Karadağ 71 – 66 Türkiye (2019 FIBA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri)

Maçın ilk bölümünde Karadağ’ın Needham, Dubljevic ve Sekulic ile bulduğu sayılara Doğuş Balbay, Oğuz Savaş ve Metecan Birsen ile karşılık veren Türkiye, 5. dakikayı 8-7 üstün geçti. Kalan bölümde oyuna kenardan dahil olan Semih Erden ile pota altını etkili kullanan A Milli Basketbol Takımı, ilk periyodu 17-13 önde tamamladı.

İkinci çeyreğe peş peşe basketler bularak iyi başlayan Karadağ, Carapic’in pota altından bulduğu sayılarla 14. dakikada üstünlüğü yakaladı: 20-19. Karşılıklı basketlerle geçilen bölümde Türkiye, 16. dakikayı 26-24 önde bitirdi. Skor üstünlüğünün birçok kez el değiştirdiği periyodun son 4 dakikasında Carapic ve Sekulic ile skor üreten Karadağ’a Metecan Birsen ve Wilbekin ile karşılık veren Türkiye, soyunma odasına 38-37 üstün gitti.

Üçüncü çeyreğe takımlar hücumda etkili başladı. Ivanovic ile dış atışlardan peş peşe isabetler bulan Karadağ, 23. dakikada skor üstünlüğünü yakaladı: 43-42. Ardından Berkan Durmaz, Semih Erden ve Doğuş Balbay’ın sayılarıyla 9-0’lık seri yakalayan Türkiye, 26. dakikada 8 sayılık fark elde etti: 43-51. Dubljevic ile 3 sayı çizgisinin gerisinden arka arkaya basketler bularak hücumda ritim yakalayan Karadağ, 28. dakikada skoru lehine çevirdi: 54-53. Kalan bölümde Türkiye’nin Semih Erden ile bulduğu baskete Ivanovic ve Popovic ile yanıt veren Karadağ, final periyoduna 58-55 önde girdi.

Dördüncü periyodun başında da hücumdaki etkili oyununu sürdüren ve 6-0’lık seri yakalayan Karadağ, 31. dakikada farkı 9 sayıya çıkardı: 64-55. İki takım da bitime 2 dakika 52 saniye kalana dek sadece 4’er sayı bulabildi. Milli takım, Wilbekin’ın 3 sayı çizgisinin gerisinden kaydettiği basketle bitime 1 dakika 23 saniye kala farkı 3 sayıya çekti: 69-66. Ardından sportmenlik dışı faul sonrası Semih Erden ile serbest atış çizgisinden 2 atış kaçıran ve hücumda kritik top kayıpları yapan Türkiye, karşılaşmadan 71-66 mağlup ayrıldı.

Öte yandan Türkiye ile aynı grupta bulunan ve sahasında Ukrayna’yı 72-68 yenen İspanya, 2019 FIBA Dünya Kupası’na katılmayı garantiledi.

Salon: Moraca Spor Merkezi
Hakemler: Georgios Poursanidis (Yunanistan), Nicolas Maestre (Fransa), Marius Ciulin (Romanya)
Karadağ: Needham 6, Petar Popovic 2, Sehovic, Sekulic 13, Dubljevic 17, Barovic, Carapic 11, Ivanovic 21, Radoncic, Djurisic 1, Vranjes
Türkiye: Doğuş Balbay 14, Metecan Birsen 10, Buğrahan Tuncer, Berkan Durmaz 5, Oğuz Savaş 2, Semih Erden 14, Tolga Geçim 3, Göksenin Köksal, Wilbekin 13, Sinan Güler, Sertaç Şanlı 5
1. Periyot: 13-17
Devre: 37-38
3. Periyot: 58-55

Tuncay Özilhan: İflaslar başlarsa durum daha kötüye gider

TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı bugün Ankara’da düzenlendi.

İşte toplantıda konuşma yapan TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın açıklamaları:

Dünyadaki krizlerin tarihi, neredeyse her seferinde krizleri tetikleyen faktörün siyaset kaynaklı olduğunu gösterir.

