Vahim araştırmanın sonuçlarını açıklamıştı… Bülent Şık hakim karşısına çıktı

Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen araştırmanın sonucunu Cumhuriyet Gazetesi’nde yazı dizisi şeklinde kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan akademisyen Bülent Şık’ın yargılanmasına başlandı.

AHMET ŞIK DA DESTEĞE GELDİ

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada Bülent Şık’ı, yirmiye yakın avukat temsil etti. Şık’ın kardeşi HDP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Ali Şeker ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve akademisyen de destek vermek için duruşmayı izledi. KHK ile görev yaptığı üniversiteden ihraç edildiğini belirten Bülent Şık, suçlamalara ilişkin savunma yaptı.

“TEMİN ETMEDİM, PROJEDE YER ALDIM”

Bülent Şık, “Göreve ilişkin sırın açıklanması”, “Yasaklanan bilgileri temin etme” ve “Yasaklanan bilgileri açıklamak” suçlaması yöneltildiğini hatırlatarak, “Projede yer alan bir araştırmacı olduğum için söz konusu raporlar bende mevcuttu. Bu nedenle ‘temin ettiğim’ yönündeki suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

BAKANLIK ARAŞTIRMA SONUÇLARINI AÇIKLAMADI

Şık daha sonra, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ve suça konu araştırma sonuçlarını anlatarak savunmasına başladı. 2011 ve 2016 yılları arasında yapılan araştırmanın amacının halk sağlığını etkileyen faktörlerin tespitine yönelik olduğunu belirten Bülent Şık, “Sağlık Bakanlığı, 3 sene boyunca bu olumsuz durumlarla ilgili bir rapor hazırlamadı. Halka da bu konuda herhangi bir ara rapor sunulmadı” diye konuştu.

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE 52 İLDE…

Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar da bir açıklama yapmadığını hatırlatan Şık, halk sağlığı ya da çevre sağlığı konularında bir akademisyenin ortaya çıkan ara raporu açıklamasının olağandışı bir durum olmadığını ifade etti. Şık, “Tv’lerde her gün çocuklara balık yedirilmesi haber oluyordu. Ancak bu balıklarda kurşun, arsenik, cıva gibi kanserojen maddelerin ne kadar bulunduğunu bilmiyoruz. Araştırma verilerine göre içinde söz konusu maddelere rastlanan 52 ildeki suların içilemez durumda olduğu ortaya çıktı” ifadesini kullandı.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI AÇIKLANMAYARAK İNSAN HAYATINI TEHLİKEYE ATILDI

Bu anlamda araştırmanın vahim sonuçlar içerdiğini, aynı zamanda da çok kıymetli olduğunu belirten Bülent Şık, “Araştırmada elde edilen bulguların gizlenmesi yerine kamuoyunda tartışılması sağlanmalıydı. Sağlık Bakanlığı, araştırma doğrultusunda gereken önlemleri almayarak ve ilgili kurumları bilgilendirmeyerek insan hayatını ve ve doğadaki canlıları tehlikeye atmıştır. Ben de bir bilim adamı olarak ve projede yer alan biri olarak halka sorumluluğum gereği araştırmanın sonuçlarını açıkladım.” diye konuştu.

MAHKEME, SAĞLIK BAKANLIĞINA SORDU: AÇIKLANMASI YASAK MIYDI?

Ara kararını veren mahkeme, Sağlık Bakanlığı’na müzakere yazılarak suça konu haberde yer alan araştırmaya ilişkin, açıklanmasının yasaklanmasına dair bir kararın olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Sanık avukatlarının, ‘derhal beraat talebi’ ve ‘kovuşturmanın genişletilmesi talebini’ reddetti. Ayrıca dava dosyasının bilirkişiye gönderilmesine karar veren mahkeme, suça konu haberin başka bir kişi tarafından sitelerde ya da gazetelerde yayınlanıp yayınlanmadığının araştırılmasını istedi. Duruşma Mayıs’a ertelendi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kalp sağlığınızı bitkilerle koruyun

Tüm dünyada ölümcül olan sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları küçük büyük herkesi tehdit ediyor. Dolayısıyla Kalp Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz’e bu konuda da danışmayı unutmadım… İşte Öz’ün anlattıkları…

– 2019 yılında en çok konuşulan sağlık konusu sizce ne olacak?

İçimizde yaşayan mirobiyom adı verilen organizmalar. Bağırsaklarımızda yaşayan bu organizmaların sağlığımıza olan etkilerini günden güne daha fazla merak ediyoruz. Ancak ağzımızda, burnumuzda ve derimizde yaşayanları daha yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. Vücut saatinin gün geçtikçe daha önemli olduğunu görmeye başladık. İlaçlarınızı aldığınız, kemoterapi gördüğünüz veya yediğiniz saatlerin sağlığa çok büyük etkisi var. Biz bunları ancak yeni yeni anlamaya başladık. 2008’de bilim insanlarının hücrelerin taşıdığı toplam gen sekansını ortaya çıkarmasından bu yana kanser gibi ölümcül hastalıklarının etkilerini daha iyi anlıyoruz.

