toplam 17,5 milyar dolar civarındaki turizm kredisinden 3 milyar doların üzerinde bir pazar payı elde etmiş durumdayız ki bu da açık ara Türkiye’de turizmi en fazla finanse eden banka konumuna sokuyor bizi.” diye konuştu.

Ateş, 5 yıldızlı oteller ve birinci sınıf tatil köylerinin yanında pansiyondan hava yolu şirketlerine, tur operatörlerinden işletmecilere ve yatırımcılara kadar, yenileme, yeniden yapma işlemlerine uzanan bir zinciri finanse etmek istediklerini bildirdi. Turizmin bir ekosistem olduğunu ve sistemin, en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu ifade eden Ateş, her halkanın güçlü olması için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

2015 ve 2016 yıllarındaki sıkıntılı dönemin ardından 2017 yılından itibaren toparlanmaya başlayan turizm sektörünün bu yıl daha da yükseldiğini dile getiren Ateş, “Görünen o ki 2019, 2020 ve 2021’de de bu süreç hızlanarak devam edecek. Turist sayısı 40 milyona yaklaştı, muhtemelen sene sonunda bulur veya biraz geçebilir. Turizm geliri 30 milyar doları aştı. Bu noktada biraz düşündürücü olan konu turist başına gelirlerin 850 dolardan 100-150 dolar daha altına düşmüş olması. Maalesef dünyanın belki de en güzel noktalarını, en iyi servis kalitesini ve de sadece doğa değil, tarihi güzellikler de dahil biraz ucuza satıyor konumundayız. Bu, birçok jeopolitik nedenden veya sektördeki bu işin belki de yeterince şu ana kadar organize edilemeyişinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

DenizBank’ın KKTC turizmini de finanse eden bir banka olduğunu anlatan Ateş, Ercan Havaalanı’nın tek finansörü olan bankanın, Kıbrıs Barış Suyu projesinin de finansörü olduğuna dikkati çekti.

“EKONOMİNİN GENELİNDE GİDEREK BİR İSTİKRARA KAVUŞMA VAR”

Türkiye’nin oldukça hareketli bir yaz geçirdiğini, özellikle ağustos ayı ortasında finansal boyutu çok inişli çıkışlı bir dönemin yaşandığını, şimdi bunun dengelenme sürecinde bulunulduğunu belirten Ateş, şöyle devam etti:

“Ve tabii bunun bazı maliyetleri oluyor ama görünen o ki şu an itibarıyla daha istikrarlı bir döneme doğru gidiliyor. Gerek faizler gerek kur nispeten daha istikrar kazandı. Önümüzdeki dönemde daha da iyileşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii bu durum, büyümeden önümüzdeki 1-2 sene içerisinde fedakarlık etmemizi gerektirebilir. Fakat sonrasındaki gelişmeler düşünülürse, eğer buradan doğru bir girişle ve altyapıyla iş kotarılabilirse ondan sonra daha iyi bir büyüme, daha sağlıklı bir büyüme olacağını hepimiz öngörebiliriz. Bu dönemin aşılması kanaatimce biraz da özel sektördeki yapılanma ve onun ne şekilde seyir izleyeceği ve düzenleyicilerin, otoritelerin bu konuda nasıl bir pozisyon alacağına bağlı olacaktır. Sonuçta baktığımızda ekonominin genelinde giderek bir istikrara kavuşma var, belki çok fazla büyümenin olmadığı önümüzdeki birkaç yılın arkasından, doğru adımlarla ve reformlarla, daha sonrasında çok daha sağlıklı bir büyümeye gidiş olacağını öngörüyorum.”

Ateş, kamu, bankacılık ve hane halkı dışında özel sektörün net açık pozisyonu 210 milyar doların üzerinde olması nedeniyle kurdaki dalgalanmadan kısmen etkilendiğini belirterek, bunun giderilmesi için, iç ve dış talebin dengeleneceği bir ekonomik modele gidilmesinin doğru olacağını söyledi.