Ama siyasi olaylar her durumda ekonomik krize yol açmaz. Ekonomik temelleri sağlam, kamu bütçesi ve ödemeler dengesi açık vermeyen, bankacılık sektörü güçlü, denetim ve gözetimin iyi yapıldığı, merkez bankası ve diğer düzenleyici ve denetleyici kurumları özerk, kamu ve özel sektörde borçluluk oranları düşük olan ekonomiler krizlere dayanıklıdır.

Türkiye, biraz sonra daha detaylı yer vereceğim bazı sorunlara rağmen, 2001 krizinden sonra güçlendirilmiş olan ekonomik temelleri sayesinde, krizde önemli bir direnç gösterebiliyor.

Şirketler son 10 senedir kıymetli TL ve bol uluslararası finansmana dayalı bir model içinde idi. Bu şirketler şimdi zor durumda. Geçmişteki bir takım yanlış kararların bedeli ödeniyor. Konkordato ilan eden şirketlere her gün bir yenisi ekleniyor.

‘EĞER İFLASLAR BAŞLARSA DURUM DAHA DA KÖTÜYE GİDER’

Moraller bozuluyor. Reel sektör, yüksek enflasyon ve TL’deki dalgalanma nedeniyle önünü göremiyor. Yüksek faiz oranları kredi kullanımını sınırlıyor. Eğer iflaslar başlarsa, durum daha da kötüye gider.

Dalga dalga KOBİ’lere, esnafa ve vatandaşa yayılır. İşsizlik bugünkü seviyelerinin üstüne çıkar. Yüksek işsizlik ve enflasyon halkın satın alma gücünü düşürür. Düşen talep şirketler kesimini daha da zora sokar.

‘KREDİ KAPASİTESİ HEPTEN DARALIR’

Bankaların bilançolarında sorunlu alacaklar artar ve kredi kapasitesi hepten daralır. Bu ihtimalin önüne geçilmesi için finans sektörünün doğru araçlarla desteklenmesi mutlaka gündeme alınmalı.

Reel sektör ve bankacılık sektörünün bir sarmal halinde aşağı çekilmesi önlenmeli. Belli bir süre için büyüme hızında sert bir düşüş kaçınılmaz görünüyor. Önemli olan bundan sonra ekonominin sağlıklı bir büyüme patikasına girmesi. Sağlıklı büyüme üretimden geçer. Üretimde yaratılan katma değeri artırmadan istikrarlı bir büyüme sürecine giremeyiz.

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişin sancıları çekiliyor. Birçok yerde işler yürümüyor, her kademede kararlar bir üst merciye devrediliyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi “Bakanlıklarımızda sistemin henüz tam oturmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar olduğunu ve bürokraside bundan kaynaklı rehavet olduğunu biliyoruz.” İnşallah, bu sıkıntılar kısa sürede aşılır ve güçlü bir geleneği olan bürokrasimiz yeniden etkin bir şekilde çalışmaya başlar.

İLGİLİ HABERTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklamasıTÜSİAD Başkanı Bilecik'ten kriz açıklaması ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

AKM’nin ihalesi bile yapılmamış!

İstanbul, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından Mayıs 2008’de verilen konserden sonra restorasyon yapılacağı öne sürülerek kapatıldı. Restorasyona bakanlık 70 milyon lira Sabancı Holding de 30 milyon lira ayirdi.

FOTO:İHA- AKM artık yok…

Korunacak tarihi eserler arasında yer alan AKM için dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 29 Ekim 2013 tarihinde hizmete açılacağını söylemiş ancak yenileme çalışmaları 2013’te durdurulmustu. Günay’dan sonraki Bakan Ömer Çelik ise, AKM’nin 2014 yılında da hizmete açılmasınin planlandığını belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da AKM yıkılırken “Sözünü aldım, 2019’un ilk çeyreğinde bitecek. Türkiye 10 yıl önce yapması gereken bir işe ancak bugün başlayabiliyor. Bundan dolayı çok üzgünüm. Çünkü çoktan biz AKM’yi bitirmiş ve milletimizin hizmetine sunmuş olacaktır. Ülkemizin kaybettiği bu 10 yılın hesabını kim verecek?” ifadelerini kullanmıştı.