NOKTA ATIŞ TEDAVİSİ

Özellikle nokta atış tedavisi, yani vücuda göre ilaç verilmesi alanında çok büyük gelişmeler görebileceğimizi düşünüyorum. MitraKlip adlı bir yöntemin geliştirilmesi için yapılan bir projede yer aldım. Bu yöntem şu ana kadar tedavi edilmesi oldukça güç olan ağır kalp hastalıkları için çığır açacak. Ben tıp alanında daha çok yenilik olacağını düşünüyorum. Bu gibi araştırmalarda da yer alacağım.

ALKOLÜ KISITLAYIN

– Sağlıklı bir kalp için en iyi gıdalar hangileridir?

En iyisi bitki ağırlıklı beslenmektir. Meyveler, özellikle yeşil yapraklılar olmak üzere sebzeler ve baklagiller. Sağlıklı bitkisel yağlar, sert kabuklu yemişler ve balıklar da seçenekler arasında… Kalp krizi geçirmişseniz, yağ tüketimini azaltmanın faydalı olduğuna dair çok sayıda veri mevcut. Ayrıca sodyumu, doymuş ve trans yağları, şeker ilaveleriyle alkolü kısıtlayın.

ELİNİZİ SIK SIK TEMİZLEYİN

– Gripten korunmak için multivitamin takviyesi almanın herhangi bir zararı var mı?

Bazı araştırmalar takviye almanın faydalı olduğunu ancak grip aşısı olmanın daha etkili bir yol olduğunu belirtiyor. Hızlı ve kolay bir yöntem. O kadar kolay ki televizyon programım sırasında bile yaptırdım. Uzmanlar bu aşıyı 6 aylık ve üzeri herkese öneriyor. Ellerinizi sık sık sabunlu su ve alkollü dezenfektanlarla temizleyin. Ayrıca lütfen öksürürken ya da hapşırırken ağzınızı dirseğiniz iç kısmı ile kapatın.

02aburcuburAbur cuburdan uzak duruyorum

– Sağlıksız olduğu için tüketmediğiniz herhangi bir gıda var mı?

– Türk fındığı ile hazırlanan ve yüzde 70’ten az kakao içeren çikolata.

– Kaymak ve kırmızı meyve karışımı. Özellikle içerisine şeker koyduğunuzda yiyebileceğiniz en kötü gıdalardan biri olabilir. Bunu olabildiğince az tüketmeye çalışıyorum.

– İşlenmiş gıdalar ve abur cuburdan kendimi uzak tutuyorum.

– Doymuş yağ içeren ve kurutulmuş gıdaları az tüketiyorum.

Prof. Dr. Mehmet Öz

Prof. Dr. Mehmet Öz

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek

– Bir röportajınızda Türk olmasaydınız ABD’de bu kadar başarılı olamayacağınızı ancak Türkiye’de kalsaydınız da Mehmet Öz olamayacağınızı söylemiştiniz. 20 yıl önceki Türkiye bir sağlık devrimi için hazır değil miydi?

İstanbul, güneşin farklı iki kıta üzerinden battığı dünyadaki tek şehir. Bundan dolayı Türkiye benim dünyayı iki farklı bakış açısından görmemi sağladı. İnsan uygarlığı, Urfa yakınlarındaki Göbekli Tepe’de başladı ve o günden bu yana gelişti. Bu ülke, farklı kişilere birbirlerinin insanlıklarını görme imkanı sağlayıp kültürel uçurumlar arasında köprü oluşturuyor. Tüm bu kültürel etkenler benim kişiliğimi etkiledi ve ABD gibi yenilikleri ve alışılmadık fikirleri ödüllendiren bir ortamda başarılı olmamı sağladı. Türkiye de geçmiş yıllarda aradaki farkı hızlı bir şekilde kapattı ama ben üniversiteden mezun olduğumda bu avantajları ABD’de yakalamak daha kolaydı.

– Mehmet Öz hayallerini gerçekleştirdi mi?

Benim hayat ilkem başkalarına yardım etmek ve bu hayalimin peşinde koştuğum sürece yaşamım mutlulukla doldu. Doktorluk bunu gerçekleştirme imkanı sağlıyor ancak aynı anda sadece bir kişiyle ilgilenebildiğiniz için yapabileceklerimi kısıtladığını hissettim. Medya yoluyla her hafta dünyanın farklı yerlerindeki 35 milyon insana sesleniyorum. Columbia Üniversitesi ya da New York Presbyterian Hastanesi’ndeki ofisimde hazırladığım mesajlarım, insanların akşam yemeği sofralarında ya da işyerlerinde birbirleri ile paylaşması yoluyla pek çok kişiye yayılabiliyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

‘İlaç tedariki sorununun nedeni, avro kurunun güncellenmemesi’

Tüm Eczacı İşveren Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, TEİS Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuştu. Saydan, Türkiye’de ilaç tedarikinde yaşanan sorunların maalesef hızla ve artarak devam ettiğini belirterek, eczane eczacılarının, büyük bir sabırla firmaların depo kanalı ile eczanelerine gönderdiği sınırlı sayıdaki tevzi ilaçları vatandaşlara vererek, ilaç hizmetini sürdürmeye çalıştıklarını belirtti.

