Son dakika… Trabzon’da minibüs devrildi! Çok sayıda yaralı var

AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Ergenekon’da mütalaa veren savcıdan çarpıcı FETÖ tespiti

Fetullahçı Terör Örgütü kumpaslarından olan Ergenekon Davası’nda duruşma savcısı esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Mütalaasını İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunan savcı, “Ergenekon adlı bir örgütün varlığı ispat edilememiştir” dedi. Savcılık görüşünde Ankara’da 2014 yılında hazırlanan “FETÖ Çatı” davasının iddianamesinde Ergenekon Davası ile ilgili yapılan tespite yer vererek şu ifadeleri kullandı: “Ergenekon Davası FETÖ için geçmişteki pis işlerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir.” İşte o tespitler:

“TARAF GAZETESİ’Nİ KURDULAR”

Ergenekon komplosunun en önemli ayaklarından birisini de liberaller ile olan ittifak oluşturur. Cemaat, liberallerin desteğini ve onların yönlendirilmelerini komplonun önemli bir unsuru olarak gördüğü için, ‘Taraf’ adında bir gazete kurmuş, kendi medyalarında da liberal aydınlara yer açarak onların entelektüel birikimlerini kendi psikolojik harekatlarının bir parçası yapmıştır.

Türkiye’de liberal demokrat kesimler farkında olmadan cemaatin ideolojik etkisi altına girmişlerdir. Liberal aydınlar, Fetullahçılara Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bastırılmasından sonra demokratik reformların gerçekleşeceğini sanarak bu desteği vermiştir. Ergenekon komplosu, teorik ve plan düzeyinde cemaatin stratejistleri tarafından 2005 yılında hazır hale getirilmişti.Ergenekon Davası iki temel aşamadan oluşan bir komplodur. Birinci aşama, terör eylemleri ve ajanlar aracılığıyla ‘somut delil üretme’ aşamasıdır. İkinci aşama ise, birinci aşamaya dayanılarak ‘Ergenekon Davası’ aracılığıyla ‘bastırma’ aşamasıdır. Bu bastırma ise daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde olmuştur.

“2007’DE HAYATA GEÇİRDİLER”

Ayrıca komploya karşı çıkan ve ihaneti görmesi muhtemel siyasi yapıların, gazetecilerin, aydınların, bastırılmasını öngörülmüştür. FETÖ, Ergenekon Davası aracılığıyla bastırmayı bilerek gazeteci ve aydınlara kadar genişletmiştir. Amaç dışarıda kalanlara gözdağı vermektir.Basın yayın ve muhalif görüşler devre dışı bırakılmış, sivilleşme ve askeri vesayetten kurtulma adına örgüt, bütün devlet kurumlarında kadrolaşmış ve yerleşmiştir.

Plan, 2007 yılında hayata geçirilmiştir.Bu planı uygularken örgüt,düşmanlarının bazı hatalarını, eksikliklerini çok iyi kullanmıştır. Bu tuzak ile avlanmak istenen TSK kendi elleriyle örgüte istediği kaotik ortamı sağlamış,27 Nisan 2007 günü muhtıra vermiş, cumhurbaşkanı seçilememiş, hükümet zor duruma düşürülmüş ve kasımda yapılmasıgereken genel seçimler erkene temmuz ayına alınmıştır.
Fetullahçı Terör Örgütü, bu fırsatılehine değerlendirerek Ergenekon tuzağını uygulamaya koymuştur. Askerin siyaset üzerindeki vesayeti nedeniyle Ergenekon soruşturmaları başlangıçta toplumda destek görmüştür. Ancak hiç kimse bunun bir yalan olabileceğini, sahte delilleri, iftirayı ılımlı (!), hoşgörülü (!), barış yanlısı (!) dini bir cemaatten ummamış beklememiştir.

Ergenekon Davası’nda bundan dolayı mağduriyetler fark edilip tedbir alınamamıştır. … İstanbul Ümraniye’de bir evin çatısında yirmi yedi el bombası Trabzon’dan yapılan bir ihbar üzerine12 Haziran 2007 günü bulunduğu iddiasıyla başlayan Ergenekon FETÖ’nün kumpasıdır.