BAKANLIK YANITLADI: 2 YILA BİTER

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in sorusuna verdiği yanıtta, “İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin en kısa sürede hizmete girmesini teminen 2018 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla ihale süreci başlatılacaktır. 2019 Şubat ayı içerisinde de Kültür Merkezi’nin inşaatına başlanılması ve 2 yıl içinde tamamlanması planlanmaktadır” dedi.

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen ise AKM kapatılalı tam 10 yıl oldu. 10 yıldır İstanbul halkı başta olmak üzere operadan, sanattan ve tiyatrodan mahrum bırakılıyor. Asıl bu 10 yılın hesabını kim verecek? ” diye konuştu.

Dolar/TL ne kadar oldu? (29.11.2018)

Dolar/TL Kasım ayı başından bu yana 5.20-5.50 bandında dalgalanıyor. TCMB ve hükümet tarafından son dönemde atılan adımlar, ABD ile ilişkilerin iyileşmesi ve petrol fiyatlarındaki gerileme dolar/TL’nin kademeli bir şekilde Ağustos ayında gördüğü zirve öncesindeki seviyelere dönmesine neden oldu. Dolar/TL 13 Ağustos’ta 7.24 ile tarihi zirvesini görmüştü.

29 KAS 08:05 29 KAS 08:05 Dolar ne kadar oldu? Dolar/TL 5.2118/5.2110'den, Euro/TL 5.9457/5.9440'den işlem görüyor.

 

Bankacılar petrol fiyatlarındaki düşüşün enerjide neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Türkiye ekonomisi için avantaj olduğuna dikkat çekiyorlar. Analistler düşüşün, Türkiye’nin enerji faturasındaki azalış ve dolayısıyla cari açıktaki düşüşe, şirketlerin üretim maliyetleri ve manşet enflasyona doğrudan etkisine dikkat çekiyorlar.

REUTERS

Hakan Ateş: Turizm Türkiye’nin petrolü gibidir

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) tarafından Kundu Oteller Bölgesi’nde düzenlenen, 8. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelen DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği sohbet toplantısında, ekonomi gündemi ve bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

DenizBank’ın özellikli ve öncelikli sektörleri arasında gemicilik, tarım, eğitim, sağlık, altyapı ve enerji ile birlikte turizmin de bulunduğunu belirten Ateş, “Türkiye’mizin bankacılık sektörünün toplam 17,5 milyar dolar civarındaki turizm kredisinden 3 milyar doların üzerinde bir pazar payı elde etmiş durumdayız ki bu da açık ara Türkiye’de turizmi en fazla finanse eden banka konumuna sokuyor bizi.” diye konuştu.

Ateş, 5 yıldızlı oteller ve birinci sınıf tatil köylerinin yanında pansiyondan hava yolu şirketlerine, tur operatörlerinden işletmecilere ve yatırımcılara kadar, yenileme, yeniden yapma işlemlerine uzanan bir zinciri finanse etmek istediklerini bildirdi. Turizmin bir ekosistem olduğunu ve sistemin, en zayıf halkası kadar güçlü olduğunu ifade eden Ateş, her halkanın güçlü olması için çaba sarf ettiklerini vurguladı.

2015 ve 2016 yıllarındaki sıkıntılı dönemin ardından 2017 yılından itibaren toparlanmaya başlayan turizm sektörünün bu yıl daha da yükseldiğini dile getiren Ateş, “Görünen o ki 2019, 2020 ve 2021’de de bu süreç hızlanarak devam edecek. Turist sayısı 40 milyona yaklaştı, muhtemelen sene sonunda bulur veya biraz geçebilir. Turizm geliri 30 milyar doları aştı. Bu noktada biraz düşündürücü olan konu turist başına gelirlerin 850 dolardan 100-150 dolar daha altına düşmüş olması. Maalesef dünyanın belki de en güzel noktalarını, en iyi servis kalitesini ve de sadece doğa değil, tarihi güzellikler de dahil biraz ucuza satıyor konumundayız. Bu, birçok jeopolitik nedenden veya sektördeki bu işin belki de yeterince şu ana kadar organize edilemeyişinden kaynaklanıyor diye düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

DenizBank’ın KKTC turizmini de finanse eden bir banka olduğunu anlatan Ateş, Ercan Havaalanı’nın tek finansörü olan bankanın, Kıbrıs Barış Suyu projesinin de finansörü olduğuna dikkati çekti.