Saydan, “Sağlık Bakanının tasarruf gerekçesiyle sağlık hizmetinde aksamaya müsamaha göstermeyecekleri şeklindeki açıklamasında da belirttiği üzere, Sendika olarak biz de sağlık ve tedavide tasarruf olamayacağını ve bu uygulamanın devletimize daha maliyetli olacağı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

tum-eczaci-isveren-sendikasi-teis-genel-baskani-nurten-saydan-aa

İlacın, tedavinin olmazsa olmazı olduğunu belirten Saydan, “İlaç tedarikinde yaşanan sorunların temel nedeni, ilaç fiyatı hesaplamasında kullanılan avro kurunun yeni yıla kadar güncellenmeyecek olmasıdır.” dedi.

Saydan, İlaç Fiyat Kararnamesi’ne göre, ilaç fiyatlandırmasında avro kuru belirlenirken, bir önceki yılın Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının günlük avro satış kuru gerçekleşmesinin esas alındığını, yıllık ortalama avro değerinin yüzde 70 uyarlama katsayısı ile çarpılarak belirlendiğini aktardı.

Saydan, bulunan rakamın, ilacın fiyatının belirlenmesinde kullanıldığını dile getirerek, şunları söyledi:

“Ülkemizdeki güncel avro kurunun 6,5 lira civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, özellikle ithal ilaçların ülkemize girişinde firmaların neden isteksiz davrandığı ve zorlandığı çok net şekilde anlaşılacaktır. Yerli ilaç sanayimizde ilaç etken maddeleri yurt dışı kaynaklı tedarik edilmekte ve avrodan etkilenmektedir. Tedarik sorununa rağmen eczacılarımız, ürünü temin etmeye çalışmaktadır. Bugün eczanelerimiz, enjektörleri, şeker ölçüm striplerini, insülin enjektör uçlarını zararına da olsa vatandaşına vermektedir. Bu yüzden yeni yıl beklenilmeden avro kurundaki gerekli güncelleme bir an önce yapılmalı ve yürürlüğe konulmalıdır. Tüm bu gelişmeler sonucu bazı ilaçların tedarikinde sorunlar ortaya çıkmış durumdadır.”

“AŞI TEDARİKİNDE ZORLANIYORUZ”

En çok bilinen ve kolay ulaşılabilen ağrı kesicilerin temininde bile sıkıntı yaşadıklarını belirten Saydan, ilaçları eczanelerde bulamayan vatandaşların bakkallarda, benzinliklerde güvenilir olmayan sahte ürünleri alarak sağlıklarını bozmalarından endişe ettiklerini dile getirdi.

Grip salgınlarını önlemek için sonbahar aylarında kullanılan grip aşılarının da depolardan eczanelere az sayıda gönderildiğini, hatta depolarda da yeterli sayıda bulunmadığına işaret eden Saydan, “Türkiye’de olası bir salgın vakasına karşı talebi karşılayacak yeterli miktarda aşı bulunmasında güçlük çekiliyor. Ayrıca risk grubundaki kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımız için de tehlikeli bir süreç bizi bekliyor. Bu durum, biz eczacılardan kaynaklanmıyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm getirmeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“İLAÇ DEPOLARI VADELERİNİ GERİ ÇEKİYOR”

Saydan, depoların ekonomik sorunları neden göstererek, eczanelere verilen ödeme vadelerini geri çektiklerini de dile getirerek, şöyle devam etti:

“Ecza depolarının, ilaç firmalarından aldıkları vadeleri yıllardır eczanelerimize aynı şekilde yansıttığı gerçeği biliniyorken, depoların vadeleri geri çekme kararlarını algılamakta zorlanıyoruz. Zaten kendi sermayeleri ile hizmet vermeye çalışan, devamlı işletme giderleri yükselen eczanelerimiz, oldukça müşkül durumdadır. Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığının devreye girmesini ve meslektaşlarımızı iflasa kadar sürükleyecek olan bu yanlış uygulamadan ecza depolarını vazgeçirmesini talep ediyoruz.”

“İLLER ARASI TAKAS YASAĞININ KALDIRILMASINI TALEP EDİYORUZ”

Türkiye’deki ilaç tüketiminin bölgelere hatta şehirlere göre değişiklik gösterdiğini belirten Saydan, bazı illerde bulunmayan ilaçların, başka illerde hala bulunabildiğini ama eczanelerin bu durumdan yararlanmadığını söyledi.

Kanuna aykırı olmadığı halde yönetmelik ile iller arası takas uygulamasının kaldırıldığını, bunun da vatandaşı zora soktuğunu savunan Saydan, “Bu engelin kaldırılması, özellikle sıkıntı yaşadığımız bu süreçte ilaç ve eczacılık hizmetimize kolaylık sağlayacaktır. Yıl sonunda ilaç sıkıntısı yaşanmaması, piyasada bulunan ilaçların efektif kullanımının sağlanması için iller arası takas yasağının kaldırılması gerekmektedir.” dedi.