İç talebin dış taleple dengeli hale gelmesi durumunda Türkiye’nin önünün son derece açık ve parlak olduğunu ifade eden Ateş, “Turizm de Türkiye’nin petrolü gibidir. Her sene 30 milyar dolar ama potansiyel olarak 60-70 milyar dolar gelir getirebilir. 50’den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektörden bahsediyoruz.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMCI İLGİSİ

Turizm sektöründe kriz yıllarının ardından sektörün kullandığı kredilerde bir yapılandırma yapılıp yapılmadığına yönelik soru üzerine DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, turizmde yaşanan sıkıntılı yıllarda borç servisinde bazı sıkıntılar, gecikmeler olduğunu fakat bunu proaktif bir yaklaşımla öngörerek yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ateş, “Tam rakam söylemeyim ama 1,5 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yaptık DenizBank olarak.” açıklamasında bulundu.

Turizmin yukarıya gittiğini ve sektörün dinamik yapısını koruduğunu kaydeden Ateş, sektöre geçen yıl ve bu yıl çok fazla sayıda yatırım da gelmeye başladığını dile getirdi.

Ateş, “Yani sadece bizimle konuşan yatırımcıları biliyorum ama eminim ki bizim bilmediğim de çok sayıda ilgili gruplar var. Kıta Avrupa’sından Uzak Doğu’suna, Amerika’ sına kadar belli yatırımcı grupları. Bu aslında sektörün de orada yaratılan varlığın da değerli olduğunu gösterir. İyi ki sektöre kol kanat germişiz, elimizden gelen desteği vermişiz.” diye konuştu.

BANKALARA STRES TESTİ

Bir gazetecinin, “Dalgalı geçen dönem sonrası bankalara stres testi yapılacağı gündeme geldi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Ateş, finans, yatırım dünyasında, yani paranın konu edildiği her yerde güven unsurunun çok önemli olduğunu, yatırımın, şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumluluk alan bir kurumsal yönetimin hakim olduğu yerlere gittiğini dile getirdi.

Bu yıl gelişmekte olan ülkelere 1,1 trilyon dolar civarında yatırım olduğunu, Türkiye’nin yabancı yatırımdan aldığı payın nispi olarak biraz azaldığını ifade eden Ateş, güven ortamını tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Ateş, “Çünkü nereden bakarsanız bakın finans yani para en akışkan şeydir. Risk gördüğü yerde kalmak istemez ama görünen o ki bu güven ortamının giderek tesis edilebileceği, getirilerin de iyi olabileceği şeyler oluyor. Yani bir ortam, bir iklim oluşmaya başladı. Turizm sektörü için bunu özellikle söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki bütün bankaların son derece şeffaf ve hesap verebilir durumda bulunduğunu, Uluslararası Muhasebe Sistemine göre 3 aylık bilançolarda da bunun açıklandığına işaret eden Ateş, problemli kredi oranın yüzde 3,4 olduğunu, varlık yönetim şirketlerinin rakamları konulduğunda bu rakamın yüzde 4,9’a çıktığını, ikinci grup denilen dikkatli izlenmesi gereken kredi grubunda da rakamların yüzde 13-14’e çıktığını ama bunun çok korkutmaması gerektiğini söyledi.

Ateş, “Türkiye bankacılık sistemi son derece sağlam, iyi sermayelendirilmiş, sermaye yeterliği olan ve likiditesini çok iyi korumuş bir sektör. Gerçekten o kadar iyi çerçeve altına alınmış ve düzenlenmiş yani regüle etmiş bir sektör ki bankacılık, her kımıldayışınızda, milim hareketinizde bile dikkatli olmanız ve kurala uygun davranmanız lazım.” dedi.

AA

Teyzesinin 5. kattan attığı yeğeni hayata tutundu

5 Kasım’da Selim Özer Mahallesi Şehit Polis Cevdet Ocak Caddesi’nde akşam saatlerinde zihinsel engelli olduğu tespit edilen S.E. (20), 1,5 yaşındaki yeğeni Zümra Işık’ı 5. katın balkonundan aşağı atmıştı. Beton zemine düşmesi sonucu ağır yaralanan küçük Zümra, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Servisinde 10 gündür tedavi görüyordu.

Yapılan tedaviler sonrasında hayata tutunmayı başaran küçük Zümra, evine sağlıklı bir şekilde dönerek ailesini sevince boğdu. Şimdi ise kardeşleriyle birlikte evinde oyun oynuyor. Zihinsel engelli teyzesi S.E.’nin ise İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavisi devam ediyor.