“EKONOMİNİN GENELİNDE GİDEREK BİR İSTİKRARA KAVUŞMA VAR”

Türkiye’nin oldukça hareketli bir yaz geçirdiğini, özellikle ağustos ayı ortasında finansal boyutu çok inişli çıkışlı bir dönemin yaşandığını, şimdi bunun dengelenme sürecinde bulunulduğunu belirten Ateş, şöyle devam etti:

“Ve tabii bunun bazı maliyetleri oluyor ama görünen o ki şu an itibarıyla daha istikrarlı bir döneme doğru gidiliyor. Gerek faizler gerek kur nispeten daha istikrar kazandı. Önümüzdeki dönemde daha da iyileşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Tabii bu durum, büyümeden önümüzdeki 1-2 sene içerisinde fedakarlık etmemizi gerektirebilir. Fakat sonrasındaki gelişmeler düşünülürse, eğer buradan doğru bir girişle ve altyapıyla iş kotarılabilirse ondan sonra daha iyi bir büyüme, daha sağlıklı bir büyüme olacağını hepimiz öngörebiliriz. Bu dönemin aşılması kanaatimce biraz da özel sektördeki yapılanma ve onun ne şekilde seyir izleyeceği ve düzenleyicilerin, otoritelerin bu konuda nasıl bir pozisyon alacağına bağlı olacaktır. Sonuçta baktığımızda ekonominin genelinde giderek bir istikrara kavuşma var, belki çok fazla büyümenin olmadığı önümüzdeki birkaç yılın arkasından, doğru adımlarla ve reformlarla, daha sonrasında çok daha sağlıklı bir büyümeye gidiş olacağını öngörüyorum.”

Ateş, kamu, bankacılık ve hane halkı dışında özel sektörün net açık pozisyonu 210 milyar doların üzerinde olması nedeniyle kurdaki dalgalanmadan kısmen etkilendiğini belirterek, bunun giderilmesi için, iç ve dış talebin dengeleneceği bir ekonomik modele gidilmesinin doğru olacağını söyledi.

İç talebin dış taleple dengeli hale gelmesi durumunda Türkiye’nin önünün son derece açık ve parlak olduğunu ifade eden Ateş, “Turizm de Türkiye’nin petrolü gibidir. Her sene 30 milyar dolar ama potansiyel olarak 60-70 milyar dolar gelir getirebilir. 50’den fazla sektöre doğrudan artı değer yazacak bir sektörden bahsediyoruz.” dedi.

TURİZM SEKTÖRÜNE YATIRIMCI İLGİSİ

Turizm sektöründe kriz yıllarının ardından sektörün kullandığı kredilerde bir yapılandırma yapılıp yapılmadığına yönelik soru üzerine DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, turizmde yaşanan sıkıntılı yıllarda borç servisinde bazı sıkıntılar, gecikmeler olduğunu fakat bunu proaktif bir yaklaşımla öngörerek yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Ateş, “Tam rakam söylemeyim ama 1,5 milyar doların üzerinde bir yapılandırma yaptık DenizBank olarak.” açıklamasında bulundu.

Turizmin yukarıya gittiğini ve sektörün dinamik yapısını koruduğunu kaydeden Ateş, sektöre geçen yıl ve bu yıl çok fazla sayıda yatırım da gelmeye başladığını dile getirdi.