Fetullah Gülen’e ve örgütüne karşı toplum kesimlerine yönelik başlatılan operasyonlar sonucu delilsiz, hukuka aykırı, uydurma iddialarla başlatılıp adli hatalar ve sahte delillerle sürdürülen davaların bir kumpas-komplo olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır.

Aytunç ERKİN- Can ÖZÇELİK

Trabzon’da otomobil kanala devrildi: 1 ölü, 6 yaralı

Adem Aydoğdu yönetimindeki 53 DE 493 plakalı otomobil, Soğukpınar Mahallesi Çamburnu Tüneli çıkışında, havanın da yağışlı olması nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki kanala devrildi.

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

Kayaya çarparak duran otomobildeki 7 kişi yaralandı. Yaralılar 112 Acil Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 3 yaşındaki Selman Aydoğdu kaldırıldığı Of Devlet Hastanesinde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

AA

FOTOĞRAFLAR:AA

FOTOĞRAFLAR:AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

‘Yanlış teşhis’ koyan hastaneden şok mektup !

Trabzon’da, boğaz ağrısı şikayetiyle gittiği Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde tahlilleri yapılan Yusuf Can Topsakal’a (6) mide kanseri teşhisi koyuldu. Teşhisle yıkılan aile, farklı hastane ve doktorlara götürdükleri çocuklarının hasta olmadığını öğrenince rahat nefes aldı. Aile, yanlış teşhiste bulunan ilk hastaneyi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) şikayet etti. Şikayet üzerine hastane yönetimince ‘gizli’ ibaresiyle aileye gönderilen mektupta, iş yoğunluğu nedeniyle hata yapıldığı ve hatanın düzeltildiği kaydedildi.

Trabzon’da turizmci Mustafa Kemal Topsakal, haziran ayında, boğaz ağrısı şikayetiyle oğlu Yusuf Can Topsakal’ı KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’ne götürdü. Kulak, burun, boğaz servisindeki muayene sonrası küçük çocuk, Pediatri- Hematoloji- Onkoloji Polikliniği’ne sevk edildi. Burada, çocuktan bazı numuneler alındıktan sonra tahliller yapıldı. Tetkiklerin ardından Yusuf Can ve ailesi, tahlil sonuçlarını beklemek üzere evlerine döndü. Tahlil sonuçlarını almak için yeniden hastaneye giden Mustafa Kemal Topsakal, oğluna mide kanseri teşhisi koyulduğunu öğrendi. Topsakal ailesi, çocukları için koyulan teşhisle yıkıldı.
Farklı hastane ve doktorlara götürdükleri çocuklarının bir süre sonra hasta olmadığını öğrenen aile fertleri, bu kez rahat nefes aldı. 

AİLEYE ‘GİZLİ’ İBARELİ MEKTUPLA YANIT
Aile fertleri, yanlış teşhis iddiası üzerine CİMER’e şikayette bulundu. Şikayet üzerine hastane yönetimince ‘gizli’ ibaresiyle aileye gönderilen mektupta, iş yoğunluğu nedeniyle hata yapıldığı ve hatanın düzeltildiği, doktorlar B.Ö. ve E.E. hakkında soruşturma açılmasına gerek duyulmadığı kaydedildi. Mektupta, “Hastanemiz bölgeye hitap eden bir hastane olduğundan yoğunluk artmaktadır. İş yoğunluğuna bağlı olarak bahsettiğiniz şikayet olayın gerçekleştiği ve hemen gerekli düzeltmelerin yapıldığı anlaşılmıştır. Yapılan ön inceleme sonucunda doktorlar hakkında ileri bir soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır” denildi.