Yaşanan olayın inanılmaz bir durum olduğunu kaydeden baba Murat Işık, “Allah’ıma binlerce şükür, bizim için inanılmaz bir durum. Çünkü 5. kattan düşüp de 2 hafta içerinde toparlanması inanılmaz. Çünkü kolay değil. 5. kattan düşmesi dile kolay. Çok şükür bana, annesine, ananesine, dedesine, büyük babasına, babaannesine, dayısına, teyzesine evlat acısı yaşatmadı. Kardeşlerine, ağabeyine, ablasına kardeş hasreti yaşatmadı ve kardeş acısı yaşatmadı. İlgilerinden dolayı Ankara Dışkapı Hastanesindeki doktorlara teşekkür ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun. Kırıkkale TIP Fakültesine de çok teşekkür ederiz. 112 Acil Servis Müdürü Muhammed Ali Tekinay’a da çok teşekkür ediyorum. Sağ olsun, Allah razı olsun. Ambulansımızı, her şeyimizi ayarladı. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın” dedi.

1 buçuk yaşındaki Zümra teyzesi tarafından otourdukları binanın balkonundan aşağı atıldı. Foto: DHA

1 buçuk yaşındaki Zümra teyzesi tarafından otourdukları binanın balkonundan aşağı atıldı. Foto: DHA

1,5 yaşındaki kızı Zümra Işık’ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten baba Işık, “Şu anda sağlık sorunu kalmadı. Sadece kalçada kırık, akciğer, karaciğer ve dalakta yırtılmalar var. Onlar da takip ediliyor. 10 günde bir kontrolü var Ankara’da. Bu hafta Cuma günü Ankara’ya kontrole götüreceğiz tekrardan. İnşallah, Allah’ın izniyle düzelmeye başlıyor kızım. 9 gün tedavisi sürdü, 10. gün hastaneden taburcu oldu. Çok şükür kızımız yanımızda. Özellikle annelere ve babalara tavsiyem çocuklarına çok iyi baksınlar ” şeklinde konuştu.
Çocuğun teyzesinin İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğünü ifade eden Işık, “Teyzesi şu anda İstanbul’da tedavisi yapılıyor. İnşallah kurban olduğum Allah’ın izniyle teyzesi de gelecek. Çünkü bilerek yapmadığını biliyoruz. Adımız gibi eminiz. Çünkü Zümra’yı biz nasıl seviyorsak, o bizden daha çok severdi. İnşallah bir an önce o da sağlıklı şekilde dönecek” diye konuştu. Zümra’nın anneannesi Saadet Eldemir ise “Ben şu an sadece çok mutluyum. Evimize döndüğü için önce yüce Rabbime, sonra da bütün doktorlara çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
KIRIKKALE (İHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Kırmızı et böbrek taşı yapıyor

Türkiye’de böbrek taşı hastalığı ile sıklıkla karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Hakan Kılıçarslan, Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 2,5 milyon kayıtlı hastanın bulunduğunu söyledi. Tedavi yöntemlerinin her geçen gün geliştiğini ifade eden Kılıçarslan, “RIRS dediğimiz bir operasyon şu anda yaygın olarak kullanılmaktadır. Böbreğin içine idrar kanallarını ve idrar kesesini kullanarak giriş yaptığımız için hastada herhangi bir kesi veya böbrekte herhangi bir delik açılmıyor. Doğal anatomik yapıları kullanarak yapılan bir operesyondur. Böbrek içerisine özel fleksibl dediğimiz bir cihaz ile giriş yaparak böbrek içindeki taş lazerle kırılıyor. Lazer bu taşları toz veya en fazla 2-3 milimlik parçacıklar haline getiriyor. Hasta artık bu kum şeklindeki küçük taşları konulan stentle rahatlıkla düşürebiliyor” dedi. 