Ateş, “Yani sadece bizimle konuşan yatırımcıları biliyorum ama eminim ki bizim bilmediğim de çok sayıda ilgili gruplar var. Kıta Avrupa’sından Uzak Doğu’suna, Amerika’ sına kadar belli yatırımcı grupları. Bu aslında sektörün de orada yaratılan varlığın da değerli olduğunu gösterir. İyi ki sektöre kol kanat germişiz, elimizden gelen desteği vermişiz.” diye konuştu.

BANKALARA STRES TESTİ

Bir gazetecinin, “Dalgalı geçen dönem sonrası bankalara stres testi yapılacağı gündeme geldi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Ateş, finans, yatırım dünyasında, yani paranın konu edildiği her yerde güven unsurunun çok önemli olduğunu, yatırımın, şeffaf, hesap verebilir, adil ve sorumluluk alan bir kurumsal yönetimin hakim olduğu yerlere gittiğini dile getirdi.

Bu yıl gelişmekte olan ülkelere 1,1 trilyon dolar civarında yatırım olduğunu, Türkiye’nin yabancı yatırımdan aldığı payın nispi olarak biraz azaldığını ifade eden Ateş, güven ortamını tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Ateş, “Çünkü nereden bakarsanız bakın finans yani para en akışkan şeydir. Risk gördüğü yerde kalmak istemez ama görünen o ki bu güven ortamının giderek tesis edilebileceği, getirilerin de iyi olabileceği şeyler oluyor. Yani bir ortam, bir iklim oluşmaya başladı. Turizm sektörü için bunu özellikle söyleyebilirim.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’deki bütün bankaların son derece şeffaf ve hesap verebilir durumda bulunduğunu, Uluslararası Muhasebe Sistemine göre 3 aylık bilançolarda da bunun açıklandığına işaret eden Ateş, problemli kredi oranın yüzde 3,4 olduğunu, varlık yönetim şirketlerinin rakamları konulduğunda bu rakamın yüzde 4,9’a çıktığını, ikinci grup denilen dikkatli izlenmesi gereken kredi grubunda da rakamların yüzde 13-14’e çıktığını ama bunun çok korkutmaması gerektiğini söyledi.

Ateş, “Türkiye bankacılık sistemi son derece sağlam, iyi sermayelendirilmiş, sermaye yeterliği olan ve likiditesini çok iyi korumuş bir sektör. Gerçekten o kadar iyi çerçeve altına alınmış ve düzenlenmiş yani regüle etmiş bir sektör ki bankacılık, her kımıldayışınızda, milim hareketinizde bile dikkatli olmanız ve kurala uygun davranmanız lazım.” dedi.

AA

ABD, bize Saddam muamelesi yapıyor

Genelkurmay İç Güvenlik Dairesi eski Şube Müdürü Kurmay Albay Ünal Atabay, Suriye sınırımızda teröristlere kalkan olacak “Gözlem noktaları” kurulmasıyla ABD’nin, “Artık sınır hattında PYD/PKK terör örgütü yok, sınırın güvenliğinde biz varız” mesajı vermek istediğini söyledi. Atabay, Türkiye’nin olası müdahalesine karşılık, ABD’nin muhatabın kendileri olacağını açıkça deklare ettiğini belirtti.

“TÜRKİYE’YE KARŞI BİR TAKTİK”

Atabay, ABD’nin, bu girişiminin, Türkiye tarafından karadan yapılabilecek bir harekata karşı, tamamen PYD/PKK terör örgütünü korumaya yönelik “caydırıcı kalkan” olma niyetini taşıdığını kaydetti. ABD’nin Fırat’ın doğusuna Türkiye’nin olası müdahalesini önlemek amacıyla uyguladığı taktiği Atabay şöyle açıkladı: “IŞİD terör örgütü tehdidi bahanesiyle zaman kazanarak PYD/PKK sözde düzenli ordu seviyesinde teşkilatlandırılıyor. PKK/PYD’nin askeri kapasitesini artırıyorlar, bölgede oluşturdukları siyasi-idari yapıyı güçlendirmeyi hedeflediklerini açıkça ortaya koyuyorlar.”