404 İLAÇ TÜRÜNDE İNDİRİM

İlacın, sağlıklı bir yaşamın şartı olduğunu ancak döviz kurunun yükselmesinden en çok etkilenen meslek grupları arasında yer aldıklarını, ayrıca enflasyonla da mücadele ettiklerini belirten Saydan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Reel değerlerle uyuşmayan avro kuru nedeniyle karlılığın düşürüldüğü son nokta eczanelerdir. Artan faizler nedeniyle vadeleri kısıtlananlar eczacılardır. Kamu kurum iskontosunu uygulamayan firmalara yaptırım uygulanmadığı için onlarca kalem ürünü zarar ederek satan eczacılardır. İlaç dışı ürünler ve mamalar döviz kuru değişiminden çok daha fazla oranda zam alırken stoklarındaki ürünleri aralık ayındaki fiyat düşüşleri ile zarar ederek, satmak zorunda olan yine eczacılardır. Aralık ayında 404 kalemde yüzde 76’ya varan oranlarda indirim yapılacak. Bu durum zaten bulunamayan ilaçların tedarikini daha da zorlaştıracaktır.”

Saydan, eczane eczacılarının sendikası TEİS olarak, meslektaşların vatandaşlara 7 gün 24 saat, tüm olumsuz koşula rağmen ilaç hizmeti verebilmek için çalıştığını, bu konuda yaptıkları fedakarlıkları bilmelerini arzu ettiklerini söyledi.

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Bazı hastalar ağrı olmadan kalp krizi geçirebilirler’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Koşuyolu Yüksek İhtisas SUAM Kalp Damar Cerrahisi Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, yaptığı açıklamada, kalp damarlarının tıkanması sonucunda kişilerin kalp krizi geçirebileceğini, bu nedenle de yetmezlik gelişebileceğini, hatta bazı durumlarda hastanın kaybedildiğini belirtti.

RİSK, ERKEKLERDE DAHA FAZLA

Kalbi besleyen damarların tıkanmasına neden olan faktörler arasında sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı, yağlı diyetle beslenmek, şişmanlık ve obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı, stresli bir kişiliğe sahip olmak, kolesterol yüksekliği, hareketsizlik ve genetiğin sayılabileceğini ifade eden Rabuş, şu bilgileri verdi:

kalp-krizi-shutter

“Özellikle erkekler daha fazla risk altında olmakla beraber, kadınlarda adet kesilmesi ile risk eşitlenir. Kalp damar hastalığı riski kadınlarda 45, erkeklerde 40 yaşından sonra artar. Bu nedenle bu yaşlardan sonra risk belirlenmesine yönelik düzenli kontroller oldukça önemlidir. Özellikle fiziksel güç ve çaba harcanmasıyla gelen göğüs ağrıları dikkate alınmalıdır. Bunlar kalp damarlarının tıkanmış olduğunun habercisi olabilir. Başta şeker hastalığı bulunan kişiler olmak üzere bazı hastalar ağrı olmadan da kalp krizi geçirebilirler. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kalp ve damar hastalıkları bakımından daha sık kontrole gitmeleri önemlidir. Kalp krizi sırasında ağrı sıklıkla göğüsten başlar, sırt veya kola yayılabilir, hatta bazen çeneye ve dişlere bile yayılabilir. Risk altındaki hastalara gerektiğinde uygulanan efor testi, kan tetkikleri, talyum sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi anjiyografisi veya konvansiyonel anjiyografi yöntemleriyle tanı konulabilir.”

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde, uygun olan hastalara stent takılabildiğini ya da koroner baypas ameliyatı uygulanabileceğini ifade eden Rabuş, yapılan müdahale sonrası sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması yönündeki kurullara uyulması gerektiğini anlattı.

Rabuş, bu kurallara uyulmazsa tekrar aynı şikayetlerle karşılaşılmasının ve başa dönülmesinin kaçınılmaz olacağını belirtti.

“ÇOCUKLUKTA GEÇİRİLEN BADEMCİK ENFEKSİYONLARI İYİ TEDAVİ EDİLMELİ”

Kalp kapak hastalıklarına ilişkin bilgi veren Rabuş, şunları kaydetti:

“Çocukluk çağında, özellikle 5-15 yaşlar arasında geçirilebilen bademcik enfeksiyonları uzun yıllar sonrasında romatizmal kalp kapak hastalığına yol açabilir. Ülkemizde en sık gözlenen kalp kapak hastalığı nedeni budur. Bunun yanı sıra kalp kapak hastalıkları doğuştan olabileceği gibi, yaşlanma ile beraber kireçlenme, kalp kapak iltihabı, bazı bağ doku hastalıkları, künt göğüs travması sonrası veya yüksek tansiyon nedeniyle de olabilir. Kalp kapak hastaları çoğu kez iki kat merdiven çıkmakla nefes darlığı yaşarlar, iki yastıkla yatarlar. Ayak ve karında şişlik, kilo kaybı, halsizlik ve yaşam kalitesinin bozulmasından şikayet ederler.”

Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş, kalp kapak hastalıklarının tedavisinin, uygun vakalarda kasıktan girilerek darlığın giderilmesi, ameliyatla kalp kapağının onarımı veya değiştirilmesi gibi yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini belirterek, kalp kapağı değiştirilirken mekanik veya biyolojik kapakların kullanılabildiğini söyledi.