Bu cerrahi yöntemde delik veya yara gibi şeyler olmadığı için hastanın genellikle 1 gece hastanede kaldığını belirten Kılıçarslan, “Türkiye’de bu ameliyatı en çok uygulayan klinikiz. Tabii ki her cerrahinin avantajlarının yanında dezavantajları olabilir. Ama bu cerrahide düşük orandadır. Kabaca yüzde 10 diyebiliriz. Bu dezavantajlar da ciddi şeyler değildir. Enfeksiyon olabilir, mikroplar taşın içine yerleşmiş olabilir. Bizim en çok tedirgin olduğumuz husus enfeksiyondur. Bazen hastanın hastanede yatış süresini uzatan yüksek ateş gibi yan etkileri olabilir. Binde bir oranında görülür. Bazen taş kırılma esnasında böbrek içerisinde bizi tedirgin etmeyecek ufak tefek kanamalar da olabiliyor” şeklinde konuştu. 

Taş oluşmasına engel olmak için yazın 3 litre, kışın ise 2 litre su içilmesini tavsiye eden Kılıçarslan, “Başka sıvılar değil, mutlaka su içilmesi gerekiyor. Bunun dışında sofra tuzunun az miktarda kullanılması önemlidir. Kırmızı et de taşa sebep olur. Taşın cinsine göre özel ilaç kullanımı, özel diyetler yapılması gerekiyor. Kırmızı etin önemli olmasının sebebi ise, protein parçalanınca ürik asit dediğimiz bir protein ortaya çıkmaktadır. Ürik asit hem taş oluşturur, hem de kalsiyum ogzanat dediğimiz diğer kristallerin yapışmasını kolaylaştırır. Ayrıca kendisi de yapışır. İdrarda taş oluşumunu önleyen molekülleri baskılar. İdrarın asidik olmasına sebep olur. Bunların hepsini bir araya getirirsek taş oluşumu için ayrı bir unsur ortaya çıkmış olur” dedi. 

Kılıçarslan, “Taş her zaman ağrıya sebep olmaz. Bunu ileride kanama yapmasından anlarız. Hazımsızlık, gaz gibi sıkıntılara yol açabilir. Daha önceden bir taş düşürme hikayesi varsa mutlaka yine bu tür hastalarda kontrol yapılması gerekir. Standart olarak bilgisayarlı tomografi dediğimiz ilaçsız ve radyasyon dozu düşük olan inceleme yöntemiyle bakılabilir” diye konuştu. 
 

‘Zavallı Uysal’ tutanaklardan çıkarılmadı

İBB Meclisi’nin 16 Kasım tarihli oturumunda İETT’nin dün yarım kalan bütçe görüşmesine kaldığı yerden devam edildi. İETT gündeminde önce meclis üyelerinin sözlü önergeleri alındı. CHP’li Meclis Üyesi Nadir Ataman, İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın Hürriyet gazetesine verdiği demeçte açıkladığı metroların yap-kirala-devret yöntemi ile yapılması ve tünellerin ücretli hale getirilmesine ilişkin önerge sundu. Ataman “Meclise bir bilgilendirme yapılmadı. Belli ki ayrıcalıklı ve imtiyazlı özel dostlara ve kendi partililerinize ihale vermekten dolayı İBB’nin bütçesi tam takır. Geldiğiniz durum nedir? Metro inşaatlarını yapamıyorsunuz bir çoğunu Ulaştırma Bakanlığı üstlendi. Metroların yapımı için seçilen yöntem yap – kirala – devret yani İBB özel sektörün yaptığı hatlara kiracı olacak. Artık tünellerden geçerken de para ödeyeceğiz. Tanrı İstanbul halkını sizin yeni fikirlerinizden korusun. Mevlüt beyin bu fikirlerle yeniden aday olma işi ve planları da suya düştü” dedi. Ataman önergesini sunarken AKP’li meclis üyeleri sık sık tepki gösterdi. Tartışma sürerken AKP grubu, yarım kalan İETT Genel Kurulu sırasında CHP adına yapılan konuşmada İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı için kullanılan  “Zavallı Uysal” ifadesinin çıkarılmasını talep etti. Meclis Başkanvekili Selamet de “Konuşma sırasında pişmanlık duyacağımız sözler söyleyebiliriz. Bu tartışmayı burada bırakalım. Hakkı bey konuşmasına kaldığı yerden devam ederken o ifade ile ilgili gereğini yapacaktır” dedi.