Ünal Atabay

Ünal Atabay

UÇUŞA YASAK BÖLGE GELECEK

ABD’nin bölgede bir taraftan hava üsleri inşa ederken, bir taraftan da radar sistemleri kurduğunu kaydeden Atabay, şunları söyledi: “Gözlem noktalarının tesisinin ardından veya öncesinde, Fırat’ın doğusunda hava sahasını, tıpkı Irak’ın kuzeyinde Saddam Hüseyin’e yaptıkları gibi uçuşa yasak hale getirecektir. Sınır hattı boyunca kurulacak 30 kadar gözlem noktası, teröristlerin konuşlu olduğu ve ABD üslerinin-koalisyon güçlerinin bulunduğu yerlerde tesis edilecek. Bu durumda ABD, PYD/PKK güçlerini hem karadan hem de havadan bir koruma şemsiyesi altına alacak. Böylece örgütün ordulaşmaya doğru gidişini sağlamayı sürdürmüş olacaktır.”

Ergenekon’da mütalaa veren savcıdan çarpıcı FETÖ tespiti

Fetullahçı Terör Örgütü kumpaslarından olan Ergenekon Davası’nda duruşma savcısı esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Mütalaasını İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunan savcı, “Ergenekon adlı bir örgütün varlığı ispat edilememiştir” dedi. Savcılık görüşünde Ankara’da 2014 yılında hazırlanan “FETÖ Çatı” davasının iddianamesinde Ergenekon Davası ile ilgili yapılan tespite yer vererek şu ifadeleri kullandı: “Ergenekon Davası FETÖ için geçmişteki pis işlerini içine attığı ve kendisi üzerindeki bütün kuşkuları yok etmek için kullandığı bir nevi çöp tenekesidir.” İşte o tespitler:

“TARAF GAZETESİ’Nİ KURDULAR”

Ergenekon komplosunun en önemli ayaklarından birisini de liberaller ile olan ittifak oluşturur. Cemaat, liberallerin desteğini ve onların yönlendirilmelerini komplonun önemli bir unsuru olarak gördüğü için, ‘Taraf’ adında bir gazete kurmuş, kendi medyalarında da liberal aydınlara yer açarak onların entelektüel birikimlerini kendi psikolojik harekatlarının bir parçası yapmıştır.

Türkiye’de liberal demokrat kesimler farkında olmadan cemaatin ideolojik etkisi altına girmişlerdir. Liberal aydınlar, Fetullahçılara Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bastırılmasından sonra demokratik reformların gerçekleşeceğini sanarak bu desteği vermiştir. Ergenekon komplosu, teorik ve plan düzeyinde cemaatin stratejistleri tarafından 2005 yılında hazır hale getirilmişti.Ergenekon Davası iki temel aşamadan oluşan bir komplodur. Birinci aşama, terör eylemleri ve ajanlar aracılığıyla ‘somut delil üretme’ aşamasıdır. İkinci aşama ise, birinci aşamaya dayanılarak ‘Ergenekon Davası’ aracılığıyla ‘bastırma’ aşamasıdır. Bu bastırma ise daha çok Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde olmuştur.

“2007’DE HAYATA GEÇİRDİLER”

Ayrıca komploya karşı çıkan ve ihaneti görmesi muhtemel siyasi yapıların, gazetecilerin, aydınların, bastırılmasını öngörülmüştür. FETÖ, Ergenekon Davası aracılığıyla bastırmayı bilerek gazeteci ve aydınlara kadar genişletmiştir. Amaç dışarıda kalanlara gözdağı vermektir.Basın yayın ve muhalif görüşler devre dışı bırakılmış, sivilleşme ve askeri vesayetten kurtulma adına örgüt, bütün devlet kurumlarında kadrolaşmış ve yerleşmiştir.