TÜRKİYE’DE 800 BİNDEN FAZLA KALP YETMEZLİĞİ HASTASI VAR

Önemli kalp hastalıkları arasında yerini alan kalp yetmezliğine ilişkin de bilgi veren Rabuş, şöyle devam etti:

“Kalbin dokulara ihtiyacı olan gerekli miktardaki kanı yollayamaması sonucu gelişen duruma kalp yetmezliği denir. En sık nedeni geçirilmiş kalp krizi sonrası kalbin fonksiyonlarının bozulması veya kalp kapak hastalığına bağlı olarak kalbin büyümesi ve genişlemesidir. Bunların dışında daha az sıklıkla başka sebepler de mevcuttur. Kalbin kasılma gücünün yüzde 20-25’in altında olması ve tıbbi veya cerrahi başka bir seçeneğin bulunmaması halinde kalp nakli veya yapay kalp uygulaması yapılabilir. Ülkemizde 800 binden fazla kalp yetmezliği hastası bulunduğu tahmin edilmekte ve kalp nakli bekleme listesinde 600’ün üstünde hasta bulunduğu bilinmektedir. Ancak yıllık ortalama 60-90 arası kalp nakli yapılabilmektedir. Canlıdan canlıya organ bağışlama sıklığı olarak Avrupa’da ilk sırada gelmemize rağmen, kadavradan organ bağış sıklığı halen oldukça yetersiz kalmaktadır.”

Prof. Dr. Rabuş, teknolojinin ilerlemesiyle yapay kalp olarak da bilinen cihazların geliştirildiğini ifade etti.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rabuş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Genetik gibi değiştirilemez durumların haricinde birçok kalp ve damar hastalığı risk faktörünü azaltmak mümkündür. Bunun için önerilen girişimler arasında özellikle çocukluk yaşta oluşan bademcik enfeksiyonlarını iyi tedavi etmek, yaşam ortamlarının düzgün olması, sigara ve tütün ürünlerinin bırakılması, alkol kullanılmaması, kilo verilmesi, katı yağdan zengin beslenmeden kaçınılması, sağlıklı beslenme, hareket ve egzersizin yaşantıya katılması, strese neden olan psikososyal yapının iyileştirilmesi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması ve düzenli olarak doktor kontrolüne gidilmesi sayılabilir.”

AA

İLGİLİ HABERKanser, kalp krizi, diyabet... Risk ne zaman artıyor?Kanser, kalp krizi, diyabet… Risk ne zaman artıyor? ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Osmangazi Köprüsü dolar yutuyor

12 Eylül 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın yankıları sürerken CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Hazine garantili sözleşmelerin kapsam dışı bırakılma gerekçesini Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelttiği soru önergesi ile Meclis gündemine taşıdı.

Şeker, “Ülke bütçesinde en büyük yüklerden olan ve gelecek kuşakları dahi borçlu hale getiren Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerinin kapsam dışı bırakılmasının sebebi nedir?” sorusunu yöneltti. Bundan sonraki Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerinin hangi para birimi üzerinden yapılacağını soran Şeker, “Hazine garantili sözleşmelerin de Türk Lirası üzerinden yapılmasını bekliyoruz” dedi. Köprü ve otoyollardaki ‘döviz garantisi’nden dolayı devletin müteahhit firmaya verdiği taahhüt de arttı. Osmangazi Köprüsü açıldığı 2016 yılında, geçiş ücreti 35 dolar+KDV, 121 TL’ye (112 TL artı KDV) denk geliyordu. 2017 yılının Ocak ayında doların artışına ABD Tüketici Endeksi de eklenince, köprünün maliyeti bir araç için 40 doları buldu ve köprünün KDV’siz maliyeti tek araç için 142 TL’ye yükseldi. 2018 Ocak ayında kurun 3.76 olması ile KDV’siz tek araç maliyeti 152 TL’ye çıkarken, içinde bulunduğumuz eylül ayında ise dolar 6.30 olarak alındığında bir aracın maliyeti 255 TL oldu.

Osmangazi Köprüsü 2016'da açıldı.

Osmangazi Köprüsü 2016’da açıldı.

ÇANAKKALE’YE AÇILMADAN ZAM

18 Mart’ta kule temel atma ve kazık çakma töreni gerçekleştirilen 1915 Çanakkale Köprüsü için verilen döviz garantisi ise o tarihin kuruyla 15 Euro+KDV, yani 80 TL’ye denk geliyordu. Şimdi ise KDV’siz garanti ücreti 110 TL’yi buluyor. KDV ile bu maliyet 118.80 kuruşa denk geliyor. Köprü 18 Mart 2022’de açılacak.

Alkollü sürücü vatandaşlar tarafından linç ediliyordu

Kaza, dün saat 22.00 sıralarında D-400 karayolu Bozyazı ilçesi Çubukkoyağı Mahallesi’nde meydana geldi. Mersin’den Antalya yönüne giden Kerim Şeker (32) yönetimindeki 33 LD 396 plakalı araç, yolun karşısına geçmeye çalışan Abdil Boru’ya (70) çarptı. Boru’nun yardımına, çevredeki vatandaşlar koştu, ambulans çağrıldı. Abdil Boru, vatandaşlar tarafından gelen ambulansa taşınırken, bu sırada H.U. (45), kalabalığı son anda fark edip, yönetimindeki araçla sert bir fren yaptı.