FOTO: SOZCÜ

FOTO: SOZCÜ

Söz alan CHP’li Meclis Üyesi Ataman da “Uysal’ı halk seçmedi, atandı. Halk Topbaş’ı seçti. Tutanaklardan ‘seçilmiş başkan’ ifadesi de çıkarılsın” önerisinde bulundu. Ahmet Selamet “Meclis üyelerini halk seçmedi mi? Sizin seçtiğinizi halk seçmiş sayılmaz mı?” karşılığını verdi. Tartışmalar arasında yarım kalan İETT Genel Kurulu’na geçildi.

İLGİLİ HABERKülünk'ün kaçak tüneli İBB'ye takıldıKülünk'ün kaçak tüneli İBB'ye takıldı

HAKARET DEĞİL SİYASİ ELEŞTİRİ

İDO’nun özelleştirilmesine yönelik eleştirileri ve “14 yıllık Kadir Topbaş’ın İstanbul’da yarattığı ciddi erozyon sorunu sonrası bunu toparlamaya çalışan zavallı Uysal, bu işin içinden çıkamaz”  ifadesiyle tartışma yaratan CHP’li Meclis Üyesi Hakkı Sağlam  yarım kalan konuşmasını tamamlamak üzere kürsüye çıktı. Sağlam, “zavallı” ifadesini hakaret olarak değil siyasi eleştiri olarak kullandığını “Zavallı annem, zavallı babam” gibi geleneksel olarak kullanılan bir ifade olduğunu söyledi. Sağlam’ın konuşmasını bitirmesinin ardından Meclis Başkanvekili Selamet, tekrar “zavallı Uysal” ifadesi ile ilgili düzeltme yapıp yapmayacağını sordu. Sağlam konuyla açıklamasını aynen tekrarladı. AKP’li meclis üyeleri açıklamayı yeterli bulmadıklarını söyleyerek ifadenin tutanaktan çıkarılması konusunda ısrarcı oldu. Bu tartışma uzun süre devam etti. Sağlam tekrar söz alarak “Bu sözü hakaret olarak görüyorsanız geri alıyorum, ama hakaret etmedim” dedi.

İLGİLİ HABERMeclis Sağlık Komisyonu'nda tartışma çıktıMeclis Sağlık Komisyonu'nda tartışma çıktı

İÇTÜZÜK KONTROL EDİLDİ

CHP’li Meclis Üyesi Ercan Erdem  bu sırada söz alarak tartışmaya nokta koyacak bir hatırlatma yaptı. İçtüzüğe göre bir ifadenin tutanaktan oy çokluğu ile çıkarılamayacağını, hakaret söz konusu ise bunun tespitinin gerektiğini belirterek “Bu tespiti yapacak yer mahkemedir. Bu ifadeyi tutanaktan çıkarmak delili ortadan kaldırmaktır” dedi. Bunun üzerine meclis  içtüzüğe bakıldı. Ve İBB Meclisi Başkanvekili Selamet, içtüzüğe göre konuşmacının beyanında düzeltme yapmak istemesi durumunda dilekçe vermesi gerektiğini ifade ederek “Dilekçe verirse tutanağa eklenir. Tutanaktan beyan çıkarılamaz” dedi.

AKP Grup Başkanvekili Ömer Lütfi Arı da “Hakkı bey şartlı olarak ifadesini geri çekti. Mesele bizim için kapanmıştır” dedi ve tartışma sona erdi. Tartışma yaratan “Zavallı Uysal” ifadesi tutanaklardan içtüzük nedeniyle çıkarılamamış oldu.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Trabzon’da otomobil kanala devrildi: 1 ölü, 6 yaralı

Adem Aydoğdu yönetimindeki 53 DE 493 plakalı otomobil, Soğukpınar Mahallesi Çamburnu Tüneli çıkışında, havanın da yağışlı olması nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki kanala devrildi.

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

Kayaya çarparak duran otomobildeki 7 kişi yaralandı. Yaralılar 112 Acil Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 3 yaşındaki Selman Aydoğdu kaldırıldığı Of Devlet Hastanesinde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

AA

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

İran’da 11 milyon kişiye gıda ve para yardımı

İran Meclisi Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Abdurrıza Azizi, aylık geliri 3 milyon tümenin (yaklaşık 215 dolar) altında olan 11 milyon kişiye gıda yardımı yapılacağını duyurdu.

İran resmi ajansı IRNA’ya konuşan Azizi, son dönemde artan enflasyona bağlı olarak yaşanan fiyat artışları nedeniyle işçi ve memurların aldıkları maaşların geçimleri için yeterli olmadığını belirtti.