Plan, 2007 yılında hayata geçirilmiştir.Bu planı uygularken örgüt,düşmanlarının bazı hatalarını, eksikliklerini çok iyi kullanmıştır. Bu tuzak ile avlanmak istenen TSK kendi elleriyle örgüte istediği kaotik ortamı sağlamış,27 Nisan 2007 günü muhtıra vermiş, cumhurbaşkanı seçilememiş, hükümet zor duruma düşürülmüş ve kasımda yapılmasıgereken genel seçimler erkene temmuz ayına alınmıştır.
Fetullahçı Terör Örgütü, bu fırsatılehine değerlendirerek Ergenekon tuzağını uygulamaya koymuştur. Askerin siyaset üzerindeki vesayeti nedeniyle Ergenekon soruşturmaları başlangıçta toplumda destek görmüştür. Ancak hiç kimse bunun bir yalan olabileceğini, sahte delilleri, iftirayı ılımlı (!), hoşgörülü (!), barış yanlısı (!) dini bir cemaatten ummamış beklememiştir.

Ergenekon Davası’nda bundan dolayı mağduriyetler fark edilip tedbir alınamamıştır. … İstanbul Ümraniye’de bir evin çatısında yirmi yedi el bombası Trabzon’dan yapılan bir ihbar üzerine12 Haziran 2007 günü bulunduğu iddiasıyla başlayan Ergenekon FETÖ’nün kumpasıdır.

Fetullah Gülen’e ve örgütüne karşı toplum kesimlerine yönelik başlatılan operasyonlar sonucu delilsiz, hukuka aykırı, uydurma iddialarla başlatılıp adli hatalar ve sahte delillerle sürdürülen davaların bir kumpas-komplo olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır.

Aytunç ERKİN- Can ÖZÇELİK

Kadın girişimci oranı yüzde 9’a çıktı

Alanında ilk ve tek olan Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda 12. kez ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi’, ‘Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi’, ‘Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi’, ‘Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi’ ödülleri sahiplerini buldu.

12 YIL ÖNCE BAŞLADI

Bu sene 3000’e yakın adayın başvurduğu yarışmada redeer markasının yaratıcı Müşerref Sezen Saral Türkiye’nin Kadın Girişimcisi seçildi. Nebyan Doğal Girişimi ile Nazlı Uyanık Yıldız Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi oldu. RS Research kurucusu Rana Sanyal Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi seçildi. Hayata geçirdiği KızCode projesiyle Müjde Esin ise Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi ödülünü kazandı. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, “Yarışmada ilk sene 100 küsur aday vardı, bu sene 3.000 başvuru, toplamda ise 37 bin kadın adayımız oldu. Zaten Türkiye’de 110 bin kadın girişimci olduğunu düşünürsek, ekosistemin üçte biri bize geliyor demektir.

Bu nedenle yarışma bizim için de çok önemli, İspanyol ortağımız da o kadar beğendi ki bu modeli kendi ülkesinde bir benzeri için harekete geçti” dedi. Kadın girişimcilere yaklaşık 5 milyar TL finansman sağladıklarını dile getiren Cemal Onaran, “Bu sene Türkiye’de bir ilke imza atarak Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile kadın girişimcilere özel 75 milyon dolarlık sosyal bono ihracını gerçekleştirdik. Ödül alan kadınların iletişim çalışmalarına da destek oluyoruz. 2000’lerdeki yüzde 5 kadın girişimci oranı 2018’de ancak yüzde 9’a yükseldi” dedi.

MUCİT KADIN GİRİŞİMCİLER VAR

Bu yarışmaya daha önce katılan kadın girişimcilerden olduğunu belirten KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, “Uzun yıllar ailem ne iş yaptığımı anlamadı bile! Ne zaman ki kendime bir spor araba aldım o zaman ikna oldular” dedi. Yarışmaya katılan sektörlerin farklılaştığını dile getiren Sanem Oktar, “Bu sene akademisyen kökenli mucit kadın girişimciler var, patentli ürün yapıyorlar. İkinci olarak sosyal bir sorunu çözen kadınlar var” diye konuştu.

Erdoğan’dan öğretmenler günü mesajı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” nedeniyle bir mesaj yayımladı. Mesajında;

“Başta görevleri başında şehit düşmüş eğitimcilerimiz olmak üzere, ahirete irtihal eden tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.