İLGİLİ HABERDamat, annesi ve amcası kazada öldüDamat, annesi ve amcası kazada öldü

Kalabalık, sürücü H.U.’yu araçtan indirip, linç etmeye kalkıştı. Darp edilen H.U., kalabalık içindeki bazı kişiler tarafından uzaklaştırıldı. O anlar çevrede bulunan bir kişi tarafından cep telefonunun kamerasıyla kaydedildi. Yapılan ölçümde 1.93 promil alkollü olduğu belirlenen H.U. ile kazaya karışan diğer sürücü gözaltına alınırken, Anamur Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Boru, tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı. DHA

‘Trans yağlar kanser riskini arttırıyor’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, 21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebinin sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının sebebiyet verdiği kronik hastalıklar olduğunu belirterek, “Trans yağların fazla miktarda tüketimi kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.” dedi.

Arıca, beslenmenin, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanması olduğunu söyledi.

EN TEHLİKELİ YAĞ!

Sağlıklı bir beslenme için günlük alınması gereken kalorinin yüzde 30’unu yağların oluşturması gerektiğini vurgulayan Arıca, “Beslenmeyle vücudumuza aldığımız yağ asitleri, hormonlarımızın yapımında kullanılıyor. Fazlası da depolanıyor. Doymamış yağ asitleri zeytinyağı, fındık, ceviz ve fıstık yağlarında, doymuş yağ asitleri ise süt ve süt ürünleri, ette bulunuyor. En tehlikeli yağ ise trans yağ olarak dikkat çekiyor.” diye konuştu.

Arıca, trans yağın, bir çeşit doymamış yağ asidi olduğunu ifade ederek, bu tür yağların doğal yolla oluşan ve endüstriyel trans yağlar olmak üzere iki çeşidi olduğunu aktardı.

trans-yaglar-shutter

Doğal yolla oluşan trans yağ asitlerinin inek, koyun gibi geviş getiren hayvanların bağırsaklarındaki bakteriler tarafından oluşturulduğunu anlatan Arıca, şöyle devam etti:

“Doğal trans yağlar, hayvansal kaynaklı süt, peynir ve tereyağı gibi ürünlerde yüzde 6 oranında bulunur. Endüstriyel olarak üretilen katı yağlarda trans yağ oranı yüzde 60’tır. Trans yağlar ise bitkisel sıvı yağların ısıtılarak hidrojenlenmesi ile oluşur ve margarin gibi endüstriyel katı yağlarda daha yüksek oranda bulunur. Özellikle fabrikasyon olarak üretilen çikolata, gofret, krema, bisküvi, cips, pastane ürünleri ve fast food tarzı besinlerde yüksek oranda trans yağ bulunmaktadır.

BAZI HASTALIKLAR GENÇ YAŞTA GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

21. yüzyılda dünyadaki ölümlerin yüzde 71’inin sebebi sağlıksız beslenme, sedanter yaşam ve tütün kullanımının neden olduğu kronik hastalıklardır. Obezite, şeker hastalığı, koroner kalp hastalıkları ve bağırsak kanseri gibi hastalıklar günümüzde çok daha genç yaşlarda başlamaktadır. Trans yağların fazla miktarda tüketimi de kalp ve beyin damarlarında tıkanıklığa neden olan kolesterol plaklarının oluşumuna, bağırsak ve meme kanserlerinin artışına sebep oluyor.”

Arıca, bu hastalıklara bağlı olarak erken yaşta ölümlerin daha sık görülmesi nedeniyle gıda ürünlerinde trans yağ oranının yüzde 1’in altına düşürülmesine ilişkin Avrupa’da ve Türkiye’de yasal düzenlemeler yapıldığını söyledi.

TRANS YAĞ ORANI HALA YÜKSEK

Doç. Dr. Seçil Günher Arıca, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen “Türkiye Sağlık Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” kapsamında yeni düzenlemeler yapılarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarıyla margarinlerin palm ve soya yağından zengin üretilmesi ve trans yağ içeriğinin yüzde 1’in altına düşürülmesinin sağlandığını söyledi.

Endüstriyel yağların kullanıldığı bisküvi, cips, gofret, çikolata, krema ve pastane ürünleri ile fast food gibi kızartılmış hazır yiyeceklerde kıvam ve tat arttırıcı olarak kullanılan trans yağ oranının hala çok yüksek olduğunu vurgulayan Arıca, evlerde bitkisel sıvı yağların kızartmalarda tekrar tekrar kullanımının ve yanık yağların da sağlığa zararlı olduğunu ifade etti.