Azizi, “Sosyal yardımlaşma kurumu İmam Humeyni Yardım Komitesi çatısı altında, aylık geliri 3 milyon tümenden az olan işçi, memur ve çalışanlardan oluşan 11 milyon kişiye, bu ay gıda yardımı yapılmaya başlanacak. Önümüzdeki günlerde bu yardımların 30 milyon kişiye ulaştırılması hedefleniyor.” dedi.

AYLIK NAKDİ YARDIM

Azizi ayrıca söz konusu kişilere aylık nakdi yardım da yapılacağını ifade ederek, bu yardımın şu şekilde gerçekleştirileceğini söyledi:

“Aylık bir kişiye 40 bin tümen (yaklaşık 3 dolar), 2 kişilik aileye 80 bin, 3 kişilik aileye 110 bin, 4 kişilik aileye 135 bin ve 5 kişilik aileye ise 145 bin tümen para yardımı yapılacak.”

Sağlık alanında da yardımlar yapılacağını kaydeden Azizi, devlet hastanelerindeki süspansiyonların, kırsal bölgelerde yaşayan köylü, çiftçi ve göçebeler için yüzde 97, şehirlerde yaşayanlar için ise yüzde 94 olarak uygulanacağını aktardı.

AA

İLGİLİ HABERİran petrolde indirim yaptıİran petrolde indirim yaptı

 

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Uzmanlar 4 yılın sonunda sebebini buldu: Parayla mutluluk olmuyor

Gent Üniversitesi sağlık ekonomisti Prof. Dr. Lieven Annemans ve ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, Belçika’da ortalama aylık gelir 1716 euro. Toplumun beşte biri, ayda 1000-1500 euro ile geçiniyor.

Araştırmaya göre, 2000-3000 euro aylık gelire sahip olanlar kendilerini mutlu hissediyor.

Ortalamanın altında bir gelire sahip olanlar yeterince mutlu değil. Ancak asıl çarpıcı olan, mutsuzluğun en fazla kazanan kesimler arasında da yaygın olması.

Aylık 4 bin 500 euro ve üzeri kazanca sahip olanlar, yaşam koşullarından daha az memnunlar. Bu kesim, az kazananlara oranla kendilerini çok daha mutsuz hissediyor.

Prof Dr. Annemans, maddi zenginlikten alınan hazzın genellikle kısa süreli olduğuna dikkat çekiyor. Belçikalı araştırmacıya göre, yüksek kazançlı kişiler hem işlerinden hem de sosyal çevrelerinden memnun değil.

‘Kazanç stres ve yalnızlık da getiriyor’

“Bu yüksek gelir kendiliğinden oluşmuyor” diyen Annemans, bol kazancın stres ve yalnızlığı da beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Araştırmacıya göre, çok kazanan kesim “Daha fazla olsun dürtüsünün” kurbanı oluyor ve bu doyumsuzluk da yaşam kalitesini düşürüyor.

Çeşitli üniversitelerden meslektaşlarıyla birlikte 4 yıl boyunca mutluluk araştırmasına katılan Leuven Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Frederic Vermneulen, refah düzeyindeki eşitsizliğin, gelir eşitsizliğinden daha fazla olduğunun altını çiziyor.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre mutluluğun, herhangi bir politikaya yön verecek bir ölçüm aracı olmadığını söyleyen Vermeulen, “En mutsuz olan insanlar, yaşam koşulları en kötü olan insanlar değil” diyor.

Vermeulen’e göre, yüksek eğitimi ve vasıflı insanlar daha talepkâr ve düşük vasıflı insanlara oranla daha mutsuzlar. Dışa dönük yaşayan insanlar da, yine mutsuz kesimde yer alıyor.