Emekli öğretmenlerimize de sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler niyaz ediyorum.

İlim ve bilgide üstünlüğü kaybeden bir milletin, kendini geliştirmesi ve refah seviyesini yükseltmesi imkansızdır. Gençlerimizin her açıdan iyi yetiştirilmeleri, tarihlerini iyi öğrenmeleri, medeniyet değerlerini özümsemeleri, sorumluluk sahibi olmaları, milletimizin istikbali açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenledir ki bizler, eğitim öğretimi öteden beri en öncelikli konularımız arasında telakki ediyoruz.

Ülkemiz özellikle son 16 yıllık dönemde, yapılan yatırımlar ve geliştirilen projelerle eğitim alanında önemli atılımlar yapmıştır. Öğretmenlerimizin de desteği ile ulaştığımız seviyeyi korumaya, eğitimde kaliteyi de daha da yükseltmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

Özlük haklarında iyileştirmeler yapmayı önemsediğimiz öğretmenlerimizin, huzur ve güven ortamında mesleklerini en güzel şekilde icra etmeyi sürdüreceklerine inanıyorum.

Kutsal olduğu kadar mesuliyeti de yüksek bir mesleği icra eden; sevgi ve fedakarlık timsali olan öğretmenlerimiz, gerçekleştirdikleri eğitim öğretim faaliyetiyle adeta istikbalimizi de şekillendirmektedirler.

Yurdumuzun her köşesinde fedakarca çalışan, en zorlu şartlarda dahi mesleklerini sevgiyle icra eden öğretmenlerimiz, her türlü övgü ve takdire layıktır. Gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olan öğretmenlerimize hepimiz şükran borçluyuz.

Bu düşüncelerle, Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan tüm öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyor, tüm eğitim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Gününü tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı

App Store’a Anadolu ilgisi

20 yıldan uzun süredir dünyanın her yerinden müşterilere illüstrasyon, animasyon ve dijital oyun çalışmaları yapan Mehmet Saygın, kendine ait ürünler yapma niyetiyle önce “Super Lemon Games” yapısını kurmuş. Bunny Golf Arcade, Super Lemon Games’in iOS için geliştirdiği ilk oyun. Mehmet’in anlatımıyla “Bunny Golf Arcade etrafta zıplayıp duran, havuç yiyip yuvalarına ulaşmaya çalışan aşırı sevimli tavşanlarla dolu bir oyun.” Uygulama Adana’da geliştirildi.

unnamed

2012 yılında Ankara’da ATOM (Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi)’da kurulan Panteon ilk başlarda tarayıcı tabanlı strateji oyunları geliştiren bir stüdyoyken, iPhone ile başlayan mobil devriminin üzerine 2013 yılında mobil oyunlar geliştirmeye niyetiyle ilk oyunları olanı ve MoBu oyun serisine başlamış. “MoBu Macera Başlıyor” kullanıcılar tarafından çok beğenilmiş ve kısa sürede dünyada bir çok ülkede uygulama listelerinde ilk 10’a yerleşmiş.
unnamed

ULAK, Bursa’da motorlu kuryeye ihtiyacı olan kişilerle, güvenilir motorlu kuryeleri buluşturan yani hayatımızı kolaylaştırırken bize zaman kazandıran bir uygulama. Sabri Sami Toker ve Peakode işbirliğiyle 2015 yılında geliştirilmeye başlayan uygulama Türkiye’de 50’den fazla şehirde e-ticaret teslimatlarını gerçekleştiriyor.

unnamed

Eskişehir’de geliştirilen Oddmar iskandinav mitolojisinden ilham alan öyküsüyle sürükleyici bir oyun deneyimi sunuyor. Bilkent Üniversitesi’nde tanışan iki arkadaş Özgür Taşkın ve Ferhat Aydoğan tarafından kurulan Mobge’nin geliştirdiği Oddmar, bu sene Apple Tasarım Ödüllerinde “En İyi Oyunlar” kategorisinde ödül kazandı ve uluslararası bir başarıya imza attı.

unnamed ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.