Arıca, sağlıklı yağ tüketimi için şu önerileri sıraladı:

“Kızartmalardan mümkün olduğunca kaçının. Pişirme yöntemi olarak buğulama ve fırında pişirmeyi tercih edin. Kızartma yapacaksanız zeytin yağı veya katı yağ gibi ısıya dayanıksız yağların yerine ısıya dayanıklı ayçiçeği yağı kullanın. Hazır gıdalardan ve fast food tarzı beslenmeden uzak durun. Zeytin yağını salatalarda kullanın. Mutfağınızda endüstriyel yağları kullanmayın. Kavrulmuş çerez ve cips mümkün olduğunca az tüketin. Kızartma yiyecekseniz yanında bol miktarda yeşil yapraklı salata tüketin. Katı yağ tüketecekseniz sınırlı miktarda ve hayvansal yağları tercih edin. Margarin tüketecekseniz, sınırlı miktarda ve üzerinde ‘trans yağ yoktur’ ibaresi olanları tüketin.”

AA

İLGİLİ HABERAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneriAvustralyalı bilim insanlarından obeziteyi azaltacak öneri

Davetlilere akide şekeri ikramı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin töreni için Meclis’e davet edilenlere bir Osmanlı geleneği olan ‘akide şekeri’ ikram edildi. Her katılımcı için özel olarak paketlenen akide şekerleri, Meclis avlusundaki sandalyelere bırakıldı.

Tören için açık havada bekleyen misafirler ise başlayan şiddetli yağmurdan korunabilmek için sandalyeleri kullanmak zorunda kaldı.

FOTO: REUTERS

FOTO: REUTERS

İŞTE AKİDE ŞEKERİNİN OSMANLIYA DAYANAN GELENEĞİ

Osmanlı İmparatorluğu’nda ulufe günü, yeniçerilere üç aylıkları dağıtıldıktan sonra saray avlusunda bir yemek verilirdi. Bu yemek esnasında yapılan akide şekeri sunumuysa, kapıkulu askerlerinin aldıkları ücretler ve yemeklerinden memnun olduklarını gösteren sade ama ilginç bir gösteriydi. Osmanlı kararnamelerine göre sadrazam ve divanı hümayun üyeleri öncelikle askerin yemeğini tadarlar, bundan sonra kendilerine tabaklar içinde şekerler sunulurdu. Bu askerlerin bir şikâyetinin bulunmadığının, sultana bağlı olduklarının kesin kanıtıydı. Dolayısıyla şeker tabaklarının divana getirilmesi herkese bir “oh” çektirirdi. Saray helvahanesinde `mangır` (para) şeklinde yapılan bu şekerler makama göre dirhem (3.2 gr) hesabıyla sadrazama 500, diğerler vezirlere, yeniçeri ağasına 300 dirhem olarak sunulurdu.

Bu işlem bittikten sonra divan önünde “Fetih Suresi” okunurdu. Bu gelenek, akide şekerini uzun yıllar halk arasında dirlik, düzen ve huzurun simgesi yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin davası başladı

Boğaziçi Üniversitesi’nde Afrin’de şehit düşen askerleri anmak için stant açarak lokum dağıtan öğrencilere saldırdıkları iddiasıyla 14’ü tutuklu 22 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin ilk duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma öncesi İstanbul Adalet Sarayı’nda önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Zeynep Altıok Akatlı, Selina Doğan, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili adayları Ahmet Şık, Erkan Baş, Oya Ersoy ve Sema Uçar’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.

“TAHLİYE BEKLEMİYORUZ, BERAAT BEKLİYORUZ”

Tutuklu Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Deniz Yılmaz’ın babası Bülent Yılmaz “Burada bugün tutuklu bulunan bu 14 öğrencinin temel sorumluluğu ve görevi öğrenciliktir. En temel dikkat çekmemiz gereken mesele de onların eğitim, öğrenim ve akademik haklarının ellerinden alınmasıdır. Biz bugün aileler olarak buraya bu eğitim hakkımızı tekrar teslim almaya geldik. Akademik özgürlükleri savunmak, bizce aslında demokrasiyi savunmaktır, barışı savunmaktır, özgürlükleri savunmaktır, kardeşliği savunmaktır. Tutuklu bulunan çocuklar, öğrenciler ve yargılanan arkadaşları sadece barış, özgürlük, eğitim ve öğrenim hakkı demişlerdir. Şimdi onların biran önce bu yargı kıskacından kurtulmaları gerekiyor. Bugün aslında tahliye beklemiyoruz, bugün burada beraat bekliyoruz. Bu mahkemenin sonlandırılmasını bekliyoruz” dedi.

“ÜMİT EDİYORUM Kİ SERBEST KALACAKLAR”

Akademisyen Prof. Dr .Binnaz Toprak ise “Boğaziçi bütün öğrencilere özgürlük veren, özgürlük tanıyan bir üniversitedir. Boğaziçi’nden her zaman öğrencilerin farklı fikirleri olmuştur. Bu farklı fikirdeki öğrenciler her zaman için birbirleriyle yetinmeyi bilmişlerdir. Burada diyorlar ki eğitim hakkı gasp edilemez. Benim bulunduğum yıllar boyunca başörtülü öğrenciler için bizler aynı şeyi söyledik. Eğitim hakkı gasp edilemez dedik. Hiçbir başörtülü öğrencinin başörtülü diye Boğaziçi’nden uzaklaştırılmadı.Bugün biz de burada “Adalet, adalet, adalet” diye bağırıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nden elinizi çekin, öğrencilerimizin üzerinden elinizi çekin. O çocuklar oraya girmeyi hak ettiler. Türkiye’nin pırıl pırıl çocukları… Tabii ki farklı fikirleri olacak. Farklı fikirlerinden dolayı hiçbir üniversiteden hiçbir öğrencinin mağdur olmasını istemiyoruz. Türkiye’nin bütün demokratları da buna karşıdır. Dolayısıyla da ümit ediyorum ki bugün mahkemeden çocuklar serbest kalarak çıkacaklardır” dedi. Yapılan basın açıklamasının ardından toplanan kalabalık duruşmayı izlemek için adliyeye girdi.