Belçikalı profesör, sosyal politikalar oluşturulurken her şeyden şikâyet eden, mutsuz yüksek eğitimli ve dışa dönük insanlar yaratılmamasına dikkat edilmesini istiyor. Vermeulen’e göre, bu kesim, zaten baştan mutsuzluğu kabul etmiş durumda.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

2018 Sözleşmeli uzman erbaş alımı başvurusu nasıl yapılır? Jandarma Genel Komutanlığı başvuru şartlarını açıkladı!

Jandarma Genel Komutanlığı’na ön başvurular sadece www.jandarma.gov.tr internet adresinden ‘Personel /öğrenci alım başvuruları ve sonuçları’ kısmından yapılacak.İnternet ortamı dışında posta yoluyla veya şahsen yapılan başvurular dikkate alınmayacak. İşte o şartlar…

SÖZLEŞMELİ UZMAN ERBAŞ ALIMI GİRİŞ KOŞULLARI VE BAŞVURU ŞARTLARI

a. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve erkek olmak,
b. En az ortaokul/ilköğretim (8 Yıllık) mezunu olmak,
c. Nüfus kaydına göre 01 Ocak 2018 tarihi itibarıyla yirmi (20) yaşından gün almış olmak ve yirmi yedi (27) yaşını bitirmemiş olmak [01 Ocak 1991 (dahil) – 01 Ocak 1999 (dahil) tarihleri arasında doğanlar]
ç. Askerlik hizmetini yapma şartı aranmamaktadır. Ancak, askerlik hizmetini yapmakta iken müracaat edenler için Birlik Komutanlıklarınca düzenlenen Tablo-2‟deki Nitelik Belgesinden 80 puan ve üzeri not almış olmak.
d. Askerlik hizmetini yapmakta iken „Askerliğe elverişli değildir‟ raporu alarak terhis edilmemiş olmak,
e. Askerlik hizmetini yapmış olan adaylar için müracaat tarihinin ilk günü itibariyle , terhisinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmemiş olmak (08 Kasım 2013 tarihi ve sonrasında terhis olmak.) Müracaat edecek adayların hem yirmi yedi (27) yaşını bitirmemiş olması, hem de
terhisinin üzerinden beş (5) yıldan fazla süre geçmemiş olmak,
g. Sözleşmeli erbaş ve erlerden en az üç yıl görev yapmış, müteakip sözleşme süreleri içerisinde ve 01 Ocak 2018 tarihi itibari ile yirmi dokuz (29) yaşını bitirmemiş olmak, (01 Ocak 1989 [dahil] – 01 Ocak 1999 [dahil] tarihleri arasında doğanlar)
ğ. Sözleşmeli erbaş ve er olarak halen görev yapanların, üç yılını doldurmuş ve müteakip dönem için sözleşme imzalamış olması gerekmektedir. Adaylar gelirken ilk sözleşme tarihi, sözleşme bitim tarihi ve yeni sözleşme tarihini gösterir belgeyi yanında getireceklerdir.
h. Seçme sınavlarını başarı ile geçmek, sevk edilecekleri hastanelerden TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik K.lığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine uygun olarak “Uzman Erbaş Olur ” kayıtlı sağlık raporu almış olmak,
ı. En az 164 cm ve en fazla 210 cm boyunda olmak koşuluyla, kilosu Tablo-1‟de Boy-Kilo Tablosunda oranları belirtilen değerler içerisinde bulunmak.(Boy uzunluğu çıplak ayakla, ağırlık ise spor şortu/eşofman ile ölçülür.)
i. Askeri öğrencilikle ilişiği kesilmemiş olmak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde,
J.Gn.K.lığında ve Sahil Güvenlik K.lığında daha önce subay, astsubay, uzman jandarma veya uzman erbaş
olarak istihdam edilmemiş olmak,
j. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak.(Güvenlik soruşturması için adayların Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde kayıtlı olan adres bilgileri kullanılacaktır. Bu nedenle adayların halen ikamet ettiği güncel adres bilgileri, il/ilçe nüfus müdürlüklerince kullanılan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde kayıtlı olması gerekir.)
k. Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit
e. Askerlik hizmetini yapmış olan adaylar için müracaat tarihinin ilk günü itibariyle , terhisinin üzerinden beş yıldan fazla süre geçmemiş olmak (08 Kasım 2013 tarihi ve sonrasında terhis olmak.)
f. Müracaat edecek adayların hem yirmi yedi (27) yaşını bitirmemiş olması, hem de terhisinin üzerinden beş (5) yıldan fazla süre geçmemiş olmak,
l. Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adli veya askeri mahkemeler tarafından
otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olmamak,
m. Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmamak.
n. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşürmemiş, askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak eylemlerde bulunmamış, tutum ve davranışları ile yasadışı siyasi, yıkıcı ve bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş olmak.
o. Vücut yapısı düzgün, her bakımdan sağlam ve fiziki görünüşü kusursuz olmak. (Göğüs kafesi ve omurgasında şekil bozukluğu bulunmamak, düz taban olmamak, vücudunun daimi açık yerlerinde, kol, ön kol ve el bölgesinde, baş-boyun bölgesinde, diz altında dövme bulunmamak,
vücudunun herhangi bir yerinde kendine zarar verme işareti olan jilet, sigara yanığı izleri bulunmamak.)
ö. Dilinde pelteklik, tutukluk ve kekemelik gibi konuşma özrü bulunmamak.
p. Tablo-4‟te kontenjanları belirtilen branşlara ilişkin olarak karşılarında belirtilen niteliklerden en az birine sahip olmak.
r. Her branşa ait kontenjan miktarının 5 katına kadar aday, seçme sınavlarına 3‟üncü maddede belirtilen kriterler doğrultusunda çağrılacaktır.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Masaj koltuğunda felç kalabilirsiniz