‘RAPORLAR KARIŞMIŞ OLABİLİR, DEDİLER’
Mustafa Kemal Topsakal, oğluna koyulan hatalı teşhis nedeniyle psikolojilerinin bozulduğunu ve savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Hastanede doktorların, kendilerine raporların karışmış olabileceğini söylediklerini öne süren Topsakal, “Oğlumun boğaz ağrısı ve horlama şikayeti yüzünden doktora başvurduk. Doktorlar, daha sonra çocuk hematolojisine sevk ettiler, tahlil istediler. Tahlil sonuçlarını elime aldığımda şok yaşadım. Çünkü orada 1 yıllık ilaç raporu yazdılar ve çocuğumun kanser olduğu yazısını gördüm. Konuyla ilgili çocuk hematoloji bölümündeki asistanın yanına gittim, çocuğumun şikayetini sordum. Bana ‘Sizin çocuğunuzun kan değeri düşük’ dedi. ‘Peki bu rapor ne?’ dedim. Raporlara baktı, masanın üzerine attı ve ‘Raporlar karışmış olabilir’ yanıtını verdi. ‘Karıştı mı, karışmadı mı?’ dedim. ‘Dışarıda bir sürü hasta var lütfen dışarı çıkar mısınız’ cevabını aldım. O anda kafamda bir sürü soru işareti oldu. Başka doktorlara gittim, çeşitli çareler aradım” dedi.

‘HASTANEDEN GELEN MEKTUP, İKİNCİ ŞOKU YAŞATTI’
Farklı hastaneye başvurduktan sonra Yusuf Can’ın kanser olmadığını öğrendiklerini belirten Mustafa Kemal Topsakal, şunları söyledi:
“Yaklaşık 1 haftalık süre sonra çocuğumun kanser olmadığı ortaya çıktı. Çok şükür; ama benim o süreçte yaşadıklarımı Allah kimseye vermesin. KTÜ’deki doktor, bilgisayarda kanser bölümünü düzeltti. ‘Bu kadar mı?’ dedim, ‘Bu kadar’ dedi. Ben de akabinde hemen CİMER’e başvurdum. En trajikomik yanıt dekanlıktan geldi. Hastane dekanlığı, ‘İş yoğunluğuna bağlı olarak bahsettiğiniz şikayet olayının gerçekleştiği ve hemen gerekli düzeltmenin yapıldığı anlaşılmıştır’ dedi. Ne bir özür ne bir ‘Kusura bakmayın’ şeklinde hiçbir şey olmadı. Kimse benimle muhatap olmadı. Bu konuda gerekli mercilere başvuracağım. Bir duvarı yanlış boyarsın onu düzeltirsin; ama bakın bu sağlık. Ben yetkililerin etkili olmasını istiyorum. Şükrediyorum ki benim çocuğumda kanser çıkmadı. Bizim sağlığımız ruhen bozuldu. Ben ilgili bir baba olmasaydım da bu kanser ilacını alsaydım, devam etseydim ve çocuğumda daha beter sonuçlar olsaydı, bunun hesabını nasıl vereceklerdi? Ben artık onlara ‘etkisiz yetkili’ diyorum. Bir doktora göre kanser, diğer doktora göre sağlam. Hastaneden gelen ‘gizli’ ibareli mektupta, hata iş yoğunluğuna bağlandı. Bu da bize ikinci şoku yaşattı.” 

‘DOKTORDAN ŞİKAYETÇİ OLACAĞIZ’
Anne Ayşe Topsakal ise çocuğuna kanser teşhisi koymaları üzerine kendisini çok kötü hissettiğini belirterek, “Bu rapordan sonra çok kötü hissettik kendimizi. Biz çocuğumuzu ‘kulak burun boğaz’ diye gönderdik, kanser teşhisi koydular. Bize yolladıkları zarfta, ‘gizli’ yazıyor ama içerisinden dikkate alınacak bir şey çıkmadı. Çok üzgünüz, başkasının başına gelmesin, istiyoruz. Doktordan şikayetçi olacağız. Bizim başımıza geldi, başkasının başına gelmesin, başka aileler bu acıyı yaşamasın” diye konuştu. 