DHA

Kent logosunu yeniledi

Atıştırmalık şirketi Mondelēz International çatısı altında bulunan Mondelēz International Türkiye, Ramazan Bayramı için hazırlıklarını tamamladı. Mondelēz International Türkiye, düzenlediği toplantıda bayram şeker pazarını değerlendirdi. Toplantıda aynı zamanda Kent markasının yenilen logosu da tanıtıldı.

20 BİN NOKTADA SATIŞ, 6.500 KİŞİLİK EK İSTİHDAM

Toplantıda konuşan Mondelēz International Türkiye Genel Müdürü İhsan Karagöz,” Mondelez International tüm dünyada 90 binin üzerinde çalışanı, 26 Milyar dolar cirosu ile lider atıştırmalık şirketi konumunda. Dünyada şeker ve bisküvide 1., sakız ve çikolatada ise 2. sırada yer alıyor. Türkiye’de de sakız kategorisinde yüzde 51, şekerde ise yüzde 25’lik pazar payıyla sakız ve toplam şeker kategorisinde pazar lideri konumundayız” dedi.

Mondelez Türkiye’nin toplam cirosunun %33’ünü şeker kategorisinin oluşturduğunu belirten Karagöz, toplam cironun yüzde 14’ünün günlük, yüzde 19’unun ise bayram şekerlerinden oluştuğuna dikkat çekerek bayram dönemlerinin Kent markası için önemine değindi. “Ramazan ve Kurban bayramlarında, bir yıl boyunca satılan şeker kadar hediyelik ve ikramlık şeker satışı gerçekleşiyor ve Kent markası, ‘Bayram Şekeri’ olarak isimlendirilen bu kategorinin de açık ara lideri. Bayram yaklaşık bir haftalık bir dönemi kapsasa da hazırlık aşaması oldukça uzun. Biz bayram şekerleri üretimine altı ay öncesinden başlıyoruz. Bu bayram için de Gebze’deki üretim tesisimizde yaklaşık 12.000 tonluk bir üretim gerçekleştirdik. Bu üretimin yüzde 20’si, İstanbul içinde tüketilirken geriye kalan büyük bir kısım da Anadolu’da tüketiliyor. Bayram döneminde 20 bin satış noktasında iki hafta süreyle 6.500 ekstra satış elemanı istihdam ediliyor. Bu geçici satış destek ekipleri üniversite öğrencileri ya da yeni mezunlardan oluşuyor. Ve bu iki haftalık dönemlerde de yıllık toplam şeker ciromuz kadar ciro elde ediyoruz.” diyen İhsan Karagöz, “Her bayram yaklaşırken Kent Ailesi’ni büyük bir heyecan sarıyor. Ürünlerimiz ve reklam filmlerimizle bayram geleneklerini yaşatıyoruz. Artık Türkiye’de bayram demek Kent demek, ‘Her Bayramın Şekeri’ olmaktan mutluluk duyuyoruz.” diye konuştu.

HANEBAŞI YILLIK BAYRAM ŞEKERİ TÜKETİMİ 2,1 KG

Mondelēz International Türkiye Sakız ve Şeker Kategori Lideri Doğuş Kezer, Türkiye’de hediyelik ve ikramlık şeker pazarı büyüklüğünün 300 milyon TL., hane başı yıllık bayram şekeri tüketiminin ise 2,1 kg olduğunu belirtti. “Doğu, Güneydoğu Anadolu ile İç Anadolu bölgeleri bayram şeker alışverişinin en yüksek olduğu bölgeler, bu bölgeleri sırasıyla Marmara ve Ege Bölgeleri izliyor.” diyerek bayram şekeri tüketimi ile ilgili bilgileri paylaştı.

KENT’E YENİ LOGO

Kent, yeni logosunu tüketicilerin beğenisine sunacak.

Kent’in tüketicilerinin her anına eşlik edebilmek için kendini hep geliştiren bir marka olduğunun altını çizen Doğuş Kezer, “Kent, hayata keskin çizgilerle bakmadığı, hayatın renkli ve eğlence dolu olduğuna olan inancını, yeni logosunda da yansıtıyor. Ürünlerinin parlak, pürüzsüz, renkli ve lezzetli halini logosuna taşıyan Kent, bu bayramdan itibaren yeni logolu görselleriyle tüketicileriyle buluşacak.” diyerek, Kent’in 2018’deki yeniliklerini açıkladı.