Kısa sürede rahatlama hissi veren koltukların ucuz oldukları için tercih edildiğini belirten uzmanlar, anlık rahatlamanın ileride büyük sıkıntılara sebep olabileceğini söyledi.

Masaj asırlardır insanlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Hastalıklardan korunmak, tedavi etmek işlevleriyle tıbbi tedavinin yanında tedaviyi tamamlayıcı bir rolü de bulunuyor. Ancak uzman kişiler tarafından kişiye özel uygulanması gerekiyor.

“Geçici rahatlık için sağlığınızı tehlikeye atmayın”

Masaj koltuklarının kolay ve pratik olduğunu ancak sağlıklı olmadığını belirten Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bursa Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Masaj, doğru uygulandığı zaman tedavi edici yöntemler arasında yer alıyor. Masaj eğitimini almış bir kişi tarafından uygulandığında birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Yanlış yapılırsa faydadan çok zarar sağlıyor. Bunlardan bir tanesi de masaj koltukları. Kişilere ucuz olarak kısa sürede rahatlama hissi veren bu koltuklara, pek çok insan karşı koyamıyor. Oysa insanlar geçici bir rahatlık için sağlığını ciddi tehlikelere attığının farkında değil. Çünkü üretilen ürünün kimin kilosuna, boyuna ve vücudundaki sıkıntılara göre ayarlı olduğu dahi bilinmiyor” dedi.

“Rahatlayayım derken felç kalabilirsiniz”

Alışveriş merkezlerinde bulunan koltukların standart boyutlarda üretildiğine dikkat çeken Uzman Dr. Nurten Küçükçakır, “Boy ayarı olmadığı için uzun boylu birinin sırtına gelen yer, daha kısa boylu kişinin boynuna baskı uygulayabilir. Bu durum ağrıyı azaltmak ve rahatlamaktan çok felce kadar giden sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınmasına sebep olabilir. Sağlık açısından çorabımızdan ayakkabımıza, oturduğumuz koltuktan yattığımız yatağa, giydiğimiz kıyafetten kullandığımız yastığa kadar dikkat edilirken, bu koltukların zararlı olabileceğine dikkat edilmemektedir. Sağlıklı bir masaj için öncelikle kişinin kendi metabolizmasına özel masaj yöntemlerine ihtiyaç var. Bu sebeple herkes kendi ihtiyacına yönelik ve kendisine özel masaj yaptırmalıdır” diye konuştu.

Özellikle çocukların ve 65 yaş üstü kişilerin kesinlikle masaj koltuklarını kullanmaması gerektiğini ifade eden Küçükçakır, “Çocukların gelişmekte olan kemikleri bulunmaktadır. Uygulanmaması gereken bölgeye basınç uygulandığı zaman, gelişimi ile ilgili sorunlar oluşturabilir. Yaşlılarda ise kemik erimesi olabileceğinden omurlar arasında kayma veya kırıklara sebep olabilir. Masaj koltuklarının bazıları ise elektromanyetik alan olması kaçınılmaz olduğunu için bu koltukların kalp hastalıkları olan kişiler için daha tehlikeli olabilir” şeklinde konuştu.

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.