DEKAN: YANLIŞ İSİM YAZILMIŞ
KTÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa İmamoğlu ise hastanede özellikle söz konusu bölümde iş yoğunluğu olduğunu kaydederek, “Asistanlarımız, 60 dolayında hasta ile ilgileniyor. Yoğun bir bölüm olduğu için asistanlarda bu bölümde çalışmayı tercih etmiyor. Yaşanan olayda yapılan tek hata, rapor üzerindeki isim. Yanlış isim yazılmış. Tetkiklerin kanserle ilgisi yok. Başka bir hastanın raporunun üzerine bu çocuğun ismi yanlışlıkla yazılmış. Asistanı çağırıp, gerekli uyarıları yaptık. Asistan hakkında idari işlem de yapıldı; ancak cezai durum gerektiren bir olay yok. Kişilerin uzlaşması ile çözülebilir. Karşı tarafa da hak veriyoruz. Daha dikkatli olunması gerekiyor” dedi.

Çay üreticisi hasat için acele edince fiyat düştü

Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde 832 bin dekar alanda tarımı yapılan yaş çayda hasat sezonu geçen hafta başladı. Üreticiler, yaklaşan ramazan ayı nedeniyle hasada erken başladı. Üreticiler, çayın tüm bölgelerde aynı anda ve tamamının hasat edilmesi nedeniyle ÇAYKUR ve özel sektör fabrikaları yaş çayı işlemekte zorlanmaya başladı. Bu yıl dekara üretici kotasını 570 kilograma çıkaran ÇAYKUR, üreticilere acele etmemeleri yönünde uyardı, tüm çayları alabileceğini duyurdu. Ancak üreticiler uyarıları dikkate almayınca hasat ettikleri çaylarını satmakta zorlanmaya başladı. Bazı özel sektör çay firmaları da yaşanan bu durum üzerine hükümet tarafından açıklanan kilosu 2,32 lira taban fiyatın altında yaş çay satın almaya başladı. Çayları ellerinde kalan üreticilerin, kilosu 1,80 kuruşa kadar inen taban fiyattan çaylarını sattığı belirtildi. Üreticiler, ramazan ayının yaklaşması nedeniyle çaylarını bir an önce satmak istediklerini, bunu fırsat bilen özel sektör kuruluşlarının taban fiyatı düşürdüğünü ifade ederek tepkilerini dile getirdi.

resimid_4960244‘HİÇ Mİ VİCDANINIZ SIZLAMAYACAK?’

Pazar ilçesi Yemişlik Köyü Muhtarı Mustafa Balmuk, çay üreticisinin sıkıntıları olduğunu belirterek, “Büyük özel sektör firmaları istediği gibi taban fiyat uyguluyor. 200 bin üreticinin kaderi özel sektörün iki dudağının arasında. Önümüz ramazan ayı. Hata bizim aslında. Çay hasadını ramazana bağlamamak lazım. Çay hasadı 40 günde yapılıyor. ÇAYKUR bunu defalarca bize anlattı. Mesaj da çekerek bize bildirdi. Üretici acele etti, elinde fazla çay olunca, bazı özel sektör firmaları bunu fırsata dönüştürdü. 1,80 kuruşa çay almaya başladı. Bu üreticiye yazık değil mi? Devletin verdiği fiyatın altında çay alarak üreticinin o parasını nasıl yiyeceksiniz. Hiç mi vicdanları sızlamayacak?” dedi.

resimid_4960250ÇAYKUR UYARDI

Çaykur, yaş çayı belirlenen fiyatın altında satmamaları konusunda üreticileri uyardı, üretilen çayın tamamını alacaklarını duyurdu. ÇAYKUR’dan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Çok değerli üreticilerimiz; çay sezonunun henüz başında olmamıza rağmen bazı firmaların fırsattan istifade etmek niyetiyle düşük fiyattan yaş çay aldıkları bilinmektedir. ÇAYKUR olarak hiçbir müstahsilimizin mağdur olmasını istemiyoruz. Çayınızın tamamını alacağımızı biliniz ve hiçbir şekilde çayınızı belirlenen fiyatın altında satmayınız. Tüm üreticilerimizin çayını işleyecek kapasitemiz mevcuttur ve tamamını da alacağız. Mağdur olmamak için acele etmeyiniz. Günlük mübayaamız 11 bin tonların üzerine çıktığından 46 fabrikamızın tamamında eşit şekilde 15 kilogramdan geçici bir süre kontenjan uygulamak zorunda kalıyoruz. Tekraren; çayınızın tamamını alacağımızı bilmenizi isteriz.”

DHA